Kpss Sınavında Çıkabilecek Güncel Konular
KPSS-A Nedir, KPSS-B Nedir?
Kpss Vatandaşlık Uluslararası Kuruluşlar Sunusu
Tarih, Coğrafya, Vatandaşlık, Eğitim Bilimleri ve Matematik
Kpss Vatandaşlık,Anayasa ve Tarih İle İlgili Sınav Kazandıracak Püf Noktaları
Kpss A Sınavlarına Hazırlık İçin Temel Başvuru Kaynakları
Kpss Türkçe Ders Notları
Kpss İngilizce Ders Notları
Kpss İnkılap Tarihi Ders Notları
Kpss Matematik Konu Anlatımı
- Kpss Coğrafya Ders Notları
Kpss Tarih Ders Notları
Bir cismi farklı yüzeylerde hareket ettirmenin, cismin hareketinde değişiklikler yaptığını günlük yaşantımızdan bilmekteyiz. Pürüzlü, kaygan veya cilalı yüzeylerde aynı cismin hareketi farklı farklı olmaktadır. Cam üzerinde bir cisim daha kolay hareket ederken tahta üzerinde hareket etmesi daha zordur.
Cismin hareket ettiği yüzeyin pürüzlü olması, cismin harekete geçmesini zorlaştırırken, düz veya pürüzsüz yüzeylerde aynı cisim daha kolay harekete geçer. Bu nedenle halı, tahta, taşlı zemin gibi yüzeylerde cismi harekete geçirmek için gerekli olan kuvvet; cam, asfalt, yağlı zemin gibi yüzeylerdeki aynı cismi hareket ettirmek için gerekli olan kuvvetten daha büyüktür. Yani cismin temas ettiği yüzeyin pürüzlüğü arttıkça, cismin harekete geçmesi için gerekli olan kuvvete artmaktadır.
Şekilde olduğu gibi iki traktör yolda gitmektedirler. Bu traktörlerden bir tanesi asfalt yolda giderken diğer taşlı bir yolda gitmektedir. Taşlı yolda giden traktörle düz yolda giden traktörün aynı hızda gitmeleri için taşlı yoldaki traktörün daha fazla kuvvet kullanması gerekmektedir. Bir zemin üzerinde bulunan bir cismi harekete geçirmek için, yüzeyin cisme uygulanan hareketin zıt yönünde oluşan sürtünme kuvvetinden daha büyük bir kuvvete gereksinim vardır. Aksi taktirde uygulanan kuvvet cismin sürtünme kuvvetinden daha küçük veya eşitse cisim harekete geçmez. Sabit hızla hareket eden bir cisme etkiyen sürtünme kuvveti ile harekete geçirici kuvvetin bileşkesi sıfırdır. Çünkü cismi harekete geçirici kuvvet ile sürtünme kuvveti ters yöndedir. Bu bilgilerden hareketle; cisimler hareket ederken temas ettikleri yüzeylerin sürtünmesinden kaynaklanan ve yer değiştirmeye zıt yönde ortaya çıkan kuvvete sürtünme kuvveti denir.
Sürtünme Kuvvetinin Bağlı Olduğu Etkenler
a) Yüzeyin pürüzlü olması Cismin hareket edeceği yüzeyin pürüzlü olması cismin hareketinde önemlidir. Pürüzlü yüzeylerde cisimlerin hareket etmesi için daha büyük kuvvete ihtiyaç vardır. Bütün yüzeylerde mutlaka pürüz vardır. Cisimler birbiri üzerinde hareket ederken, yüzeylerindeki girinti ve çıkıntılar birbirinin içerisine girerek cismin hareket etmesini güçleştirirler. Cilalı yüzeylerde bu girinti-çıkıntılar daha az olduğundan sürtünme kuvveti de o oranda azdır. Bu nedenle pürüzlü yüzeylerin yağlanması ile bu girintiler azaltılarak daha az sürtünme kuvveti uygulaması sağlanabilir. b) Cismin ağırlığı Bir cismin ağırlığı arttığında cismin ve yüzeyin girinti-çıkıntıları daha fazla birbiri içine gireceğinden sürtünme de artar. Yani cismin hareketini engelleyen kuvvetin büyüklüğü de artar. Cismin hareket etmesini engelleyen bu kuvveti yenmek için, bu kuvvetten daha büyük bir kuvveti cisme uygulamak gerekir.
Sürtünme Kuvvetinin Etkileri
Sürtünme kuvveti, cisimlerin yüzeyde tutunmasına yardım eden bir etkendir. Eğer sürtünme kuvveti var olmasaydı birçok yaşamsal faaliyet mümkün olmazdı. Yolda yürüyemez, bir yerde oturamaz, yemek yiyemez, yazı yazamaz, araç kullanamazdık. Örneklerde de görüldüğü gibi her türlü hayati olayın gerçekleşmesinde sürtünme kuvvetinin etkisi vardır. Araba örneğini biraz açacak olursak, yolda hareketine başlayan bir aracın durması sürtünme kuvvetinin etkisi ile oluşmaktadır. Bu kuvvet olmasaydı frenler tutmayacağı için araba sürekli hareket ederdi. Buzun sürtünme kuvvetinin toprak veya asfalta göre daha düşük bir sürtünme kuvveti olduğu bilinmektedir. Kışın buzlu yollarda araçlar daha fazla kaymakta ve frenlerin etkisi daha az olmaktadır. Bu nedenle kışın meydana gelen kazalar, diğer zamanlara göre daha fazla olmaktadır. Bu nedenle kışın buzun erimesi için tuz kullanılması (suyun donma sıcaklığını düşürür) veya toprak atılması bu sürtünme kuvvetini artırmak içindir. Sürtünme kuvvetinin hayatımızı kolaylaştıran çok büyük etkilerinin yanında günlük yaşantıda işleri zorlaştırdığı da bilinmektedir. Çünkü sürtünme kuvvetini yenerek, cisimleri harekete geçirmek için daha büyük kuvvet kullanılması gerekir. Ve büyük yükleri, sürtünme kuvveti nedeni ile kas gücümüzle hareket ettiremeyiz. Bundan dolayı çeşitli makineler kullanarak bu yükleri hareket ettiririz. Makineler çalışırken, içerisindeki parçalar birbirine sürtünürler. Sürtünen bu parçalar zamanla aşınarak kullanılmaz hale gelirler. Makinelerin yıpranmasını engellemek için sürtünme kuvvetini düşürücü önlemler almak gerekir. Yani sürtünme kuvvetinin çok büyük yararları olmakla beraber bazı zorlukları da vardır.
Sürtünme Kuvvetini Artırmak ve Azaltmanın Yolları Sürtünme kuvvetinin, bir olayın gerçekleşmesi için yetersiz kaldığı durumlarda alınması gereken tedbirler vardır. Bunlardan bazılarını sıralayacak olursak; a) Kışın araba lastiklerine zincir takılması, b) Sporcuların ayakkabılarının altına dişler yapılması, c) İş makinelerinin tekerlerinde dişlerin daha büyük yapılması, d) Büyük kütlelerin altına tekerlek tipinde cisimlerin konulması, e) Makinelerin yağlanması, f) Dik yokuşlarda ulaşımı kolaylaştırmak için önlemler alınması,
Katı Ana madde: Katı Maddenin katı hali belirli bir şekle ve hacme sahiptir. Katı maddeyi oluşturan atom ve moleküller yok denecek kadar azdır. Atom ve moleküller arasında bir düzenlilik vardır.Atomlar titreşim hareketi yaparlar.Maddenin en düzenli halidir.
Sıvı Ana madde: Sıvı Maddenin sıvı hali, belirli bir şekle sahip değildir. Sıvılar akışkan olduklarından bulundukları kabın şeklini alır. Sıvı halde atom veya moleküller katılardan daha düzensiz olup tanecikler arası boşluklar katılardan daha fazladır ama sıkıştırlamazlar. Birazcık düzensiz hareket vardır.Ayrıca bulundukları kabın şeklini alırlar ve bir halden başka bir hale girebilirler.
Gaz Ana madde: Gaz Atom veya moleküllerin arasında boşlukların en çok olduğu haldir. Gaz tanecikleri arasında boşluk fazla olduğunda gazlar sıkıştırılabilirler. Gaz tanecikleri düzensiz olarak hareket ederler. Bu hareketleri sırasında gaz molekülleri birbiri ile homojen olarak karışabilirler. Bunların yayılmaları hissedilebilir veya gözle takip edilebilir. Bir odaya damlatılan bir kolonyanın kokusu kısa sürede hissedilirken, bir sigara dumanının yayılması da gözle takip edilebilir·Konuldukları kabı dolduracak şekilde genleşerek kabın şeklini ve hacmini alırlar. Gazlar maddenin en düzensiz halidir ve sadece gazlar (tanecikler arasındaki boşluk fazla olduğu için) sıkıştırılabilme özelliğine sahiptir.
Suyun halleri
Su yerkürede değişik hallerde bulunur: su buharı, (bulutlar), su (denizler, göller), buz (kar, dolu, buzullar) gibi. Su sürekli olarak su döngüsü olarak bilinen döngü içinde değişik fiziksel hallere dönüşYağışın insanlık ve tarım için öneminden dolayı, değişik biçimlerine farklı isimler verilmiştir: çoğu ülkede genel ismi yağmur'dur, dolu, kar, sis ve çiy diğer örneklerdir. Uygun şartlar oluştuğunda, havadaki su damlacıkları güneş ışığını kırarak, gökkuşağı oluştururlar.
Temel olarak, su akışı, nehirler ve tarım için su ihtiyacı gibi, insanlık tarihinde büyük roller oynamıştır. Nehirler ve denizler, ticaret ve ulaşım için elverişli yollar sunmuştur. Su akışı, erozyon etkisi ile çevrenin şekillenmesinde büyük roller oynayarak, vadiler ve deltalar oluşmasını sağlamış ve insanların yerleşimine uygun arazi ve alanlar meydana getirmiştir.
Su aynı zamanda zemine nüfuz ederek, yer altına doğru iner. Bu yeraltı suları daha sonra tekrar yüzeye çıkarak doğal kaynaklar, sıcak su kaynakları ve gayzerler oluşturur. Yeraltı suları, aynı zamanda ambalajlanarak maden suyu olarak satılmaktadır.
Su, kendi içinde farklı maddelerin koku ve tadlarını barındırabilir. Bu nedenle, insan ve hayvanların, suyun içilebilirliğini anlamak için duyuları gelişmiştir. Hayvanlar genel olarak, tuzlu deniz suyunun ve bataklık suyunun tadından hoşlanmaz, dağlardan veya yeraltından gelen saf kaynak sularını ararlar. Kaynak suyu veya mineral su diye bilinen tat, aslında suyun içinde çözülmüş olan minerallerin tadıdır. Saf su (H2O), tatsızdır. Bu yüzden, kaynak veya mineral suyunun saflığı diye bilinen şey, suyun içinde zararlı (toksik) maddeler, kir, toz veya mikrobik organizmalar olmadığını belirtir.
Yüksek ergime ısısına sahiptir
1 gram buzu eritmek için 0°C'de 80 kalori gerekir. Ergime ısısının yüksek olması suyun donmasını geciktirir, böylece biyolojik sistemler düşük sıcaklıklara dayanıklı olabilen özelliklerini kazanırlar.
Oda sıcaklığında sıvıdır
Bir elementin moleküler ağırlığı onun herhangi bir sıcaklıkta sıvı, gaz ya da katı olmasını belirler. Molekül ne kadar büyükse çevreindeki moleküllerle bağlarını koparıp hal değiştirmesi o kadar zor olur. Su, içerdiği H bağları nedeniyle oda sıcaklığında sıvıdır. Isınma (özgül) ısısı yüksektir
1 gr suyun sıcaklığını 1°C arttırmak için yaklaşık 1 kalori gereklidir. Bu özgül suda, ısı amonyak dışındaki tüm maddelerinkinden yüksektir. Böylece su sıcaklıklarda fazla artış olmadan daha fazla enerji depolamayı gerektirmektedir ve böylece canlı sistemde sıcaklık ve metabolik olaylar daha kararlı olabilmektedir.
Gizli buharlaşma ısısı yüksektir
100°C'de 1 gr suyu 1 gr su buharı haline dönüştürmek için 539 kaloriye ihtiyaç vardır. Gizli buharlaşma ısısının yüksekliği canlı sisteminin izotermal olmasında en önemli katkıya sahiptir. Suyun gizli buharlaşma ısısı H bağlarından dolayı yüksektir.
Donma noktası farklıdır
Suyun basit fakat çevre açısından son derece önemli bir özelliği de suyun sıvı hali üzerinde batmadan yüzebilen, suyun katı hali olan buzdur. Bu katı faz, (sadece düşük sıcaklıklarda oluşabilen) hidrojen bağları arasındaki geometriden dolayı, sıvı haldeki su kadar yoğun değildir. Hemen hemen tüm diğer maddeler için, katı form sıvı formdan daha yoğundur. Standart atmosferik basınçtaki taze su, en yoğun halini 3.98 °C'de alır ve aşağı hareket eder, daha fazla soğuması halinde yoğunluğu azalır ve yukarı doğru yükselir. Bu dönüşüm, derindeki suyun, derinde olmayan sudan daha sıcak kalmasına sebep olur, bu yüzden suyun büyük miktardaki alt bölümü 4 °C civarında sabit kalırken, buz öncelikle yüzeyde oluşmaya başlar ve daha sonra aşağı yayılır. Bu etkiden dolayı, göllerin yüzeyi buz ile kaplanır. Hemen hemen tüm diğer kimyasal maddelerin katı halleri, sıvı haline göre yoğun olduğundan dipten yukarı donmaya başlarlar.
Suyun hacmi, bilinen tüm sıvıların aksine, belirli bir sıcaklığa (+4°C’ye) düşene kadar azalır, daha sonra tekrar artmaya başlar. Donduğunda ise hacmi sıvı hale göre daha fazladır. Bu nedenle suyun katı hali, sıvı halinden daha hafiftir. Bu yüzden buz, suyun dibine batmayıp su üstünde yüzer. Suyun bu özelliği yaşamın kış aylarında ya da her zaman soğuk olan bölgelerde sudaki yaşamın devam etmesine olanak tanır. Deniz, nehir ve göllerin üst kısmı donar, buz üst kısımda kaldığı için su içindeki canlılar yaşamlarını sürdürmeye devam edebilirler.
Bir maddenin katı, sıvı ve gaz halleri arasında geçişler yapmasına süblimleşme denir.
Erime: Bir maddenin katı halden sıvı hale geçmesine erime, erimenin meydana geldiği sıcaklığa erime sıcaklığı denir.
Donma: Bir maddenin sıvı halden katı hale geçmesine donma, donmanın meydana geldiği sıcaklığa donma sıcaklığı denir. Kaynama: Bir maddenin sıvı halden gaz hale geçmesine kaynama, kaynamanın meydana geldiği sıcaklığa kaynama sıcaklığı denir. Kaynama ile buharlaşma aynı şey değildir. Buharlaşma her sıcaklıkta olurken kaynama belirli bir sıcaklıkta olur. Kaynama buharlaşmanın en yoğun olduğu andır. Yoğunlaşma: Bir maddenin gaz halden sıvı hale geçmesine yoğunlaşma, yoğunlaşmanın meydana geldiği sıcaklığa yoğunlaşma sıcaklığı denir.
Süblimleşme: bir katının sıvı hale geçmeden gaz hale geçmesine süblimleşme denir. Naftalin ve tuvaletlerde kullanılan katı koku gidericiler buna örnektir. Hal değiştirme ısısı(L): 1gram maddeyi bir halden başka bir hale geçirmek için ona verilmesi veya ondan alınması gereken ısıdır.
Eğer madde eriyorsa erime ısısı(Le), kaynıyorsa kaynama ısısı(Lk) adını alır.
Hal değişimi sırasında erime ve kaynama noktalarında bir süre sıcaklık değişmez alınan ısı moleküllerin arasındaki bağları çözmek için harcanır. Bu noktalarda harcanan enerji aşağıdaki gibi hesaplanır.
Q = m.L
Q = ısı m = kütle L = Bu harlaşma yada erime erime ısı.
Hal değişiminde yukarıda anlatılan süre dışında harcanan ısı enerjisi miktarı aşağıdaki formül ile hesaplanır. Q=m.c.?t
Q = ısı m = kütle c = öz ısı ?t= sıcaklık değişimi
Hal Değiştirme İle İlgili Özellikler:
1. Hal değiştirme süresince sıcaklık sabit kalır.
2. Bir madde için ; erime sıcaklığı=donma sıcaklığı kaynama sıcaklığı=yoğunlaşma sıcaklığı erime ısısı=donma ısısı kaynama ısısı=yoğunlaşma ısısı’dır. 3. Her maddenin belirli bir basınç altında belirli bir erime noktası vardır. Erime sırasında hacmi artan maddeler de donma noktası basıncın artmasıyla artar. Erime sırasında hacmi azalan maddelerin donma noktası basıncın artmasıyla azalır, yani daha düşük sıcaklıklarda donar. Buzun üzerine basıldığında 0°C den daha düşük sıcaklıklarda da erimesi buna örnektir. 4. Her sıvının belirli bir basınç altında belirli bir kaynama noktası vardır. Basınç azaldıkça kaynama noktası düşer. Çünkü kaynama buhar basıncı ile dış ortam basıncın eşitlendiği anda başlar. Yükseklere çıkıldıkça atmosfer basıncı azaldığından kaynama noktası düşer. 5. Isı çoğaldıkça buharlaşma kolaylaşır. 6. Hava akımı buharlaşmayı kolaylaştırır. 7. Sıvı yüzeyi genişledikçe buharlaşma kolaylaşır.
Gerçekleşirken dışarıdan ısı alan tepkimelere Endotermik Tepkime denir.Bu tepkimelerde maddenin enerjisi artar.
Örnek Olarak *buzun erimesi
H2O(k) + ısı ---> H2O(s) *suyun buharlaşması H2O(s) + ısı ---> H2O(g) *gaz hâlindeki atomdan bir elektron koparılması *gaz moleküllerinin birbirinden ayrılması *çiğ yumurtanın pişmesi *amonyum nitrat ile suyun tepkimesi *şekerin suda çözünmesi C6H12O6(k) + ısı --->C6H12O6(suda)
CaCO3 + ısı---> CaO + CO2 KCIO3 + ısı---> KCI + 3/2O2 NH4CI + ısı ---> NH3 + HCI
Gerçekleşirken dışarıya ısı veren tepkimelere Ekzotermik Tepkime denir. Bu tepkimelerde maddenin enerjisi azalır. Araba Ekzozu kelimesi ile çağrıştırılarak dışarı ısı verdiği daha kolay hatırlanabilinir.
Örnek Olarak *suyun donması
H2O(s) ---> H2O(k)+ ısı *bulutlarda kar ve yağmur oluşumu
H2O(g) ---> H2O(s)+ ısı *kuvvetli asitlerin su ile tepkimesi *çekirdekte meydana gelen fizyon tepkimesi *şimşek oluşumu *su oluşumu H2(g) + 1/2O2(g)--->H2O(g) + ısı *demirin oksitlenmesi (demirin paslanması) 2Fe(k) + 3/2O2(g)--->Fe2O3 + ısı
Kimyasal tepkimelerde bir denklemi denkleştirirken,denklem eşitliklerini eşitleyip denkleştirmemiz mümkündür.Böylece bir eşitliği yazıp denklemi denkleştirmiş olacağız. Örneğin Karbon-Hidrojen-Oksijen içeren bir bileşiğin yanması.Karbon-Hidrojen-Oksijen içeren bileşikler oksijen gazı ile yakıldığında karbondioksit ve su verirler.
Formül İfadesi: C6H14O4 + O2 → CO2 + H2O
C Eşitliği : C6H14O4 + O2 → 6CO2 + H2O
H Eşitliği : C6H14O4 + O2 → 6CO2 + 7H2O
Bu durumda denklemin sağ tarafında 19 oksijen(O) atomu vardır(yedi su molekülünden 7 ve altı karbondioksit molekülünden 12 oksijen atomu olmak üzere).Sol tarafta 19 oksijen atomu olması için , 4 oksijen bileşikte bulunduğundan ilave 15 oksijene gerek duyulmaktadır.Bu nedenle O2 nin katsayısı 15/2 olmalıdır.
Katsayıların son kez düzenlenmesi:Kesirli sayılar kabul edilebilir olmasına karşın,genel eğilim tüm katsayıların tam sayı olacak şekilde çarpılmasıdır.Bu eşitlik tüm katsayılar iki ile çarpıldığında kesirden kurtarılmış olur.
2C6H14O4 + 15O2 → 12CO2 + 14H2O (katsayılar tam sayı olarak eşitlendi)
Son Kontrol: Denklemin tam olarak eşitlediğinden emin olmak için son kontrolümüzü yapıyoruz.
Sol Taraf: (2*6)=12C;(2*14)=28H;[(2*4)+(15*2)]=38O
Sağ Taraf: (12*1)=12C;(14*2)=28H;[(12*2)+(14*1)]=38O
Görüldüğü gibi bir eşitlikten yararlanarak kimyasal tepkime denklemimizi doğru bir şekilde denkleştirmiş olduk
Madde: Evrende yer kaplayan, hacmi, kütlesi ve eylemsizliği olan her şey madde olarak tanımlanır. Daha iyi bir tanım yapılması gerekirse, madde bir algı yada algılar bütünün sonucu olarak beyinde oluşan elektrik sinyallerinin yorumlanmasıdır. Madde doğada gaz, sıvı yada katı halde bulanabilir.
Maddenin Genel Özellikleri:
Maddeden maddeye farklılık göstermeyen sadece madde miktarı ile değişen özelliklere maddenin genel özellikleri denir.
Kütle: Cismin barındırdığı madde miktarı olarak tanımlanabilir. Eşit kollu terazi ile ölçülür. Bu ölçümde kilogram adı verilen bir birim referans olarak kullanılır. Ölçmede esas olan karşılaştırma olduğu için herhangi bir cismin kütle değeri evrenin her yerinde sabittir.
1887 yılında referans bir kilogram olarak kabul edilen Platin-İridyum karmışımı silindir. Fransanın Serves Kentinde Uluslararası Ağırlık ve Ölçümler Bürosunda korunmaktadır. 3,9 cm boyunda ve 3,9 cm çapında ki bu silindirin, platin-iridyum alaşımından yapılmasının nedeni bu alaşımın çok kararlı olmasıdır. Bu kararlılığı sayesinde yıllarca hiçbir kayba uğramadan saklanabilir.
Ağırlık: Cisme uygulanan yerçekimi kuvvetine ağırlık denir, birimi Newton dur. Ağırlık yerçekimine bağlı olduğu için kütle değişmezken ağırlık ölçüldüğü bölgenin yer çekimi ivmesine bağlı olarak değişir.
Hacim: Cismin evrende kapladığı yere hacim denir. Her hangi bir cisim için hacim ortamın sıcaklığına ve basınca göre değişebilir.
Eylemsizlik: Maddenin durumunu koruma eğilimine eylemsizlik adı verilir. Örneğin duran bir cisim herhangi bir kuvvet etkisinde kalmadığı sürece hareket etmez. Hareket eden bir cisim de herhangi bir kuvvet altında kalmadığı sürece durmaz.
Maddenin Ayırt Adici Özellikleri:
Her madde için sabit bir değeri olan ve maddelerin birbirinden ayırt edilebilmesini sağlayan özelliklere maddenin ayırt edici özellikleri denir.
Ayırt Edici Özellik katı sıvı gaz
Özkütle + + +
Genleşme + + -
Esneklik + - -
Çözünürlük + + +
İletkenlik + + +
Kaynama Noktası - + -
Erime Noktası + - -
Donma Noktası - + -
Öz Kütle: Birim hacimdeki kütleye öz kütle denir.
Genleşme: Isının etkisi ile cismin boyunda ve yüzeyinde meydana gelen değişikliklere genleşme denir.
Esneklik: Bir kuvvetin etkisi ile maddenin şeklinde meydana gelen değişikliğe esneklik denir.
Çözünürlük: Bir maddenin diğer madde içerisinde çözünme oranına çözünürlük denir.
İletkenlik: Maddenin elektronları bir noktadan bir noktaya ilete bilme özelliğine iletkenlik denir.
Kaynama Noktası: Sıvı haldeki bir maddenin kaynaması için gerekli olan sıcaklık değeri.
Yoğunlaşma Noktası: Gaz haldeki bir maddenin sıvı hale geçebilmesi için gerekli olan sıcaklık değeri.
Erime Noktası: Katı haldeki bir maddenin sıvı hale geçebilmesi için gerekli olan sıcaklık değeri.
Donma Noktası: Sıvı haldeki bir maddenin katı hale geçebilmesi için gerekli olan sıcaklık değeri.
Elementler: Aynı cins atomlardan meydana gelen maddelere element adı verilir.
· Saf ve homojen maddelerdir
· En küçük yapı taşları atomdur
· Belirli bir erime ve kaynama noktaları vardır
· Öz kütleleri sabittir
· Kimyasal ve fiziksel yöntemlerle ayrıştırılamazlar
· Sembollerle gösterilirler
Bileşikler: Farklı cins atomların belli oranlarda bir araya gelerek oluşturdukları maddelere bileşik adı verilir.
· Saf ve homojen maddelerdir
· Bileşikleri oluşturan maddeler kimyasal özelliklerini kaybederler
· Bileşikleri oluşturan maddeler belli oranlarda bir araya gelirler
· Kimyasal yollarla ayrıştırılabilirler
· Belirli bir erime ve kaynama noktaları vardır
· Özkütleleri sabittir
· Formüllerle ifade edilirler
Karışımlar: Birden fazla maddenin kimyasal özellikleri değişmeyecek şekilde rasgele oranlarda bir araya getirilmesi ile oluşturulan yeni maddelere karışım adı verilir.
· Saf değildirler
· Karışımı oluşturan maddelerin kimyasal özellikleri korunur
· Fiziksel yollarla ayrıştırılabilirler
· Erime ve kaynama noktaları sabit değildir
· Sabit bir özkütleleri yoktur
· Karışımı oluşturan maddeler arasında sabit bir oran yoktur
Karışımlar homojen ve heterojen olmak üzere ikiye ayrılırlar.
Homojen Karışımlar: Her yerinde aynı özellikleri gösteren karışımlara homojen karışım denir. Çözelti olarak ta adlandırılan homojen karışımlar tek bir madde gibi davranırlar.
Heterojen Karışımlar:değişik yerlerinde farklı özellikler gösteren karışımlara heterojen karışımlar denir.
Heterojen karışımlar emülsiyon ve süspansiyon olmak üzere ikiye ayrılırlar.
Emülsiyon: Bir sıvının başka bir sıvı içinde oluşturduğu heterojen karışımlara emülsiyon karışım adı verilir.
Süspansiyon: Bir sıvı içerisinde bir katının tam olarak çözülmeyip küçük zerrecikler halinde dağılmasıyla oluşan heterojen karışımlara emülsiyon karışım adı verilir.
MADDENİN ORTAK ÖZELLİKLERİ
A) Kütle ve Ağırlık: Kütle bir cismin kapladığı madde miktarının bir ölçüsüdür. Kütle terazi ile ölçülür. Her maddenin bir kütlesi olduğundan iki maddeyi birbirinden ayırmada kütle kullanılmaz. Ağırlık ise bir kütleye etki eden yer çekimi kuvvetidir. Yer çekimi kuveti yöreden yöreye farklılık gösterir. Bu farklılığı gösterdiğinden madde miktarının ölçülmesinde yararlanılan bir özellik değildir.
MADDELERİN SINIFLANDIRILMASI
SAF (ARI) MADDELER KARIŞIMLAR
Metaller Cu Fe Cr Ni Ag Au Zn Al Soygazlar He Ne Ar Kr Xe Rn Ametaller O H F Cl Br N C Bileşikler Organik İnorganik a)Asitler b)Bazlar c)Tuzlar d)Oksitler Homojen (Çözeltiler) 1. Katı-Sıvı (Şekerli Su) 2. Sıvı-Sıvı (Alkollü Su) 3. Sıvı-Gaz (Gazoz) 4.Katı-Katı (Alaşımlar) 5. Gaz-Gaz (Hava) Heterojen 1.Katı-Katı (Toprak) 2.Katı-Sıvı (Süspansiyon) (Tebeşir Tozu-Su Karışımı) 3.Sıvı-Sıvı (Emilsiyon) (Zeytinyağlı-Su)
B) Karışım: İki veya daha çok maddenin biriri içerisinde ağırlık oranı olmasızın ve kimyasal özellikleri kaybetmeden dağlmasıyla oluşan yapılara karışım denir. Karışımlardan çözeltiler homojen yapı arzederken diğer karışımlar heterojendir. Karışımı oluştran maddeler karışımın içinde kendi özelliklerini korurlar. Bu nedenle karşımlar fiziksel yönemlerle bileşenlerine ayrılabilirler.Karışımlar biraz önce saydığıız bir çok nedenden dolayı sadece ve sadece fiziksel yollarla ayrılabilirler.
C) Hacim: Bir maddenin uzayda kapladığı yerdir. Her maddenin bir hacmi olacağından maddeleri birbirinden ayrmada kullanılamaz.
*Maddenin yapısındaki değişimlerfiziksel ve kimyasal olmak üzere ikiye ayrılırlar.
1)Fiziksel değişme: Maddenin dış yapısıyla ilgili özelliklerine (renk, koku… vb ) fiziksel özellik bu özellikdeki değişmelere ise fiziksel değişme denir. Örneğin: Suyun donması
2) Kimyasal değişme: Bir maddenin iç yapısı ile ilgili özelliklerine kimyasal özellik, iç yapısında meydana gelen değişimlere ise kimyasal değişme denir.
- Çözücüyü uçurup çözüneni katı olarak çöktürmek “Kristallendirme”
- Tuz ve şeker gibi çözünürlüğü farklı olan karışımlar çözünürlük farkından yaralanılarak ayrıştırılırlar “ayrımsal kristallendirilme”
- Demirtozu ve odun karışımı mıknatıslama ile ayrılırlar.
Saf Madde: Yalnızca tek bileşeninden oluşan maddelerdir. Bileşik ve elementler saf maddelerdir. Saf maddelerin erime noktaları, kaynama noktaları, yoğunluk ve çözünürlükleri sabittir.
Metallerin özellikleri Ametallerin özellikleri Soygazları özellikleri
Yüzeyleri parlaktır. Civa hariç oda sıcaklığında katıdırlar. Isı ve elektrik akımını iletirler. Bileşiklerinde daima artı değerlik alırlar. Ametallerle iyonik bileik oluştururlar. Kendi aralarında bileşik oluşturamazlar, alaşım oluştururlar. Işlenip tel ve levha haline gelebilirler. Yüzeyleri mat görünümündedir. Oda sıcaklığında katı, sıvı ve gaz halinde bulunabilirler. Isı ve elektriği iletemezler. Metallerle oluşturdukları bileşiklerde (-), kendi aralarında (+) veya (-) değerlik alabilirler. Tel ve levha haline gelemezler. Kendi aralarında bileşik oluşturabilirler. Kimyasal tepkime veremezler. Oda koşullarında gaz halinde bulunurlar. Serbest halde tek atomludurlar. Elektron boşluğu yada fazlalıkları yoktur.
Alaşım: İki metalin yüksek sıcaklıkta eritilip karıştırılması ile oluşan yapılara denir.
Metaller yoğunluklarına göre ikiye ayrılırlar. Yoğunlukları 6’dan büyük olanlar ağır metalleri, küçük olanlar ise hafif metalleri oluştururlar. Alkalli ve toprak alkali metallerle aliminyum hafif metallerdir.
Element: Tek tür atomlardan oluşan maddelere element denir. Her elementin kendine özgü sembolleri vardır. En küçük yapı taşları atomlardır. Atomlar elementin tüm özelliklerini taşırlar. Elementler metal, ametal, yarım metal ve soy gaz diye sınıflandırılırlar. Yarı metaller, metal ve ametal arası özellik gösterirler.
Bileşikler: İki yada daha çok elementin belirli kütle oranlarında birleşmesi ile oluşan maddelere bileşik denir. Örneğin: CO2, H2O,CaCO3… Özellikleri:
· Saf ve homojen maddelerdir.
· Kimyasal yolla oluşum yine kimyasal yolla bileşenlerine ayrılırlar.
· Belirli formülleri vardır.
· Erime ve kaynama noktaları sabit olup, belili yoğunluğa sahiptirler.
· Elementlerin kütleleri arasında sabit bir oran vardır.
MADDENİN AYIRTEDİCİ ÖZELLİKLERİ
Bir maddeyi diğer maddelerden ayıran özelliklere ayırtedici özellik denir. Ayırt edici özellikler:
· Yalnız o maddeye özellik olmalı
· Madde miktarına bağlı olmamalıdır.
Hacim ve kütle madde miktarına bağlı olduğundan ayırtedici özellik değildirler.
1) Yoğunluk (Özkütle)
Bir maddenin birim hacimdeki kütlesine yoğunluk denir.
yoğunluk=kütle/hacim, d=m/v (gr/cm³,gr/lt)
Bir maddenin kütlesiyle hacmi doğru orantılı olarak değişir. Sabit şarlarda yoğunluk her üç fiziksel hal için de ayırtedici özelliktir. Katı ve sıvılarda sıcaklıkla azda olsa bir genleşme olacağından yoğunlukları sıcaklık artışıyla biraz düşer. Gazlarda, esnek bir kapta ısıtılan gazın hacmi büyük oranda artacağından yoğunluğu azalır. Kapalı bir kapta ısıtılan bir gazın yoğunluğu sıcaklık değişiminden etkilenmez. Çünkü hacim sabittir. Sabit sıcaklıkta basınç arttıça yoğunlukta artar çünkü basınç artışı hacim küçülmesine neden olur.
2) Erime noktası
Sabit şartlarda bir maddenin sıvılaşmaya başadığı sıcaklığa erime noktası denir. Erime noktası, madde miktarına bağlı değildir ve katılar için ayıredici özelliktir. Bir maddenin erime ve donma noktaları birbirine eşittir. Isı kaynağı ve katı maddenin kütlesi erime noktasını değiştirmeyip erime süresini değiştirir.
3) Kaynama noktası
Isıtılan sıvı moleküllerinin gaz haline geçmesinde buharlaşma, kaynamaya başladığı sacaklığa ise kaynama noktası denir. Sıvılar her ortamda buharlaşabilirler. Yoğunlaşma noktası ile kaynama noktası birbirine eşittir.
* Bir sıvının kaynama noktası, o sıvının buhar basıncının dış atmosfer basıncına eşit olduğu sıcaklıktır.
Kaynama noktası sıvı miktarına bağlı değildir. Sıvılar için kaynama noktası, gazlar içinse yoğunlaşma noktası ayırtedici özelliktir. Kaynama noktası farklılığını tespit etmek için dış basıncın sabit alınması gerekir.
Sıvıların Buhar Basıncı
Bir sıvının buharının sıvı yüzeyine yapışmış olduğu basınca sıvı-buhar basıncı denir. Buhar basıncı ile ilgili bazı koşullar şöyledir.
· Sıcaklık arttıkça buhar sasıncı artar.
· Aynı ortamda buhar basıncı yüksek olan sıvıların buharlaşması koly olacağından kaynama noktaları düşük olur.
· Buhar basıncı yüksak olan sıvı moleküllerinin moleküller arası çekim kuvvti zayıftır.
· Bir sıvı içinde katı çözündüğünde buharlaşmayı azaltacağından buhar basıncınıda düşürür. Buhar basıncındaki düşme çözünen madde miktarıyla doğru orantılıdır.
4) Genleşme
Isınan maddelerin yüzey veya hacimlerindeki artışa genleşme denir. Katı ve sıvıların genleşme katsayıları faklı olduğundan bu maddelerin genleşme miktarları ayırt edici özelliktir. Fakat gazların tümünde 1ºC artışı için genleşme 1/273 kat olduğundan genleşme gazlar için atıredici özellik değildir.
5) Esneklik
Esneklik yalnızca katılar için ayırtedici bir özelliktir. Sıvı ve gazların esnekliği söz konusu değildir.
6) Çözünürlük
Aynı şartlarda bir çözücünün birim hacminde çözünebilen maddenin maksimum miktarına o maddenin çözünürlüğü denir. Çözünürlük her üç hal için ayırtedici bir özelliktir.
MADDENİN FAZLARI
Madde; katı, sıvı ve gaz olmak üzere üç ayrı halde bulunabilir. Buna maddenin fanzları denir.
·Katı faz, maddenin en düzenliği halidir. Moleküller arası boşluklar ihmal edilecek kadar azdır. Enerjileri düşük olup kararlı yapı gösterirler belirli şekil ve hacimleri vardır.
·Sıvı faz, katıya göre biraz daha düzensizdir. Moleküller hareketli olduğundan konuldukları kabın şeklini alırlar. Bu nedenle sıvıların belirli hacimleri olup şekilleri yoktur.
·Gaz fazı, maddenin en düzensiz hali olup moleküller arası boşluk en çoktur. Enerjileri yüksek olup karasızdırlar. Gaz halindeki maddelerin belirli şekilleri olamadığı gibi belirli hacimleride yoktur. Gaz hacmi basınç ve sıcaklığa bağlı olarak değişebilir.
Bir maddenin ısı alarak veya ısı vererek fiziksel halinin değişmesine hal değişimi denir.
Isı yayınlanır(Ekzotermik)
Süblümleşme
Erime Kaynama
Katı Sıvı Gaz
Donma Yoğunlaşma
Isı alınır(Endotermik) Erime Isısı (Le): Bir katının 1 gramını aynı sıcaklıkta tamamen sıvı hale getirmek için gereken ısıya denir. Buzun erime ısısı 80 cal/gr’dır.
Buharlaşma ısısı(Lb): Bir sıvının 1 gramını aynı sıcaklıkta buhar haline dönüştürmek için gereken ısıya denir. Suyun buharlaşma ısısı 540 cal/gr’dır.
Isınma ısısı(Öz ısı, c): Bir maddenin 1 gramının sıcaklığını 1ºC artırmak için gereken ısıya denir.
Madde: Evrende yer kaplayan, hacmi, kütlesi ve eylemsizliği olan her şey madde olarak tanımlanır. Daha iyi bir tanım yapılması gerekirse, madde bir algı yada algılar bütünün sonucu olarak beyinde oluşan elektrik sinyallerinin yorumlanmasıdır. Madde doğada gaz, sıvı yada katı halde bulanabilir.
Maddenin Genel Özellikleri:
Maddeden maddeye farklılık göstermeyen sadece madde miktarı ile değişen özelliklere maddenin genel özellikleri denir.
Kütle: Cismin barındırdığı madde miktarı olarak tanımlanabilir. Eşit kollu terazi ile ölçülür. Bu ölçümde kilogram adı verilen bir birim referans olarak kullanılır. Ölçmede esas olan karşılaştırma olduğu için herhangi bir cismin kütle değeri evrenin her yerinde sabittir.
1887 yılında referans bir kilogram olarak kabul edilen Platin-İridyum karmışımı silindir. Fransanın Serves Kentinde Uluslararası Ağırlık ve Ölçümler Bürosunda korunmaktadır. 3,9 cm boyunda ve 3,9 cm çapında ki bu silindirin, platin-iridyum alaşımından yapılmasının nedeni bu alaşımın çok kararlı olmasıdır. Bu kararlılığı sayesinde yıllarca hiçbir kayba uğramadan saklanabilir.
Ağırlık: Cisme uygulanan yerçekimi kuvvetine ağırlık denir, birimi Newton dur. Ağırlık yerçekimine bağlı olduğu için kütle değişmezken ağırlık ölçüldüğü bölgenin yer çekimi ivmesine bağlı olarak değişir.
Hacim: Cismin evrende kapladığı yere hacim denir. Her hangi bir cisim için hacim ortamın sıcaklığına ve basınca göre değişebilir.
Eylemsizlik: Maddenin durumunu koruma eğilimine eylemsizlik adı verilir. Örneğin duran bir cisim herhangi bir kuvvet etkisinde kalmadığı sürece hareket etmez. Hareket eden bir cisim de herhangi bir kuvvet altında kalmadığı sürece durmaz.
Maddenin Ayırt Adici Özellikleri:
Her madde için sabit bir değeri olan ve maddelerin birbirinden ayırt edilebilmesini sağlayan özelliklere maddenin ayırt edici özellikleri denir.
Ayırt Edici Özellik katı sıvı gaz
Özkütle + + +
Genleşme + + -
Esneklik + - -
Çözünürlük + + +
İletkenlik + + +
Kaynama Noktası - + -
Erime Noktası + - -
Donma Noktası - + -
Öz Kütle: Birim hacimdeki kütleye öz kütle denir.
Genleşme: Isının etkisi ile cismin boyunda ve yüzeyinde meydana gelen değişikliklere genleşme denir.
Esneklik: Bir kuvvetin etkisi ile maddenin şeklinde meydana gelen değişikliğe esneklik denir.
Çözünürlük: Bir maddenin diğer madde içerisinde çözünme oranına çözünürlük denir.
İletkenlik: Maddenin elektronları bir noktadan bir noktaya ilete bilme özelliğine iletkenlik denir.
Kaynama Noktası: Sıvı haldeki bir maddenin kaynaması için gerekli olan sıcaklık değeri.
Yoğunlaşma Noktası: Gaz haldeki bir maddenin sıvı hale geçebilmesi için gerekli olan sıcaklık değeri.
Erime Noktası: Katı haldeki bir maddenin sıvı hale geçebilmesi için gerekli olan sıcaklık değeri.
Donma Noktası: Sıvı haldeki bir maddenin katı hale geçebilmesi için gerekli olan sıcaklık değeri.
Elementler: Aynı cins atomlardan meydana gelen maddelere element adı verilir.
· Saf ve homojen maddelerdir
· En küçük yapı taşları atomdur
· Belirli bir erime ve kaynama noktaları vardır
· Öz kütleleri sabittir
· Kimyasal ve fiziksel yöntemlerle ayrıştırılamazlar
· Sembollerle gösterilirler
Bileşikler: Farklı cins atomların belli oranlarda bir araya gelerek oluşturdukları maddelere bileşik adı verilir.
· Saf ve homojen maddelerdir
· Bileşikleri oluşturan maddeler kimyasal özelliklerini kaybederler
· Bileşikleri oluşturan maddeler belli oranlarda bir araya gelirler
· Kimyasal yollarla ayrıştırılabilirler
· Belirli bir erime ve kaynama noktaları vardır
· Özkütleleri sabittir
· Formüllerle ifade edilirler
Karışımlar: Birden fazla maddenin kimyasal özellikleri değişmeyecek şekilde rasgele oranlarda bir araya getirilmesi ile oluşturulan yeni maddelere karışım adı verilir.
· Saf değildirler
· Karışımı oluşturan maddelerin kimyasal özellikleri korunur
· Fiziksel yollarla ayrıştırılabilirler
· Erime ve kaynama noktaları sabit değildir
· Sabit bir özkütleleri yoktur
· Karışımı oluşturan maddeler arasında sabit bir oran yoktur
Karışımlar homojen ve heterojen olmak üzere ikiye ayrılırlar.
Homojen Karışımlar: Her yerinde aynı özellikleri gösteren karışımlara homojen karışım denir. Çözelti olarak ta adlandırılan homojen karışımlar tek bir madde gibi davranırlar.
Heterojen Karışımlar:değişik yerlerinde farklı özellikler gösteren karışımlara heterojen karışımlar denir.
Heterojen karışımlar emülsiyon ve süspansiyon olmak üzere ikiye ayrılırlar.
Emülsiyon: Bir sıvının başka bir sıvı içinde oluşturduğu heterojen karışımlara emülsiyon karışım adı verilir.
Süspansiyon: Bir sıvı içerisinde bir katının tam olarak çözülmeyip küçük zerrecikler halinde dağılmasıyla oluşan heterojen karışımlara emülsiyon karışım adı verilir.
MADDENİN ORTAK ÖZELLİKLERİ
A) Kütle ve Ağırlık: Kütle bir cismin kapladığı madde miktarının bir ölçüsüdür. Kütle terazi ile ölçülür. Her maddenin bir kütlesi olduğundan iki maddeyi birbirinden ayırmada kütle kullanılmaz. Ağırlık ise bir kütleye etki eden yer çekimi kuvvetidir. Yer çekimi kuveti yöreden yöreye farklılık gösterir. Bu farklılığı gösterdiğinden madde miktarının ölçülmesinde yararlanılan bir özellik değildir.
MADDELERİN SINIFLANDIRILMASI
SAF (ARI) MADDELER KARIŞIMLAR
Metaller Cu Fe Cr Ni Ag Au Zn Al Soygazlar He Ne Ar Kr Xe Rn Ametaller O H F Cl Br N C Bileşikler Organik İnorganik a)Asitler b)Bazlar c)Tuzlar d)Oksitler Homojen (Çözeltiler) 1. Katı-Sıvı (Şekerli Su) 2. Sıvı-Sıvı (Alkollü Su) 3. Sıvı-Gaz (Gazoz) 4.Katı-Katı (Alaşımlar) 5. Gaz-Gaz (Hava) Heterojen 1.Katı-Katı (Toprak) 2.Katı-Sıvı (Süspansiyon) (Tebeşir Tozu-Su Karışımı) 3.Sıvı-Sıvı (Emilsiyon) (Zeytinyağlı-Su)
B) Karışım: İki veya daha çok maddenin biriri içerisinde ağırlık oranı olmasızın ve kimyasal özellikleri kaybetmeden dağlmasıyla oluşan yapılara karışım denir. Karışımlardan çözeltiler homojen yapı arzederken diğer karışımlar heterojendir. Karışımı oluştran maddeler karışımın içinde kendi özelliklerini korurlar. Bu nedenle karşımlar fiziksel yönemlerle bileşenlerine ayrılabilirler.Karışımlar biraz önce saydığıız bir çok nedenden dolayı sadece ve sadece fiziksel yollarla ayrılabilirler.
C) Hacim: Bir maddenin uzayda kapladığı yerdir. Her maddenin bir hacmi olacağından maddeleri birbirinden ayrmada kullanılamaz.
*Maddenin yapısındaki değişimlerfiziksel ve kimyasal olmak üzere ikiye ayrılırlar.
1)Fiziksel değişme: Maddenin dış yapısıyla ilgili özelliklerine (renk, koku… vb ) fiziksel özellik bu özellikdeki değişmelere ise fiziksel değişme denir. Örneğin: Suyun donması
2) Kimyasal değişme: Bir maddenin iç yapısı ile ilgili özelliklerine kimyasal özellik, iç yapısında meydana gelen değişimlere ise kimyasal değişme denir.
- Çözücüyü uçurup çözüneni katı olarak çöktürmek “Kristallendirme”
- Tuz ve şeker gibi çözünürlüğü farklı olan karışımlar çözünürlük farkından yaralanılarak ayrıştırılırlar “ayrımsal kristallendirilme”
- Demirtozu ve odun karışımı mıknatıslama ile ayrılırlar.
Saf Madde: Yalnızca tek bileşeninden oluşan maddelerdir. Bileşik ve elementler saf maddelerdir. Saf maddelerin erime noktaları, kaynama noktaları, yoğunluk ve çözünürlükleri sabittir.
Metallerin özellikleri Ametallerin özellikleri Soygazları özellikleri
Yüzeyleri parlaktır. Civa hariç oda sıcaklığında katıdırlar. Isı ve elektrik akımını iletirler. Bileşiklerinde daima artı değerlik alırlar. Ametallerle iyonik bileik oluştururlar. Kendi aralarında bileşik oluşturamazlar, alaşım oluştururlar. Işlenip tel ve levha haline gelebilirler. Yüzeyleri mat görünümündedir. Oda sıcaklığında katı, sıvı ve gaz halinde bulunabilirler. Isı ve elektriği iletemezler. Metallerle oluşturdukları bileşiklerde (-), kendi aralarında (+) veya (-) değerlik alabilirler. Tel ve levha haline gelemezler. Kendi aralarında bileşik oluşturabilirler. Kimyasal tepkime veremezler. Oda koşullarında gaz halinde bulunurlar. Serbest halde tek atomludurlar. Elektron boşluğu yada fazlalıkları yoktur.
Alaşım: İki metalin yüksek sıcaklıkta eritilip karıştırılması ile oluşan yapılara denir.
Metaller yoğunluklarına göre ikiye ayrılırlar. Yoğunlukları 6’dan büyük olanlar ağır metalleri, küçük olanlar ise hafif metalleri oluştururlar. Alkalli ve toprak alkali metallerle aliminyum hafif metallerdir.
Element: Tek tür atomlardan oluşan maddelere element denir. Her elementin kendine özgü sembolleri vardır. En küçük yapı taşları atomlardır. Atomlar elementin tüm özelliklerini taşırlar. Elementler metal, ametal, yarım metal ve soy gaz diye sınıflandırılırlar. Yarı metaller, metal ve ametal arası özellik gösterirler.
Bileşikler: İki yada daha çok elementin belirli kütle oranlarında birleşmesi ile oluşan maddelere bileşik denir. Örneğin: CO2, H2O,CaCO3… Özellikleri:
· Saf ve homojen maddelerdir.
· Kimyasal yolla oluşum yine kimyasal yolla bileşenlerine ayrılırlar.
· Belirli formülleri vardır.
· Erime ve kaynama noktaları sabit olup, belili yoğunluğa sahiptirler.
· Elementlerin kütleleri arasında sabit bir oran vardır.
MADDENİN AYIRTEDİCİ ÖZELLİKLERİ
Bir maddeyi diğer maddelerden ayıran özelliklere ayırtedici özellik denir. Ayırt edici özellikler:
· Yalnız o maddeye özellik olmalı
· Madde miktarına bağlı olmamalıdır.
Hacim ve kütle madde miktarına bağlı olduğundan ayırtedici özellik değildirler.
1) Yoğunluk (Özkütle)
Bir maddenin birim hacimdeki kütlesine yoğunluk denir.
yoğunluk=kütle/hacim, d=m/v (gr/cm³,gr/lt)
Bir maddenin kütlesiyle hacmi doğru orantılı olarak değişir. Sabit şarlarda yoğunluk her üç fiziksel hal için de ayırtedici özelliktir. Katı ve sıvılarda sıcaklıkla azda olsa bir genleşme olacağından yoğunlukları sıcaklık artışıyla biraz düşer. Gazlarda, esnek bir kapta ısıtılan gazın hacmi büyük oranda artacağından yoğunluğu azalır. Kapalı bir kapta ısıtılan bir gazın yoğunluğu sıcaklık değişiminden etkilenmez. Çünkü hacim sabittir. Sabit sıcaklıkta basınç arttıça yoğunlukta artar çünkü basınç artışı hacim küçülmesine neden olur.
2) Erime noktası
Sabit şartlarda bir maddenin sıvılaşmaya başadığı sıcaklığa erime noktası denir. Erime noktası, madde miktarına bağlı değildir ve katılar için ayıredici özelliktir. Bir maddenin erime ve donma noktaları birbirine eşittir. Isı kaynağı ve katı maddenin kütlesi erime noktasını değiştirmeyip erime süresini değiştirir.
3) Kaynama noktası
Isıtılan sıvı moleküllerinin gaz haline geçmesinde buharlaşma, kaynamaya başladığı sacaklığa ise kaynama noktası denir. Sıvılar her ortamda buharlaşabilirler. Yoğunlaşma noktası ile kaynama noktası birbirine eşittir.
* Bir sıvının kaynama noktası, o sıvının buhar basıncının dış atmosfer basıncına eşit olduğu sıcaklıktır.
Kaynama noktası sıvı miktarına bağlı değildir. Sıvılar için kaynama noktası, gazlar içinse yoğunlaşma noktası ayırtedici özelliktir. Kaynama noktası farklılığını tespit etmek için dış basıncın sabit alınması gerekir.
Sıvıların Buhar Basıncı
Bir sıvının buharının sıvı yüzeyine yapışmış olduğu basınca sıvı-buhar basıncı denir. Buhar basıncı ile ilgili bazı koşullar şöyledir.
· Sıcaklık arttıkça buhar sasıncı artar.
· Aynı ortamda buhar basıncı yüksek olan sıvıların buharlaşması koly olacağından kaynama noktaları düşük olur.
· Buhar basıncı yüksak olan sıvı moleküllerinin moleküller arası çekim kuvvti zayıftır.
· Bir sıvı içinde katı çözündüğünde buharlaşmayı azaltacağından buhar basıncınıda düşürür. Buhar basıncındaki düşme çözünen madde miktarıyla doğru orantılıdır.
4) Genleşme
Isınan maddelerin yüzey veya hacimlerindeki artışa genleşme denir. Katı ve sıvıların genleşme katsayıları faklı olduğundan bu maddelerin genleşme miktarları ayırt edici özelliktir. Fakat gazların tümünde 1ºC artışı için genleşme 1/273 kat olduğundan genleşme gazlar için atıredici özellik değildir.
5) Esneklik
Esneklik yalnızca katılar için ayırtedici bir özelliktir. Sıvı ve gazların esnekliği söz konusu değildir.
6) Çözünürlük
Aynı şartlarda bir çözücünün birim hacminde çözünebilen maddenin maksimum miktarına o maddenin çözünürlüğü denir. Çözünürlük her üç hal için ayırtedici bir özelliktir.
MADDENİN FAZLARI
Madde; katı, sıvı ve gaz olmak üzere üç ayrı halde bulunabilir. Buna maddenin fanzları denir.
·Katı faz, maddenin en düzenliği halidir. Moleküller arası boşluklar ihmal edilecek kadar azdır. Enerjileri düşük olup kararlı yapı gösterirler belirli şekil ve hacimleri vardır.
·Sıvı faz, katıya göre biraz daha düzensizdir. Moleküller hareketli olduğundan konuldukları kabın şeklini alırlar. Bu nedenle sıvıların belirli hacimleri olup şekilleri yoktur.
·Gaz fazı, maddenin en düzensiz hali olup moleküller arası boşluk en çoktur. Enerjileri yüksek olup karasızdırlar. Gaz halindeki maddelerin belirli şekilleri olamadığı gibi belirli hacimleride yoktur. Gaz hacmi basınç ve sıcaklığa bağlı olarak değişebilir.
Bir maddenin ısı alarak veya ısı vererek fiziksel halinin değişmesine hal değişimi denir.
Isı yayınlanır(Ekzotermik)
Süblümleşme
Erime Kaynama
Katı Sıvı Gaz
Donma Yoğunlaşma
Isı alınır(Endotermik) Erime Isısı (Le): Bir katının 1 gramını aynı sıcaklıkta tamamen sıvı hale getirmek için gereken ısıya denir. Buzun erime ısısı 80 cal/gr’dır.
Buharlaşma ısısı(Lb): Bir sıvının 1 gramını aynı sıcaklıkta buhar haline dönüştürmek için gereken ısıya denir. Suyun buharlaşma ısısı 540 cal/gr’dır.
Isınma ısısı(Öz ısı, c): Bir maddenin 1 gramının sıcaklığını 1ºC artırmak için gereken ısıya denir.
MADDENİN AYRILMASI Doğada binlerce tür madde vardır. Maddeler doğada genellikle karışım hâlinde bulunur. Başkaca maddelerden arıtılmış katışıksız maddelere saf madde, iki ya da daha fazla maddenin karıştırılmasıyla oluşan katışığa karışım denir. Örneğin; demir, alüminyum, oksijen, su, şeker, naftalin, yemek tuzu vb. saf maddeler iken; hava, toprak, süt, kan, kum, tuzlu su vb. karışım hâlindeki maddelerdir. Karışımı oluşturan maddeler bileşen adıyla anılır. Örneğin; hava bir karışımken, havayı oluşturan azot, oksijen vb. gazlar hava karışımının bileşenleridir. Karışım hâlindeki maddeler, karışımı oluşturan bileşenlerin karışım içindeki dağılımına göre homojen ve*ya heterojen karışımlar olmak üzere ikiye ayrılır. Karışımı oluşturan bileşenlerin dağılımı, karışımın her nokta*sında aynı ise homojen karışım denir. Homojen karışımlara çözelti de denir. Karışımın her noktasında madde dağılımı farklı ise heterojen karışım olarak nitelendirilir. Örneğin; hava, tuzlu su, şekerli su, limonata, mürekkep homojen karışım iken; toprak, süt, buzlu su, ayran, kan, su, zeytinyağı heterojen karışımdır. ÖZ KÜTLE FARKI İLE AYIRMA Katı madde karışımlarındaki bileşenlerin öz kütleleri farklı ise bu farktan yararlanarak ayırma işlemi yapılabilir. Öz kütle farkı ile ayırma yöntemi endüstride geniş ölçüde kullanılır. Farklı öz kütleye sahip iki katının ayrılması istendiğinde, bu maddeler karışımı önce toz hâline getirilir. Toz hâlindeki karışım; öz kütlesi, karışımı oluşturan maddelerin öz kütleleri arasında bir değerde olan ve bu maddelerle etkileşmeyen sıvı içine atılır. Öz kütlesi, içine atıldığı sıvıdan büyük olan madde çöker, diğeri sıvı üstünde toplanır. Böylece karışımı oluşturan bileşenler birbirinden ayrılır. Örneğin; mermer tozu ve naftalin karışımı su içine atıldığında, öz kütlesi suyun öz kütlesinden büyük olan mermer tozu dibe çöker. Naftalinin öz kütlesi suyun öz kütlesinden küçük olduğundan su üstünde toplanır.
Kremadan tereyağı elde edilmesinde, tereyağı ile ayra*nın öz kütlelerinin farklılığından yararlanılır. Krema, makine ya da yayıkta çalkalanır. Tereyağının öz kütlesi ayranın öz kütlesinden küçük olduğundan kremadan ayrılarak ayran üzerinde öz kütleleri birbirinden farklı birbiri içinde çözünmeyen iki sıvının oluşturduğu karışımlar (su - zeytinyağı gibi), ayırma hunisi yardımıyla ayrılır. Ayırma hunisine boşaltılan karışımda öz kütlesi büyük olan altta toplanır. Diğeri ise üstte toplanır. Ayırma musluğu yardımıyla altta toplanan sıvı karışımdan alınır. ÇÖZÜNÜRLÜK FARKI İLE AYIRMA Hayvancılıkla uğraşılan yörelerde, peynir ve tereyağını uzun süre saklayabilmek için peynir ve tereyağı tuzlanır. Peynir kullanılmadan önce suda yıkanır, suda bekletilir. Tuz suda çözünerek peynirden ayrılır. Böylece peynirin tuzu giderilmiş olur ki bu yöntem, çözünürlük farkı ile maddelerin ayrılmasına örnek oluşturur, öyleyse bir karışımı, bileşenlerinin herhangi bir çözücüdeki çözünürlükleri farkından yararlanarak ayırabiliriz. Yukarıda verdiğimiz örneklerde, karışım oluşturan bileşenlerin suda çözünmesinden ya da çözünmeme*sinden yararlandığı açıktır. Ancak bazı karışımları oluşturan bileşenlerden iki ya da daha fazlasının aynı çözen*de çözündüğü durumlarla da karşılaşılır. Bu durumda karışımı bileşenlerine ayırmak için bileşenlerin farklı çözücülerdeki çözünürlüklerinin farklı oluşundan yararlanılır. Örneğin; yemek tuzu, kükürt ve mermer tozundan oluşan bir karışımdan yemek tuzu suda çözünerek ayrılır. Kalan karışım karbon tetraklorür ile yıkanırsa kükürt, karbon tetraklorürde çözünerek mermer tozundan ayrılmış olur. Çözünürlük farkı ile karışımları bileşenlerine aynına yöntemleri endüstride, madenlerin zenginleştirilmesinde, meyve sularının deriştirilmesinde, bitkisel yağların elde edilmesinde, kimyasal ürünlerin saflaştırılmasında kullanılır.
HÂL DEĞİŞTİRME SICAKLIKLARI FARKİ İLE AYIRMA Maddelerin, katı, sıvı ve gaz olmak üzere üç hâlde bulunduğunu; ısı enerjisinin maddeleri etkilediğini ve maddelerde hâl değişikliğine neden olduğunu biliyorsunuz. Hâl değişikliği ısı alış verişi ile olur. Madde ısı aldı*ğında sıcaklığı artar. Katı bir maddenin sıcaklığı, erime sıcaklığına ulaştığında madde sıvı hâle geçer. Yani erir. Erime sırasında madde katı ye sıvı hâlini bir arada bulundurur. Örneğin; bir buz parçası ısıtılırsa, yavaş yavaş erir. Bu safhada suyun katı ve sıvı hâli bir aradadır. Isıtma sürdürülürse, buz tamamen eriyerek sıvı hâle geçer. Elinize ya da yere döktüğünüz suyun bir süre sonra buharlaştığını bilirsiniz. Soğuk loş günlerinde su biri*kintileri veya akarsuların buharlaştığını görmüşsünüzdür. Evinizde çaydanlıkta ısıttığınız suyun, yüzeyinden ha*fif hafif buharlaştığına çoğu kez tanık olmuşsunuzdur. Buharlaşarak gaz hâline geçen maddeler soğutulduğunda tekrar sıvı hâle döner. Gaz hâlindeki maddelerin ısı kaybederek sıvı hâle geçmesine, yoğunlaşma denir. Yukarıdaki açıklamalarımızdan sıvıların her sıcaklıkta buharlaştığını, sıvıların buharlaşması için kaynamalarının ön koşul olmadığını anlamışsınızdır. Ayrıca kaynama esnasında buharlaşmanın ve buharlaşma hızının arttığını, fakat kaynama ya da erime - donma olayının belirli bir sıcaklıkta gerçekleştiğini bilirsiniz. O hâlde maddelerin erime (donma) ve kaynama noktalarının yani hâl değişim sıcaklıklarının farklı oluşundan yararlana*rak karışımları bileşenlerine ayırmamız mümkün olmalıdır, Sizler kaynamakta olan tuzlu suyun, suyu buharlaştıkça tuzluluk oranının arttığını, buharlaşan deniz su*yundan geriye tuz vb. artıkların kaldığını, bu yöntemle de deniz suyundan (Konya ilimizde tuz gölünden) tuz el*de edildiğini bilirsiniz.
BİLEŞİKLERİN AYRIŞMASI Konumuz içinde madde hakkında bilgiler edinirken, saf maddeleri elementler ve bileşikler olarak sınıfla*mış ve bunlara örnekler vermiştik. Çeşitli yöntemlerle ayrıştırılmaya çalışıldığında değişik özellik gösteren hiç*bir yabancı maddeye ayrılmayan saf maddelere element denir. Demir, bakır, alüminyum, altın, gümüş, cıva, platin, oksijen, hidrojen, helyum, argon vb. bilinen element sayısı günümüzde 111'dir. Birden çok element ya da maddenin kimyasal bir tepkime sonucu belirli oranlarda birleşerek oluşturduk*ları yeni özellikteki maddeye bileşik denir. Bilinen az sayıda elementin birleşmesinden milyonlarca türde bileşik oluşur. Oluşan bileşiklerin özellikle*ri, kendilerini oluşturan elementlerin ya da maddelerin özelliklerinden tamamen farklıdır, örneğin; hidrojen ve oksijen gazlan belirli bir oranda birleşerek kendilerinden tamamen farklı su bileşiğini oluşturur. Su, tuz, şeker, etilalkol, karbondioksit vb. birer bileşiktir. Karışımların kendilerini oluşturan saf maddelere ayrılması fiziksel bir olay, öz kütle, çözünürlük, erime, kaynama ve yoğunlaşma sıcaklığı vb. özellikler maddelerin fiziksel özelliğidir. Bu özelliklerden yararlanarak ka*rışımları bileşenlerine ayırmak üzere deneyler plânladık. Maddelerin ayırt edici özelliklerinden yararlanarak ve fiziksel yöntemler kullanarak karışımları bileşenlerine ayırdık. Ancak maddeler, karışımlar hâlinde bulundukları gibi daha kompleks ve karmaşık bir yapı olan bileşikler hâlinde de bulunur. Şeker, yemek tuzu, sodyum klorat, aspirin gibi sayamayacağımız kadar çok madde yanında, canlılığın vazgeçilemez bir parçası olan su da bir bile*şiktir. Karışımlardan farklı olarak bileşikleri bileşenlerine ayırmak, ayırt edici özellikler yanında daha başka kimyasal teknikleri ve daha fazla bilgiyi gerektirir. Biz bu tekniklerden, ısı enerjisi ile ayırma ve elektrik enerjisi ile ayırmadan (elektroliz) söz edeceğiz. Hepsi de kimyasal bir olaya dayalı bu yöntemlerle bileşikleri bileşenleri*ne ayıracağız. Ancak şunu unutmamanız gerekir ki her bir bileşiği bileşenlerine ayırmak başka başka kimyasal teknikleri gerektirir, örneğin; kireç taşını (kalsiyum karbonat) ısı etkisiyle sönmemiş kireç (kalsiyum oksit) ve karbondioksitle ayırmak mümkünken, suyu ısı enerjisiyle bileşenlerine ayıramayız. Suyu ancak elektrolizle bile*şenlerine ayırabiliriz. ELEKTRİK ENERJİSİ İLE AYRIŞTIRMA (ELEKTROLİZ) Isıtma, damıtma, kristallendirme gibi yöntemlerle pek çok bileşik, daha basit maddelere ayrışamaz. Bunun için daha güçlü bir tekniğe ihtiyaç vardır. Elektrik enerjisiyle kimyasal bir ayrıştırma yöntemi olan bu teknik elektrolizdir. Elektrik akımı iletkenliği sağlayan maddeler elektrolit maddeler denir. Elektroliz, sanayide birçok maddeni elde edilişinde, metallerin saflaştırılmasında yaygın olarak kullanılır. En önemli uygulamaları, yemek tuzunun elektrolizinden klor ve sodyum hidroksit üretimi ve alüminyum oksitten alüminyum üretimidir. Ayrıca kaplamacılıkta (nikelaj, kromaj vb) kullanılır. Elektrik enerjisi ile bileşikleri basit maddelere ayrıştırma işlemi kimyasal olaydır. BAŞKA AYRIŞTIRMA TEKNİKLERİ Bileşiklerden başkaca saf maddeleri ısı ve elektrik enerjisi yardımıyla elde ettik. Ancak bu tekniklerin dı*şında saf maddeler olan bileşiklerden başkaca saf maddeleri elde etmek için değişik ayrıştırma teknikleri de kul*lanır. Örneğin; maden yataklarından çıkarılan demir oksit içeren cevher, yüksek fırınlarda kok kömürü ile birlik*le ısıtılarak tepkimeye sokulur. Kok kömürü, demir oksidin oksijenini tutar, böylece demir elde edilir. Teknikte kurşun, çinko ve krom da benzer yöntemle elde edilir. Metalleri saf olarak elde etmenin bir başka yolu da bu metallerin çözeltilerini kendilerinden daha aktif olan bir metal ile tepkimeye sokmaktır. Örneğin; balar sülfat bileşiğinden bakın saf olarak elde etmek için bakır sülfatın sudaki çözeltisi, bakırdan daha aktif olan metalik alüminyum ya da çinko ile tepkimeye sokulur. Alümin*yum ya da çinko metali çözeltiye geçerken bakır, serbest hâlde alüminyum ya da çinko üzerinde toplanır. Bu yöntem sanayide bazı metallerin üzerini kaplamakta da kullanılır. Suyun elektrolizi ile hidrojen ve oksijene ayrışır. Ancak civayı, bakırı, oksijeni, hidrojeni elektroliz etmeye çalışsak, bunları ısıtsak, kömürle kızdırsak, daha basit saf maddelere ayrıştırılamaz.. Bileşiklerin ayrıştırılması sonucu oluşan saf maddeler daha basit saf maddelere ayrıştırılamıyorsa, bu saf maddelere element denir. Deneylerle saf olarak elde edilen oksijen, hidrojen, bakır vb. maddeler birer elementtir. Değişik işlemlerle bu saf maddelerden, ancak kütlesi daha büyük olan yeni saf maddeler (bileşikler) elde edilebilir. AKILCI VE BİLİMSEL DAVRANIŞIN ÖNEMİ Akılcılık, evrende gerçekleşen olaylara, insanın aklını kullanarak bir neden bulması, her olayın doğal bir nedeni olduğunun bilinmesi ve gösterilmesidir. Öğretmen; deney tüpündeki renksiz iki sıvıyı birbirine karıştırıp vişne renkli bir başka sıvı elde ettiğinde; aklımızda uyanan soru, ilk renksiz sıvıların ne olduğu, tepkimeden hangi sıvının çıktığıdır. Oysa aynı deneyi, ay*nı sıvılarla (ama bu sıvıları size su olarak tanıtıp) sahnede süslü sürahilerin içinde yapan sihirbaz, şeytanî güçle*rin yardımıyla vişne suyu oluşturduğunu söyleyebilecek, pek çok kişiyi de inandıracaktır. Sihirbazla öğretmen arasındaki ayırım, bilimsel düşünceyle hurafe arasındaki ayırımdır. Aklını doğru kul*lanmayı öğrenen insan; yaşamı boyu rahat edecek, başkalarının kendisini kandırmasına izin vermeyecek, gördü*ğü her olayın nedenini başka bir doğal olayda arayacaktır. Tarihin bildiği, gerçek anlamda bilimsel düşünen ilk insan yurdumuzda, Anadolu'da yaşadı. İzmir'in gü*neyinde, Miletos adlı kentte, M.Ö. 7. yy'da doğdu. Adı Thales (Tales)'ti Matematikteki ustalığı, bugün kendi adıyla anılan teoremleriyle belgelenmiştir. Mitolojinin karanlığı içindeki toplumda, bilimsel düşünen ilk insan olarak Thales, M.Ö. 28 Mayıs 585'teki güneş tutulmasını önceden hesaplamış ve bir savaşa engel olmuştu. Mısır'da, o güne değin kimsenin çözemediği bir sorunu çözmüş, piramitlerin gölgelerini ölçerek yüksek*liklerini bulmuştu. Ardından gelen Anadolulu düşünürler, Güneş ve Ay tutulmaları, Dünya'nın yuvarlaklığı, Dünya haritası*nın çizilmesi gibi bugün bile insan yaşamında önemini koruyan pek çok doğru bilgiyi buldular. Bilimci düşüncenin en önemli iki aşaması yine bu dönemde Anadolulu bilgeler tarafından gerçekleştirildi: Ephesoslu Herakleitos (Efesli Heraklos), evrenin durağan olmadığını, her şeyin "akış" içinde olduğunu gördü ve gerçeğe "zaman" boyutunu ekledi. Bu durumu; "Aynı ırmağa iki kez girilemez." diyerek örneklendirdi. Teos'lu Demokritos, bugün bile aynı adla anılan "ATOM"' fikrini ortaya attı. Bilimsel davranışın temelinde her şeye kuşkuyla bakmak vardır. Her bilgi alınır, bir kez daha aklın süzge*cinden geçirilir. Böylece her bilgi, her kullanımda bir kez daha denetlenir, eksiklikleri varsa tamamlanır, yanlış*ları varsa düzeltilir. Böylece bilimsel bilgi her kullanımda bir kez daha doğrulanır, sağlamlaşır. Bilimsel düşünü*şün sağlamlığı buradan gelir. Bilimsel düşüncenin yılmaz savunucusu olan Büyük Önder Atatürk, 1924 yılındaki bir söylevinde "Dün*yada her şey için, uygarlık için, hayat için, basan için, en gerçek yol gösterici bilimdir, fendir." diyerek ülkenin çağdaşlaşması ve uygarlaşması için bilimin yol göstericiliğine güvenilmesini istemiştir. Mustafa Kemal'in erdemi, işte bu çağdaş dünyaya Türk toplumunun ayak uydurmasını sağlamasındadır.
ELEMENTLER Aynı cins atomlardan meydana gelen saf maddelere element denir.
Elementlerin özellikleri Saf ve homojen maddelerdir En küçük yapı taşları atomdur. Kimyasal ve fiziksel yollarla daha basit parçalara ayrıştırılamaz. Belirli erime ve kaynama noktaları vardır. Sabit öz kütleleri vardır. Homojendir. Elementler sembollerle gösterilir. Tabiatta oda sıcaklığında üç halde de bulunur.
Elementlerin Sınıflandırılması
Metaller
Tabiatta atomik halde bulunur. Genellikle yüzeyi parlak görünüşlüdür. Levha ve tel haline getirilebilir. Isı ve elektrik akımını iletir. Oda sıcaklığında hepsi katıdır. (cıva hariç)
Ametaller Yüzeyleri parlak görünüşlü değil, mattır. Genellikle erime noktası düşüktür. Katı olan ametaller tel ve levha hâline getirilemez. Kırılgandır. Tabiatta oda sıcaklığında üç halde de bulunur. (Klor gaz, brom sıvı, iyot katıdır.) Elektrik akımını iletmez. (Karbonun bir allotropu olan grafit hariç)
Soy gazlar He, Ne, Ar, Kr, Xe, Rn elementleri soy gazdır. Soy gazlar son yörüngesinde maksimum sayıda elektron bulundurur. Bu sayı helyum için 2, diğer beş soy gaz için 8 dir. Soy gazlar nötr atomlar olarak kalmayı tercih ederler. Elektron almaz, vermez ve ortaklaşmazlar.
lementler
Altın
Simgesi : Au Atom Numarası :79 Kütle Numarası :196,97 Yoğunluk :19,32g/cm3 Erime Sıcaklığı :1064 C Kaynama Sıcaklığı :2856 C İşlenmeye en uygun, yumuşak bir metaldir. Elektrik ve ısı iletkenliği yüksektir. Kızılötesi ışığı yansıttığından uzay araçlarında kaplama olarak kullanılır. Ekonomik olarak değerlidir.
Alüminyum
Simgesi : Al Atom Numarası :13 Kütle Numarası :26,982 Yoğunluk :2,702g/cm3 Erime Sıcaklığı :660 C Kaynama Sıcaklığı :2519 C Dayanıklı, kolay işlenebilen ve hafif bir element olması nedeniyle elektrik hatlarında ve endüstrinin diğer alanlarında yararlanılır. Alaşımları, uçak ve roket parçaları yapımında kullanılır.
Argon
Simgesi : Ar Atom Numarası :18 Kütle Numarası : 39,848 Yoğunluk : 1,784 g/cm3 Erime Sıcaklığı : -189,3 C Kaynama Sıcaklığı :-185,8 C Renksize ve kokusuz bir gazdır. Atmosferdeki oranı yaklaşık % 1'dir. Bir soygaz olduğu için öteki elementlerle bileşik oluşturmaz. Bu özelliğinden dolayı elektrik ampullerinde kullanılır.
Azot
Simgesi : N Atom Numarası : 7 Kütle Numarası :14,007 Yoğunluk : 1,2506 g/cm3 Erime Sıcaklığı : -210,1 C Kaynama Sıcaklığı : -195,79 C Dünya atmosferinin % 78'ini oluşturur. Canlılar için gerekli temel elementlerden biridir. Bazı azot bileşikleri, tarımda gübre olarak kullanılır. Sıvı azot soğutma amacıyla kullanılır.
Bakır
Simgesi : Cu Atom Numarası :29 Kütle Numarası :63,546 Yoğunluk :8,96g/cm3 Erime Sıcaklığı :1084 C Kaynama Sıcaklığı :2927 C Kırmızımsı renkte, parlak, elektrik ve ısı iletkenliği yüksek bir metaldir. Elektrik endüstrisinde çok yaygın olarak kullanılır. Pirinç ve bronz gibi alaşımları eşya ve alet üretiminde kullanılır.
Cıva
Simgesi:Hg Atom Numarası :80 Kütle Numarası :200,59 Yoğunluk :13,456g/cm3 Erime Sıcaklığı :-38 C Kaynama Sıcaklığı : 356 C Oda sıcaklığında sıvı halde bulunur. Gümüş görünümlü , ağır bir metaldir. Termometre, barometre gibi laboratuar araçlarında ve flüoresan lambalarda kullanılır.
Demir
Simgesi:Fe Atom Numarası :26 Kütle Numarası :55,845 Yoğunluk :7,86g/cm3 Erime Sıcaklığı :1538 C Kaynama Sıcaklığı :2861 C Evrende yaygın olarak bulunan metallerden biridir. Saf demir ya da çeşitli bileşikleri, endüstrinin hemen her alanında kullanılır. Canlılar için yaşamsal önemi vardır.
Fosfor
Simgesi : P Atom Numarası :15 Kütle Numarası :30,974 Yoğunluk :1,82 g/cm3 Erime Sıcaklığı :44,2 C Kaynama Sıcaklığı :277 C Doğada serbest olarak bulunmaz. Fosforik aitler, tarımda gübre olarak yaygın biçimde kullanılır. Fosfor, canlılarda özellikle sinir ve kemik dokuları açısından önemlidir.
Gümüş
Simgesi : Ag Atom Numarası :47 Kütle Numarası : 107,87 Yoğunluk :10,5 g/cm3 Erime Sıcaklığı : 961,78 C Kaynama Sıcaklığı : 2162 C Saf gümüş, ısı ve elektrik iletimi en yüksek olan metaldir. Genellikle çeşitli süs eşyaları, ve mücevher yapımında kullanılır. En önemli kullanım alanlarından biri, fotoğrafçılıktır.
Helyum
Simgesi : He Atom Numarası : 2 Kütle Numarası : 4,0026 Yoğunluk : 0,179 g/cm3 Erime Sıcaklığı : -272,2 C Kaynama Sıcaklığı : - 268,93 C Tüm elementler arasında, kaynama noktası en düşük olan elementtir. Yanıcı olan hidrojene göre çok daha güvenli bir gaz olduğundan balonlarda kullanılır.
Hidrojen
Simgesi : H Atom Numarası : 1 Kütle Numarası : 1,0079 Yoğunluk : 0,09 g/cm3 Erime Sıcaklığı : -259,14 C Kaynama Sıcaklığı : -252,87 C Evrendeki maddenin % 90'dan fazlasını oluşturur. Suyun, canlıların ve petrol gibi birçok organik bileşenin yapısında bulunur. Çeşitli kimyasal bileşiklerin oluşturulmasında kullanılır.
Kalsiyum
Simgesi : Ca Atom Numarası : 20 Kütle Numarası : 40,078 Yoğunluk : 1,55 g/cm3 Erime Sıcaklığı : 842 C Kaynama Sıcaklığı : 1484 C Doğada hiçbir zaman serbest olarak bulunmaz. Kireçtaşı, en yaygın olarak oluşturduğu bileşiktir. Kalsiyum bileşikleri olan çimento, alçı ve kireç yapı malzemesi olarak kullanılır.
Karbon
Simgesi : C Atom Numarası : 6 Kütle Numarası : 12,011 Yoğunluk : 2,62 g/cm3 Erime Sıcaklığı : 3527 C Kaynama Sıcaklığı : 4027 C Bileşikleri, doğada çok yaygın olarak bulunur. Yaşam için önemlidir. Yeryüzündeki kireçtaşı kayaçların ve kömür, petrol, doğalgaz gibi kaynakların yapısında bulunur.
Klor
Simgesi : Cl Atom Numarası : 17 Kütle Numarası : 35,453 Yoğunluk : 3,214 g/cm3 Erime Sıcaklığı : -101,5 C Kaynama Sıcaklığı : 34,04 C Doğada en çok sodyum klorür (sofra tuzu) halinde bulunur. Birçok elementle bileşik oluşturabilir. İçme ve şebeke sularını güvenilir hale getirmede ve endüstrinin çeşitli alanlarında kullanılır.
Krom
Simgesi : Cr Atom Numarası : 24 Kütle Numarası : 51,996 Yoğunluk : 7,19 g/cm3 Erime Sıcaklığı : 1907 C Kaynama Sıcaklığı : 2671 C Gri renkli, çok sert bir metaldir. Genellikle çeliği sertleştirmede, paslanmaz çelik yapmada kullanılır. Kromun tüm bileşikleri renklidir ve bazıları renk maddesi olarak kullanılır.
Kurşun
Simgesi : Pb Atom Numarası : 82 Kütle Numarası : 207,2 Yoğunluk : 11,34 g/cm3 Erime Sıcaklığı : 327,46 C Kaynama Sıcaklığı : 1749 C Mavi-beyaz renkli, çok yumuşak, çürümeye karşı çok dayanıklı bir metaldir. Radyoaktif maddeleri depolamak için ve radyoaktif ışınıma karşı kalkan olarak kullanılır.
Kükürt
Simgesi : S Atom Numarası : 16 Kütle Numarası : 32,065 Yoğunluk : 2,07 g/cm3 Erime Sıcaklığı :115,21 C Kaynama Sıcaklığı :444,72 C Genellikle yanardağların ve sıcak su kaynaklarının yakınlarında bulunur. Barut ve sülfürik asit yapımında, kuru meyvelerde mikrop öldürücü olarak kullanılır. Canlılar için önemli bir elementtir.
Magnezyum
Simgesi : Mg Atom Numarası : 12 Kütle Numarası : 24,305 Yoğunluk : 1,738 g/cm3 Erime Sıcaklığı : 650 C Kaynama Sıcaklığı : 1090 C Çok parlak, beyaz bir alev çıkararak yanması nedeniyle, tek kullanımlık fotoğraf makinesi flaşlarında kullanılır. Hafif bir element olduğu için, hava taşıtlarının yapı malzemelerinden biridir.
Manganez
Simgesi : Mn Atom Numarası :25 Kütle Numarası :54,938 Yoğunluk : 7,43 g/cm3 Erime Sıcaklığı :1246 C Kaynama Sıcaklığı : 2061 C Özellikle okyanus tabanlarında çok miktarda bulunduğu sanılıyor. Çeşitli bileşikler oluşturmada kullanılır. Çeliğin sertliğini ve dayanıklılığını artırır. Mıknatıs özelliği taşıyan bileşikler oluşturabilir.
Nikel
Simgesi : Ni Atom Numarası :28 Kütle Numarası : 58,693 Yoğunluk : 8,902 g/cm3 Erime Sıcaklığı :1455 C Kaynama Sıcaklığı :2913 C Gümüşümsü beyaz, sert, elektrik ve ısı iletimi düşük bir elementtir. Paslanmaz çelik üretiminde, metal paralarda, öteki metalleri dış etkilere karşı korumak için kaplamada kullanılır.
Oksijen
Simgesi : O Atom Numarası : 8 Kütle Numarası : 15,999 Yoğunluk : 1,43 g/cm3 Erime Sıcaklığı :-218,3 C Kaynama Sıcaklığı : -182,9 C Dünya atmosferinin %21'ini, yerkabuğu kütlesinin %49'unu oluşturur. İnsan vücudunun kütlece yaklaşık üçte ikisi oksijendir. Kolaylıkla tepkimeye girdiği için çoğu elementle bileşik oluşturur.
Sezyum
Simgesi : Cs Atom Numarası : 55 Kütle Numarası : 132,91 Yoğunluk : 1,873 g/cm3 Erime Sıcaklığı : 28,44 C Kaynama Sıcaklığı : 671 C Oda sıcaklığında sıvı olarak bulunur. Suyla çok etkin biçimde tepkimeye girer. Fotoelektrik hücrelerde ve atom saatlerinde kullanılır.
Silisyum
Simgesi : Si Atom Numarası : 14 Kütle Numarası : 28,086 Yoğunluk : 2,33 g/cm3 Erime Sıcaklığı : 1414 C Kaynama Sıcaklığı : 2900 C Yerkabuğu kütlesinin % 26'sını oluşturur. Doğada çeşitli bileşikler halinde bulunur. Silisyum bileşiği olan kum ve kil, yapı malzemesi olarak kullanılır.
Sodyum
Simgesi : Na Atom Numarası : 11 Kütle Numarası : 22,990 Yoğunluk : 0,971 g/cm3 Erime Sıcaklığı : 97,72 C Kaynama Sıcaklığı : 883 C Doğada en çok sodyum klorür (sofra tuzu) halinde bulunur. Kağıt, cam, sabun, tekstil, petrol ürünleri ve metal endüstrisinde yaygın olarak kullanılır.
Titanyum
Simgesi : Ti Atom Numarası : 22 Kütle Numarası : 47,867 Yoğunluk :4,54 g/cm3 Erime Sıcaklığı :1668 C Kaynama Sıcaklığı : 3287 C Düşük yoğunluklu, hafif dayanıklı ve kolay işlenebilir bir metaldir. Alaşımları, hava taşıtlarında ve füzelerde kullanılır. Çelik kadar sağlam olduğu halde, ondan yaklaşık % 45 daha hafiftir.
Tungsten
Simgesi : W Atom Numarası : 74 Kütle Numarası : 183,84 Yoğunluk : 19,3 g/cm3 Erime Sıcaklığı : 3422 C Kaynama Sıcaklığı : 5555 C Tüm metaller arasında en yüksek erime sıcaklığına sahiptir. Tugsten ve alaşımları yüksek sıcaklığa dayanıklı olduklarından, elektrik ampullerinde ve televizyon tüplerinde kullanılır.
Uranyum
Simgesi : U Atom Numarası : 92 Kütle Numarası : 238,03 Yoğunluk :18,95 g/cm3 Erime Sıcaklığı : 1132 C Kaynama Sıcaklığı : 3927 C Ağır, radyoaktif bir metaldir. Dünyanın çekirdeğindeki ısının kaynağını büyük oranda bu element oluşturur. Nükleer yakıt olarak büyük önem taşır. Atom bombası yapımında kullanılır.
BİLEŞİKLER
Birden fazla atomun belirli oranlarda kimyasal reaksiyon sonucu bir araya gelmesiyle oluşan yeni, saf maddeye bileşik denir. Bileşiklerin en küçük yapı taşları moleküldür.
Bileşiklerin özellikleri Saf ve homojen maddelerdir. Kimyasal yollarla bileşenlerine ayrıştırılabilir. Erime ve kaynama noktaları, öz kütleleri sabittir Bileşiği oluşturan elementler sabit kütle oranlarında birleşir. Bileşikler formüllerle gösterilir. Bileşiğin kimyasal özellikleri kendisini oluşturan elementlerin kimyasal özelliklerinden farklıdır not:alıntıdır