Kpss Sınavında Çıkabilecek Güncel Konular
KPSS-A Nedir, KPSS-B Nedir?
Kpss Vatandaşlık Uluslararası Kuruluşlar Sunusu
Tarih, Coğrafya, Vatandaşlık, Eğitim Bilimleri ve Matematik
Kpss Vatandaşlık,Anayasa ve Tarih İle İlgili Sınav Kazandıracak Püf Noktaları
Kpss A Sınavlarına Hazırlık İçin Temel Başvuru Kaynakları
Kpss Türkçe Ders Notları
Kpss İngilizce Ders Notları
Kpss İnkılap Tarihi Ders Notları
Kpss Matematik Konu Anlatımı
- Kpss Coğrafya Ders Notları
Kpss Tarih Ders Notları
3.2 Basit Faiz: Sadece ilk yatırım üzerinden kazanılan faiz.
3.3 Yıllık Bileşik Faiz Oranı - Yıllık Basit Faiz Oranı
Yıllık %12 faiz oranı aylık %1 faiz oranına eşittir. Yıllık faiz oranını aylık faiz oranına çevirirken %12 i direk olarak 12 e böleriz. Fakat aylık faiz oranından hareketle yıllık faiz oranını bulmak için aşağıdaki formülü kullanırız.
(1+yıllık faiz oranı)=(1+aylık faiz oranı)
3.4 Örnekler
Enflasyon oranı yıllık %5, yıllık faiz oranı %84 ise, reel faiz oranı nedir.
RFO=0,019 aylık RFO 0ranını yıllık faiz oranına çevirmek için aşağıdaki işlemi yaparız.
(1+YFO)=(1+AFO)
(1+YFO)=(1+0,019)
Yıllık % 24 faiz oranı üzerinden 3 aylık devrelerle bankaya yatırılan bir miktar paranın 2 yıl bankada kalması durumunda alacağı değer nedir?
1 yılda 3 aylık 4 dönem var. %24/4=%8 1 dönemdeki faiz oranı
24 ayda 8 dönem vardır( 24/3=8)
(1+YFO)=(1+AFO)
1+YFO=(1+0,06)
4. Bugün ki Değer
Bu formül gelecekteki nakit akışlarının bugün ki değerini bulmak için kullanılır.
5. Birden Çok Nakit Ödemeleri
2000$ peşin, 1 yıl sonunda 3000$, 2 yıl sonunda 5000$ ödemem var. Ödemelerimin bugün ki değeri nedir.
5.1 ÖRNEKLER
Yıllık faiz oranı %84, 2 aylık devrelerle 1,5 yıl bankada kalacak olan 1.000.000 liranın 1,5 yıl sonraki değeri nedir.
1 yılda 2 aylık 6 dönem var ise = %84/6= %14 2ay olan dönem faizi
1,5 yılda 9 dönem vardır.
(1+FO)=
FO=2,25
1,200,000 liralık mal alınacak , yıllık faiz oranı %84
peşin alırsam %10 indirim
Taksitli 300,000*4 taksit
4 ay sonra nominal değeri verilecek
200,000 peşin kalan 250.000*4 taksit
yukarıdaki ödeme şekillerinden hangisi daha avantajlıdır.
1.200.000*0,90= 1.080.000
Yıllık faiz oranı %84/12=%7 aylık faiz oranı
BD=
6. Annuite:
Aylık ödemeler, faiz oranları ve devreler eşit olmalı bu formülle 2. örneğin 2. şıkkını çözersek
BD= 300.000(
7. Tahvil ve Hisse Senedi
İşletme fon gereksinimi duyduğunda tahvil ve hisse senedi ihraç eder. Hisse senedi ihracı ile firma içerden sermaye alır (ortak sayısını arttırarak)
Firma tahvil ihraç ederek banka faizi ile kredi almak yerine kişilere borçlanır.
Tahvilin kuponu faizlidir. %18 kuponlu demek tahvilin nominal değeri üzerinden %18 faiz işleyecek demektir.
Kolon
4
3
Kupon
2
1
%18 kuponlu 1.000 tl 4 yıllık vadeli tahvil
1.yıl sonunda 1 kuponu verip % 18 faiz oranı ile 180 tl alırız
2. yıl sonunda 2 kuponu verip 180 tl alırız
3.yıl sonunda 3. kuponu verip 180 tl alırı
4. yıl sonunda 4 .kuponu verim 180 tl + nominal değeri alırız
7.1 Örnek:
%18 kuponlu 1.000 tl nominal değerli 4 yıllık vadeli enflasyon oranı %15 olan tahvili değerlendirelim.
BD=
8. Hisse Senedi:
Hisse senedinde ana paranın geri alımı ortaklıktan ayrılma ile olur.
Hisse senedinde 2 kazanç söz konusudur. Kar pay kazancı ve sermaye kazancı (Hisse senedi alış-satış fiyatı arasındaki fark)
8.1 Örnek:
1500 liradan hisse senedi aldım 2000 liradan sattım. 1 senede tuttum elimde. 1 sene sonunda bana 250 liralık kar payı getirdi.
Toplam Getiri Oranı (r) =
Toplam Getiri Oranı (r) =
Kar payı kazanç oranı
Sermaye kazanç oranı
bu deklemden denklemini elde ederiz.
Son olarak Po= denklemi elde edilir. Bu denklem 1 kere kar payı ödemesi yapılması durumunda geçerlidir. Po=BD diyebiliriz.
Birden çok olan kar payı ödemelerinin bu gün ki değerini bulmak için;
Tüketici Teorisi TÜKETİCİ TEORİSİ 13-FAYDANIN ÖLÇÜLEBİLİRLİĞİ VE TERCİH SIRASI Fayda mal ve hizmetlerin ihtiyaçları karşılama özelliğidir. 1-Kardinal Faydacılar(Ölçülebilir Fayda): Her malın faydası sayısal olarak ifade edilir. Her maldan elde edilen fayda ile tüketicinin sahip olduğu öteki mal miktarı arasında ilişki vardır. Marjinal fayda tüketilen son birimin toplam faydaya yaptığı ilave faydadır. Mal miktarı arttıkça fayda azalır. İlave her birimin sağladığı fayda bir öncekinden azdır. İlk birim maldan itibaren toplam fayda azalan hızda artar. Marjinal fayda sıfır olduğunda toplam fayda maksimumdur. O noktadan itibaren toplam fayda azalmaya başlar. Marjinal faydanın azalmasına azalan marjinal fayda kanunu denir. -Değer Paradoksu: Herhangi bir malın değerini o malın faydası değil marjinal faydası belirler. Bu yüzden miktarı çok olan malların marjinal faydaları düşüktür.(su) Miktarı çok az olan malın marjinal faydası çok yüksek olacaktır. *Ordinal faydacılara göre malların faydası ölçülemez sadece karşılaştırılabilir.
14-EŞ MARJİNAL FAYDA ve TÜKETİCİ DENGESİ Kardinal Yaklaşım: Malların faydasını bilen tüketici çeşitli mallardan en yüksek faydayı sağlayan bileşimi satın aldığında dengeye gelir. 1-Tüketici Dengesi: Tüketici karar verirken her mala yaptığı harcamanın son lirasının kendisine sağladığı faydalar eşit olacak şekilde hareket eder. Bir mala harcanan son liranın tüketiciye sağladığı fayda MU/F dir. Önünde çeşitli mallar olan tüketici MU/F oranı en yüksek olan mala öncelik verecektir. 2-Tüketici Dengesi ve Ferdi Talep Eğrisi: Tüketici dengesi malların marjinal faydalarının fiyatlarına oranı birbirine eşit olduğu zaman gerçekleşir.
Herhangi bir nedenle a malının fiyatı düşerse eşitlik bozulur. A malına yapılan ödemenin marjinal faydası(MU/Fa) artar ve A malından daha fazla satın alınır. A malının fiyatının düşmesi sonucu satın alınan A malı miktarı 2 nedenle artar. Tüketicinin reel geliri artar(Gelir etkisi) A malı diğer mallara göre ucuz olmuştur. 15-FARKSIZLIK ANALİZİ VE TÜKETİCİ DENGESİ -Ordinal Yaklaşım: Varsayımlar: *Tüketici geliri veridir *Tüketici malların faydasını ölçemez fakat mal bileşimleri arasında tercih yapabilir yada kayıtsız kalabilir. *Tüketici rasyoneldir. 1-Farksızlık Eğrileri: Tüketiciye aynı faydayı sağlayan farklı mal bileşimlerinin geometrik yeridir. İki malı satın almada tüketici sonsuz sayıda farksızlık eğrisine sahiptir. Her biri sağa doğru bir üst tatmin düzeyini gösterir. Bunlara farksızlık paftası denir. Özellikleri: *Farksızlık eğrileri birbirini kesmez *Sol yukarıdan sağ aşağı inerler *Orijine göre dış bükeydir. (Farksızlık eğrisinin eğimi marjinal ikame oranını verir. MİO azalan seyir izler) -Marjinal İkame Oranı: Tüketicinin aynı tatmin düzeyinde kalabilmek için, malların birinden bir birim fazla alması halinde öteki maldan vazgeçmesi gereken miktarı gösterir. Aynı fayda düzeyinde kalarak bir maldan aldığımız miktarı devamlı artırırsak MİO azalır.(Azalan MİO prensibi)
2-Bütçe Doğrusu: Bütçe kısıtı tüketicinin alabileceği mal miktarının piyasadaki malların fiyatları ve tüketicinin harcamalar bütçesi ile sınırlı olmasını ifade eder. Veri harcamalar bütçesi ve veri piyasa fiyatları ile tüketicinin çeşitli mallardan alabileceği miktarları gösterir. 3-Tüketici dengesi: D noktasında tüm bütçe olanaklarıyla en yüksek faydaya erişilmektedir.
4-Fiyatların Değişmesi ve Denge A malının fiyatı düşerse yeni denge D de oluşur. -Fiyat Tüketim Eğrisi:
Mallardan birinin fiyatının sürekli değişmesi halinde tüketiciye en yüksek tatmini sağlayan farklı mal bileşimlerinin geometrik yeridir.
ÜRETİCİ TEORİSİ 16-ÜRETİM FONKSİYONU ve VERİM ANALİZİ Üretim, kıt mal yada hizmetlerin miktar yada faydalarını artırmaya yönelik her türlü çabadır. 1-Üretim Fonksiyonu: Bir malın üretimine katılan üretim faktörleriyle elde edilen çıktı arasındaki ilişkidir. Q=f(C, L, N) C:kapital L:emek N:toprak A-Faktörlerarası Bileşim Oranı ve Üretim Teknolojisi: Bir malın üretiminde kullanılan üretim faktörleri bileşim oranlarına faktörlerarası bileşim oranı yada üretim teknik katsayısı denir. Bu oran üretim teknolojisini gösterir. B-Teknolojik Etkinlik: Üretimde en iyi girdi bileşiminin kullanılması ve girdi israfının olmamasıdır. *Analizde her firma tek bir mal üretir varsayarız. C-Üretim Fonksiyonu ve Zaman: Kısa dönemde üretim faktörlerinin bir kısmı değiştirilebilir, bunlara değişken faktörle, değiştirilemeyeceklere sabit faktörler denir. Değişken faktörün artırılması bir süre sonra azalan verimlere sebep olur. Uzun dönemde tüm üretim faktörleri artırılabilir. Burda ise üretim artar yani ölçek değişir. Ölçeğe göre getiriden söz edilir. 2-Kısa Dönem ve Azalan Verimler Kanunu: Bu dönemde değişken faktörü artırarak üretim miktarını artırmak olasıdır. q=f(x, y¯ ) y sabitken x devamlı artırılırsa toplam ürün ilk önce artan hızla artar sonra azalan hızla artar. Bir süre sonra toplam ürün azalır buna azalan verimler kanunu denir. Marjinal ürünün sıfır olduğu yerde toplam hasıla maksimumdur. -Azalan Verimlerin Ortaya Çıkış Nedeni: Her üretim tekniğinde üretime katılan tüm faktörlerin en yüksek verimliliğe eriştiği bir optimal faktör bileşim oranı vardır. Bu noktaya kadar değişken faktörün artırılması aylak olan sabit faktörleri verimli kılar, işbölümü ve uzmanlaşma verimi artırır. Bu noktadan sonra verim azalır. Daha da devam ederse toplam ürün azalır. Marjinal ürün negatif olur. -Üretimde 3 evre ve Optimal Faktör Bileşimi
1.Evre:Üretim başlar, ortalama ürün max olur 2.Evre:Ortalama ürün max olur,marjinal ürün sıfır olur 3.Evre:marjinal ürün sıfır olur, toplam ürün sıfır olur
Eğer değişken faktör pahalıysa üretim 2. evrenin başına kadar yapılmalı. Sabit faktör pahalıysa 2. evrenin sonuna kadar yapılmalıdır. Fiyatlar birbirine yakınsa 2. evrenin içinde bir yere kadar üretim yapılmalıdır.
3-Uzun Dönem ve Ölçeğe göre Getiri: Bu dönemin uzunluğu tesis ölçeğini değiştirecek süre kadardır. Tüm faktörler artırılabilir. Ölçeğe göre sabit getiride, faktör artış oranı ile üretim artış oranı aynıdır. Artan getiride üretim artış oranı, faktör artış oranından daha büyüktür. Azalan getiride, üretim artış oranı faktör artış oranından daha azdır. 17-EN DÜŞÜK MALİYETLE ÜRETİM Optimal Faktör Bileşimi Seçimi 1-Eş-Ürün Eğrileri:Farklı faktör bileşimleriyle aynı üretim düzeyine ulaşabileceğimiz bileşimleri gösteren eğriye eş ürün eğrisi denir. Eş ürün eğrileri sağa doğru bir üst üretim düzeyini gösterir. Bunların toplu gösterimine eş ürün paftası denir. Özellikleri:-sol yukarıdan sağ aşağı inerler -Eş ürün eğrileri birbirini kesmez -orijine göre dışbükeydirler(eşürün eğrilerinin eğimi marjinal teknik ikame oranına eşittir. -Marjinal Teknik İkame oranı ve İkame Sınırı: Eş ürün eğrisi üzerindeki herhangi bir bileşimden diğerine geçildiğinde aynı ürün düzeyini koruyabilmek için bir faktör daha az kullanılırken öbür faktör daha fazla kullanılır. İşte faktörler arasındaki bu ikame oranına MTİ denir. MTİ=-ΔY/ΔX Faktörlerden biri artırıldıkça miktarı artırılan faktörün ikamesi güçleşmekte ve bir yerden sonra ikame mümkün olmaz. Üretim faktörlerinin ikamesinin olanaksız olduğu noktalar eksenlere paralel olan noktalardır. Bu noktalar birleştirildiğinde ikame sınırı bulunur. İkame sınırının içinde eş ürün eğrileri negatif eğimli, dışında pozitif eğimlidir. 2-Eş-Maliyet Doğrusu:Üreticinin eş ürün eğrileri üzerindeki faktör bileşimlerinden hangisi ile üretim yapacağı hem bütçesine hem faktör fiyatlarına bağlıdır. Üreticinin belirli bütçe ve veri faktör fiyatlarıyla satın alabileceği faktör bileşimlerini gösteren doğruya eş-maliyet doğrusu denir. C:bütçe F:faktör fiyatları
3-En Düşük Maliyetle Üretim: Firmanın iç dengesi yani üretimi en düşük maliyetle sağlayan optimal faktör bileşimi, eş ürün eğrisinin eş maliyet doğrusuna teğet olduğu noktada gerçekleşir. -Genişleme Yolu: Faktör fiyatları sabitken bir firmanın çeşitli üretim miktarlarını minimum maliyetle gerçekleştirmesini sağlayan optimal faktör bileşimlerinin geometrik yeridir. Genişleme yolu doğru şeklindeyse optimal faktör bileşim oranı aynıdır. Tesis ölçeği büyüdükçe aynı teknoloji ile üretim yapmaktadır. 18-MALİYET ANALİZİ Firmanın amacı kar maksimizasyonudur. Bunu yaparken toplam üretim maliyetine ve toplam satış hasılatına bakar. 1-Maliyet Fonksiyonu: Bir malın üretim maliyeti(C), o maldan üretilen miktar(q), üretim faktörleri fiyatına(F) üretim teknolojisine ve sabit faktörlere bağlıdır. C=f(q) ceteris paribus Sabit kabul edilen faktörlere maliyet eğrisini kaydırıcı faktörler denir. 2-Üretim Maliyeti ve Zaman: Kısa dönem: üretim hacmi, üretim kapasitesi değişmeden artırılır. Uzun Dönem: üretim hacmi üretim kapasitesi değiştirilerek artırılır. 3-Kısa Dönem Maliyet Eğrileri: Değiştirilebilen faktörlere yapılan harcamalar toplam değişir maliyetleri, sabit faktörlere yapılan harcamalar ise toplam sabit maliyetleri oluşturur. Toplam üretim maliyeti toplam sabit maliyetler ile toplam değişir maliyetlerin toplamına eşittir.
A-Toplam Sabit Maliyetler: Kısa dönemde firmanın üretim miktarından bağımsız olan maliyetlere denir. Ortalama sabit maliyet ürün başına düşen sabit maliyettir. Üretim arttıkça azalır. AFC=TVC/q
B-Toplam Değişken Maliyetler: Firmanın üretimini sürdürebilmesi için gerekli üretim faktörlerine yapılan ödemelerdir. Üretimler birlikte artmaya başlar. AVC= TVC/q C-Toplam Üretim Maliyeti: TC=TVC+TFC
AC=TC/q
(MC) Marjinal maliyet üretimdeki bir birimlik değişmeye karşın toplam maliyetteki değişmedir. MC=ΔTC/Δq
Marjinal maliyet toplam maliyet eğrisinin eğimine eşittir. Marjinal maliyet üretim arttıkça önce azalan sonra artan bir seyir izler. Marjinal maliyet ortalama maliyete yön verir. MC=AC olduğu noktada parça başı maliyet en düşüktür. Kısa dönemde toplam maliyet eğrisinin seyri toplam değişir maliyete bağlıdır. Dolayısıyla MC de toplam değişir maliyete bağlıdır. Marjinal maliyet AVC yi minimumda keser. Üretim belirli bir düzeye erişinceye kadar her ilave değişir faktör bir öncekine göre daha yüksek verim sağladığından MC azalır. Üretime devam edilirse azalan verimler yüzünden AC ve MC artar. Bu yüzden U şeklindedirler. -Kapasite Sorunu: Atıl kapasitede birim maliyet fazladır. Aşırı kapasitede yine birim maliyet fazladır. Tam kapasitede minimum birim maliyet vardır.
4-Uzun Dönem Maliyet Eğrisi: Firma sabit maliyetleri değiştirecek üretim kapasitesini artırabilir. Önemli olan planlanan üretim düzeyini hangi tesis ölçeği ile yapacağıdır. Firma tesis ölçeğini her değiştirdiğinde kısa dönem koşulları ile karşı karşıyadır. Uzun dönem ortalama maliyet eğrisi kısa dönem ortalama maliyet eğrilerini alttan saran bir eğridir. Ve firmanın çeşitli üretim miktarlarını üretebileceği minimum maliyetleri verir(Zarf Eğrisi). Uzun dönem marjinal maliyet eğrisi uzun dönem ortalama maliyet eğrisini minimum noktasında keser. 5-Uzun Dönem Ortalama Maliyet Eğrisi ve Ölçeğe göre Getiri: Uzun dönem ortalama maliyet eğrisi önce azalan sonra artan bir seyir izler. Çünkü başlangıçta ölçeğe göre artan getiri söz konusu iken üretim ölçeği büyüdükçe verimlilik azalmakta ve ölçeğe göre azalan getiri söz konusu olmaktadır. Bazen de üretim ölçeği değiştiğinde ölçek verimliliği değişmez buna ölçeğe göre sabit getiri denir. A-İçsel Ekonomiler(Ölçek Ekonomisi): Firmanın üretim ölçeğinin değişmesi sonucu içsel ekonomiler sağlanır. -Pozitif İçsel ekonomiler: Ölçek artışı ortalama maliyeti azaltır, avantaj sağlar.(ölçek ekonomisi)Nedenleri:Emekte işbölümü ve uzmanlaşma, Teknolojik avantajlar, Yönetim avantajı, Parasal avantajlar -Negatif İçsel Ekonomiler: Tesis ölçeğindeki artışlar belirli bir noktayı aşarsa avantaj sağlayan faktörler tersine işler. B-Optimal Üretim Tesis Ölçeği:Uzun dönem ortalama maliyet eğrisinin minimum olduğu noktada ona teğet olan kısa dönem ortalama maliyet eğrisinin üretim tesis ölçeğidir. C-Esnek Üretim Sistemi:H.Ford’un geliştirdiği hareketli band sisteminde her işi bir makine yapıyor uzmanlaşma artıyor, ölçek büyüyordu.(Fordist üretim tarzı) Post-Fordist üretim tarzında bilgisayar sayesinde bir makine birden fazla işi yapıyor ölçek küçülüyor. D-Endüstri Ölçeği ve Dışsal Ekonomiler:Firmanın maliyetlerinin içinde bulunduğu endüstri etkiler. Dışsal ekonomiler maliyet kaydırıcı etkiye sahiptir. -Pozitif Dışsal Ekonomiler, endüstri büyüdükçe firmalara avantaj sağlar:Satın almada yarı işlenmiş mamülller, Uzmanlaşmış işgücü temini, Satın alınan hizmetler, Altyapı tesis ve hizmetlerin varlığı. -Negatif Dışsal Ekonomiler, endüstri aşırı derece kalabalıklaşırsa maliyetleri yükseltir.
ARZ, TALEP ve ESNEKLİK ANALİZLERİ İLE İLGİLİ ÖRNEKLER 1-Bolluk Paradoksu(King Kanunu): Tarımda ürünün bol olduğu yıllarda tarımcıların geliri, normal ürün alınan yıldan düşük olur. Tarımsal ürünlerin talebi esnek değildir. Ürün bol olursa fiyatlar düşer fakat tüketiciler fazla tüketemezler. Ürün az olursa fiyat yükselir talep kısılamaz üretim artırılamaz. 1.yılda denge fiyatı F0 dır. 2. yılda hava koşulları iyi gidip arz artarsa arz eğrisi sağa kayar. Fiyat F1 e düşer, talep M1 e yükselir. 2. yılda gelir 1. yıla göre daha düşük olur.
2-Örümcek Ağı Teoremi: Tarımsal ürünlerde talep değişikliğine arzın uyabilmesi için bir üretim döneminin geçmesi gerekir. Tarımcı her yıl ne kadar üretim yapacağına geçen yılın fiyatlarına bakarak karar verir. Bu da dalgalanmalara neden olur. Bunu açıklayan şekiller örümcek ağına benzer(Cobweb) A-Sürekli Dalgalanma: 1.yıl üretim M0 kadardır. Fiyat F0 olmuştur. 2.yıl üretim M0 kadardır fakat talep fazla olduğundan fiyat F1 olur. 3. yıl F1 fiyatına bakarak M1 kadar üretim yapılır fakat talep M0 düzeyindedir. Fiyat tekrar F0 a düşer. Arz ve talep eğrilerinin eğimleri eşitse bu böyle devam eder. B-Dengeye Yönelik Dalgalanma: Tarımsal ürünün talep eğrisi arz eğrisine oranla daha yatıksa yani eğimi daha azsa cari fiyat denge fiyatından ayrılırsa malın fiyatı giderek dengeye yönelir. C-Dengeden Uzaklaşan Dalgalanma: Tarımsal ürünün talep eğrisinin eğimi arz eğrisinden daha büyükse herhangi bir talep artışında fiyat giderek denge fiyatından uzaklaşır. 3-Tarımsal Ürün Fiyatlarına Devlet Müdahalesi A-Üreticiyi Koruma Amaçlı: -Taban Fiyatı Politikası; üreticiyi korumak için piyasa fiyatının belirli bir düzeyin altına düşmemesini garanti eder. Bunu için devlet alıcı olarak piyasaya girer. Üretici ilan edilen fiyata göre üretim yapar. Arz fazlasını alıp fiyatı yükseltir. -Mali Yardım(Prim); hem üreticiyi hem tüketiciyi korur. Devlet yine belli bir fiyat garanti eder fakat piyasayı serbest bırakır. Aradaki farkı ürün başına üreticiye öder. B-Tüketiciyi Koruma Amaçlı: Arzın kıt olduğu durumlarda devlet fiyatlara müdahale eder ve piyasa fiyatının altında, maliyetin biraz üstünde bir fiyat belirler. Buna “Tavan Fiyat” denir. Karaborsaya neden olur. 4-Kira Kontrolleri: Konut kiralarının aşırı yükselmesi halinde devlet tavan fiyat belirleyebilir fakat bu da büyük çoğunluğun evsiz kalmasına neden olur. 5-Esneklik ve Verginin Yansıması -Talep esnek değil, arz esnekse, mala vergi konduğunda satıcı vergiyi fiyata yansıtır. Verginin tümünü alıcı öder. -Talep tam esnekse, herhangi bir fiyat artışında talep sıfıra düşeceğinden satıcı vergiyi fiyata yansıtmaz kendi öder. -Arz ve Talep eğrileri bir miktar esnekse verginin bir kısmını alıcı bir kısmını satıcı öder.
ARZI VE TALEBİ ETKİLEYEN O MALIN FİYATI DIŞINDAKİ FAKTÖRLER 1-Talep Kaydırıcı Faktörler: A-Tüketici Geliri: Tüketici geliri artarsa talep artar. -Engel Eğrisi Mtx=f(G) Bunu grafikle gösterirsek engel eğrisini elde ederiz (Gelir-Tüketim eğrisi) -Gelir arttıkça toplam harcama içinde besin mallarının payı azalır(e<1) -Giyim ve lojman harcamaları gelirle aynı oranda artar(e=1) -Gelir arttıkça kültür, eğlence, sağlık, ulaşım harcamaları artar(e>1)
-Talebin Gelir Esnekliği
B-İkame ve Tamamlayıcı Mallar: İkame olan malın fiyatı artarsa asıl malın talebi artar. Tamamlayıcı malın fiyatı artarsa asıl malın talebi düşer.
-Talebin çapraz esnekliği:
C-Zevk ve Alışkanlıklar: Bir mala olan ilgi artarsa talep artar(malın moda olması) 2-Arz Kaydırıcı Faktörler A-Üretim Faktörlerinin Fiyatı: Üretim faktörleri fiyatı artarsa maliyetler artar, arz azalır. B-Öteki Mal ve Hizmetlerin Fiyatı: Fiyatı artan malı üretmek cazip hale gelir fiyatı sabit olan malın arzı azalır. C-Üretim Teknolojisi: Teknolojik artış verimliliği artırıp maliyetleri düşürür bu da arzı artırır.
TAM REKABET PİYASASINDA DENGE FİYATININ OLUŞUMU(KISMİ DENGE) 1-Piyasa Kavramı: Piyasa alıcı ve satıcıların oluşturduğu mübadele ağıdır. 2-Tam Rekabet Piyasası: Alıcı ve satıcıların belli koşullar altında hiçbir engel olmadan mübadele yaptıkları bir ortamı ifade eder. 4 koşulu vardır: Alıcı ve satıcılar piyasa fiyatına etki edemeyecek kadar çok sayıdadır(atomisite), alış-verişe konu olan mallar birbirinin aynıdır(homojenlik), haberleşme tamdır(açıklık), alıcı, satıcı ve üretim faktörleri tam hareket serbestisine sahiptir(mobilite). 3-Denge Fiyatı (Piyasa Fiyatı): Arz edilen miktarla, talep edilen miktarı birbirine eşit kılan fiyat piyasa(denge) fiyatıdır. Arz ve talep eğrisinin kesiştiği yerde oluşur. Bu denge kararlı dengedir. Herhangi bir sapmada arz yada talep fazlası nedeniyle fiyat eski haline döner. 4-Kısmi Denge Analizi: Kısmi denge analizinde bazı ekonomik olayların değişmediği varsayılarak amaliz dışı bırakılır. Denge fiyatının oluşmasında da talebin ve arzın sadece fiyata bağlı olduğunu varsaydık ve arz ve talep eğrilerinin kesiştiği yerde denge fiyatı oluştu. 5-Tüketici Rantı(Artığı): Tüketicilerin yüksek fiyattan satın almaya razı olacakları malı, daha düşük olan piyasa fiyatından alırken sağladıkları kazanca tüketici rantı denir. 6-Arz ve Talep Değişmelerinin Piyasa Fiyatına Etkisi: Bir malın arzı sabitken talebi arttığında piyasa fiyatı yükselir, talebi azaldığında piyasa fiyatı düşer. Talep sabitken arz arttığında piyasa fiyatı düşer arz azalırsa fiyat yükselir. Arz ve talep aynı anda değişirse fiyat değişebilir ya da aynı kalabilir. 7-Piyasa Fiyatının Oluşmaması Hali: Bazı durumlarda arz ve talep eğrisi kesişmeyebilir. Bunlar serbest mallar ve üretimi mümkün olmayan aşırı lüks mallardır. 8-Analizde Zaman Faktörü Statik Analiz: Belirli bir andaki ilişkileri inceler Mukayeseli Statik Analiz: Farklı zaman kesiti içinde yapılmış olan çeşitli denge durumlarının sonuçları karşılaştırılır. Dinamik Analiz: Olaylar zaman içinde incelenmekte ve bir dengeden diğerine geçişteki değişiklikler göz önüne alınır. 9-Piyasa Dengesi ve Zaman A-Çok Kısa Dönem ve Muhafaza Fiyatı: Piyasa döneminde üretim yoktur, mal pazara gelmiştir. Piyasa fiyatı talebe bağlıdır. Satıcı bu fiyatı düşük bulursa kendi bir fiyat belirler buna “muhafaza fiyatı” denir. Bu fiyattan satabileceğini satar, kalanını imha eder. B-Kısa Dönem: Bu dönemde üretim sınırlı olarak artabilir. Piyasa fiyatının oluşmasında arz ve talep etkilidir. C-Uzun Dönem: Üretim istenildiği gibi artar. Arz esnekliği çok fazladır. Yeni fiyatın oluşmasında arzın rolü daha fazladır.
FİYAT TEORİSİNE GİRİŞ Fiyat, herhangi bir mal ya da hizmetin başka bir mal yada hizmetle değişim oranıdır. Mal cinsinden ifade edilirse “nisbi fiyat”, para cinsinden ifade edilirse “mutlak fiyat” denir. Bir malın fiyatı arz ve talebe bağlıdır. 8-TALEP 1-Talep Tanımları Talep(çizelge anlamında): Öteki faktörler değişmemek kaydıyla çeşitli fiyatlardan tüketicilerin almak istedikleri miktarlardır. Belirli bir fiyattan talep: Belirli bir fiyattan satın alınmak istenen mal miktarıdır. *Ekonomik anlamda, bir satın alma istediğinin talep sayılması için satınalma gücü ile desteklenmiş olması gerekir.
2-Talep Fonksiyonu
MXt=f(FX, FR, FT , G, T) FX:malın fiyatı FR:rakip malların fiyatı FT:tamamlayıcı malların fiyatı G:gelir T:zevk ve tercihler
Bir malın fiyatı, rakip ve tamamlayıcı malların fiyatları, tüketici geliri, zevk ve tercihler talebi etkiler. FX dışındakileri sabit kabul edersek MXt=f(FX) ceteris paribus 3-Talep Çizelgesi ve Talep Eğrisi Talep Şedülü F MXt 5 0 4 2 3 4 2 6 1 8 0 10 Talep fonksiyonunun M=10-2F olduğunu varsayalım. F’ye çeşitli değerler verilir.ve Mİ’ler bulunur. Bu sayılar eksene konup işaretlenirse talep eğrisi bulunur. Talep eğrisi üzerindeki her nokta hangi fiyattan ne kadar mal ve hizmet satın alınmak istendiğini gösterir.
4-Bireysel Talep, Piyasa Talebi ve Talep Kanunu Bir tek tüketici yada ailenin belirli bir mala olan talebine bireysel(ferdi) talep denir. Bir piyasadaki tüm bireylerin belirli bir mala olan taleplerinin toplamına piyasa talebi denir. Piyasa talebi tüketicilerin bireysel taleplerinin yatay toplamından oluşur. F A B Piyasa Talebi 500 0 0 0 400 2 0 2 300 4 0 4 250 6 2,5 8,5 200 8 5 13 100 9 10 19 0 10 15 25
Talep eğrisinin şekli talep kanunundan kaynaklanır. Bir malın fiyatı düştükçe talep artar. Bu yüzden talep eğrisi negatif eğimlidir. 5-Ferdi ve Piyasa Talep Fonksiyonu MXt=f(FX, FR, FT , G, T) ferdi talep fonksiyonu MXt=f(FX, FR, FT , G, T,N,Gd, K) piyasa talep fonksiyonu
N: nüfus Gd: gelir dağılımı K: kendi kullanım olanakları *Gerçek hayatta talep eğrisi doğrusal değildir. Bazı durumlarda talep kanununa ters düşer: Giffen malları ve snop gösteriş tüketiminde fiyat arttıkça talep artar, fiyat düştükçe talep düşer. 6-Talep Değişmesi ve Talep Üzerinde Hareket A-Talep eğrisi üzerinde hareket Talebi etkileyen fiyat dışındaki faktörler sabitken fiyat değiştiğinde satın alınan miktardaki değişmedir. Statik bir değişmedir
B-Talep değişmesi Talep eğrisinin tümüyle yer değiştirmesidir. Bu dinamik bir değişmedir. Öteki malların fiyatı, tüketici geliri, zevk ve tercihlerin değişmesi sonucu talep değişir.
7-Talebin Fiyat Esnekliği: Fiyat değişmesi karşılığında talepteki değişmenin şiddetine talebin fiyat esnekliği (talep esnekliği) denir.
Esneklik talep kanunu gereği daima negatif(-) işaret alır. Ama bu göz önüne alınmaz. A-Yay(Ark) Esnekliği: Fiyattaki değişme oldukça büyükse hareket edilen 2 nokta arasında birden fazla esneklik katsayısı olacaktır. Bunun için yayın 2 ucundan geçen doğrunun orta noktasının esnekliğini veren sayı hesaplanır.
B-Nokta Talep Esnekliği: Talep eğrisi üzerindeki bir noktanın esnekliğidir.
C- Eğim ve Esneklik: Talep eğrisi doğrusal olsa bile üzerindeki her noktada esneklik farklıdır. Fakat talep eğrisi doğru şeklindeyse eğim her noktada aynıdır. D- Üzerindeki Her Noktada Esnekliğin Aynı Olduğu Özel Talep Eğrileri *Doğrusal 2 talep eğrisine bakarak eğimi küçük olan daha esnektir denir. E-Talebin Fiyat Esnekliğini Etkileyen Faktörler -Zorunlu malların talebi esnek değildir. -İkamesi mümkün olmayan malların talebi esnek değildir. -Mala ödenen para aile bütçesinde önemli bir yere sahip değilse talebi esnek değildir. *Talep eğrisi zamanla daha esnek hale gelir. Çünkü tüketici davranışlarının eyleme yansıması zaman alır ayrıca piyasada haberleşme koşulları mükemmel değildir. Fiyatı düşen bir mala olan talep zamanla daha da artar. F-Talebin Fiyat Esnekliği ve Tüketici Harcamaları Talebin fiyat esnekliği, fiyatın düşürülmesi yada yükseltilmesi halinde satıcıların toplam satış gelirlerinin ne olacağı konusunda bilgi verir.
9-ARZ Belirli bir fiyattan arz, belirli bir fiyattan arz edilen mal miktarıdır. Çizelge anlamında arz, öteki faktörler değişmemek kaydıyla çeşitli fiyatlardan satıcıların satmaya razı oldukları miktarlardır. Bir malın arzı o malın fiyatı, öteki malların fiyatı, üretim faktörlerinin fiyatı ve teknolojiye bağlıdır.
1-Arz Çizelgesi ve Arz Eğrisi: Arz fonksiyonu M=F-2 olsun. F’ye çeşitli değerler vererek M’ler bulunur. Bunlar eksene yerleştirilirse arz eğrisi bulunur. F MAX 2 0 3 1 4 2 5 3 6 4
2-Firma Arzı ve Endüstri (Piyasa) Arzı: Aynı üretim alanında faaliyette bulunan firmalar topluluğuna endüstri, bu firmaların arzları toplamına da endüstri arzı(piyasa arzı) denir. Gerçekte arz eğrisi doğrusal değildir. Arz Kanunu: Fiyat arttıkça arz artar bu yüzden arz eğrisi pozitif eğimlidir. 3-Arz eğrisi Üzerinde Hareket ve Arz Değişmesi: Arz eğrisi üzerinde hareket ve arz değişmesi farklı şeylerdir. Arz eğrisi üzerinde harekette belirli bir fiyat miktar ilişkisinden başka bir fiyat miktar ilişkisine geçildiğini gösterir. Arz değişmesinde ise o malın fiyatı dışındaki faktörlerden birinin değişmesi sonucu Arz eğrisi tümüyle kayar.
4-Arz Esnekliği: Fiyat değişiklikleri karşısında arz edilen miktarda ortaya çıkan değişikliğin şiddetini ölçer.
ea= 1 birim esnek ; ea>1 esnek ; ea<1 esnek değil Arz kanunu gereği esneklik katsayısı pozitiftir. *Doğrusal bir arz eğrisi orijinden geçiyorsa üzerindeki her noktada esneklik 1’e eşittir. *Doğrusal arz eğrisi fiyat eksenini kesiyorsa üzerindeki her noktada esneklik farklı ama 1’den büyüktür. Eğer miktar eksenini kesiyorsa 1’den küçüktür.
A-Üzerindeki Her Noktada Esnekliğin Aynı Olduğu Arz eğrileri
B-Arz Esnekliğini Etkileyen Faktörler: Talep koşullarına göre üretim artırılabiliyorsa o malların arzı esnektir. Stoklanma imkanı yüksek, stoklanma maliyeti düşükse o malın arzı esnektir. Çok kısa dönemde (Pazar-piyasa dönemi) arz esnekliği sıfırdır. Kısa dönemde arz biraz esnektir. Uzun dönemde arz esnektir.
İKTİSAT BİLİMİNDE TEORİ VE KANUNLARIN ÖZELLİKLERİ 1-Bir Sosyal Bilim olan İktisatta Kanunların Özellikleri: Doğal bilimlerde kanunlar deney yaparak test edilerek bulunur. Fakat iktisatta laboratuar toplumdur. Kanunların doğrulu belirli bir zaman kesiti içinde toplum gözlenerek ispatlanır. İstatistik çalışmalarında “Büyük Sayılar Kanunu” kullanılır. -Pozitif iktisat değer yargılarına izin vermez -Normatif iktisatta değer yargıları vardır Teorilerin Kuruluş Aşamaları -Gözlem -Hipotez:Gözlemden hipoteze geçmede tümevarım kullanılır -Hipotez Testi:Tümdengelim kullanılır -Teori:Hipotez tüm ekonomik olaylarda doğrulanıyorsa teori olur *Ekonomik teoriler değişebilir karakterdedir. Oysa doğal bilimlerde teoriler değişmez.
6-HER EKONOMİNİN ANA SORUNLARI Kıtlıkla Savaş: ihtiyaçlarla kaynaklar arasındaki dengesizliği azaltarak refahı artırmak. 1-Tam Kullanım Sorunu Tam İstihdam: Mevcut tüm üretim faktörlerinin üretime koşulmasıdır. 2-Etkin kullanım Sorunu: Mevcut kaynakların toplum ihtiyaçlarını en iyi karşılayacak şekilde üretime koşulmasıdır. Bunun için 3 soruya yanıt aranmalıdır. -Hangi mal, ne kadar üretilecek? -Üretim hangi yöntemle gerçekleşecek? -Üretim kimler için yapılacak? *Üretimde etkinlik kıt kaynakların kullanım alanlarını değiştirerek üretimin mümkün olmadığı durumda gerçekleşir. *Bölüşümde etkinlik, yeni bir düzenleme ile kimsenin daha zengin olmadığı durumdur. *Üretimde ve bölüşümde etkinlik sağlanırsa ekonomik etkinlik sağlanmış olur. 3-Üretimi Artırmak: Üretim olanakları eğrisi teknoloji artarsa, üretim faktörleri artırılırsa sağa kayar ve üretim artar. 7-ANA EKONOMİK SORUNLAR VE EKONOMİK DÜZEN Temel sorunların çözümünün kimler tarafından ve nasıl gerçekleştirildiğini incelemek gerekir. 1-Kapitalist Düzen ve Piyasa Mekanizması: Sınırsız mülkiyet hakkı ve serbest mukavele hakkı vardır. Kendi yararını maksimize etmeye çalışan birey ve firma toplum refahını da maksimize eder. Üretici ve tüketici piyasada buluşur, fiyat aracılığı ile anlaşır.(Fiyat Mekanizması) Piyasa mekanizması düzgün işlediği sürece ekonomide sorun olmaz. Devlet müdahalesine gerek yoktur. -Piyasa Başarısızlığı: Görünmez el sayesinde her birey faydasını maksimize ederken toplumun sosyal refahını da maksimum yapacaktır. Ekonomi etkin çalışacaktır. Şu durumlarda etkinlik bozulur: Dışsallıklar, aksak rekabet, eksik bilgilenme, gelir dağılımındaki adaletsizlik. 2-Sosyalist Düzen ve Merkezi Planlama: Liberal kapitalist düzen ve uygulamalarına bir tepki olarak Marx tarafından teori oluşturulmuştur. Özel mülkiyet yoktur. Üretim kararları merkezi otorite tarafından alınır. Merkezi planlama ile tüm ekonomik sorunlar çözülecektir. 3-Karma Ekonomik Düzen ve Türkiye: Bu düzende kalkınmayı hızlandırmak için özel sektör de göz önüne alınarak kamu sektörü ekonomiye yön verir. Fiyat mekanizması yine işler fakat gerektiğinde devlet müdahale eder. Türkiye 1933-39 arası devletçilik uyguladı. 1950-60 arası liberal politika uyguladı. 1960-80 arası planlı karma düzen uygulandı. 1933-39 arası planlamada sadece sanayileşme hedeflenmişti. 1963’ten bu yana ise tüm ülkenin kamu ve özel olarak gelişmesi hedeflendi. Beş yıllık kalkınma planları kamu sektörü için emredici, özel sektör için yol gösterici oldu. 4-Serbest Piyasa Ekonomisi ve Türkiye: 1929 kriziyle piyasa mekanizmasını çalışmadığı görüldü. Keynes, devletin ekonomiye müdahale etmesi gerektiğini savundu.. tüm dünyada ve Türkiye’de 1970’e kadar bu uygulandı. 1970’te işsizlik ve enflasyon aynı anda yaşandı.(stagflasyon) Bunun üzerine yeni liberal görüşler ortaya atıldı. Türkiye’de de 1980’den itibaren yeni liberal politikalar uygulandı. Buna göre devlet piyasaya müdahale etmeyecek, monopollerle mücadele edecek, küçülecek, sıkı para politikası izleyecektir. Daha az devlet daha çok özel girişim olacaktır. 5-Ekonominin Teorik Çerçevesi: Mikroekonomi, ekonomik birimlerin kararlarını inceler. Makroekonomi, ulusal üretim ve gelir gibi konuları inceler. Fiyat Teorisi: Hangi mal, ne kadar üretilecek Üretici Teorisi: Hangi yöntemle üretilecek Bölüşüm Teorisi: Üretim kimler için yapılacak Refah Teorisi: Kaynakların etkin kullanımı
ANA KAVRAMLAR 1-İhtiyaç: Karşılandığı zaman haz ve zevk veren, karşılanmadığı zaman acı ve üzüntü duyulan hatta yaşamı tehlikeye sokan duygulara “ihtiyaç” denir. -Ekonomik ihtiyaçelirli bir mal ya da hizmet ile giderilmesi mümkün olan ihtiyaçlardır. -Ekonomi dışı ihtiyaç: Belirli bir mal ya da hizmet ile giderilmesi mümkün olmayan ihtiyaçlardır. -Zorunlu ihtiyaç:İnsanın yaşamını sürdürebilmesi için gerekli olan ihtiyaçlardır. -Zorunlu olmayan ihtiyaçlar:Yaşamı tehlikeye sokmayan giderildikçe haz giderilmedikçe üzüntü veren ihtiyaçlardır. İhtiyaçların Özellikleri: -ihtiyaçlar sonsuzdur -giderildikçe şiddeti azalır -ihtiyaçlar birbirlerine ikame edilebilir 2-Kaynaklar(Üretim Faktörleri):Emek, toprak, sermaye ve girişim bunların nicelik ve nitelikleri ekonominin gelişmişlik derecesini gösterir. Emek(İşgücü)ir ülkedeki mevcut emek miktarı o ülkedeki tüm nüfustan, çalışamayacak ihtiyarları ve çocukların sayısının çıkarılmasıyla elde edilir. Toplam emek miktarı kısa dönemde sabittir. Doğa(Toprak):İnsanın üretim esnasında doğada hazır bulduğu yada doğanın üretim için kendisine kazandırdığı tüm yararlı unsurlardır. Miktarı sabittir. Sermaye(Kapital):Üretimde emeğin verimini artıran, fabrika, yol, baraj, tesis, gereç, donanım gibi daha önce üretilmiş olan üretim araçlarıdır. Girişim(Müteşebbis):Emek, toprak ve sermaye faktörlerinin bir araya getirilerek üretime koşulmasına denir. 3-Üretimireylerin sınırsız ihtiyaçlarını gidermeye yönelik kıt mal ve hizmetlerin miktar yada faydalarını artırmayı amaçlayan çabalardır. -Mekan Faydası:Malları üretildiği yerden, ondan faydalanacak kimselerin ayağına götürmek. -Zaman Faydasıir malın ona ihtiyaç duyuluncaya kadar bekletilmesidir. -Şekil Faydası:Malların şeklini değiştirerek ihtiyaçları daha iyi karşılayacak hale getirmektir. -Mülkiyet Faydası:Malların ona ihtiyaç duyanların mülkiyetine geçmesini sağlayan satıcıların faaliyetidir. *Hizmette bir üretimdir *İhtiyaçlar hiçbir zaman bitmediği için üretimde sürekli tekrarlanır. 4-Mal, Hizmet ve Fayda Mal:İnsan ihtiyaçlarını gidermeye yönelik herşeye denir. Bir şeyin mal olabilmesi için ona ihtiyaç duyulması ve kullanılabilir olması gerekir. Fayda:Malların ihtiyaçları karşılama özelliğine denir. Özel Malir kişi tarafından alındığında onun izni olmaksızın kullanılamayan mallardır. Kamusal Mal:Ortak tüketime tabi fiyatı olmayan mallardır. Tüketim Malları(dolaysız,nihai):Tüketici ihtiyaçlarını doğrudan karşılayan mallardır. Üretim Malları(teknik kapital,aramal)aşka malların üretimine olanak sağlayan mallardır. Dayanıksız Mallar:Sadece bir kez kullanılabilen mallardır. Dayanıklı Mallarir defadan fazla kullanılabilen mallardır. İkame mallar:İhtiyacın karşılanmasında birbirinin yerine geçebilen mallardır. Tamamlayıcı Mallarir ihtiyacın karşılanmasında birlikte kullanılan mallardır. 5-İşbölümü, Uzmanlaşma ve Mübadele -Mesleki İşbölümü:Her fert farklı bir meslekte uzmanlaşır. -Teknik İşbölümü:Her işletme bir mal üretiminin çeşitli teknik evrelerinde uzmanlaşır. *İşbölümü, uzmanlaşma ve mübadele ekonominin özüdür.
6-Bölüşüm Fonksiyonel bölüşüm: Üretim faktörlerinin üretimden aldığı payı gösterir. Emek(ücret), sermaye(faiz), toprak(rant), girişimci(kâr) alır. Kişisel bölüşüm: Ülkede toplam hasılanın kişiler arasında nasıl dağıldığını gösterir. 7-Tüketim: Ekonomik mal ve hizmetlerin faydalarından ihtiyaçların doğrudan tatmini için yararlanmaya tüketim denir. Yeni bir mal üretmek için yapılan kullanımlar tüketim değil ara kullanımdır.iktisat ana kavramlar
Günlük hayatta döviz ve efektif kavramları sürekli biribirine karıştırılmaktadır. Bu sebeple gerçekte aralarında önemli farklar olan bu kavramları açıklamakta fayda görmekteyiz.
Yabancı paralar cinsinden ve yabancı ülkelerde ödenebilir kaydi paraya döviz denilmektedir. Yabancı ülke banknotları ve madeni paralarına ise efektif denilmektedir.
Buna göre döviz çoğunlukla banka hesaplarına geçmiş yabancı para olarak değerlendirilirken, efektif ise cepte taşınan kağıt ve madeni para olarak tanımlanmaktadır.
Bankalar açısından döviz efektifden daha kıymetlidir. Bunun başlıca sebepleri aşağıdaki gibi sıralanabilir;
1 – Dövizin mobilitesi ( hareket kabiliyeti ) vardır. 2 – Dövizin saklanması emniyetlidir. 3 – Dövizin neması vardır.
1.2 Döviz Kuru
Her ülkenin kendine özgü bağımsız bir para sistemi vardır. Oysa uluslararası ödemeler, daima bu ulusal paraların birbirleriyle değiştirilmesini gerektirmektedir. Örneğin bir Alman ihracatçı, Fransa’ya yapmış olduğu ihracat karşılığında, kazandığı Fransız Frank’larını Alman Markı’na çevirerek Almanya’da hammadde satın alacaktır.
İşte çeşitli milli paraların birbirlerine çevrilmesi zorunluluğu, bu çevrilme işleminin hangi oran üzerinden yapılması gerektiğini belirlemek gibi çok önemli bir sorun ortaya çıkarmaktadır. Milli paraların bu değişim oranına Döviz Kuru ya da Parite denmektedir. Yani ;
Bir ülkenin döviz kuru, o ülkenin milli para biriminin yabancı paralar cinsinden değerini ifade etmektedir.
1.3 Çapraz Kur
Uluslararası döviz piyasalarında her bir dövizin diğerlerine karşı paritesi yerine başka paraların Amerikan Doları’na karşı pariteleri baz alınmaktadır. Böylece, günlük alım-satım işlemlerinde hız ve kolaylık sağlanmaktadır. Ayrıca USD, halen uluslararası ödemelerde en yaygın kullanılan para birimi özelliğine sahiptir. Bunun yanında tabii ki çapraz kurlar da gerektiğinde kullanılmaktadır. Buna göre uluslararası uygulamada kotasyonlar 1 Ocak 1999’dan önce yani EURO hayata geçirilmeden önce aşağıdaki gibi verilmekteydi.
Yukarıda verilen tarihten itibaren Belçika, Almanya, İspanya, Fransa, İrlanda, İtalya, Luksemburg, Hollanda, Avusturya ve Portekiz EURO’ya dahil oldular ve daha önce kullandıkları para birimleri cinsinden işlemler 2002 yılına kadar devam edecek olsa da uluslararası sistemde artık bu ülkelerin para birimleri yerine EURO kote edilmeye başlandı.
PARA BİRİMİ 1 EURO
BELÇİKA FRANGI 40,33990 ALMAN MARKI 1,95583 İSPANYOL PEZETASI 166,38600 FRANSIZ FRANGI 6,55957 İRLANDA PUNTU 0,78756 İTALYAN LİRETİ 1936,27000 LUXSEMBURG FRANGI 40,33990 HOLLANDA FLORİNİ 2,20371 AVUSTURYA ŞİLİNİ 13,76030 PORTEKİZ ESKÜDOSU 200,48200
1.4 KOTASYON
Herhangi bir varlık için verilen alım ve satım taraflı fiyat teklifi kotasyon olarak adlandırılır. Para piyasalarında kotasyon faiz cinsinden verilir. Örnek : 1 WK TL %40 / %45
Bu kotasyonu açarsak daha önceden piyasa teamülleri ile belirlenen bir meblağ, sözgelimi 1 trilyon TL için XYZ bankasının 1 hafta boyunca 40% ile borç alabileceğini 45% ile borç verebileceğini anlamak mümkündür.
Döviz piyasalarında ise kotasyon satın alma, ya da satma değeri olarak verilir.
Örnek : USD/TRL 565.000 / 565.500
Bu kotasyonu açarsak, yine piyasa teamülleri gereği daha önceden belirlenen bir meblağ için sözgelimi 1 milyon USD için XYZ bankasının aynı gün 1 milyon USD’nı 580.000 TL alabileceğini, aynı miktarda USD’ı ise 580.500 TL’dan satabileceğini anlamak mümkündür. Tanımdan ve örneklerden de anlaşılacağı üzere kotasyon çift taraflı verilmektedir.
5 / 7 gibi verilen bir kotasyonda
Döviz kotasyonlarda bir para “baz döviz” olarak kabul edilmektedir.
Genelde ABD Doları baz döviz olarak kabul edilse de EURO’dan sonra, EURO cinsinden kotasyonlarda baz döviz EURO olmuştur. Ayrıca USD’nın İngiliz Sterlini cinsinden çapraz kurunda baz döviz İngiliz Sterlini’dir.
Buradan hareketle, eğer tüm para birimlerinin USD cinsinden karşılığı biliniyorsa diğer para birimlerinin de birbirleri cinsinden ifadesi kolaylaşmaktadır.