Ödev Sitesi aradagınız tüm konular!!

Ödev Sitesi aradagınız tüm konular!!

Kpss Sınavında Çıkabilecek Güncel Konular KPSS-A Nedir, KPSS-B Nedir? Kpss Vatandaşlık Uluslararası Kuruluşlar Sunusu Tarih, Coğrafya, Vatandaşlık, Eğitim Bilimleri ve Matematik Kpss Vatandaşlık,Anayasa ve Tarih İle İlgili Sınav Kazandıracak Püf Noktaları Kpss A Sınavlarına Hazırlık İçin Temel Başvuru Kaynakları Kpss Türkçe Ders Notları Kpss İngilizce Ders Notları Kpss İnkılap Tarihi Ders Notları Kpss Matematik Konu Anlatımı - Kpss Coğrafya Ders Notları Kpss Tarih Ders Notları

Toplam Kalİte YÖnetİmİ

31/3/2009
Kategori: Tekstil Bolumu

Toplam Kalİte YÖnetİmİ


TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ


TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ NEDİR?
Toplam Kalite Yönetimi, bir yönetim tekniğinden çok, ezici rekabetçi ortamda değişen koşullara uyum sağlayacak, kendini geliştirecek, değişen müşteri tatmini kriterini zamanında yakalayıp varolan boşlukları doldurarak hayatta kalabilmek ve başarılı olmak isteyen firmalarda uygulanan bir yönetim felsefesi, yaşam tarzıdır.
Toplam Kalite Yönetimi müşteri odaklı bir yönetim tarzıdır. Bu yönetim şeklinde tüm proseslerin, ürünlerin ve hizmetlerin tam katılım yoluyla geliştirilmesi, iç ve dış müşteri tatmininin arttırılması ve müşteri bağlılığının yaratılmasının sağlanması amacıyla işletmede elde edilen sonuçların sürekli iyileştirilmesi esas alınır.
Toplam Kalite Yönetimini uygulayan işletmeler- de müşterinin beklentileri her şeyin üstünde tutulur ve müşteri tarafından tanımlanan kalite tüm faaliyetlerin yürütülmesi sırasında inanılması gereken tek hedef olarak alınır.
Kalite Yönetimi fonksiyonu sadece muayene ve fabrikanın belirli bir bölümünde sürdürülen faaliyetler olarak düşünülmemelidir. Kalite yönetimi, bir fabrikanın yöneticisinden işçisine kadar yer alacak bir faaliyetler topluluğudur. Feigenbaum’ un Toplam Kalite Yönetimi için verdiği tanım şöyledir: Tüketici isteklerini en ekonomik düzeyde karşılamak amacıyla işletme organizasyonu içindeki çeşitli bölümlerin kalitesinin yaratılması, yaşatılması ve geliştirilmesi yolundaki çabalarını birleştirip koordine eden etkili sisteme "Toplam Kalite Yönetimi" denir
Müşteri gereksinimlerinin doğru olarak tespitinden, hatasız ve eksiksiz ürün tasarımın- dan, girdi satın alma tedarikçilerden, firma dahilindeki tüm faaliyetlere, buradan da dağıtım kanallarına kadar uzanan prosesler dizisi Toplam Kalite Yönetimi ilgi alanı içinde yer alır. Bir işletmede, herkesin görevi olan kalite yönetiminin hiç kimsenin görevi olmama haline dönüşebileceğinden korkan Feigenbaum, "Toplam Kalite Yönetimi, tek uzmanlık alanı ürün kalite ve tek çalışma alanı kalite yönetimi işleri olan iyi örgütlenmiş bir yönetim işleviyle desteklenip işleyecek hale getirilmelidir" fikrini ileri sürmüştür.
Toplam Kalite Yönetimi her şeyden önce çeşitli düzeydeki yöneticilere yol gösteren ve daha isabetli karar vermelerine yardımcı olan bir araçtır. Bu aracın daha etkili ve daha efektif şekilde kullanılması için;

Tüketici isteklerinin titizlikle incelenerek değerlendirilmesi

Gerekli teknolojik olanakların sağlanması

İşletme organizasyonu içinde olumlu beşeri ilişkilerin sürdürülmesi

Kalite ve onunla ilgili kavramların tüm personel tarafından eksiksiz ve doğru olarak anlaşılması gerekmektedir.






KALİTE GÜVENCESİ VE
TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ


KALİTE GÜVENCESİ KAVRAMI
Kalite güvencesi bir ürün veya hizmetin kalite konusunda belirtilmiş gerekleri yerine getirmesinde yeterli güveni sağlamak için uygulanan planlı ve sistematik etkinlikler bütünü olarak tanımlanmaktadır. Temelinde ürün ya da hizmetin geçtiği tüm aşamalardaki talimatlar, görev ve sorumluluk tanımları vb. ile belgelen- dirmesi, çalışanların eğitilmesi ve kalite konusunda bilinçlendirilmesi ile kalitenin planlanan düzeyde en az kaynak kullanımıyla korunması yatmaktadır. Kullanıcının gereksinim- leri tam olarak ve belirlendiği şekilde karşılanmadığı sürece kalite güvencesi sistemi tanımlanmış sayılmaz.

Dolayısı ile kalite güvencesi doğrudan kalite kontrol ile ilgili birimler dışında, herhangi bir ürün veya hizmetin son kullanıcıya ulaşana kadar geçtiği tüm aşamalarda görevli bölümleri de kapsamaktadır. Ve müşteri isteğine uygun ürün ve hizmet ulaşımını ve sipariş şartlarını beklenmedik maliyetler oluşturmadan sağlanabilmesini güvenceye alır.
Kalite güvencesi günümüzde bir işletmenin tümünü kapsayan bir hedef olarak değerlen- dirilmektedir. Bu nedenle çağdaş bir işletmenin kalite politikasını, finans ya da personel politikasında olduğu gibi üst yönetimce saptanmalı ve saptanmış olan bu kalite politikasının gerçekleştirilmesi amacıyla ürün veya hizmetin geçtiği tüm aşamalar için yöntem talimatları, akış planları oluşturulmalıdır
KALİTE GÜVENCE SİSTEMİNİN GELİŞİMİ
1987 yılında uluslararası kalite ihtiyacına cevap verecek ve birçok ülke tarafından kabul edilen ISO 9000 dizisi standartları yaygınlaşmıştır. Bu standartlar bir önceki yıllardaki sistem standartlarının bir sentezi olmaktadır ve bir çok yönden benzerlikler bulunmaktadır. Ancak buradaki ayırt edici özellik geçmişteki kalite güvencesinin çok sayıda ve titizlikle yürütülen kontrollerle gerçekleştirilmesi ve bu nedenle çok pahalı bir sistem olmasıdır. Bunun sebebi ise hatalıların sistemden ayıklanarak kalite ürün elde edilmesi ve buna bağlı olarak maliyetlerin de yüksek olması idi.
Zamanla Toplam Kalite Yönetimi ile önleyici kalite anlayışı ortaya çıktı ve ekonomik bir

üretim şekli oluştu. İşte bu yönetim şekli kalite güvencesine yansıyarak yeni kalite güvencesi sistemlerinin yazılmasına neden oldu. Esasında Toplam Kalite Yönetimi ile kaIite güvencesi arasında büyük ölçüde benzerlikler olmasına rağmen bazı farklılıklar vardır.
Bir kuruluşta yeterli bir kalite güvence sisteminin oluşturulması oldukça kapsamlı ve titiz bir çalışmayı gerektirir. Böyle bir çalışmanın aşamaları şu şekilde olmalıdır.
Yönetim Eğitimi: Çalışmalara başlamadan önce, başta tepe yönetici olmak üzere tüm yöneticilerin bir temel eğitimden geçmeleri gerekir. İki veya üç gün sürecek bu eğitimde, konu özlü biçimde anlatılır, temel ögeler ve uygulama aşamaları açıklanır.
Organizasyon: Şirketin büyüklüğüne ve işin kapsamına orantılı olarak bir organizasyon gerçekleştirilmelidir. Her departmanda en az bir kişinin kendi biriminde bu konu ile sorumlu tutulması gerekir.
Ön Değerlendirme: Kalite güvence sistemi projesinde görev alan yönetici ve teknik elemanların yapması gereken ilk faaliyet, bir iç denetim uygulayarak mevcut durumu bir ön değerlendirme ile tespit etmektir. Böylece eksiklikler daha net anlaşılmış olacaktır.
Planlama: Kalite güvencesi sisteminde tüm fonksiyonlar ve bunların içereceği faaliyetler bir bütün olarak ele alınır, ilişkileri belirlenir ve aşamaları saptanır. Ön değerlendirmede de ortaya çıkan öncelikler ışığında kapsamlı bir plan

yapılır. Planda safhalar ve yapılacak işin mahiyetinin yanısıra görevliler ve terminler de belirtilir.
Uygulamanın değerlendirilmesi:Üst yönetim- ce onaylanan planın uygulaması periyodik olarak değerlendirilir. Bu değerlendirmenin nasıl yapılacağı, kimlerin katılacağı ve değerlendirme sonuçlarının nasıl uygulamaya dönüştürüleceği de ayrıca belirlenir ve ilgililere duyrulur. Değerlendirmede danışmanın da bulunması gerekir.
İç denetim: İç denetimin temel amacı kuruluşun dış denetime hazır hale gelip gelmediğini sınamaktır. Bu denetime genel müdür de katılır. İç denetimde tüm birimlerin kapsanması hedeflenir.
Dış denetim: Kuruluş iç denetimin sonuçlarını değerlendirir, eksiklikleri veya yanlışları varsa düzeltir ve dış denetime hazır duruma gelir. Dış denetim müşteri tarafından, müşterinin görevlendirdiği bir denetçi kuruluş ya da sistemi belgelendirme amacı ile gelecek olan bir denetçi tarafından gerçekleştirilebilir.
Gelişme: Kalite güvence sistemini tatminkar bir noktaya getirmiş olan bir kuruluş üç ihtimalle karşı karşıyadır. Sistemi aynen koruyabilir, geliştirebilir veya geriye dönebilir. Geriye gitmese bile sistemi aynen korumak yeterli olmayacaktır, rakipler sürekli olarak geliştik- lerinden kuruluşunda kendini yenilemesi gerekir. Bu nedenle belirli periyodlarda yönetimin sistemi gözden geçirmesi ve sürekli bir gelişme bir plan uygulaması şarttır.


KALİTE GÜVENCE SİSTEMİNİN KAZANDIRDIKLARI
Klasik kalite sisteminde uygulanan hataların aranması yerine, bunların nedenleri üzerine gidilmesi ve hata kaynaklarının ortadan kaldırılmasını hedefleyen Kalite Güvencesi ile sağlanan faydaları şöyle sıralamak mümkündür:
Kalitede süreklilik
Daha iyi rekabet olanağı
Müşterinin güven duygusu
Zaman içerisinde ve sistemin başarısı oranında kalite kontrol işleminin kapsamına girerek daraltılması
Yüksek verim
Çağdaş bir çalışma ortamı
Çalışanlarda yüksek motivasyon
Minimum maliyet
Maksimum güvence

TEMEL PRENSİPLER AÇISINDAN KALİTE GÜVENCESİ VE TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ YAKLAŞIMLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ


PRENSİPLER
ISO 9000 ISO 9000’İN ÖTESİNDE
Müşteri Odaklı Organizasyon • Tanımlanmış müşteri isteklerine uygunluğu sağlayın.
• Müşteri ile etkileşiminiz verimli bir duyarlılık çerçevesinde gelişsin. • Bugünkü ve gelecekteki müşteri gereksinim ve beklentilerini anlayın.
• Müşterinize daima sadık kalın.
• Müşteri tatminini ölçerek üzerinde tekrar tekrar düşünün.
Liderlik • Bir politika oluşturarak kalite için bir ortam hazırlamak amacıyla kaynaklar geliştirin. • Kendinize bir vizyon oluşturarak yön çizin.
• Bu vizyonu geliştirmek için de stratejiler üretin.
• İnsanları yönlendirin, birleştirin ve teşvik edin

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Tekstil Öğretmenliği Hakkında Bilmek İstedikleriniz

31/3/2009
Kategori: Tekstil Bolumu

Tekstil Öğretmenliği Hakkında Bilmek İstedikleriniz


TEKSTİL ÖĞRETMENİ

TANIM
Çalıştığı eğitim kurum ya da kuruluşunda; öğrencilere ya da yetişkinlere, tekstil ile ilgili eğitim veren kişidir.

GÖREVLER
Tekstil ile ilgili hangi bilgi, beceri, tutum ve davranışların, hangi yaş düzeylerindeki öğrenci gruplarına hangi yöntemlerle kazandırılacağı, MEB tarafından onaylanan öğretim programları ve ilgili mevzuatta belirtilmiştir.
Tekstil öğretmeni, bu program çerçevesinde,
- Eğitiminden sorumlu olduğu grubun düzeyine uygun bir çalışma planı yapar,
- Sorumlu olduğu atölye, laboratuar, işlik vb. yerleri sürekli olarak eğitime hazır durumda bulundurur. (Gerektiğinde kullanılan alet ve makinelerin bakımlarını ve basit onarımlarını yapar.)
- Kendisine ayrılan ders saatlerinde çalışma planını uygulayarak öğrencilere alanı ile ilgili bilgi ve beceri kazandırır,
- Öğrencilerin başarılarını değerlendirir,
- Eğitici kol çalışmalarında görev alarak öğrencilerin yeteneklerini geliştirici etkinlikler düzenler,
- Öğrencilerin gelişimlerini izler, sorunlarının çözümüne yardımcı olur,
- İşletmelerde uygulama yapan öğrencilerin çalışmalarını izler, ilgililere rehberlik eder,
- Çevresindeki sanayi kuruluşları ile, işletmelerdeki gelişmeleri izler, bunların öğretim programlarına yansıtılması için ilgililere önerilerde bulunur,
- Nöbetçi olduğu günlerde, okulun düzen ve disiplinini sağlamak üzere görev yapar,
- Sınıf öğretmeni olarak, öğrencilerin alan ve ders seçmelerine yardımcı olur, yönetimle ilişkilerini sağlamaya çalışır.

KULLANILAN EĞİTİM MATERYALLERİ
- Alanı ile ilgili meslek dersleri eğitim-öğretim programı, yıllık ve günlük çalışma planları, not defteri, ders defteri, ders kitapları, yardımcı kitaplar,
- Çeşitli bitkisel ve kimyasal lifler, pamuk, keten, kenevir, yün, ipek.
- Tekstil alanı ile ilgili araç-gereçler.

MESLEĞİN GEREKTİRDİĞİ ÖZELLİKLER
Tekstil öğretmeni olmak isteyenlerin;
- Üst düzeyde genel yeteneğe sahip,
- Fen bilimlerine ve matematiğe ilgi duyan,
- Hesap yapmaktan hoşlanan,
- Düşüncelerini başkalarına açık bir biçimde aktarabilen,
- İyi bir öğrenme ortamı sağlayabilen, dikkatli, işine özen gösteren,
- İnsanlarla iyi iletişim kurabilen, sevecen, hoşgörülü, sabırlı,
- Mesleğinin sorunları ile ilgilenen ve çözüm yolları bulmaya çalışan,
- Öğrencilerin duygu ve düşüncelerini anlayabilen,
- Kendini geliştirmeye istekli, coşkulu, girişimci, yaratıcı kimseler olmaları gerekir.

ÇALIŞMA ORTAMI VE KOŞULLARI
Tekstil öğretmeni, sınıfta, atölyede ve işletmelerde görev yapar, görevini genellikle ayakta yürütür. Çalışma ortamı lif tozu yüklü ve oldukça gürültülüdür.

ÇALIŞMA ALANLARI VE İŞ BULMA OLANAKLARI
- Meslek elemanlarının büyük çoğunluğu Milli Eğitim Bakanlığına bağlı endüstri meslek lisesi, teknik lise, kız meslek lisesi, Anadolu kız meslek lisesi vb. okullarda, Tekstil -Boya-Baskı-Desen, Boya-Apre, Tekstil Kalite Kontrol, Tekstil-İplikçilik, İplik, Tekstil-Dokuma, Tekstil Örme, Örgü Teknolojisi, Tekstil Tasarımı branşlarında görev yaparlar.
- Özel sektörde yönetici veya teknik eleman olarak da çalışabilirler.
- İsteyenler kendi işlerini kurabilirler.

MESLEK EĞİTİMİNİN VERİLDİĞİ YERLER
Mesleğin eğitimi;
Mesleki Eğitim Fakültesi bünyesinde bulunan "Tekstil Terbiye Öğretmenliği, Tekstil Dokuma ve Örgü Öğretmenliği ile Tekstil Öğretmenliği" bölümlerinde verilmektedir.

MESLEK EĞİTİMİNE GİRİŞ KOŞULLARI
Bu bölümlere girebilmek için Öğrenci Seçme Sınavı’nda (ÖSS) yeterli “Sayısal (SAY)” puan almak gerekmektedir.


EĞİTİMİN SÜRESİ VE İÇERİĞİ
Mesleğin eğitim süresi 4 yıldır. Eğitim süresince, öğrenciler Genel Dokuma Teknolojisi, Genel Boya-Apre Teknolojisi, Genel Hazır Giyim teknolojisi, Pamuklu Dokuma Teknolojisi, Yünlü Dokuma Teknolojisi, Pamuk İpliği Teknolojisi, Tekstilde Kimyasal Testler, Eğitimde Ölçme ve Değerlendirme, Birey ve Öğrenme Süreci, Eğitim Teknolojisi, Mikro Öğrenme gibi dersler alırlar. Öğrenciler eğitimleri sırasında okullarda uygulama yapmaktadırlar.

BURS, ÜCRET VE KAZANÇ DURUMU
- Öğrenciler Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu’nun imkânlarından veya çeşitli kuruluşların burslarından yararlanabilirler.
- Eğitim sonrasında, meslek dersi öğretmeni olarak görev alanlar 9. derecenin 1. kademesinden göreve başlarlar. Tekstil öğretmenleri ek ders ücreti alabildikleri gibi, görev yaptıkları okul bünyesinde döner sermaye işletmesi faaliyetleri kapsamında sipariş işler yaparak aylık gelirini artırma imkanına da sahiptir. Ayrıca her yıl tüm öğretmenlere öğretim yılı başında eğitim öğretim tazminatı adı altında bir ödeme yapılmaktadır.

MESLEKTE İLERLEME
- Üniversitelerde lisans üstü eğitimden sonra araştırma görevlisi, doçent ve profesör unvanını alabilirler.
- Meslek elemanları Milli Eğitim Bakanlığınca yapılan müfettişlik sınavlarında başarılı oldukları takdirde alanlarında müfettişlik yapabilirler.
BENZER MESLEKLER: Boya-apre öğretmenliği, dokuma öğretmenliği.

DAHA AYRINTILI BİLGİ İÇİN BAŞVURULABİLECEK YERLER
- İlgili Eğitim Kurumları,
- Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü,
- Milli Eğitim Bakanlığı Erkek Teknik Öğretim Genel Müdürlüğü,
- Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü Ankara Meslek Danışma Merkezi,
- Bünyesinde Meslek Danışma Merkezi bulunan Türkiye İş Kurumu İl Müdürlükleri.



Kaynak; İşkur

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Türkiye Tekstil Sanayi

31/3/2009
Kategori: Tekstil Bolumu

TÜRKİYE TEKSTİL SANAYİ



a) TARİHÇE

Arkeolojik kazılarda bulunan kitabe ve heykelciklerden,pamuk ve ketenin ilk yetiştiği bölgelerden olan Anadolu’da bu bitkilerin giyecek ve süs bitkisi olarak tarih öncesi devirlerden beri tarifinin yapıldığı anlaşılmaktadır.Kazılar 5-7 bin yıl öncesi Hitit Sümerlerin dokuma sanatını mükemmelleştirdiklerini belgelemektedir.Dokumacılık Anadolu’ya 1071 Malazgirt zaferi ile girmeye başlar.Selçukluların orta Asya’dan taşıdıkları dokuma örgü sanat ve becerisini Anadolu’da buldukları zengin dokuma geleneğiyle harmanlamaları ile de devam eder.Bu dönemde,yerel gereksinim ve bölgesel ticaret ile yetinen mensucat zanaatı, Osmanlı imparatorluğunun yükselişine paralel olarak gelişir.En büyük pazarı da Anadolu’dan geçen ticaret kervanları oluşturuyordu.Duraklama devrinde ise dokumacılıkta devlet desteği azalmış ve hammadde bulamayan,yabancı mallarla rekabet edemeyen dokumacılık, sarsıntı geçirmişti.Daha sonrada”kapitülasyonlar”sonucu dış rekabete yenik düşen dokumacılık,18.yüzyıl sanayi devrimiyle tümüyle çöker.


1915’e gelindiğinde “sanayi”diye adlandırılacak tesislerin birçoğunu dokuma tesislerinin oluşturduğunu görürüz.1923’te 82.000 iğ ve 800 adet tezgahımız vardı.Cumhuriyet yönetimine 5’i yabancı ve azınlıkların yönetiminde 8 adet pamuk ipliği dokuma fabrikası devrolunmuştur.

Ordu mensuplarının fes gereksinimlerini karşılamak üzere 1839 yılında Feshane-i Amire imalathanesinin kurulmasıyla başlanan tekstil fabrikalarına,Cumhuriyet Döneminde 24-30 arasında dokuma sanayi alanında 12 Türk A.Ş. katılır.Hissedar,kurucu ve idare meclisi üyeleri Türk’tür.

1932’den başlayarak devletçilik devreye girer.İlk önce devlet sanayi ofisi kurulur.Nihayet 11.7.1933’te Sümerbank kurulur.Adını Atatürk’ün verdiği kuruluşunda 20 milyon sermayeye sahip Sümerbank,Sanayi ve Maadin Bankası’ndan devralarak işe başladığı 4 fabrikasını üretim atölyesi olmaktan kurtarmış,teknolojik aşamaların gereği olan yatırımları yaparak,Türk sanayinin lokomotif sektörlerinden biri haline gelmiştir.(2)
Kamgarn mamulleri gereksinimi için Bursa Merinos fabrikası 1938’de kurulur.1945’lere dek ,özel sektörün pamuklu dokuma sanayinde çalışan,büyük ölçekli bir işyeri (ufak tezgahlarla çalışan küçük iş yerlerini saymazsak) mevcut olmamıştır.

II.Dünya savaşı sırasında makine ithalatının zorluklarına karşın,1949’da iğ sayısı 270.000 ve tezgah sayısı da 5500’e yükselmiş,1950 seçimlerini izleyen ticari liberasyonla beraber de özel kesim Sümerbank yanında gelişmeye başlamıştır.
II.Plan döneminde (1967-72) öngörülen 1.8 milyon TL ’lık yatırımla işletmelerin ekonomik kapasitelere ulaşmasını sağlamak üzere,vergi muafiyeti yatırım indirimi ve ihracatı teşvik tedbirleri alınmıştır.Ayrıca,’’Sentetik Grubun Kuruluşları’’da bu döneme rastlar.Poliamid grubunda ilk olarak 1964’te Sifaş Bursa’da çalışmaya başlar.Poliester lif üretimi için 1968’de Adana’da Sasa kurulur.Aynı şekilde,1972’de Yalova’da akrilik lif üretimi için Aksa kurulur ve 1974’te Filament devamlı polyester iplik üretimine geçer.

1923-72 dönemini ele alıp tekstildeki değişmeyi şu tabloyla ortaya koyabiliriz.










b) ÜLKE EKONOMİSİNDEKİ YERİ



Tekstil ve Konfeksiyon sanayi, 24 Ocak 1980 istikrar politikaları doğrultusunda dışa açılmaya başlayan ülkenin ihracatında %30 civarında payı ve toplam 15.000 firma sayısıyla ekonomimizin lokomotif sektörüdür.Bugün tekstil sanayimiz birlikte yaşayabilen atölyeler,fabrikalar ve dev holdinglerin bir mozayiği görünümündedir.

Tekstil sanayinin geleceği,ülkemizin ekonomik gelişmesi bakımından önemli bir konuma gelmiştir.Bazı yabancı yayın organları ise ülke sanayi ile tekstil sanayini özdeşleştirerek,bu konuda ciddi yorumlar yapmaktadırlar.Ancak tekstil sanayi gelecekteki büyüme için bir takım yeniden yapısallaşmaya da gereksinim gösterir.Özel sektör ve kamu sektörlerinin çalışma koşulları gece ile gündüz kadar birbirinden farklıdır.Kamu sektörünün güçlü kuruluşu olan Sümerbank,salt iç tüketime yönelik olarak çalışmaktadır.Özel sektörün ise verilen teşvikler,ihracatta vergi iadesi vs olanaklar ile birlikte ihracat ağırlıklı çalıştığını söyleyebiliriz.

Tekstil sanayinin ekonomideki yeri;tüm imalat sanayinde yaratılan katma değerin %20’inin tekstil sektöründe yaratılmasından ve sınai dış atımın 1/3’ünün yine bu sektöre ait olmasından kaynaklanır.

Tekstil sanayimiz”Erginleşmenin”nin tam arifesindedir.Bugün gıda sanayinden sonra tekstil sanayi en büyük sanayi kesimidir ve dış ticaret bilançomuza girdi ve çıktı olarak en güçlü aktif sold’u sağlayan sanayi koludur.Tekstil sektörünün en güçlü olduğu alt sektörü ise,”Pamuklu Sektörüdür”dür.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Tekstilde Türkiye Modasi

31/3/2009
Kategori: Tekstil Bolumu

 Tekstilde Türkiye Modasi


TEKSTİLDE TÜRKİYE MODASI

Tekstil dünyası Çin kotaları nedeniyle 2005'i kötü geçirirken Türkiye ve Hindistan yılı kârla kapattı. Bu 'mucize'nin ardında Avrupa'ya yakınlık ve köklü tekstil geçmişi var.

2005 yılının haziran ayında yenilenen Çin kotalarının 'beklenilen' olumsuz sonuçları tüm dünya tekstilini etkiledi. Ancak Hindistan ve Türkiye 2005 yılını bu sektörde kârla kapatan iki ülke olarak tarihe geçecek.

Tekstil devi Çin, kotalardan sonra yeni yaptırımlar peşinde koşan AB ülkeleri ve ABD ile pazarlık masasından kalkmazken, Türkiye'nin soğukkanlı kalması ve dinamizmi, 2005 yılını kazasız belasız atlatmasına yol açtı. Fransa'nın saygın bir tekstil dergisinin yorumuna göre, Türkiye'nin bu kayda değer performansı, Avrupa'ya yakın olmasına ve köklü sayılabilecek tekstil deneyimine dayanıyor.

Hindistan'da Şov Vakti
Çin'den sonra dünyanın ikinci tekstil ülkesi olan Hindistan, 2005 yılını kârla kapatırken, Bangladeş, Endonezya, Vietnam, Sri Lanka, Kamboçya ve Makao gibi ülkeler kota krizinden nasibini aldı.

2-4 Mart tarihli 'Salon Tex-Style India' fuarı nedeniyle sektörün bir kez daha gözü, 'Tekstil dünyasının fili' unvanlı Hindistan'ın üzerindeydi. Açıklamalarda bu ülkenin hedeflerinde bir hayli iddialı olduğu gözlendi. Tekstil ürünleri ihracatında geçen yıl gerçekleştirdikleri 12.5 milyar avroluk ciroyu 2010 yılına kadar 70 milyar avroya yükseltmeyi hedefleyen Hindistan, 12 milyon tekstil işçisine iş imkânı yaratmayı planlıyor. Teknolojide Çin'in gerisinde kalan bu koton ülkesi, İtalya ile işbirliğine girerek 'moda dünyasının prensi'nin deneyimlerinden ders alıyor. Çin'e karşı alınan önlemler doğrultusunda imalatlarının bir kısmını Hindistan'a kaydıran Gap, Levis, Marks&Spencer, Next gibi dev markalar ise bu ülkedeki yatırımlarını güçlendiriyor.

Afrika Ülkeleri de Yara Aldı
Fransa başta olmak üzere AB ile geçmişe dayanan tekstil üreticisi ülke konumuna sahip Tunus ve Fas gibi Afrika kıtası ülkeleri ise kotalardan ağır yara aldı. Romanya, Macaristan, Bulgaristan gibi Avrupa ülkeleri de tekstil ve hazır giyim ithalatı bazında 2005'i yüzde 7 gerilemeyle kapattı.

Türkiye'nin 2004 yılında kaydettiği yüzde 3'lük gerilemenin ardından 2005 yılını yüzde 23 gibi bir artışla kapatması mucize olarak yorumlandı. 30 Mart 2006 tarihli La Tribune gazetesi, AB'ye üye olmayı bekleyen Türkiye'nin kotalar sonrası durumu ile ilgili bir yazı yayımladı. Çin'e karşı girdiği rekabette tüm olumsuzluklara rağmen dayanan Türkiye'nin iyi bir strateji yaratarak ayakta durabilmesini başarı olarak yorumlayan Fransız gazetesi, kotaların kalkmasıyla ülkede yeniden kurulan dengeler sonucunda 100.000 işçinin işsiz kaldığını da yazdı.

La Tribune, ülkemizin başarılı örme imalatçılarından Suteks'e ayırdığı özel bölümde ise firmanın kurucusu Nur GER'in altı yıl öncesinden 'kotaların gelişini' sezinleyerek kalite, tasarım ve fiyatlandırma olgularını ön plana aldığını ve bu başarılı stateji sonucunda başta Belçika, Hollanda ve Fransa olmak üzere birçok AB ülkesinde saygın bir üretici konumuna geldiğini kaydetti.

Kaynak: Radikal Gazetesi

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Tekstil Sektörü Neden Krize Girdi?

31/3/2009
Kategori: Tekstil Bolumu

Tekstil Sektörü Neden Krize Girdi?


Tekstil Sektörü Neden Krize Girdi?

1986 yılında Gümrük Birliğine giren ülkemiz Gümrük Birliği öncesi şanslı ve avantajlı olarak lanse edilen tekstil sektöründe, Avrupa Birliği ülkelerine daha fazla ihracat yapılacağı ve büyük karlar sağlanacağı beklentilerine dayanarak Devlet Planlama Teşkilatı tarafından plansız, programsız, fizibilite çalışmaları yapılmadan ve yatırımları orta ve uzun vadeli finansmanı sağlayacak uluslararası iletişimler kurulmadan verilen teşvikler sektörü krize sürüklenmiştir.
Gümrük Birliğine girdikten sonra; Avrupa Birliği
pazarlarından yeterli pay alınamaması nedeniyle ve 3. Dünya ülkelerine de yeterli ihracat yapılamaması doğal olarak ülkemizin bu ülkelere yapacağı İhracat beklentileri hedeflerinin çok altında gerçekleşmiştir.
Ülkemizin dış ticaret, üretim, istihdam ve vergi politikaları milli sanayimizi, kayıtlı istihdam ve ekonomiyi gözeterek artıracak ve teşvik edecek şekilde yeniden yapılandırılmalıdır.
Tekstil sektörünün içinde bulunduğu krize nasıl geldiği, bu krizden nasıl çıkacağını, hemen alınması gereken yasal düzenlemeler ve tedbirlerin belirtildiği rapor aşağıdaki monografik düzende anlatılacaktır.

A) Dış Ticaret ve Vergi Kanunlarında Yapılan Yanlış Uygulamalar
1) Tekstil Sektörüne Verilen Yatırım Teşvik Belgeleri

Sektöre verilen teşvik belgelerinde, Teşvik Uygulama Genel Müdürlüğü plansız, programsız ve fizibilite çalışmaları yapmadan teşvik belgesi dağıtmıştır. Firmaların getirmiş olduğu fizibiliteleri onaylayarak fizibilite onay makamı olmuştur. Teşvik belgesi için başvuran firmalardan aşağıdaki şartlar aransa ve devletler arası girişimler sağlansa idi, şu anda yaşanan krizler yaşanmazdı.
a) Yapılacak yatırımın en az %50'sinin öz kaynaktan karşılanması ve şirketin aktifine bu öz kaynaklar, gayrimenkul, menkul, nakit ve nakit benzerleri olarak sokulması ve Türk Ticaret Kanunu açısından denetimi,
b) Yapılacak yatırımın yabancı kaynakla finanse edilecek kısmının; orta ve uzun vadeli kredilerle ve (yatırım geriye dönüşünü sağlayacak kadar vadeli) finansman kuruluşlarından alınacak teminat mektubu veya benzeri garantiler ile finanse edileceğinin taahhüt edilmesi,
c) Firmanın teşvik verilecek alanda tecrübesi var mı? Yoksa tecrübeli profesyonelleri kadrosuna almış mı?
d) Üretilecek ürünleri hangi pazara satacak? Satış yapacağı müşterilerle ön satış anlaşmaları veya üretim, pazarlama ortaklığı anlaşmaları var mı?
Ayrıca ;
Teşvik Uygulama Genel Müdürlüğü, makinelerin ithal edileceği ülkelerle hem bu yatırımların finansmanını orta ve uzun vadeli kredilerle yapılmasını sağlayacak, hem de ülkemizin bu yatırım makineleri ile üreteceği ürünlerin ülkelerine satışında, makinelerin ekonomik ömrünü tamamlayana kadar kota koyulmasını önleyecek görüşmeler ve ticari anlaşmalar yapılması konusunda ülkemiz hükümet ve ithalat yapılacak ülke hükümetleri arasında temasa geçilebilirdi. Bu tür anlaşmalara sıcak bakmayan ülkelerden yatırım malları alınmasına teşvik aracılığı ile kotasyon koyulabilirdi.
1980'li yıllarda yatırım teşvik belgelerinde Kaynak Kullanım Destekleme primi adı altında yapılan, yatırım tutarının %33'nü geçmeyecek şekilde teşvik primi ödenmekteydi. Bu primler ödenirken ithal edilen makineler ve yapılan diğer yatırım harcamaları gerçek değerlerinin üzerinde gösterilerek hak edilemeyen Kaynak Kullanım Destekleme primleri alınarak, firmalar hak edilmeyen, üretim harici kazançlar elde ederek gerçek durumlarını göremediler ve üretim maliyetlerinin azaltılması, pazarın genişletilmesi konusunda daha az performans gösterdiler.
Yapılacak yatırımları, üretilecek ürünler bazında ihtisaslaşmaya götürecek yatırım teşvik tedbirleri çıkarılamaması,
1980'li yıllarda kullanılmış makinelerinde alınması teşvik edilmiştir. Buda teknolojik yatırımlar yapılmasını geciktirerek, dünya pazarındaki payımızın büyümesini engellemiş ve sektörü krize sürüklemiştir.
Yatırım teşvik belgelerinde, yatırımın tamamlanma süresi en fazla 2 veya 3 yıldır. Bu teşvik belgelerine 10 yıla kadar uzatmalar verildi. Çünkü yukarıda bahsedilen şartlar ve anlaşmalar gerçekleşmediği için, firmalar yatırımlarını tamamlayamadılar. İşletme sermayesi yaratamadılar. Yatırımlar orta ve uzun vadeli kredilerle yapılmadığı için finansman maliyetleri yükseldi, maliyetleri karşılayacak hedef fiyatlar tutturulamadı, pazarda rekabet şansı azaldı. Bu ortamda, hatalı davranan firmalar yanında, planlı davranan firmalar da krize sürüklendi.
Yatırım teşvik belgesi kapsamında alınan makine ve teçhizatın, teşvik tedbirlerine istinaden şirket aktifine girdikten 5 yıl sonra ve teşvik belgesi kapatılmak şartıyla kiralanması ve satılmasına izin verilmektedir. Bu şartları taşımadan satılması durumunda sağlanan tüm teşvikler (vergi,resim ve harç istisnası) cezalı olarak geri alınmaktadır. Ancak komple tesis satışında, bu makine ve teçhizatı satın alacak şirket, teşvik çıkarmak kaydıyla satışına izin verilmektedir. Makine ve teçhizatı satın alan firma, bu satış KDV'e tabi olduğundan ve bakiye yatırım indiriminden yararlanamadığından, satın alan için avantajını yitirmektedir. (KDV Yatırım İndirimi) Krize düşmüş firmaların, bu durumları Teşvik Uygulama Genel Müdürlüğünce incelenerek, satış ve kiralama izni verilmek ve satın alan firmanın, teşvik belgesi almak koşulu ile satış işleminin KDV'ye tabi olmaksızın ve satın alan şirketin bakiye yatırım indirimini kullanması sağlanarak, krize düşmüş firmaların krizden kurtulması sağlanabilirdi.
2) Tekstil Sektörüne Verilen İhracat Teşvik Belgeleri (Dahilde İşleme ve Geçici Kabul Belgeleri); İhracat Teşvik Belgesi ; I.T.Belgesi kapsamında alınan malların işlendikten (nevi değiştirildikten) sonra ihraç edilmesine dayanan bir teşvik tedbiridir. Her türlü vergi, resim harçtan muaf tutulan bir teşvik sistemidir.
a) İhracat Teşvik belgesi verilirken verilen teşviklerin, ülke içindeki üreticiyi koruyucu nitelikte olup olmadığı dikkate alınamamıştır. Yatırım teşvik belgesi kapsamında teşvik edilen sektörün üretmiş olduğu ürünlerin, İhracat Teşvik Belgesi kapsamında yurtdışından ithal edilen aynı tür mallar ile rekabet etmesi zorlaşmış ve bunun sonunda sanayi işletmeleri kapasitelerinin altında çalışmaya başlamıştır.
b) 1986 yılında Avrupa Birliği ile yapılan gümrük birliği anlaşması sonucunda bu tarihten önce ihracat teşvik belgesi kapsamında yapılan mal ithalatlarına, bu malların nevi değiştirilerek Avrupa Birliği Ülkelerine satışından %10'lara varan telafi edici vergi konulması, Gümrük Birliğine geçiş ve ihraç teşvik belgesi kapsamında 31.12.1985 tarihinden önce alınan malların telafi edici vergiye tabi olup olmayacağı net olarak sanayicilere anlatılamadığı için sanayiciler zor duruma düşmüş, siparişlerde daha önce yapmış oldukları fiyat anlaşmalarına yansıtamadıkları için elde ettikleri karlar telafi edici vergilere gitmiştir.
Bu maliyetleri fiyatlarına yansıtamayan firmalar bu vergileri ödeyerek zarar etmişler ve öz varlıklarını yitirmeye başlamışlardır. Bazı sanayicilerde ödeme güçlüğü içinde bulunduğu ve telafi edici vergiyi ödeyemediği için, basından gözlemlediğimiz kadarıyla Avrupa dışındaki ülkelere hayali ihracat yaparak teşviklerini kapamışlar, istemeyerekte olsa suç işlemişler ve devleti vergi (KDV, Kurumlar vergisi, Telafi edici vergi) açısından zarara uğratmışlardır.
3) KDV İade Alacaklarının Diğer Kamu Borçlarına Mahsubu
3065 sayılı KDV vergisi kanununda KDV iadesi hak eden firmalar kendi vergi borçlarına veya mal tedarik ettiği firmalara olan borçlarına istinaden KDV iade alacaklarına mahsup edebilmektedirler. Kriz içinde olan sanayi işletmelerinin çoğunun kamu idarelerine borçları bulunmakta, vergi dairelerinde de KDV iade alacakları bulunmaktadır. KDV iadelerini kredibiliteleri azaldığı için teminat mektubu vererek vergi dairesinden nakden iade alamadıklarından diğer kamu borçlarını ödeyememekte ve bu borçlardan dolayı ödenemeyecek safhaya gelen gecikme faizi tahakkuk etmektedir.
Çıkarılacak bir yetki kanunu ile KDV iade alacakları diğer kamu borçlarına mahsup edilebilme imkanı getirilerek, sanayi işletmeleri hem bu kamu borçlarından, hem de oluşabilecek gecikme faizlerinden kurtulabilecektir. Buna benzer bir uygulama ihracatlar üzerinden alınan navlun iadeleri ile ilgili teşviklerde navlun iade alacakları bulunan ihracatçılara, T.C Merkez Bankası tarafından hak ediş belgesi düzenlemiş ve bu hak ediş belgesi ile vergi, SSK borçları ve Türk Hava Yolları bilet bedellerinin ödenmesinde kullanılmıştır.
B) Bankaların Yapmış Oldukları Yanlış Uygulamalar
1) Yatırım Kredileri
Bankalar sanayicilere vermiş oldukları yatırım kredilerini yatırımın ekonomik ömrünü tamamlayacak vadede değil 6-24 aylık kısa vadeli kaynaklarla finanse etmişlerdir. Firmalar, 6-24 aylık içinde bu kredilerin faizlerini ve çok küçük bir bölümde ana paralarını geri ödemişlerdir. Bankalar vermiş oldukları kredileri, yurtdışından orta vadeli kaynaklarla finanse ederek sanayicilere orta ve uzun vadeli kaynak sağlamış olsalar da veya kaynaklarını Devlet tahvili ve bonolara yönlendirmemiş olsalardı bu
kredilerin vadeleri dolduğunda geri istemeyeceklerdi ve kredileri temerrüde düşürüp yüksek faiz talep etmeyeceklerdi. Zaten işletme sermayesi sıkıntısı olan firmalar bu uygulamalar sonucu finansman maliyetleri nedeniyle dünya fiyatlarını tutturamamışlar ve Uluslararası rekabet şanslarını yitirmişlerdir. Bankaların şuanda tekstil firmalarında 10 milyar $'lık batık kredileri bulunmaktadır.
Bankalar sanayicilerden gelen kredi taleplerini inceleyerek, Devlet Planlama teşkilatı ve Hükümetin ilgili Bakanlıkları ile koordinasyona geçip bu yatırımların finansmanı için ithalatın yapıldığı ülkelerle iletişime geçerek imalatçı firmalar, bankalar ve o ülke hükümetlerinin ilgili bakanlıkları ile koordinasyona giderek yatırımlara orta ve uzun vadeli kredilerle finansman sağlayabilirlerdi. Orta ve uzun vadeli kredilerle sağlanamayan yatırım mallarına, teşvik aracılığı ile ülke ve firma kotasyonu koyularak teşvik dışı bırakılması sağlanabilirdi. Yapılan böyle bir koordinasyon, yapılacak sanayi yatırımlarını orta ve uzun vadeli kredilerle finanse edilerek firmaların finansman sıkıntısına düşmeleri önlenebilirdi. İşletme sermayelerinin güçlenmesi sağlanabilir ve dünyadaki rakipleri ile rekabet eder duruma getirilebilirdi. (Avrupa ülkelerinde yapılan yatırımlar en az 20 yıl vadeli kredilerle finanse edilmektedir.)
2) İşletme Sermayesi Kredileri
Yatırımları kısa vadeli kredilerle finanse eden bankalar, sektörde, yatırım makinelerinin çalışmasını sağlayacak mal ithalatı için gerekli ithalat vesaiki ve akreditifleri ile proje bazında işletme kredileri de vermediğinden zaten vermiş oldukları kısa vadeli yatırım kredilerinin geriye dönüşlerini riske atmış ve sektörde 8-10 milyar $ geriye dönmeyen kredi yaratmışlardır.
C) Sanayicilerin Yapmış Oldukları Hatalar
1) Yeterli öz kaynakları olmadan yatırım yapmaları,
2) Yatırımın yabancı kaynakla yapılan kısmını, orta ve uzun vadeli kredilerle (yatırımın geriye dönüşünü sağlayacak vade) finanse etmemeleri,
3) Yeterli İşletme sermayeleri olmadığından yapılan tesisleri tam kapasite ile çalıştıramamaları,
4) Yatırımın yapıldığı tekstil alanında yeterli tecrübeye sahip olmamaları veya tecrübeli personeli zamanında istihdam edememeleri,
5) Pazar yaratılmadan yatırım yapılması,
6) Desen ve numune bölümlerinin tam kapasite çalışamamasından dolayı maliyetlerin yüksek oluşu, bu maliyetlerin müşterinden alınmasını sağlayacak yüksek miktarda sipariş alınamaması firmaların desen ve koleksiyon üretimlerinin devamlılığının sağlanamaması nedeniyle pazarda istenilen hedeflere ulaşılamamıştır.
Desen ve numune yatırımlarını birkaç sanayici bir araya gelerek ortak tesis kurması ve yatırımın ve numune maliyetlerinin aşağıya çekilmesi sağlanabilir, daha fazla koleksiyon üretilerek pazarlarını genişletip üretim tesislerinin tam kapasite ile çalışması sağlanarak, karlıklarını artırılabilirdi. Ayrıca; bir araya gelip kolektif çalışma fikrinde olmayan yatırımcılar, yatırım teşvik tedbirleri ile belli kapasite altında kalan firmaların numune yatırımlarını tek başına yapamaması birkaç fabrika sahibinin birleşerek numune yatırımına izin verilmesi konusu teşvik edilerek kolektif çalışma teşvik tedbirleri ile özendirebilirdi. Avrupa ülkelerinde numune fabrikaları tekstil sektöründe üretim fabrikalarından ayrı olarak kurulmakta ve ortakları da farklı kişilerden oluşmaktadır.
7) Sektörde ihtisaslaşmaya gidilmediği için hata ve firelerin yükselmesi, üretim maliyetlerinin artması, termin tarihlerinin tutturulmasını pazarın büyümesini engellemiştir.
8) Yeni ürünler geliştirilememesi Pazar araştırmalarına ve yeni pazarlar bulunmasına yeterince önem verilmemesi,
9) Firmaların işletme bütçesi hazırlamamaları nedeniyle, verimlilik, maliyet, kar analizlerinin yapılamaması, hedeflerden sapmaların zamanında tespit edilememesi ve önlemlerin zamanında alınamaması,
10) Şirket ortaklarının ; şirketin kaynaklarını lüks bina yatırımlarına kaydırmaları olmayan işletme sermayelerini daha da azaltmıştır.
Ayrıca; lüks tüketim harcamaları ile (araç, villa, uçak, yat) şirket kaynakları şirket dışına çıkarılmış ve şirketlerin öz sermayeleri azaltılmıştır.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Tekstil Firmalarinda Hedef Sermaye Yapisi

31/3/2009
Kategori: Tekstil Bolumu

Tekstil Firmalarinda Hedef Sermaye Yapisi


İÇİNDEKİLER

İÇİNDEKİLER....................................... .................................................. .....................I
KISALTMALAR....................................... .................................................. ...............III
GİRİŞ............................................. .................................................. ...............................1


I. BÖLÜM

İŞLETME SERMAYESİ YÖNETİMİ

1.1. İŞLETME SERMAYESİ YÖNETİMİNİN AMAÇLARI..........................3
1.2. İŞLETME SERMAYESİ YÖNETİMİNİN
İŞLETME AÇISINDAN ÖNEMİ............................................. .....................3
1.2.1. İşletme Sermayesi Yönetimine Ayrılan Süre..............................3
1.2.2. İşletme Sermayesine Yatırılan Tutarların Büyüklüğü..............4
1.2.3. İş Hacmi İle İşletme Sermayesi Arasındaki İlişki.....................5
1.2.4. İşletme Sermayesi Tutarı İle Karlılık Arasındaki İlişki..........5
1.3. AĞIRLIKLI ORTALAMA SERMAYE MALİYETİ VE
HEDEF SERMAYE YAPISI............................................ ...............................6

II. BÖLÜM
FİNANSAL TABLOLAR ANALİZİ

2.1. FİNANSAL TABLOLAR ANALİZİNİN TANIMI.......................................7
2.2. FİNANSAL ANALİZİN ÖNEMİ............................................. .......................7
2.3. FİNANSAL ANALİZ TEKNİKLERİ........................................ ...................8
2.3.1. Yatay Analiz............................................ .........................................8
2.3.2. Eğilim Yüzdeleri......................................... ......................................9
2.3.3. Dikey Yüzde Analizi........................................... ......................... 10
2.3.4. Oran Analizi........................................... .........................................11
2.3.4.1. İşletme İçi Mali Oranlar........................................... .............12
2.3.4.1.1. Likidite Durumunun Analizinde Kullanılan Oranlar.....13
2.3.4.1.1.1. Cari oran.............................................. .............13
2.3.4.1.1.2. Asit-Test oranı............................................. .... 14
2.3.4.1.1.3. Nakit Oranı............................................. ..........14
2.3.4.1.2. Mali Yapının Analizinde Kullanılan Oranlar..............14
2.3.4.1.2.1. Finansal Kaldıraç Oranı..................................14
2.3.4.1.2.2. Öz kaynakların Oranı......................................14
2.3.4.1.2.3. Finansman Oranı............................................. 15
2.3.4.1.2.4. Borçların Toplam Kaynaklara Oranı.........15
2.3.4.2. İşletme Dışı Verilere Dayanılarak Hesaplanan
Mali oranlar........................................... ..................................12
2.3.4.3. Endüstri Mali Oranları.......................................... ...............12

2.4. TEKSTİL SEKTÖRÜNDEKİ ŞİRKETLERDE AKTİF
VE PASİFLERDEKİ GENEL YAPI.............................................. ..............15
2.4.1. İplik Ve Dokuma İşletmelerinde Finansal Analizin
Uygulanması....................................... .................................................1 7
2.4.1.1. Bossa............................................. .............................................20
2.4.1.2. Aksu İplik............................................. .....................................22
2.4.1.3. Yünsa............................................. ............................................24
2.4.1.4. Gediz İplik............................................. ...................................26
2.4.1.5. Sönmez Pamuklu........................................... ...........................28
2.4.1.6. Sönmez Filament.......................................... ............................30
2.4.1.7. Sifaş............................................. ..............................................32
2.4.1.8. Altın Yıldız............................................ ....................................34
2.4.2. Ortalama Sektör Analizi........................................... .......................35


GİRİŞ

İşletmeler mal ve hizmet üretiminde bulunmak için fonlarını çeşitli varlıklara yatırırlar. Firmanın net şimdiki değerini kendi ortakları için maksimum kılmak fonların uygun varlıklara yatırılmasına sıkı sıkıya bağlıdır. Faaliyetleri için gerekli sabit kıymet niteliğindeki bir yıldan uzun sürede kullanılma imkanı bulunan üretim araçlarını satın alıp, üretimde kullanılabilir hale getirdikten sonra firmaların çalışabilmeleri için bazı varlıklara da ihtiyaçları vardır. Yatırım harcamaları sonucunda kurulan tesislerin üretime ve gelir getirmeye başlaması zorunlu olur. İşletme sermayesi, ürünlerin üretilmeye başlamasından gelir sağlayıncaya kadar geçen süre boyunca üretim faktörlerine bağlanan fonlardan oluşur. İşletme gelirleri elde edilinceye kadar yapılacak harcamaların karşılanması için kullanılır. Üretim araçlarının düzenlenmesinden sonra üretimin gerçekleştirilmesi, satışların yapılması, bedellerin tahsil edilmesi gerekmektedir. Kullanılan kaynakların ana para ve faiz ödemesi gibi yükümlülüklerin yerine getirilmesi amacıyla da çeşitli likit fonlar hazır edilir. İşletme faaliyetlerinin sürdürülmesi amacıyla kullanılan ve kısa sürede paraya dönüşme özelliğine sahip varlıklara işletme sermayesi denilmektedir.

İşletme sermayesi bir işletmenin vadesi gelmiş borçlarını karşılayabilme gücü olarak yorumlanabileceğinden kısa vadeli borçlarını ödeyebilme gücü olarak ta tanımlanabilir. Bir işletmenin mükemmel ürünler ürettiği, etkin bir pazarlamaya sahip olduğu, uzun vadeli varlıklarını çok iyi bir biçimde yönettiği görülse dahi likidite kontrolünün kaybedilmesi halinde sonunun geleceği düşünülerek işletme sermayesi yönetimi zaman zaman likidite yönetimiyle eş anlamda görülmektedir. İşletme sermayesi nakdin, pazarlanabilir senetlerin, alacakların, stokların ve firmanın diğer cari varlıklarının yönetimini kapsamakla beraber daha geniş ifade ile ayrıca cari varlıklarının yönetimini de kapsamaktadır.

İşletme sermayesi yönetimi daha öncede ifade edildiği gibi bir yıldan daha kısa sürede paraya çevrilebilen varlıkların yönetimini kapsamaktadır. Borçların faiz ve ana para ödemeleri likit varlıklara sahip olmayı gerektirdiği gibi, sabit varlıkların yenilenmeleri için gerekli fonlar, kar payı ödemeleri de likit fonlarla yani nakitle yapılmaktadır. Sabit varlıkların mülkiyetine sahip olunmadığında kiralama yolu seçildiğinde gerekli kira ödemeleri yine nakit bulundurmayı gerektirir. Bu açıdan bakıldığında işletme sermayesi yönetimi sadece bir yılda paraya dönüşen varlıkların yönetimi yanında diğer varlıkların yönetimini de kapsamakta hatta firmanın tümünün yönetimini de içerecek bir genişlikte en azından diğer bölümlerle ilişkileri bulunan bir özelliktir.


































I. BÖLÜM
İŞLETME SERMAYESİ YÖNETİMİ

1.1. İŞLETME SERMAYESİ YÖNETİMİNİN AMAÇLARI

• Yatırımlardan sağlanacak getirilerin firmanın sermaye unsurları maliyetinden büyük yada ona eşit olabilmesi ve cari aktifleri firma değerinin arttırılmasına yönelik katkıları çoğaltmak için yöneltmek.
• Firmanın vadesi gelmiş yükümlülüklerini karşılayabilmesi için, cari varlıkların borçlarla sağlanan fonları ödemeye yeterli olması açısından fon akışlarını kontrol etmektir.
• Cari varlıkların finansmanında kullanılan sermayenin maliyetini minimize etmek.

1.2. İŞLETME SERMAYESİ YÖNETİMİNİN İŞLETME AÇISINDAN ÖNEMİ

İşletme amacının elde edilmesinde işletme sermayesi yönetimi çok önemli bir fonksiyona sahiptir. İşletme sermayesi, firmanın tam kapasite ile çalışabilmesi, üretimin kesintisiz devam edebilmesi, iş hacminin genişletilebilmesi, yükümlülüklerini karşılayamama riskinin azaltılması, kredi değerliliğinin artırılması, olağanüstü durumlarda mali yönden zor durumlara düşmenin önlenmesi, faaliyetin karlı verimli bir şekilde yürütülmesi açısından büyük önem taşıyıp bu önem aşağıdaki başlıklar halinde açıklanmaktadır .

1.2.1. İşletme Sermayesi Yönetimine Ayrılan Süre

Sabit varlıklarla ilgili faaliyetler işletmenin kuruluşunda ve belli dönemlerde görülmektedir. Bir tesisin kurulması için yapılan işlemler kuruluş aşamasında ve bir defa da yerine getirilmektedir. Faaliyet sırasında ise bakım onarım gibi işlemler belli periyodik zamanlarda ve yenilenme gibi işlemlerde özel durumlarda yapılırlar, yine işletme için en önemli konular arasında yer alan temettü dağıtım politikası, uzu vadeli finanslama kararları, kiralama ile ilgili kararlar, birleşmeler vb. kararlar çok seyrek verilen kararlardır. Halbuki işletme sermayesi unsurlarının yönetimi finansal yöneticinin zamanın büyük bir bölümünü almaktadır .

1.2.2. İşletme Sermayesine Yatırılan Tutarların Büyüklüğü

Her işletmenin ihtiyaç duyduğu işletme sermayesi tutarı birbirinden farklılık gösterir. Hizmet sektöründeki bir firma ile sınai alanda faaliyet gösteren firmaların işletme sermayesi tutarları değişecektir. Sınai alanda faaliyet gösteren firmalar sabit yatırımlar olarak daha fazla varlığa sahip olurken, işletme sermayeleri nispeten az olacaktır. Örneğin tekstil üretimiyle uğraşan bir firma ile bu firmanın ürünlerini pazarlayan toptancıların işletme sermayeleri ihtiyaç tutarları farklı düzeyde olacaktır. İşletme sermayesi tutarı aynı zamanda işletmenin faaliyet konusuna, devletin kredi politikasına, faiz oranına, üretilecek ve satılacak malların tedarik ve üretim sürelerine, işletmenin satış hacmi ve koşullarına, satışların mevsimlik olmasına, stok devir hızına, alacak devir hızına göre farklılıklar göstermektedir.

İşletme sermayesi ihtiyacı aktifler toplamı içinde sınai bir işletmede %50 den fazla ağırlık taşırken bu oran toptan ve perakende ticaretle uğraşanlarda %70 seviyelerini aşmakta, finans kuruluşlarında ise %90’ı bulmaktadır .




1.2.3. İş Hacmi İle İşletme Sermayesi Arasındaki İlişki

Belli bir kapasite içinde satış hacmi ile duran varlıklar arasındaki ilişki değişmemektedir. Satışlara olan talebin artması karşısında talebi karşılayabilmek için kapasiteyi attırmak gerekecektir. Kapasite artışını gerçekleştirebilmek için ya sabit varlıklara yatırım yapılacaktır yada fason üretime geçilecektir. İş hacmindeki artışa karşın işletme sermayesi daha duyarlıdır. Satış hacmi işletme sermayesi ve unsurlarının hesaplanılmasında ana unsuru teşkil eder. Satışları artan firmanın stoklarında, alacaklarında ve kullanacağı nakit mevcudunda artışlar yapması gerekecektir.

1.2.4. İşletme Sermayesi Tutarı İle Karlılık Arasındaki İlişki

İşletme sermayesi düzeyinin tespiti, firmanın borçlarının vade yapısına ve varlıkların likidite derecesine dayalı olup, işletme sermayesi ile ilgili kararlar karlılık ve risk arasındaki değişmenin etkisi altında kalmaktadır .

Likidite ile karlılık arasında ters yönlü bir ilişki vardır. Likit varlıkların toplam varlıklar içersindeki oranını çoğaltıp likidite derecesi yükseldikçe firmanın sağlayacağı karlar azalmaktadır. Likidite derecesi yükselen firmaların riskliliği azalmakta ve karlılığı da düşmektedir. Risk ile likidite ters yönde, risk ile karlılık aynı yöndedir. Likiditenin değerlendirilmesi riskin analizinin bir parçasını oluşturmaktadır. Likidite yükseltilerek yükümlülüklerin yerine getirilmeme riski azaltılmaktadır. Bunun karşılığında da kardan vazgeçmek gerekmektedir. Bununda anlamı likiditeye sahip olmanın vazgeçilen kar kadar bir maliyeti olduğudur. Likidite maliyetinin birinci kısmı likit varlık bulundurmakla diğer kazanç sağlayacak varlıklara yatırmamakla kaybedilen fırsat geliridir. İkinci kısmı da likiditesi düşük aktiflerin paraya çevrilmesi halinde uğranılacak değer kayıplarıdır .

1.3. AĞIRLIKLI ORTALAMA SERMAYE MALİYETİ VE HEDEF SERMAYE YAPISI

Firmalarda ileriye dönük olaraktan karlılığın ve firmanın değerinin tespitinde üçüncü kişiler açısından en önemli unsurlardan birisi ağırlıklı ortalama sermaye maliyetidir ( Weighted Avarege Cost of Capital-WACC) çünkü, firmanın tahmin edilen serbest nakit akımları, WACC ile bugüne indirgenmektedir. Serbest nakit akımları hem borç verenlere hem de öz kaynak sahiplerine kalan tutarı ifade ettiği için, Wacc borçların ve öz kaynakların piyasa değerlerine göre ağırlıklandırılarak hesaplanmaktadır. Bir firmanın faiz yükü taşıyan finansal bir borcu yoksa, diğer bir deyişle tamamen öz kaynakla finanse edilmişse, öz kaynakların maliyeti aynı zamanda WACC olmaktadır.

Ağırlıklı ortalama Sermaye Maliyeti ve unsurlarının maliyetlerinin hesaplanmasında hedef sermaye yapısı (Target Capital Structure) büyük önem taşımaktadır. Sermaye Maliyeti, Marjinal Sermaye Maliyeti olarak da adlandırılmakta olan WACC oranı, borcun ve öz kaynakların paylarının değişmesine bağlı olarak çok farklı değerler verebilmektedir. Dolayısıyla belirli bir sermaye bileşiminde hesap edilen WACC anlamlı olmaktadır. Firmaların belirlemiş oldukları ve genellikle de zorunlu olmadıkça değiştirmek istemedikleri bu sermaye bileşimi, hedef sermaye yapısı, olarak adlandırılmaktadır .



II. BÖLÜM
FİNANSAL TABLOLAR ANALİZİ

2.1. FİNANSAL TABLOLAR ANALİZİNİN TANIMI

Finansal tablolar analizi, analizi yapacak işletme ilgililerinin amaçlarına uygun olarak, bir veya birkaç döneme ait finansal tablolarda yer alan kalemlerin, gerek kendi aralarındaki gerekse bütünle olan ilişkilerinde çeşitli analiz tekniklerinden yararlanılarak incelenmesi, yorumlanması ve işletmenin içinde bulunduğu koşullarında göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi işlemidir . Daha geniş bir yaklaşımla finansal analiz; bir işletmenin mali durumunun ve mali yönden gelişmesinin yeterli olup olmadığını belirlemek için, mali tablo kalemlerindeki değişikliklerin, kalemler arasındaki ilişkilerin, zaman içinde göstermiş oldukları eğilimlerin incelenmesi ve gerektiğinde belirlenen standart ve sektör ortalaması ile karşılaştırılarak yorumlanması faaliyetlerinin bütünü olarak tanımlanabilir .

2.2. FİNANSAL ANALİZİN ÖNEMİ

İşletmelerde yöneticinin ana görevi işletmenin aktif ve pasifini yöneterek hedeflenen kara güvenli bir şekilde ulaşılmasını sağlamaktır. Yani işletme, ancak doğru bir ekonomik yapı (varlık yapısı) ve mali yapı (kaynak yapısı) ile amaçlarını gerçekleştirebilir. Finansal tablolar analizi ile işletmenin mali durumu, karlılık durumu, mali yönden yeterli olup olunmadığı gibi konular incelenerek işletmelerin mevcut ve olması gereken durumu saptanmaktadır. Mali durumla ilgili bilgilerin kaynağını da finansal tablolar oluşturur. Ancak bu tablolarda yer alan bilgilerin belirli teknikler kullanılarak analizi yapılmaz ise işletmenin ekonomik (iktisadi) ve mali yapısı ile bunların sonuçlarını anlamak mümkün olmaz. .

2.3. FİNANSAL ANALİZ TEKNİKLERİ

Çeşitli analiz tekniklerinden yararlanmak suretiyle, işletmenin karlılık durumunun yeterli olup olmadığı, borç ödeme yeteneğinin mevcut olup olmadığı, gerek kısa gerekse uzun vadeli borçların zamanında ödenip ödenmeyeceği, varlıkların kullanılış biçimlerinin verimli olup olmadığı gibi konular saptanmaya çalışılarak, işletmenin zaman içinde göstermiş olduğu değişme analiz edilmektedir.

Finansal tabloların analizinde kullanılan teknikleri şöyle sıralayabiliriz.

• Karşılaştırmalı tablolar analizi (yatay analiz)
• Yüzde yöntemi analizi (dikey analiz)
• Eğilim yüzdeleri yöntemi ile analiz(trend analizi)
• Oran yöntemi ile analiz (rasyo analizi)

2.3.1. Yatay Analiz

Bir işletmenin iki veya daha fazla dönemlerine ilişkin finansal tablolarının birbirini izleyen dönemler bakımından karşılaştırmalı olarak düzenlenmesi ve bu tablolarda yer alan kalemlerin zaman içinde göstermiş olduğu değişikliklerin incelenerek değerlendirilmesidir. Böylece bu analiz tekniği ile işletmenin zaman içinde göstermiş olduğu değişiklikler saptanabilmektedir. Finansal tabloların karşılaştırılmasıyla; işletmenin geçmişteki ve bugünkü durumu görülerek aradaki farklar saptanmakta ve bu bilgiler ışığında gelecekte oluşacak gelişmeler öngörülmektedir.
Karşılaştırmalı mali tablolar analizinde aşağıda belirtilen esaslara uyulmalıdır.

• Karşılaştırılması yapılacak cari ve önceki dönem mali tabloları aynı zaman dilimlerini kapsayacak şekilde hazırlanmış olmalıdır.
• Mali tablolar üç veya altı aylık dönemleri kapsıyor ise, karşılaştırma ya bir önceki üç veya altı aylık mali tablolarla; ya da bir önceki yılın aynı dönemleri ile yada bir önceki yılın aynı dönemleri ile yapılmalıdır.
• Cari döneme ait mali tablolar dönemin bütçe rakamlarıyla karşılaştırılabilir.
• Bir işletmenin cari yılına ait mali tablolar diğer işletmelerin aynı dönemine ait mali tablolarıyla karşılaştırılabilir. Bu, işletmenin benzer işletmelere göre başarısını değerlendirmeye yöneliktir.
• Karşılaştırılacak tablolar enflasyonun bozucu etkisinden arındırılmış olmaktadır.

Karşılaştırmalı bilançolar, işletmenin birden fazla faaliyet dönemine ait bilanço bilgilerinin yan yana yazılarak karşılaştırılmaları şeklinde düzenlenir ve bilanço kalemlerinde meydana gelen artış ve azalışlar tutar ve yüzde olarak hesaplanır .

2.3.2. Eğilim Yüzdeleri

Bu yöntemde, birbirini izleyen dönemlere ait mali tablolarda yer alan kalemlerin temel alınan mali tablo kalemlerine göre gösterdiği artış veya azalışlar yüzde olarak hesaplanır. Bu şekilde işletmenin mali tablolarında yer alan her bir kalemin temel alınan yıla göre yüzde olarak gelişme trendi bulunur. Analizin anlamlı olabilmesi için temel olarak seçilen yılın her bakımdan işletme faaliyetlerini yansıtacak normal bir yıl olması gerekir. Eğilim yüzdeleri hesaplanacak dönemin analizinden beklenen yararın sağlanabilmesi için mümkün olduğu kadar uzun bir süreyi kapsaması gerekmektedir. Sadece birkaç yıldaki eğilime bakarak sağlıklı karar vermek mümkün olmayacaktır.

2.3.3. Dikey Yüzde Analizi

Finansal tabloların analizinde kullanılan tekniklerden biri de dikey yüzde yöntemidir. Dikey yüzde analizi ile finansal tablolarda bulunan bir kalemin toplam veya grup içindeki oransal büyüklüğü irdelenir.
Bu yöntemle her bir tablo kaleminin bulunduğu grup toplamı içinde yüzde payı ile tablo toplamı içindeki yüzde payı hesaplanır. Örneğin, bilanço bu yöntemle analiz edilirken, bir aktif kalemin toplam aktifler içindeki payı ve bulunduğu grup içindeki payı yüzde olarak hesaplanır. Dikey yüzdeler yöntemi işletmeler arası karşılaştırmalar, işletmenin sektör içindeki yerini belirleme açısından veya işletmenin mali yapısında meydana gelen değişiklikleri izleme açısından yaralı bir araç niteliğindedir. Mali tabloların dikey yüzde yöntemi ile düzenlenmesinde mali tablo toplamı 100 kabul edilir ve her bir mali tablo kaleminin toplam içindeki yüzde payı hesaplanmak suretiyle mali tablo yüzdelerle ifade edilir.

Bilanço dikey yüzdeler yöntemi ile analiz edilirken bilanço toplamı 100 kabul edilirken her bir bilanço kaleminin toplam içindeki yüzdesi hesaplanır. Bu şekilde bilanço rakamları ortak bir esasa indirgenmiş olur. Ayrıca bilançoda her bir hesap grubunun toplamı 100 kabul edilmek suretiyle grupta yer alan hesapların grup toplamı içindeki yüzde payının hesaplanması yoluna gidilerek daha detaylı bir analiz için veri oluşturulabilir. Örneğin, her bir dönen varlık kaleminin dönen varlık toplamı içindeki yüzde payı, kısa ve uzun vadeli yabancı kaynaklar ve öz kaynak grupları içinde yer alan her bir kalemin kendi grubu içindeki yüzde payı hesaplanır .



Bilanço dikey yüzdeleri şu formüllerle hesap edilebilir,
Yüzdesi hesaplanacak ana grup tutarı
Ana grup aktif (pasif) içindeki payı = -------------------------------------------- X 100¬¬
Aktif (pasif) toplamı

Yüzdesi hesaplanacak alt grup tutarı
Alt grupların aktif (pasif) içindeki payı = --------------------------------------------- X100
Aktif (pasif) toplamı

2.3.4. Oran Analizi

Oran analizi ile mali tablolarda yer alan tutarların nispi ilişkileri incelenerek işletmenin mali durumu konusunda bilgi edinilir. Mali tablolardan çok sayıda oran hesaplamak mümkündür. Ancak oran hesaplamaktan amaç yorumlanabilir bilgi üretmek olmalıdır. Oran analizinden beklenen yararın sağlanması ancak hesaplanan oranların iyi yorumlanması ve nedenlerinin araştırılması ile olanaklıdır. Oranların işletme amacı ile bütünleştirilerek yorumlanmasında bazı kıstaslardan yararlanılması zorunludur. Örneğin, işletme içinde hesaplanan oranları işletmenin geçmiş dönemlerinde hesaplanan oranlarla veya deneyler sonucunda bulunan genel kabul görmüş ölçülerle ya da işletmenin içinde bulunduğu endüstri kolu için geliştirilen oranlarla karşılaştırılması ve değerlendirilmenin buna göre yapılması gerekir.

Mali analizde kullanılan oranları, hesaplanış biçimlerine göre üç ana gruba ayırabiliriz.
• İşletme içi mali oranlar
• İşletme dışı verilere dayanılarak hesaplanan mali oranlar
• Endüstri mali oranları (standart oranlar)
2.3.4.1. İşletme İçi Mali Oranlar

Bu oranlar işletmenin yayımlamış olduğu finansal tablolarda yer alan verilere dayanılarak hesaplanır. Başka bir anlatımla finansal tablolarda yer alan kalemler arasında çeşitli açılardan oransal bağıntılar kurulmak suretiyle, oranlar hesaplanmaktadır. Örneğin cari oran hesaplanmasında, işletmenin yayımlamış olduğu finansal tablosunda yer alan dönen varlıklar ile kısa vadeli borçlar arsında matematiksel ilişki kurulmaktadır.

2.3.4.2. İşletme Dışı Verilere Dayanılarak Hesaplanan Mali oranlar

Bu oranlar, işletmenin finansal tablolarında yer alan verileri ile bu işletme dışında elde edilen verilerin karşılaştırılması suretiyle ve aralarında matematiksel ilişkiler kurulmak suretiyle hesaplanmaktadır. Örneğin, borsaya kayıtlı işletmelerde, borsaya kote edilmiş hisse senetlerinin borsada oluşan fiyatları işletmenin finansal tablolarında yer alan çeşitli kalemleri arasındaki ilişkiler kurularak oranlar saptanması buna örnek olarak gösterilebilir (Cari Oranı gibi).

2.3.4.3. Endüstri Mali Oranları

Bu oranlar ise, tamamen işletme dışında hesaplanan ve işletmenin finansal tablolarında yer alan kalemleri ile direkt ilişkisi olmayan rasyolardır. Söz konusu oranlar, endüstri için bir bütün olarak geliştirilmekte ve endüstri dalında faaliyette bulunan çok sayıdaki işletmelerin mali oranlarının ortalamasına göre hesaplanmaktadır. İşletmeler için endüstri oranlarının önemi, kendi durumlarını değerlendirirken, oranlarının iş kolundaki ortalamaya göre ne durumda olduğunu saptamaya olanak vermesi noktasında toplanmaktadır.
Endüstri oranları, aynı iş koluna bağlı ve karşılaştırılabilir işletmelerin türlü oranlarının aritmetik ortalaması alınarak hesaplanmakta veya medyan yönteminden yararlanılmaktadır .

Yukarıdaki gruplamadan ilki olan işletme içi mali oranlarından yararlanılacağı için bu oranlara içerik yönünden bir göz atmak anlamlı olacaktır.

Oranları, işletme çalışmalarının değişik açılarından değerlendirilmesindeki kullanış biçimlerine göre, dört ana grupta inceleyebiliriz,

• Likidite Durumunun Analizinde Kullanılan Oranlar
• Mali Yapının Analizinde Kullanılan Oranlar
• Çalışma Durumunun Analizinde Kullanılan Oranlar
• Karlılık Durumunun Analizinde Kullanılan Oranlar

Uygulamalı olarak likidite ve mali yapıyla ilgili oranlar üzerinde duracağımız için bu oranların nasıl hesaplandığını görelim.

2.3.4.1.1. Likidite Durumunun Analizinde Kullanılan Oranlar

2.3.4.1.1.1. Cari oran (Üçüncü Derece Likidite Oranı)

Dönen Varlıklar
Cari Oran = -----------------------------------------
Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar



2.3.4.1.1.2. Asit-Test oranı (İkinci Derece Likidite Oranı)

Dönen Varlıklar - Stoklar
Asit Test Oranı = --------------------------------------------
Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar


2.3.4.1.1.3. Nakit Oranı (Birinci Derece Likidite Oranı)

Hazır Değerler
Nakit Oranı = -------------------------------------
Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar


2.3.4.1.2. Mali Yapının Analizinde Kullanılan Oranlar

2.3.4.1.2.1. Finansal Kaldıraç Oranı

Yabancı Kaynaklar Toplamı
Finansal Kaldıraç Oranı = -----------------------------------
Aktif Toplamı



2.3.4.1.2.2. Öz kaynakların Oranı


Öz Kaynaklar
Öz kaynakların Aktiflere Oranı=-------------------------------
Aktif Toplamı

2.3.4.1.2.3. Finansman Oranı

Öz kaynaklar
Finansman Oranı = -----------------------------
Toplam Yabancı Kaynaklar


2.3.4.1.2.4. Borçların Toplam Kaynaklara Oranı

Kısa / uzun vadeli yabancı kaynaklar
Borçların Toplam Kaynaklara Oranı = ----------------------------------------
Toplam Kaynaklar (Pasif)


2.4. TEKSTİL SEKTÖRÜNDEKİ ŞİRKETLERDE AKTİF VE PASİFLERDEKİ GENEL YAPI

Tekstil işletmelerinde ağırlıklı olaraktan maddi duran varlık yatırımı yapılmış olduğu üzere bilançonun aktif (varlık) yapısı içersinde duran varlıların ağırlığı dönen varlıklara göre daha fazladır. Aslında arzu edilen dönen varlıkların fazla olmasıdır, ama önemli olan kıstas bu değil işletmenin finansal ve faaliyet kaldıracını riske atmadan, bu varlıkların ister yabancı kaynakla ister öz kaynakla olsun en iyi şekilde finanse edilip kullanımıdır.

Genel olaraktan bir ortalama standart belirleyecek olursak dönen varlıkların aktifler içindeki oranı %40-45, duran varlıkların oranı ise %50-55 civarlarında olmaktadır. Yine iyi bir genellemeyle dönen varlıklar içersindeki likit varlıkların (hazır değer, pazarlanabilir menkul kıymet) oranının daha fazla olması sağlanmalıdır. duran varlıklar bölümü içersinde ise uzun vadeli ticari alacak kaleminin minimum düzeyde olmasına özen gösterilmelidir. Bilançonun pasif (kaynak) bölümünde ise kısa vadeli ve uzun vadeli borçlanma yapısının öz sermayeden az olmasına veya birebir olmasına gidilmelidir. Firma ağır borç yükü altında bırakılmamalıdır. Öz kaynakların fazla olması her zaman arzu edilen politikadır, ancak düşük maliyetli yabancı kaynak kullanarak bu kaynağın maliyetinden yüksek kar oranı elde edilebiliyorsa borçlanma yolu tercih edilmelidir. Ülkemiz koşullarına göre borçların öz sermayeye oranı 2/3 olması yeterli kabul edilmektedir. Ayrıca toplam borçların aktiflere oranı yani kaldıraç oranı yüksek olduğunda bu durum kredi verenler açısından da emniyet marjının dar olduğu, işletmenin faiz ve borç ödeme açısından zor durumlara düşme olasılığının yüksek olduğu kanısını doğurur. Fakat bu şekilde işletme sahipleri; az sermaye ile geniş bir kaynağa egemendirler ve eğer faaliyet karı yabancı kaynak maliyetinden yüksek ise öz sermaye karlılığı yüksek olur.

Finansmanda göz önünde tutulacak ilkelerden biride emniyet ile büyük kar sağlama veya zarar riski arasında bir denge kurmaktır. Emniyete önem vererek işletmenin finansmanında büyük ölçüde öz sermaye kullanmak karlılık oranını düşürebilir, buna karşılık karlılığa önem vererek kaldıraç oranını yükseltmek riski arttırmaktadır. gelişmiş ülkelerde bu oranın %50’nin üzerinde olması riskli de olsa ülkemiz gibi gelişmekte olan ekonomilerde öz sermaye sağlanmasındaki zorluklar ve enflasyonun etkisiyle borç yükü fazladır ve oranın %60 civarında olması makul olarak değerlendirilmektedir .

Öz sermayenin aktiflere oranında ise oranın zaman içinde yükselme eğilimi göstermesi iyi bir yönetimin göstergesi, aksi durum ise kötü bir yönetimin veya spekülatif bir yönetimin göstergesi olarak yorumlanabilir.

2.4.1. İplik Ve Dokuma İşletmelerinde Finansal Analizin Uygulanması

Bu teorik bilgilerden sonra Türkiye’de iplik ve kumaş dokuma üretimi gerçekleştiren tekstil sanayiindeki işletmelerin bilançolarına bir göz atalım.
2.4.1.1. Bossa:

İlk olaraktan varlık ve kaynak yapısını yatay ve dikey olarak olarak sonrada oransal olaraktan inceleyip, birtakım yorumlarda bulunursak konuya daha iyi açıklık getirmiş olacağız. Dönen varlıklarının aktifler içersindeki oranı 1998 de %79, duran varlıkların oranı ise %21’dir. 1999 da ise bu oranlar sırası ile %82 ve %18 şeklindedir. Yatay analiz olaraktan baktığımızda ise 99 yılında 98 yılına göre dönen varlıklarında %55lik, duran varlıklarında ise %28’lik bir artış olmuştur. Yani aktifler içersinde dönen varlık oranı arttırılmıştır. Bu iyiye işarettir, ancak pasif kısmına baktığımızda kısa vadeli borç oranı 98 de %44 den, 99 da %49 a çıkmış, öz sermayenin oranı ise %46 dan %42 ye düşürülmüş kaynaklar (pasif) toplamı içersinde kısa vadeli borç oranı %66 artmış ve bu artış dönen varlıkların artışından daha fazla olmuştur ki bu durum hiçte iyi bir durum değildir.

Likidite ve finansal yapı ile ilgili oranlara baktığımızda cari oran 1.80 den 1.67 ye düşmüştür, bu oranın her ne kadar 1.50 olması yeterli kabul edilse de, borç ödeme gücü birinci yıla göre %13 oranında düşmüştür. Likidite oranı 1,39 dan 1,31 e düşmüştür, bu oranında 1 civarında olması yeterlidir. Nakit oranı ise %25 in altına düşmemesi iyi olarak kabul edilir, borçların öz sermayeye oranı ise 1 olması arzu edilir, fakat ülkemizdeki birtakım ekonomik şartlar nedeniyle bu oranın %75 olması kafidir. Bossa da bu oran 0,86 dan 0,74 e düşmüştür. Kaldıraç oranına baktığımızda bu oranın %60 olmasını kabul edilebilir olarak yorumlamıştık, bossa da, bu oran %54 den %58 e çıkmıştır. Öz sermaye oranı ise%46 dan %42 ye düşürülmüştür, kısa vadeli borçların, kaynaklar toplamı içindeki oranı ise işletmenin iktisadi varlıklarının kaçının kısa vadeli yabancı kaynakla finanse edildiğini göstermektedir ve bunun tekstil sektörü gibi sınai işletmelerde 1/3 ü aşması riskli olarak kabul edilmektedir, ancak ülkemiz gibi gelişmekte olan ekonomilerde uzun vadeli kaynak temini zor olduğundan bu oran yüksektir, nitekim oranın %40 olması kabul edilebilir bir durumdur ki bossa da bu oran %50’lere varmıştır, riskli bir durumdur. Uzun vadeli borçların, kaynaklar içersindeki oranına bakacak olursak, varlıkların ne kadarının uzun vadeli borçlarla finanse edildiğini göstermektedir ki tekstil sektörü gibi sınai alanlarda bu oranın yüksekliği kabul edilebilir, satışları istikrarlı ve uzun zamandır aynı iş kolunda faaliyet gösteren işletmeler ile sermaye yoğun teknoloji kullanan yada büyük boyutlu yeni yatırımlara girişen firmalarda oran elbette yüksek olacaktır. Bu oran üzerinde bir standart kurulması uygun olmayacaktır. Bossa ya baktığımızda borç oranın %10 ve %9 gibi düşük rakamlarda seyrettiğini görmekteyiz. Öz sermaye/mad. Sab. Kıymet oranına baktığımızda ise işletmenin maddi sabit kıymetlerinin ne kadarını öz kaynaklarla finanse edildiği hakkında bilgi edinebiliriz ki bu oranın 1 e 1 olması arzu edilen durumdur, nitekim bossa da bu oran ilk yıl %2,20’lerde iken sonraki yıl %2,40’lara çıkarak iyi bir durumdadır. Uzun vadeli kullanım amacıyla alınan duran varlıkların ya uzun vadeli borçlanılarak yada öz kaynak kullanılarak alımı tavsiye edilir. Bossa da, zaten düşük olan uzv. Borç oranında ikinci yıl %30 civarında bir azalma görülmektedir, öz kaynaklarda da bir azalma trendi görüldüğüne göre duran varlıklardaki artışın ksv. Borçlanma ile yapıldığı anlaşılmaktadır ki borç ödeme zamanı geldiğinde duran varlığın satışı söz konusu olmayacağına göre; eğer diğer likit değerler yeterli düzeyde olmazsa işletme bu borçlarını ödemede zorlanacaktır. Ama bossa ya genel olarak baktığımız zaman yukarıda da değindiğimiz noktalardaki gibi şirketin borçlanma oranı, daha doğrusu ksv. Borçlanma oranı artarken öz sermaye oranı azalmıştır, bu durum her ne kadar olumsuz bir durum gibi gözükse de söz konusu Bossa gibi sonunda “sa” imzasını taşıyan global bir kuruluş için lehte olan bir durumdur ki finansman kaldıracı etkisinden yararlanılmakta, yani karlılığa öncelik vererek, öz sermaye ile geniş bir kaynağa egemen olunmaktadır.

BOSSA

1998/12 Dikey A. * 1999/12 Dikey A. * Yatay A.
I-Dönen Varlıklar 47.607.588 79 73.554.542 82 155
A-Hazır değerler 15.179.388 32 22.863.648 31 151
B-Ksv tic. Alacaklar 17.048.077 36 22.747.675 31 133
C-Diğer ksv tic. Alac 1.000.676 2 6.008.125 8 600
D-Stoklar 10.847.710 23 15.665.707 21 144
E-Diğer dön.varlıklar 3.327.227 7 6.201.678 8 186
II-Duran Varlıklar 12.777.961 21 16.395.530 18 128
A-Uz.vad.tic.alac. 3 0 181 0 6.033
B-Diğer uz.vad.alac. 0 0 0 0
C-Finansal duran var. 158.666 1 635.666 4 401
D-Maddi dur.var 12.589.052 99 15.670.932 96 124
1-Arazi ve arsalar 3.915 0 3.915 0 100
2-Yer üstü ve yer altı 240.654 2 453.170 3 188
3-Binalar 6.675.325 53 10.209.451 65 153
4-Mak.tes. Ve cih. 25.415.527 202 37.643.184 240 148
5-Taşıt araç ve ger. 169.459 1 328.704 2 194
6-Diğ.maddi dur.var 0 0 2.304 0
7-Birikmiş amortis(-) -20.461.536,0 -162,5 -34.176.504,0 -218,1 167,0
E-Maddi olm.dur.var 19.094 0 62.520 0 327
F-Diğer dur. Varlıklar 11.146 0 26.231 0 235
AKTİF TOPLAM 60.385.549 100 89.950.072 100 149
I-Kısa Vad. Borç 26.508.752 44 44.124.778 49 166
A-Finansal borçlar 15.529.721 59 30.605.251 69 197
B-Ticari borçlar 1.956.566 7 4.371.024 10 223
C-Diğ.kıs.vad.borç. 3.561.788 13 2.696.962 6 76
D-Alınan sip. Avans 18.148 0 213.254 0 1.175
E-Diğ. Borç.ve gid kar. 1.742.144 7 1.682.823 4 97
II-Uzun Vad.Borç 5.935.414 10 7.666.880 9 129
A-Finansal borçlar 134.202 2 96.229 1 72
1-Banka kredileri 134.202 100 96.229 100 72
B-Ticari borçlar 0 0 0 0
C-Diğ.borçlar. 2.250 0 26.211 0 1.165
D-Alınan sip. Avans 0 0 0 0
E-Borç ve gid karşı. 5.798.962 98 7.544.440 98 130
III-Öz Sermaye 27.941.383 46 38.158.414 42 137
A1-Sermaye 9.000.000 32 18.000.000 47 200
B3-yeniden değ.artışı 9.991.180 36 9.050.235 24 91
C-Yedekler 5.559.465 20 4.870.481 13 88
1-İştirak ve G.Menkul S. 1.716.374 6 0 0 0
D-Net dön. Karı 3.387.303 12 6.234.263 16 184
E-Dönem zararı(-) 0 0 0 0
PASİF TOPLAM 60.385.549 100 89.950.072 100 149

1-Likidite oranları % %
a-Cari oran: 180 167
b-Likidite oranıasit test) 139 131
c-Nakit oranı: 57 52

2-Finansal yapı ile ilg.ora
a-Borçlar/öz sermaye 86 74
b-Kaldıraç oranı: 54 58
c-Öz sermaye oranı: 46 42
d-Ksv borç/kaynaklar top 44 49
e-Uzv borç/kaynaklar top 10 9

2.4.1.2 Aksu iplik

Bu şirketin yıllar itibariyle dikey analizine baktığımız zaman sırasıyla dönen varlıkların %68-71 duran varlıkların ise %32-29 oranlarında olduğunu ve yatay analiz olarak baktığımızda ise 98’e göre 99 yılında dönen varlıklardaki artışın 1,47 duran varlık yapısının ise 1,25 oranlarında artış olduğunu görmekteyiz. Bilançoya göre dönen varlıklar içindeki likit varlık yapısının da güçlü olduğunu anlıyoruz, kaynaklar bölümüne göz attığımızda ise kısa vadeli borç yapısının yıllar itibariyle %18-21, uzun vadeli borç yapısını %15-29 ve öz sermaye yapısının ise %66-58 oranlarında olduğunu görmekteyiz, ağırlıklı olarak öz kaynaklarla finanse edilmiş bir aktif bilanço yapısı izlenimi vermektedir. Uzv borç yapısında dikey analiz olarak baktığımızda 2 katına yaklaşık bir borçlanma eğilimi görülmektedir, uzun vadeli borç kullanmanın şirket için olumlu olduğunu söyleyebiliriz, çünkü duran varlıklardaki artıştan daha fazla oranda uzun vadeli kaynak bulunmuştur.

Likidite oranlarına baktığımızda cari oranın yıllar itibariyle %300’ler civarında yüksek oranlarda seyrettiğini görmekteyiz, aynı şekilde likidite oranı da öyledir, fakat nakit oranında bir düşüklük vardır, bu durumda yukarıda belirttiğimiz gibi dönen varlık yapısı içindeki hazır değer ve pazarlanabilir menkul kıymetlerin artırımıyla istenen düzeyde olabilir, ayrıca olumsuz gibi görünen diğer bir durumda dönen varlık yapısı içindeki kısa vadeli alacak kaleminin ağırlıkta olmasıdır, dikey analizde de baktığımız zaman bu oranın yıllar itibariyle %60’lar civarında olduğunu görmekteyiz, her ne kadar bu durum olumsuz gibi görünse de Türkiye de tekstil sektöründe (özellikle iplik alanında) bu oran vadeli satışlardan dolayı yüksek olmaktadır. Finansal yapı ile ilgili oranlara baktığımızda olumlu bir durumun olduğunu ağırlıklı olarak öz sermaye den yararlanıldığını görmekteyiz, sonuç olarak şirketin riskli bir finansman politikasını tercih etmediğini, yabancı kaynak kullanmamaya özen gösterdiğini ve bu durumda da yüksek bir kar beklentisi içinde olmadığını, şirketin hedef sermaye yapısını gerçekleştiremediğini görmekteyiz. Öz sermayede atıl bir kullanım vardır.



AKSU İPLİK
1998/12 Dikey A. * 1999/12 Dikey A. * Yatay A.
I-Dönen Varlıklar 10.634.717 68 15.607.678 71 147
A-Hazır değerler 81.153 1 448.154 3 552
B-Menkul kıymetler 529.208 5 849.354 5 160
C-Ksv tic. Alacaklar 6.583.332 62 8.961.390 57 136
D-Diğer ksv tic. Alac 3.836 0 6.021 0 157
E-Stoklar 3.088.639 29 4.717.523 30 153
F-Diğer dön.varlıklar 348.549 3 625.236 4 179
II-Duran Varlıklar 5.041.187 32 6.293.483 29 125
A-Uz.vad.tic.alac. 313 0 297 0 95
B-Diğer uz.vad.alac. 0 0 0
C-Finansal duran var. 696.154 14 834.830 13 120
D-Maddi dur.var 4.338.094 86 5.458.356 87 126
8-Birikmiş amortis(-) -7.625.312 -11.156.491 146
9-Yapılmakta olan Yatırımlar 0 0
E-Maddi olm.dur.var 0 0
F-Diğer dur. Varlıklar 6.626 0 0 0
AKTİF TOPLAM 15.675.904 100 21.901.161 100 140
I-Kısa Vad. Borç 2.880.176 18 4.626.320 21,12 160,63
A-Finansal borçlar 992.651 34 1.537.819 33 155
B-Ticari borçlar 471.417 16 1.803.718 39 383
C-Diğ.kıs.vad.borç. 463.265 16 1.030.917 22 223
D-Alınan sip. Avans 4.009 0 10.573 0 264
E-Diğ. Borç.ve gid kar. 948.834 33 243.293 5 26
II-Uzun Vad.Borç 2.415.760 15 4.545.776 21 188
A-Finansal borçlar 312.720 13 1.356.757 30 434
B-Ticari borçlar 485.819 20 686.011 15 141
C-Diğ.uz.vad.borç. 27.726 1 17.670 0 64
D-Alınan sip. Avans 0 0 0 0
E-Borç ve gid karşı. 1.589.495 66 2.485.338 55 156
III-Öz Sermaye 10.379.968 66 12.729.065 58 123
A1-Sermaye 3.970.278 38 4.367.306 34 110
A2-Sermaye taahütleri(-) 50.722 0 0 0
A3-Emisyon primi 196.290 2 196.886 2 100
B3-yeniden deg, değ. Artışı 4.317.783 42 6.601.249 52 153
C-Yedekler 1.405.015 14 1.554.383 12 111
E-Net dön. Karı 541.324 5 9.241 0 2
E1-İştirak/gay.menk. Satış
F-Dönem zararı(-)
PASİF TOPLAM 15.675.904 100 21.901.161 100 140

1-likidite oranları % %
a-Cari oran: 369 337
b-Likidite oranıasit test) 262 235
c-Nakit oranı: 21 28
2-finansal yapı ile ilg.oranlar
a-Borçlar/öz sermaye 51 72
b-Kaldıraç oranı: 34 42
c-Öz sermaye oranı: 66 58
d-Ksv borç/kaynaklar top 28 36
e-Uzv borç/kaynaklar top 23 36





2.4.1.3. Yünsa

Bu firmanın aktif yapısına dikey olarak baktığımız zaman dönen varlıkların %75 duran varlıklarının %25 civarlarında bir seyir izlediğini görmekteyiz, dönen varlık yapısı içindede hazır değerler ve kısa vadeli ticari alacak kalemlerinin % 70’ler civarında olduğunu ve yatay olarak baktığımız zamanda hazır değerlerin bir önceki yıla göre 2,5 kat arttığını görüyoruz. Olumlu bir sermaye yapısı izlenimi vermektedir, kaynak yapısına baktığımız zaman kısa vadeli borç kaleminin 98 deki oranı %60, 99’daki oranı ise %64 tür, ayrıca 99 yılı kısa vadeli borç artışına yatay olarak baktığımızda %56 civarındadır, diğer kaynaklara baktığımızda uzun vadeli borç oranı sadece %5 iken öz sermaye oranı %de 35’ler seviyesindedir. Firma finansmanını kısa vadeli. borçlanmayla yapmaktadır, öz sermaye oranı azdır. Likidite ve faaliyet oranlarına baktığımız zaman da bu durumu açıkça görebiliyoruz. Firmanın cari oranı, yani ksv borçlarını ödeme gücü 1,20-25 civarlarındadır, nakit oranı ve likidite oranları ilk yıl sırasıyla %17 ve 87 den %28 ve 96 ya çıkmıştır, görünen tek bu olumlu gelişmelerin sebebi ise dönen varlıklar içindeki stoklar oranının 98’e göre azaltılıp, hazır değerler oranının arttırılmasıdır. Artma eğilimi olmuş olsa da bu oranlar düşüktür. Borçların öz sermayeye oranı ise oldukça yüklüdür, 1 olması arzu edilen oran %53 ve 46 civarlarındadır ki işletme finansmanında daha fazla yabancı kaynak kullanıldığının göstergesidir, ve bir de bunun çoğunun kısa vadeli borç olduğunu düşünürsek, arzu edilmeyen bir sermaye yapısıdır, finansal kaldıraca baktığımız zaman da aynı şekilde emniyet marjının dar olduğunu görmekteyiz, çünkü %60’lar da olması gereken oranlar 99 da %70’i bulmuştur, öz sermaye oranına da baktığımız zaman düşme eğilimi içinde olduğunu görüyoruz. Tüm bu değerlendirmelerden sonra görünen bu tablonun her ne kadar iç açıcı olmasa da spekülatif bir finansman şeklinden başka bir şey olmadığını kabul etmemiz gerekir, çünkü incelediğimiz sıradan bir şirkete ait sermaye yapısı olmayıp, tabii ki sanayimizin lokomotif firmalarından olan sabancı gurubudur. Klasik sabancı yönetimi de diyebileceğimiz, tıpkı bossa dada incelediğimiz gibi az sermaye ile geniş bir kaynağa egemendirler.



YÜNSA

1998/12 Dikey A. * 1999/12 Dikey A. * Yatay A.
I-Dönen Varlıklar 17.195.832 75 26.985.959 77 157
A-Hazır değerler 2.289.991 13 6.244.390 23 273
B-Ksv tic. Alacaklar 9.206.042 54 13.477.772 50 146
C-Diğer ksv tic. Alac 74.205 0 4.233 0 6
D-Stoklar 5.196.379 30 5.439.515 20 105
E-Diğer dön.varlıklar 350.548 2 451.528 2 129
II-Duran Varlıklar 5.648.126 25 8.246.691 23 146
A-Uz.vad.tic.alac. 18 0 18 0 100
B-Diğer uz.vad.alac. 0 0 0 0
C-Finansal duran var. 1.002 1.000 0 100
D-Maddi dur.var 5.583.682 99 8.166.511 99 146
1-Arazi ve arsalar 2.815 0 2.815 0 100
2-Yer üstü ve yer altı 507.440 9 773.465 9 152
3-Binalar 3.255.778 58 4.951.391 61 152
4-Mak.tes. Ve cih. 6.567.377 118 10.521.177 129 160
5-Taşıt araç ve ger. 145.780 3 261.239 3 179
6-Diğ.maddi dur.var 0 0 0 0
7-Birikmiş amortis(-) -5.029.055,0 -89,0 -8.701.725,0 -154,1 173,0
E-Maddi olm.dur.var 31.483 1 79.139 1 251
F-Diğer dur. Varlıklar 31.941 1 23 0 0
AKTİF TOPLAM 22.843.958 100 35.232.650 100 154
I-Kısa Vad. Borç 13.805.339 60 22.435.267 64 163
A-Finansal borçlar 10.885.304 79 18.808.990 84 173
B-Ticari borçlar 1.869.952 14 2.595.086 12 139
C-Diğ.kıs.vad.borç. 572.588 4 464.336 2 81
D-Alınan sip. Avans 39 0 14.101 0 36.156
E-Diğ. Borç.ve gid kar. 115.475 1 0 0 0
II-Uzun Vad. Borç 1.099.304 5 1.717.434 5 156
A-Finansal borçlar 20.745 2 8.743 1 42
1-Banka kredileri 20.745 2 8.743 1 42
B-Ticari borçlar 0 0 0 0
C-Diğ.borçlar. 518 0 0 0 0
D-Alınan sip. Avans 0 0 0 0
E-Borç ve gid karşı. 1.078.041 98 1.708.741 99 159
III-Öz Sermaye 7.939.315 35 11.079.899 31 140
A1-Sermaye 1.800.000 23 1.800.000 16 100
B3-yeniden değ.artışı 3.864.127 49 6.744.440 61 175
C-Yedekler 1.251.302 16 1.813.574 16 145
1-İştirak ve G.Menkul S. 0 0 0 0
D-Net dön. Karı 1.021.567 13 719.566 6 70
E-Dönem zararı(-) 0 0 0 0
PASİF TOPLAM 22.843.958 100 35.232.650 100 154

1-Likidite oranları % %
a-Cari oran: 125 120
b-Likidite oranıasit test) 87 96
c-Nakit oranı: 17 28

2-Finansal yapı ile ilg.oranlar
a-Borçlar/öz sermaye 53 46
b-Kaldıraç oranı: 65 69
c-Öz sermaye oranı: 35 31
d-Ksv borç/kaynaklar top 60 64
e-Uzv borç/kaynaklar top 5 5

2.4.1.4 Gediz İplik

Bu firmanın varlık yapısına baktığımız zaman, çok istikrarlı, bir izlenim verdini görmekteyiz. Dönen ve duran varlıkların oranları sırasıyla %45-55 ve %41-59’dur. Kaynak yapısın da ise Kısa vadeli borç oranının %12 den %8’e uzun vadeli borç yapısının ise %9’dan %12’ye çıktını görmekteyiz. Öz sermaye ise %79’dan %73 civarlarındadır. Yatay analiz olarak baktığımız zaman ise uzv vadeli borç oranının %370 oranlarında arttığını, öz sermayenin ise %166 olaraktan arttığını görüyoruz. Bu oranların ifade ettiği anlam bize şudur; şirket duran varlık yatırımı yapmış ve birtakım ticari borçlanmalarla finansman yoluna gidilmiştir. Likidite oranlarına da bakarsak, cari oranı%300’lerden %700’lere çıkmıştır, aslında 99 yılındaki bu denli muazzam bir cari oran yapısı likidite fazlalığından başka bir şey değildir. Aynı şekilde likidite ve nakit oranlarına da baktığımız zaman, %250 olan likidite oranının %350’lere fırladığını, %20 olan nakit oranınınsa %170 olduğunu görüyoruz, bu durum iyiye işarettir, ama öz sermayedeki oranın dikey olarak baktığımızda düşmesi için aynı şeyi söyleyemeyiz.

Finansal yapıya baktığımızda da olumlu bir yapının olduğunu görmekteyiz. Bu şirket için söyleyebileceğimiz tek olumsuz şeyin öz sermaye oranından aşırı olarak yararlanılması ve dönen varlık kaleminin 99 da atıl kalmasıdır.


GEDİZ İPLİK

1998/12 Dikey A. * 1999/12 Dikey A. * Yatay A.
I-Dönen Varlıklar 17.195.832 75 26.985.959 77 157
A-Hazır değerler 2.289.991 13 6.244.390 23 273
B-Ksv tic. Alacaklar 9.206.042 54 13.477.772 50 146
C-Diğer ksv tic. Alac 74.205 0 4.233 0 6
D-Stoklar 5.196.379 30 5.439.515 20 105
E-Diğer dön.varlıklar 350.548 2 451.528 2 129
II-Duran Varlıklar 5.648.126 25 8.246.691 23 146
A-Uz.vad.tic.alac. 18 0 18 0 100
B-Diğer uz.vad.alac. 0 0 0 0
C-Finansal duran var. 1.002 1.000 0 100
D-Maddi dur.var 5.583.682 99 8.166.511 99 146
1-Arazi ve arsalar 2.815 0 2.815 0 100
2-Yer üstü ve yer altı 507.440 9 773.465 9 152
3-Binalar 3.255.778 58 4.951.391 61 152
4-Mak.tes. Ve cih. 6.567.377 118 10.521.177 129 160
5-Taşıt araç ve ger. 145.780 3 261.239 3 179
6-Diğ.maddi dur.var 0 0 0 0
7-Birikmiş amortis(-) -5.029.055,0 -89,0 -8.701.725,0 -154,1 173,0
E-Maddi olm.dur.var 31.483 1 79.139 1 251
F-Diğer dur. Varlıklar 31.941 1 23 0 0
AKTİF TOPLAM 22.843.958 100 35.232.650 100 154
I-Kısa Vad. Borç 13.805.339 60 22.435.267 64 163
A-Finansal borçlar 10.885.304 79 18.808.990 84 173
B-Ticari borçlar 1.869.952 14 2.595.086 12 139
C-Diğ.kıs.vad.borç. 572.588 4 464.336 2 81
D-Alınan sip. Avans 39 0 14.101 0 36.156
E-Diğ. Borç.ve gid kar. 115.475 1 0 0 0
II-Uzun vad. Borç 1.099.304 5 1.717.434 5 156
A-Finansal borçlar 20.745 2 8.743 1 42
1-Banka kredileri 20.745 2 8.743 1 42
B-Ticari borçlar 0 0 0 0
C-Diğ.borçlar. 518 0 0 0 0
D-Alınan sip. Avans 0 0 0 0
E-Borç ve gid karşı. 1.078.041 98 1.708.741 99 159
III-Öz Sermaye 7.939.315 35 11.079.899 31 140
A1-Sermaye 1.800.000 23 1.800.000 16 100
B3-yeniden değ.artışı 3.864.127 49 6.744.440 61 175
C-Yedekler 1.251.302 16 1.813.574 16 145
1-İştirak ve G.Menkul S. 0 0 0 0
D-Net dön. Karı 1.021.567 13 719.566 6 70
E-Dönem zararı(-) 0 0 0 0
PASİF TOPLAM 22.843.958 100 35.232.650 100 154

1-Likidite oranları % %
a-Cari oran: 125 120
b-Likidite oranıasit test) 87 96
c-Nakit oranı: 17 28
2-Finansal yapı ile ilg.oranlar
a-Borçlar/öz sermaye 53 46
b-Kaldıraç oranı: 65 69
c-Öz sermaye oranı: 35 31
d-Ksv borç/kaynaklar top 60 64
e-Uzv borç/kaynaklar top 5 5

2.4.1.5. Sönmez Pamuklu

Konunun başlangıcında vermiş olduğumuz bilgilere, daha doğrusu standart ve genellemelere en fazla uyan şirketin bu olduğunu söyleyebiliriz. Dönen varlıkların oranının %23’ten %34’e çıktığını, duran varlıkların ise %77’den %66’lara indiğini görüyoruz. Yani dönen varlık yapısının ortalama %35’e çekilip, duran varlık oranının ise %65’lerde tutulmak istendiğini anlıyoruz. Bu oranın tabi ki de arzu edilen oran olmadığını biliyoruz, ama arzu edilen yapıya doğru yönelme vardır. Kaynak yapısına baktığımızda yıllar itibariyle sırasıyla şu değerleri görüyoruz, kısa vadeli borç%7-20 uzun vadeli borç %35-16 öz sermaye %58-64 civarlarındadır. Ksv borç oranındaki ve öz sermayedeki artış dikkati çekmektedir. Uzun vadeli borçlardaki azalma olağandır, çünkü yatay olaraktan duran varlıklardaki artmanın 99 da sadece %17 olduğunu görmekteyiz, yani duran varlık yapısı için ek bir borçlanmaya gerek kalmamıştır.

Likidite oranlarına bakarsak; cari oran, kısa vadeli borçlardaki artış nedeniyle %300 seviyelerinden, %170’lere çekilmiştir. Likidite oranı olması gereken seviyelerdedir. Nakit oranı ise 98 de %6 iken %17 ye çıkartılmıştır, faaliyet oranlarına baktığımızda borçların öz sermayeye oranı olması gerekenden iyidir, kaldıraç oranı ise git gide düşme eğilimindedir ve oldukça iyidir. Öz sermaye oranı ise ağırlıktadır. Borçların oranları ise oldukça ılımlı bir seyir göstermektedir, her ne kadar bilançoda zarar görünse de, sermaye yapısı yıllar itibariyle olumlu bir yapının habercisidir. Öz sermaye oranının artması da iyi bir yönetim izlenimi vermektedir.


SÖNMEZ PAMUKLU

1998/12 Dikey A. * 1999/12 Dikey A. * Yatay A.
I-Dönen Varlıklar 3.811.964 23 7.740.027 34 203
A-Hazır değerler 66.202 2 757.782 10 1.145
B-Ksv tic. Alacaklar 1.106.617 29 2.622.313 34 237
C-Diğer ksv tic. Alac 0 0 0 0 0
D-Stoklar 2.579.735 68 2.834.517 37 110
E-Diğer dön.varlıklar 25.230 1 530.534 7 2.103
II-Duran Varlıklar 12.787.848 77 14.994.622 66 117
A-Uz.vad.tic.alac. 0 0 0 0 0
B-Diğer uz.vad.alac. 0 0 0 0 0
C-Finansal duran var. 1.900.206 15 1.792.785 12 94
D-Maddi dur.var 10.886.216 85 13.201.582 88 121
1-Arazi ve arsalar 3.907 0 3.907 0 100
2-Yer üstü ve yer altı 70.085 1 156.793 1 224
3-Binalar 3.429.859 32 5.466.285 41 159
4-Mak.tes. Ve cih. 19.852.290 182 26.552.597 201 134
5-Taşıt araç ve ger. 71.304 1 79.616 1 112
6-Diğ.maddi dur.var 0 0 0 0 0
7-Birikmiş amortis(-) -12.946.233,0 -118,9 -19.078.329,0 -144,5 147,4
E-Maddi olm.dur.var 75 0 75 0 100
F-Diğer dur. Varlıklar 1.351 0 180 0 13
AKATİF TOPLAM 16.599.812 100 22.734.649 100 137
I-Kısa vad. Borç 1.165.319 7 4.503.756 20 386
A-Finansal borçlar 614.036 53 3.560.314 79 580
B-Ticari borçlar 190.665 16 346.151 8 182
C-Diğ.kıs.vad.borç. 326.911 28 533.251 12 163
D-Alınan sip. Avans 0 0 0 0 0
E-Diğ. Borç.ve gid kar. 0 0 0 0 0
II-Uzun Vad. Borç 5.817.583 35 3.591.705 16 62
A-Finansal borçlar 5.108.620 88 2.642.786 74 52
1-Banka kredileri 5.108.620 88 2.642.786 74 52
B-Ticari borçlar 0 0 0 0 0
C-Diğ.borçlar. 0 0 0 0 0
D-Alınan sip. Avans 0 0 0 0 0
E-Borç ve gid karşı. 708.963 12 948.919 26 134
III-Öz Sermaye 9.616.910 58 14.639.183 64 152
A1-Sermaye 725.000 8 725.000 5 100
B3-yeniden değ.artışı 8.225.677 86 13.430.720 92 163
C-Yedekler 885.644 9 885.644 6 100
1-İştirak ve G.Menkul S. 0 0 0 0 0
D-Net dön. Karı 0 0 0 0 0
E-Dönem zararı(-) -219.411 -2 -203.192 -1 0
PASİF TOPLAM 16.599.812 100 22.734.649 100 137

1-Likidite oranları % %
a-Cari oran: 327 172
b-Likidite oranıasit test) 106 109
c-Nakit oranı: 6 17
2-Finansal yapı ile ilg.ora
a-Borçlar/öz sermaye 138 181
b-Kaldıraç oranı: 42 36
c-Öz sermaye oranı: 58 64
d-Ksv borç/kaynaklar top 7 20
e-Uzv borç/kaynaklar top 35 16

2.4.1.6. Sönmez Filament

İlk yıl %40 a %60 olan aktif yapısı, cari yılda %51’e %49 olarak değişmiştir. Yatay analiz olarak baktığımız zaman ise dönen varlık yapısının %68’lik artışına karşın duran varlıklarda sadece %6’lık bir artış görülmektedir. Dönen varlık yapısında olumlu gelişme olmuş, duran varlıklarında ise gözle görülür bir yatırım yapılmamıştır, aktiflerdeki yatay büyüme ise %31 olarak gerçekleşmiştir.

Kaynak yapısına baktığımızda %24 olan kısa vadeli borç kalemi cari yılda %58 gibi yüksek rakamlardadır. Uzun vadeli borç kalemi ise %26 dan %6 ya düşmüştür ki bu doğaldır, yatırım yapılmayan cari yıl için uzun vadeli bir borçlanmaya gidilmemiş ve bu yılda 98 deki borçlar kapatılmıştır. Öz sermaye yapısında aslında bir önceki yıla göre yani yatay olarak baktığımızda önemli bir artış olmadığını görmekteyiz, ama dikey analizde kaynaklar içindeki oranın %49’dan %37’lere düşürüldüğünü görmekteyiz. Bu durum kaynaklar ana grubu içersinde bir önceki yıla göre cari yılda öz sermaye oranının aynı tutulmasından kaynaklanmaktadır, yatay olarak bir önceki yıla göre %31 arttırılan kaynak yapısı içersinde öz sermayede artış olmamıştır. Kaynaklar kısmının büyük bir kısmının kısa vadeli fonlarla oluşturulduğunu görüyoruz.

Likidite oranlarına baktığımızda, nakit oranı hariç diğerlerinde aşırı bir düşme trendi vardır, nakit oranındaki artış ise aslında yanıltıcıdır, çünkü firma dönen varlıklar içinde hazır değerlerinin finansmanında kısa vadeli borç kullanmış olup bunların vadesi geldiğinde yeterli nakit miktarı olmazsa ödeme güçlüğü çekilecektir, ve 99’daki finansal yapı ile ilgili oranlar da bunu zaten göstermektedirler, oranlar olması gereken standartları aşmıştır. Özetleyecek olursak, şirketin öz sermaye yapısını %37’lerden %45’lere çekip, maliyeti düşük uzv yabancı kaynak arayışına girmesi ve ksv borçlarını azaltması gerekmektedir, görünen tablo iç açıcı olmayıp kara geçici önlemlerin alınması gerekmektedir.


SÖNMEZ FLAMENT

1998/12 Dikey A. * 1999/12 Dikey A. * Yatay A.
I-Dönen Varlıklar 5.474.657 40 9.204.002 51 168,12
A-Hazır değerler 528.036 10 3.221.062 35 610,008
B-Ksv tic. Alacaklar 1.536.043 28 2.027.662 22 132,006
C-Diğer ksv tic. Alac 114 0 114 0 100
D-Stoklar 3.076.059 56 3.789.020 41 123,178
E-Diğer dön.varlıklar 259.055 5 147.893 2 57,0894
II-Duran Varlıklar 8.276.545 60 8.808.253 49 106,424
A-Uz.vad.tic.alac. 207 0 207 0 100
B-Diğer uz.vad.alac. 468 0 458 0 97,8632
C-Finansal duran var. 2.043.773 25 1.983.878 23 97,0694
D-Maddi dur.var 6.222.010 75 6.824.014 77 109,675
1-Arazi ve arsalar 1.257 0 82.719 1 6580,67
2-Yer üstü ve yer altı 64.095 1 98.668 1 153,94
3-Binalar 1.069.089 17 1.626.404 24 152,13
4-Mak.tes. Ve cih. 12.063.995 194 18.309.682 268 151,771
5-Taşıt araç ve ger. 99.869 2 119.588 2 119,745
6-Diğ.maddi dur.var 63.616 1 88.128 1 138,531
7-Birikmiş amortis(-) -7.889.394,0 -126,8 -13.668.609,0 -200,3 173,3
E-Maddi olm.dur.var 0 0 0 0
F-Diğer dur. Varlıklar 10.555 0 154 0 1,45902
AKTİF TOPLAM 13.751.202 100 18.012.255 100 130,987
I-Kısa Vad. Borç 3.329.554 24 10.404.572 58 312,491
A-Finansal borçlar 1.192.174 36 7.645.574 73 641,314
B-Ticari borçlar 1.398.133 42 2.015.259 19 144,139
C-Diğ.kıs.vad.borç. 739.247 22 716.022 7 96,8583
D-Alınan sip. Avans 0 0 27.717 0
E-Diğ. Borç.ve gid kar. 0 0 0 0
II-Uzun Vad. Borç 3.639.411 26 1.005.593 6 27,6307
A-Finansal borçlar 2.851.545 78 49.654 5 1,7413
1-Banka kredileri 2.851.545 78 49.654 5 1,7413
B-Ticari borçlar 0 0 0 0
C-Diğ.borçlar. 0 0 0 0
D-Alınan sip. Avans 0 0 0 0
E-Borç ve gid karşı. 787.866 22 955.939 95 121,333
III

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

üretim

31/3/2009
Kategori: Tekstil Bolumu

 üretim


İnsanların gereksinimlerini karşılayan mal ve hizmetlerin ortaya çıkarılması,miktar ve faydalarının arttırılarak ekonomik kıtlığın azaltılması yönündeki faaliyetlere ‘üretim’ denir.Zamanımızda insanlar yoksulluğa rıza göstermemekte,sahip olduklarıyla yetinmemektedir.Bu durum kıt malları artırmayı,yani daha fazla üretimi gerekli kılmaktadır.Üretim kesintisiz bir süreçtir.Çünkü insanların gereksinimleri süreklilik gösterir.Bu nedenle tüm mal ve hizmetlerin sürekli olarak üretilmesi gerekmektedir.
İlk iktisatçılara göre yalnızca tarım,maden ve balıkçılık gibi asıl endüstrilerdeki çalışmalar verimli sayılırdı.Buna Adam Smith 1776 da yazdığı Milletlerin Zenginliği adlı eserinde imalatı ilave etmiştir.Ancak Adam Smith,emeği üretim dışında tutmuştur.Kuşkusuz bu yaklaşım mantıklı değildi;emek,isteklerin tatmini için üretim yapmaktadır.Sonuç olarak hizmet gören halk prodüktif olarak değerlendirmelidir.Askerler,aktörler ve futbolcular hep istekleri tatmin etmektedir.Benzer şekilde fabrikada ücretleri hesaplayan muhasebeciler civata,ve somun yapanlar kadar prodüktiftir.Bunların hepsi istekleri tatmin eden bir nihai malı üretmeye yardım etmektedir.
İstekler farklı biçim alırlar.Birçok kişi kahvaltı masasında gazete okumasını sever.Böylece gazete bayiinden gazete alıp kapıya kadar getiren kapıcının faaliyeti bile prodüktiftir.Birçok ev kadını örneğin patatesi haftalık olarak pazardan satın alır.Böylece bunları kış boyunca depolayan çiftçiler ya da kabzımallar tüketicilerin istediklerini tatmin etmektedir ve prodüktiftir hizmet yaparlar.Fayda yalnızca kıt kaynakların “biçimini” değiştirerek değil,aynı zamanda onların “yer” ve “zamanını” değiştirerek de yaratır.
O halde bir malın miktarı artmasa da eğer ondan elde edilen fayda artabiliyorsa yine de bir üretim söz konusudur.Bu tür faydaları şu şekilde açıklayabiliriz.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

meyve sabunculuğu

31/3/2009
Kategori: Tekstil Bolumu

 meyve sabunculuğu


Türk Kültüründe bir damga veren ve Edirne'ye özgü bir sanat türü olarak gündemde olan meyve sabunculuğu 21. yüzyıla girerken maliyetlerinin artması ve ustalarının azalması nedeniyle yok olmak üzeredir. Ancak Kız Teknik Lisesi, Anadolu Meslek Lisesi ve Meslek Lisesi Müdürlüğünce oluşturulan atölyeler de meyve sabunculuğu üretimi yapılmaktadır. Okul Müdürlüğünce atölyelerde açılan kurslarda öğrenciler ve halka yeni ustaların yetiştirilmesine çalışılmaktadır. Bugün okul atölyelerinde meyve sabunculuğunun imalatı gerçekleştirilmekte evleri ve işyerlerinin vitrinlerini süslemektedir. Meyve sabunu yapımı için hazırlanan hamur oda sıcaklğında dinlendirildikten sonra yoğrulur. Yoğrulma sonucunda sıkıştırılarak yuvarlak, küçük toplar haline getirilir. Top haline getirilen hamura "beze " denir. Hamurun istenilen kıvamdan fazla yoğrulması, bezelerin çatlamalarına sebebiyet verir. Hamurun beze yapılacak kıvamı bulmak hamurun sertleşmesi ile anlaşılır. Bezeler oluşturulduktan sonra sanatçı tarafından hamura meyve şekilleri verilir. Elma ,Muz, Armut, Şeftali v.b. meyve şekillerini alan hamurun göreceği işlem sırası boyadır boyama işleminden önce hamur en az 2 gün oda sıcaklığında korumaya bırakılır. Kuruyup sertleşen ve meyve şekli verilmiş olan beze meyvenin rengine göre, kuru toz boya ile boyanır.Sulu boya fırçası ile kuru toz boya sürülen meyve biçimi kazandırılan beze, yeniden en az bir saat kurutulmaya bırakılır. Bu arada ateşin üzerinde su ile eritilen sabunun içine sarı, kuru toz boya katılır. Meyve şekli verilmesi olan sabun bu işlem ile bezelikten çıkar, artık meyve sabunu olur.Meyve sabunun günümüzdeki en önemli işlemi evlerde süs eşyası olması özelliğidir








Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Türk tekstil sektörüne Kuzey’den bir bakış

31/3/2009
Kategori: Tekstil Bolumu

Türk tekstil sektörüne Kuzey’den bir bakış


Rusya’nın keten ihtiyacının yarısından fazlasını karşılayan, hizmet sektöründen tarıma, makine üretiminden tekstile pek çok alanda faaliyet gösteren büyük bir grup Roscontract. Firmanın Genel Müdürü Anisimov Oleg Stanislavovich’le, Roscontract, Türkiye tekstil sektörü ve geleceğe yönelik planları üzerine konuştuk



Bize firmanız Roscontract’dan bahseder misiniz?
Roscontract 1992 yılında, Rusya’da başkanlık sisteminin değişip, ticaret bakanlığının gerçekten bilgilendirici bir kaynak olmaya başladığı bir dönemde kuruldu. Hükümetler arası anlaşmaların ve Rusya hükümetinin endüstri ve ticaret programlarının uygulanmasını kolaylaştırmak amacıyla kurulan grup, özellikle 1997’den sonra Rusya’da özel sektörün daha da desteklenmesi ile farklı alanlara yönelmeye başladı.

Hizmet sektörü, üretim sektörü, ticaret ve tedarik sektörü olmak üzere üç ana alanda faaliyet gösteriyoruz. Üretim alanı da makine yapımı, tekstil ve tarım olmak üzere üçe ayrılıyor. Her geçen gün değişim gösterebilecek potansiyele sahip bu süreçle ilgili çok fazla şey söylenebilir. Ancak firmamızın asıl alanı tekstil ve tekstilin içinde ki uzmanlık alanı da keten üretimi. Altı adet tekstil fabrikamızdan ikisinde pamuklu kumaş üretiliyor, ama asıl alanımız olan ketende üretim yapan üç fabrikamız var ve bu fabrikalar ile Rusya’nın keten üretiminin yüzde 50’sini biz gerçekleştiriyoruz. Keten çok uzun yıllardan bu yana Rusya’nın geleneksel ürünlerinden birisi olagelmiştir. Ama dünya pazarındaki genel dağılıma baktığımızda, ketenin yeterli ilgiyi görmediğini düşünüyorum.

Keten neden yeterli ilgiyi görmüyor?
Dünya kumaş üretiminin yüzde 60-70’lik bir kısmını pamuklu kumaşlar, geri kalanını da polyester ve türevi kumaşlar oluşturuyor. Ketenin bu pastadaki payı ise yalnızca yüzde 1. Keten her yerde üretilebilen ve tüketilebilen bir ürün değil. Keten için özel toprak ve hava koşulları gerekiyor. İşte biz bunu en iyi şekilde gerçekleştirmek için tarım departmanı kurduk.
80 bin metrekarelik bir alanda keten üretimi yapıyoruz. Ketenin gelecekte daha çok kullanılacağına inanarak yatırımlarımızı artırıyoruz. Çünkü insanlar yüzde yüz doğal ürünleri tercih etmeye başladılar ve artık polyester gibi yapay ürünler yerine alternatif ürünler alıyorlar. Bu nedenle, alanımıza konsantre olup, keteni dünya piyasalarında daha fazla tanıtmak ve yaymak istiyoruz. Elbette her işin çeşitli zorlukları var. Pazar payı bu kadar düşük olan bir ürünün talebini artırmak da kolay değil, ama bunu yapabilecek altyapıya sahip olduğumuza inanıyorum. Ayrıca bu hedefimize ulaşmamız için bazı ülkelerde yatırımlarda bulunmamız gerektiğini düşünüyorum. Bu amaçla bazı ülkelere ziyaretlerde bulundum, bulunmaya da devam ediyorum.

Neden böyle bir şeye ihtiyaç duyuyorsunuz?
Bildiğiniz gibi Rusya son 15 yılda büyük ekonomik değişimler ve zorluklar atlattı. Bu süreç zarfında dünya pazarları diğer ülkelerdeki firmalar tarafından paylaşıldı. Bizim tek başımıza bu pazarda bir yer edinmemiz ve hedeflediğimiz kadar yukarılara çıkmamız için, daha önceden isim yapmış bazı firmalarla ortak girişimlerde bulunmamız gerektiğine karar verdik. Bu, bizim stratejimizin ilk ayağı. İkincisi, bu ortaklık sonrasında gelecek olan yeni pazarlar; üçüncüsü ise yeni teknolojik gelişmeleri yakından takip eden daha gelişmiş üretim alanları kurmak. Bunun için de çok hızlı hareket etmeliyiz.

Türkiye’den ürün alıyor musunuz?
Bu alandaki çalışmalarımıza başlayalı bir yıl bile olmadı henüz, bu nedenle almadık. Ama sanırım çok kısa bir süre sonra alımlara başlayacağız.

Türk tekstil ve hazır giyim sektörüne siz ve diğer Rus tekstilciler nasıl bakıyorlar acaba?
Hazır giyim benim alanımın biraz dışında, ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki Türk tekstili, kuzeyindeki ülkelerde tüm pazarlara hakim. Ayrıca daha geniş baktığımızda da Avrupa’nın bu alanda, şu andaki bir numaralı ülkesi olduğunu düşünüyorum. Türkiye tekstilde, bölgedeki en elverişli konuma sahip ülke durumunda. Bence bunun bir numaralı nedeni de Türk tekstil firmalarının büyük bir deneyime sahip olması. Yaklaşık 20 yıldır, Türk firmalarını başarılarını daha da geliştirerek üretime ve ihracata devam ediyorlar. Bu da çok önemli bir gösterge.
Bir diğer önemli faktör de Türkiye’nin tarzı. Ben Türk insanının ve doğal olarak da Türk firmalarının son derece yaratıcı olduğunu düşünüyorum. Bu yaratıcılık hem İtalya’dakinden hem de İspanya’dakinden çok daha güçlü. Hem siz Rusya’da üretilmiş bir ürünü yüz rubleye satarken, aynı ürünün Türkiye’de üretilmiş olanını yüz elli rubleye -hatta daha yüksek fiyatlara-
rahatlıkla satabilirsiniz. Çünkü Rusya’daki herkes şunu biliyor: “Türk malı kalitelidir.” Rusya tekstil piyasasının tamamı 1 milyar doların üzerinde bir dönüşüm kapasitesine sahip. Bunun ancak yarısı Rusya’da üretilebiliyor. Geri kalan yarısı da çok ciddi bir rakam ve bunun yüzde 20’den fazlası, Türkiye’nin pozitif imajının ticarete bir yansıması olarak Türkiye’den ithal ediliyor. Rusya’da oldukça yaygın olan “Ramstore”lar, Türkiye’nin ne kadar güçlü bir ticaret altyapısına sahip olduğunu bize gösteriyor. Uluslararası olmayı başarmış, çok sayıda Türk markası var. Bunca firmanın/markanın olduğu ve her geçen gün küçülen global bir piyasada bu oldukça güç ve önemli bir şey.
Sanırım bunların hepsi de Türkiye’nin Rusya’daki imajının nasıl olduğunu anlatmak için yeterli. Kısaca, Rusya Türkiye’ye son derece pozitif bakılıyor.

Rus tüketicilerin genel yapısı ve beklentileri nasıl? Bu beklentileri karşılamak için Rus perakendeciler neler yapıyor?
Bu, bizim Roscontract olarak şu anda burada olmamızın temel nedeni…

Rusya 140 milyonu aşan nüfusu ile çok güçlü bir alım gücüne sahip ve perakendecilik çok büyük bir hızla gelişiyor. Her madalyonun iki yüzü vardır. Bu da madalyonun bir yüzü. Diğer taraftan ise Rusya’da üreticiler, bu yüksek nüfusun taleplerini hem miktar hem de nitelik bakımından karşılayacak imkânlara sahip değil. İşte bu nedenle Rusya’da bizim gibi firmalar, modayı yakından takip eden ve ileri teknoloji kullanan yabancı firmalarla birlikte çalışarak ya ürün almanın ya da ortaklığa gitmenin planlarını yapıyor.
Burada bulunmak, bizim bu planlarımızın ilk aşaması. Türkiye’den çok sayıda büyük tekstil üreticisini ziyaret ettik. Şu anda inceliyoruz. Daha sonra da ürün alımına ya da ortaklığa yöneleceğiz. Perakendecilik, üretim altyapısına sahip bir firma için hemen girişilecek ve başarılı olunacak bir alan değil. Adım adım ve öğrenerek gitmek gerekir.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

İnternet Destekli Tekstil Eğitimi Projesi

31/3/2009
Kategori: Tekstil Bolumu

İnternet Destekli Tekstil Eğitimi Projesi


İnternet Destekli Tekstil Eğitimi Projesi : MÜNİTEP
Doç.Dr. Erhan Öner, Y.Doç.Dr. Müge Yükseloğlu
Marmara Üniversitesi Uluslararası Tekstil ve Konfeksiyon Teknolojileri
Araştırma ve Uygulama Merkezi (UTKAR), 81040 Göztepe-İstanbul
Telefon : 0216 3494173 Dahili: 413, Faks: 0216 3496111, e-posta : eoner@marun.edu.tr , myukseloglu@marun.edu.tr

Dünyada ve Türkiye’de Uzaktan Eğitim

Günümüzde eğitimciler ve eğitim politikalarını oluşturanlar, “isteğe-dayalı öğrenim” ve “öğrenici-merkezli eğitim”i kullanan bilgisayar ve internet teknolojileri tabanlı komünikasyonu esas alan politikaları öne çıkartmaktadırlar[1,17-30]. Ülkemizde de “Üniversitelerarası İletişim ve Bilgi Teknolojilerine Dayalı Uzaktan Yükseköğretim Yönetmeliği” mevcut durumu ile yalnızca “üniversitelerarası işbirliği” ile ön lisans, lisans ve yüksek lisans eğitimini kapsıyor olsa da, bu global politikalara uyum sağlamak amacıyla hazırlanmış olup, üniversitelerin eğitim-öğretim olanaklarının paylaşılmasını sağlayarak; üniversiteler arasında akademik yardımlaşmayı kolaylaştırmayı, bilgi ve iletişim teknolojilerinin sağladığı etkileşimli ortam yardımıyla sınırsız bilgiye ulaşabilme özelliği sayesinde eğitimin etkinliğini artırmayı ve yeni öğrenci kitlelerine ulaşabilmeyi amaçlamaktadır[2]. Uzaktan Öğrenim veya Uzaktan Eğitim’in sıkça kullanılan farklı tanımları olmasına karşılık, Uzaktan Öğrenim, uydu, video, ses, grafik, bilgisayar, multimedya teknolojisi ve diğer öğrenim formlarını içeren elektronik ortam aracılığı ile eğitimin uzak bir mesafeye ulaştırılması olarak tanımlanabilir[3]. Uzaktan Öğrenim’i tanımlayan temel özelliklerden bazılarının, öğretim prosesinin büyük çoğunluğunda “öğretici” ile “öğrenen”in yer ve/veya zaman olarak ayrı olmaları; “öğretici” ve “öğrenen”in eğitsel medyanın kullanımı ile bir araya gelerek eğitimi sürdürmeleri; eğitimi hazırlayan, eğitimi sunan veya eğitim kurumu ile eğitimi alan arasında “iki yönlü” bir iletişimin sağlanması ve öğrenmenin kontrol edilmesinin uzaktaki eğitmenden ziyade öğrencinin kendi iradesinde olması gösterilebilir[3-10]. Uzaktan Öğrenim ile geleneksel eğitimin etkinliğini karşılaştırma amaçlı yapılan araştırmalarda, kullanılan eğitimsel metodların ve teknolojilerin uygun olduğu, öğrenciler arasında etkileşimli bir ortamının sağlandığı ve belirli zamanlarda öğretici/öğrenen iletişiminin bulunduğu durumlarda, yüzyüze yapılan eğitim kadar etkin sonuçlar verdiği belirtilmektedir[3,11-15] . Uzaktan Eğitim, bir öğretim kurumu için, daha geniş bir öğrenci kitlesine ulaşmak, sınıf içi eğitime katılma şansı olmayan öğrencinin de ihtiyaçlarını karşılamak, eğitim kurumu dışındaki önemli konuşmacıların derslere katılımını sağlamak ve global bir ortamda farklı bölgelerdeki öğrenenlerin katılımına açık olmak yönünden tercih edilen bir yapıya sahiptir[3,11]. Bunun yanında, kampüsteki öğrenci yükü azalacak ve eğitim maliyeti yarıdan aza düşecektir[16]. Sınıf kullanımı ile yapılan eğitimlerin, eğitim pazarındaki mevcut %77’lik payının, 2003 yılına kadar %51’e düşeceği, bunun yanında ileri teknolojiler yoluyla gerçekleştirilen kursların mevcut %17 olan payının ise iki yıl içerisinde %46’ya çıkacağı tahmin edilmektedir[16].
İnternet destekli eğitim veren kuruluşların uzun yıllardan beri yurtdışında yaygın olarak faaliyet sürdürmelerine karşılık, ülkemizde henüz bu anlamda hizmet sağlayan kurumların çabaları başlangıç aşamasındadır. Bununla beraber yakın bir gelecekte, son yıllarda yaygınlaşmakta olan bilgisayar ve internet kullanımı ile hızla gelişmekte olan internet alt yapısına paralel olarak, eğitime yönelik farklı konularda çok sayıda projenin gerçekleştirilebilmesi mümkün olacaktır. İnternet destekli eğitimlerden sağlanabilecek yararlardan bazıları şunlardır:
• Esneklik: Her türlü eğitim talebi çeşitlilik sunularak sağlanabilir,
• İnteraktivite: Öğrenme sürecinde öğrenci, sınırsız bilgi ile desteklenmektedir,
• Ulaşılabilirlik: Kurs materyalleri kolaylıkla ve hızlı bir şekilde öğrenciye ulaştırılabilir,
• Yeniden Kullanılabilirlik ve Paylaşılabilirlik: Kurs materyalleri tekrar tekrar kullanılabilir ve başkaları ile paylaşılabilir ve
• Güncellenebilirlik: Kurs materyalleri kolaylıkla ve sürekli olarak güncellenebilir.

MÜNİTEP: Tekstil Teknolojisinde Uzaktan Eğitim Uygulaması

“Marmara Üniversitesi İnternet Destekli Tekstil Eğitimi Projesi- MÜNİTEP”, Marmara Üniversitesi UTKAR Uluslararası Tekstil ve Konfeksiyon Teknolojileri Araştırma ve Uygulama Merkezi tarafından gerçekleştirilmekte olan bir projedir. Projenin amacı, “interaktif”, “öğrenici-merkezli”, “kampüs-dışı” ve sektörün gereksinimlerini karşılamaya yönelik, internet teknolojilerine dayalı eğitimler ile daha büyük öğrenici kitleye ulaşmaktır. Bu proje kapsamında, Marmara Üniversitesi yönetimince belirlenen eğitim kriterlerini sağlayabilen yurtiçindeki veya yurtdışındaki internet kullanıcılarının katılımına açık internet destekli eğitim kursları düzenlenecek ve bu kurslar Marmara Üniversitesi internet omurgası üzerinden gerçekleştirilecektir. Proje, tekstil endüstrisinin çeşitli alanlarında çalışan personelin eğitim gereksinimlerini karşılayacak öncelik taşıyan konulardaki “internet destekli eğitimler”in hazırlanmasından sunulmasına kadar olan aşamaları kapsamaktadır. Projenin kısa vadeli hedefi, tekstil endüstrisi çalışanına yönelik “kısa süreli modüler sertifika kursları” ve orta öğretimdeki Tekstil Meslek Lisesi öğrencilerine yönelik destek kursları”; orta vadeli hedefi ise, uzun süreli “Sertifika Programları”dır.
Marmara Üniversitesi İnternet Destekli Tekstil Eğitimi Projesi, “Ön Tasarım”, “Pedagojik Tasarım”, “Kullanıcı Arayüzü Tasarımı”, “Uygulama”, “Değerlendirme” ve “Güncelleme” aşamalarından oluşmaktadır. Sertifika programlarında yer alacak olan konular, mevcut eğitim müfredatı içerisindeki dersler arasından seçilerek hazırlanmakla birlikte, tekstil sektörünün talebi göz önünde alınarak güncelleştirilecektir. Kurs materyalleri, Türkçe ve İngilizce olmak üzere iki dilde hazırlanmaktadır. Sertifika programlarına kayıt olan kursiyerler, istedikleri dersi seçebildikleri gibi, ihtiyaçları doğrultusunda dersleri modüler olarak da (birden fazla dersi grup olarak seçerek) takip edebileceklerdir. Tekstil sektörüne yönelik konuların öğrenilmesinde “pratik uygulama” esas teşkil ettiğinden, Sertifika programlarında, internet ortamında teorik olarak alınan derslerin yanısıra uygulamaya yönelik dersler Üniversitenin laboratuvarlarında kursiyerler için ayrılan zamanlarda öğretim elemanlarının gözetiminde “yoğun pratik uygulamalar” şeklinde yaptırılacaktır. Bu aşama aynı zamanda internet destekli eğitimin daha etkili olmasını sağlayıcı “yüz yüze eğitim” unsurunun da gerçekleştirilmesinde bir süreç teşkil edecektir. İnternet ortamında gerçekleştirilen ve öğrenenin kendi bilgi düzeyini değerlendirdiği interaktif sınavların yanısıra Sertifika sınavları, üniversitede gözetmen eşliğinde veya Marmara Üniversitesi tarafından akredite edilen merkezlerde yapılacaktır.
Teknik konulardaki sektörel kursların yanısıra, tekstil konusunda tüketicinin bilinçlendirilmesine yönelik çeşitli konularda açılacak olan “yetişkin kursları” yoluyla da ülkemizde hızla artan internet kullanıcılarına “yetişkin-eğitimi” sağlayabilmek, çok sayıda ve uzak mesafelerdeki öğreniciye ulaşabilmek de projenin uzun vadeli hedefleri arasında yer almaktadır.
Proje kapsamındaki kurs yazılımlarının hazırlanması M.Ü. Teknik Eğitim Fakültesi Tekstil Eğitimi Bölümü’nde yürütülmektedir. Video kliplerinin ve diğer görsel malzemelerin hazırlanması, kısmen Bölüm Fiziksel ve Kimyasal Testler Laboratuvarları’nda, kısmen de tekstil işletmelerinde gerçekleştirilmektedir.
Projenin kısa vadeli hedefleri arasında olan Modüler programlar, Çizelge-1 ve Çizelge-2’de verilmektedir. Bu Modüler Kurs Programları, 44 teorik ders saatlik internet ortamı çalışmasının yanı sıra, katılımcının derslere ait uygulamaları yapacağı toplam 20 günlük çalışmayı ve fabrika ziyaretlerini de içermektedir. Modüler kurs programları, Sertifika sınavı ile tamamlanmaktadır. Teorik dersler, katılımcıya gönderilecek CD-ROM, kitap, ders notları ve e-posta ile de desteklenecektir.


Çizelge-1: Modül I - Tekstil Teknolojisi Sertifika Programı (Taslak) -(Textile Technology Certificate)
Kursun Adı Kursun İngilizce Adı Toplam Süre (Saat)
Tekstil Teknolojisine Giriş Introduction to Textile Science 4
Elyaf Bilgisi Fibre Technology 4
İstatistik Statistics 2
Tekstilde Fiziksel Testler Physical Testing of Textiles 4
Tekstilde Kimyasal Testler Chemical Testing of Textiles 4
İş-Zaman Etüdü Time Management 2
Tekstilde Toplam Kalite Yönetimi Total Quality Management in Textiles 2
Çevre Bilgisi Environmental Science 2
Tekstilde Maliyet Hesapları Textile Cost Accounting 2
Tekstilde Bilgisayar Destekli Üretim Textile Computer Integrated Manufacturing 2
İplik Teknolojisi Yarn Technology 4
Dokuma Teknolojisi Weaving Technology 4
Örme Teknolojisi Knitting Technology 4
Teknik Tekstiller Technical Textiles 2
Dokusuz Tekstil Yüzeyleri Nonwoven Textile Surfaces 2
Toplam 44


Çizelge –2: Modül II - Tekstil Terbiye Teknolojisi Sertifika Programı (Taslak)
(Textile Dyeing & Finishing Technology Certificate)
Kursun Adı Kursun İngilizce Adı Toplam Süre (Saat)
Tekstil Teknolojisine Giriş Introduction to Textile Science 4
Elyaf Bilgisi Fibre Technology 4
İstatistik Statistics 2
Tekstilde Fiziksel Testler Physical Testing of Textiles 4
Tekstilde Kimyasal Testler Chemical Testing of Textiles 4
İş-Zaman Etüdü Time Management 2
Tekstilde Toplam Kalite Yönetimi Total Quality Management in Textiles 2
Çevre Bilgisi Environmental Science 2
Tekstilde Maliyet Hesapları Textile Cost Accounting 2
Tekstilde Bilgisayar Destekli Üretim Textile Computer Integrated Manufacturing 2
Ön Terbiye Teknolojisi Preparatory Processes 2
Boyama Teknolojisi Textile Dyeing Technology 6
Tekstilde Bitim İşlemleri Textile Finishing Technology 4
Tekstil Baskı Teknolojisi Textile Printing Technology 2
Renk Ölçümü Colour Measurement 2
Toplam 44

Proje Çalışma Takvimi

Proje çalışması, Şekil-1’de verilen “Çalışma Takvimi”ne uygun olarak yürütülmektedir.

Şekil-1: Proje Çalışma Takvimi.
Yapılacak Çalışma Aylar
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12
Kurs Programlarının Detaylı İçeriklerin Oluşturulması ve Kurslara Ait Duyuruların İnternet Ortamına Aktarılması
Kurs Programlarına Ait Video Klip Çekimlerinin Gerçekleştirilmesi
Kurs Materyallerinin Hazırlanması ve İnternette Yayınlanması

Program Etkinliğinin İzlenmesi ve İçeriklerin Güncellenmesi


Projenin Organizasyonu

Proje kapsamındaki kurs yazılımlarının hazırlanması M.Ü. Teknik Eğitim Fakültesi Tekstil Eğitimi Bölümü’nde yürütülecektir. Video kliplerinin ve diğer görsel malzemelerin hazırlanması, kısmen Bölüm Fiziksel ve Kimyasal Testler Laboratuvarları’nda, kısmen de tekstil firmalarında gerçekleştirilecektir.

Sonuç

Bu projeden beklenen yararlar ve projenin ekonomiye sağlayacağı katkı ise aşağıdaki şekilde özetlenebilir:
• “Marmara Üniversitesi İnternet Destekli Tekstil Eğitimi Projesi” kapsamında sektörel bazda açılacak internet destekli eğitim kursları, İstanbul Sanayi Odası kapsamında yürütülen “İSO-ÜSİB-NET” (İstanbul Sanayi Odası Üniversite Sanayi İşbirliği Bilgi Ağı) Projesi’ni ve KOSGEB tarafından pek çok Organize Sanayi Bölgesi içerisinde oluşturulan “İnternet Kıraathaneleri” Projesi’ni destekleyecek ve bu çalışmalara hizmet verebilecek nitelikte olacaktır.
• Sektörel eğitimler, interaktif, hızlı ve daha az maliyet ile gerçekleştirilebilecek, sektörde çalışan personele ait eğitimlerin zaman ve yer gözetmeksizin devamı sağlanabilecektir.
• Uygulama gerektirmeyen konularda, eğitim merkezine ulaşım için ayrılan zaman kayıpları ortadan kaldırılabilecektir.
• Kurs programlarının YÖK Enformatik Milli Komitesi tarafından onaylanması durumunda, yurdun çeşitli bölgelerinde açılmış fakat eğitmen sıkıntı içinde olan “Tekstil Bölümleri”ne uzaktan eğitim hizmeti sağlanabilecektir.
• “Hayat-boyu öğrenim” konsepti çerçevesinde, tüketicinin bilinçlendirilmesine katkıda bulunacaktır.

MÜNİTEP kapsamındaki Modüler kursların, Marmara Üniversitesi UTKAR Uluslararası Tekstil ve Konfeksiyon Teknolojileri Araştırma ve Uygulama Merkezi tarafından 2001-2002 öğretim dönemi başında tamamlanması planlanmıştır.


Kaynaklar

1. Twigg C. A., Oblinger D. G., The Virtual University, A Report from a Joint Educom/IBM Roundtable, Washington, D.C., November 5-6, 1996, Educom, Interuniversity Communications Council, Inc.
2. YÖK, Üniversiteslerarası İletişim ve Bilgi Teknolojilerine Dayalı Uzaktan Yükseköğretim Yönetmeliği,

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı