Kpss Sınavında Çıkabilecek Güncel Konular
KPSS-A Nedir, KPSS-B Nedir?
Kpss Vatandaşlık Uluslararası Kuruluşlar Sunusu
Tarih, Coğrafya, Vatandaşlık, Eğitim Bilimleri ve Matematik
Kpss Vatandaşlık,Anayasa ve Tarih İle İlgili Sınav Kazandıracak Püf Noktaları
Kpss A Sınavlarına Hazırlık İçin Temel Başvuru Kaynakları
Kpss Türkçe Ders Notları
Kpss İngilizce Ders Notları
Kpss İnkılap Tarihi Ders Notları
Kpss Matematik Konu Anlatımı
- Kpss Coğrafya Ders Notları
Kpss Tarih Ders Notları
İşletme Bilimi, işletmeleri ilgilendiren iç ve dış olayların açıklanması, çözümlenmesi ve sistemleştirilmesinin yanında, işletmelerin toplum içindeki yerini belirleme işlevini görür. Ekonomik yaşamın ve ekonomik faaliyetlerin çıkış noktası insan gereksinme ve istekleridir. İşletmelerin temel işlevi değişik boyutlardaki insan gereksinme ve isteklerinin giderilmesidir. Gereksinmelerin değişimine ve gelişimine bağlı olarak işletmelerin ortaya koyduğu ürünler de yenilenir. İnsan gereksinmelerini giderme özelliğine sahip mal ve hizmetlere ekonomik mal ve hizmetler denir. Mal ve hizmetlerin üretimi için, emek, doğa, sermaye, teknoloji ve girişimci olarak sıraladığımız üretim faktörleri bir araya getirilir. İnsan gereksinme ve isteklerini gidermeye yarayan araba, kalem, televizyon gibi somut araçlara mal denir. Mallar değişik ölçülere göre sınıflandırılır. İnsan gereksinmelerini karşılamakla birlikte, somut olmayan araçlara hizmetler diyoruz. Oteller, bankalar ya da hastaneler hizmet üreten işletmelerdir. Mal ve hizmetlerin kullanımı ile tüketim ortaya çıkar.
Mal ya da hizmetleri bireysel gereksinmeleri için alanlara son tüketici, üretim, alıp satma ya da işletme kurmak amacıyla satın alanlara endüstriyel tüketici diyoruz. Satın alma gücü bulunan bireylerin ekonomik mal ve hizmetlere karşı gösterdiği satın alma işlevi talep olarak niteleriz. İşletme kavramının yaygın olarak kullanılan tanımı işletmeyi mal ve/veya hizmet üretimi için üretim faktörlerinin bir araya getirildiği ekonomik birim olarak açıklar. Özel girişim, bireylerin devlet müdahalesi olmaksızın; kendi ekonomik çıkarları doğrultusunda davrandığı sistemdir. Temel unsurları, özel mülkiyet hakkı, seçme, özgürlüğü, kâr elde etme hakkı ve serbest rekabettir. Aşağıda kendimizi sınayalım bölümündeki soruları yardım almadan yanıtlamaya çalışınız. Bu sorulara yanıt verebiliyorsanız, bir sonraki Üniteye geçebilirsiniz. Ancak soruları yanıtlamakta zorlanıyorsanız, geriye dönerek bu bölümleri tekrar okuyun.
İşletmelerin Özellikleri
İşletmelerin amaçları, bir işletmenin ulaşmak istediklerini ifade eder.Amaçlar; ne, neden. ne zaman, nasıl,hangi kapsamda, nerede yapılacak sorularına verilecek yanıtları şekillendirir. İşletmelerin başarılı olmasında ve sağlıklı kararlar alınmasında temel koşul, ne yapılacağının bilinmesidir. İşletmelerin genel amaçları, kâr elde etmek, topluma hizmet etmek, işletmenin varlığını sürekli kılmaktadır. İşletmelerin özel amaçları, sosyal sorumluluk, çevrecilik,kaliteli ve nitelikli bir çalışma ortamı, çalışanlara daha iyi ücret, çevre koşullarına uyum,uluslar arası ilişkiler vb.olarak sıralanabilir. İşletmelerin işlevlerini genel veya özel amaçları şekillendirir.
Bu işlevler işletmenin belirli bölümlerinde gerçekleştirilir. Yönetim, üretim, pazarlama, finansman, personel, muhasebe, ar-ge, halkla ilişkiler, ulaştırma, depolama bunlardan başlıcalarıdır. Günümüzdeki gelişmeler, işletmecilik işlevleri ve uygulamalarında yenilikleri zorunlu kılmıştır. Klasik işlevlerin yanı sıra, çağdaş, global ve rekabetçi anlayışın gerektirdiği işlevler de büyük önem kazanmıştır. İnsan kaynakları, planlama, reklam ve promosyon, eğitim, kalite kontrol, uluslararası ilişkiler çağdaş işletmelerde sürdürülen işlevlerden bazılarıdır. İşletmelerde, yukarıda sözü edilen işlevlerden hangilerinin uygulanacağı ya da hangileri için ayrı bölümler açılacağı; üst yönetimin yaklaşımı, üretim konusu, sektör özellikleri, işletmenin içinde bulunduğu özel koşullar, büyüklük gibi unsurların etkisi altında kararlaştırılır. İşletmelerin çevresini oluşturan çıkar grupları ile ilişkisi, onların beklentilerini karşılama ve faaliyetleri yoluyla onları etkileme biçiminde ortaya çıkar. Her işletme, çevresindeki kişi veya kurumlara karşı sorumludur. Bu sorumluluğun gereği olarak bu kişi veya kurumların çeşitli beklentileri ve gereksinmelerini karşılamak zorundadır.İşletmelerin çevre ilişkileri ve sorumlulukları iç ve dış çevre olarak ayrılmıştır. İç çevre unsurları, işletmeyi doğrudan etkileyen ve karşılığında işletme faaliyetlerinden doğrudan etkilenen unsurlardır. İşletmelerin iç çevresinde yer alan temel unsurlar; sermaye sahipleri, yöneticiler ve yönetilenler yani çalışanlar ve onlardan kaynaklanan yönetim biçimi ya da örgüt kültürüdür. İşletmelerin dış çevresinde; devlet ve yasalar, tüketiciler, toplum yapısı ve kültürü, rakipler, tedarikçi işletmeler, diğer işletmeler ve tüm bu unsurların bir arada oluşturduğu piyasa koşulları yer alır.
İşletmeler birbirinden farklı yapı ve özelliklere sahiptir. İşletmelerin gruplandırılmasında geçerli olan ölçütler; mal ve hizmet türü, üretim araçlarının mülkiyeti, hukuki yapıları, ulusal kökeni, işletmeler arası anlaşmalar ve diğerleridir.
İşletmelerin Kuruluşu
İşletmelerin kuruluşunda alınacak kararlar, yatırımın kârlılığında önemli rol oynar. İşletmelerin kuruluşunda ilk olarak yatırım düşüncesi oluşur. Yatırımın yapılabilirliğini belirlemek üzere ekonomik, teknik, finansal, yasal ve örgütsel fizibilite çalışmaları yapılır. Bu çalışmalara dayalı olarak bir ön proje oluşturulur.
Ön proje, yatırıma ilişkin bütün bilgilerin ayrıntılarını kapsar ve yatırım kararı için temel bir göstergedir. Proje onaylandıktan sonra kesin projeye dönüştürülür ve sonraki aşamada yatırım gerçekleştirilir. Kesin üretim aşamasına geçilerek, yatırım süreci tamamlanır. İşletmelerin kuruluş yeri seçimi, üzerinde titizlikle durulması gereken bir diğer konudur. Kuruluş yeri seçiminde dikkate alınan etkenler; hammadde, ulaştırma, pazara yakınlık, işgücü, enerji ve yakıt, su, iklim koşulları, atıkların giderilmesi, özendirme önlemleri ve diğer etkenlerdir.
İşletmelerin Büyümesi
İşletmelerde bazı temel amaçlar vardır. Devamlılığı sağlama, kâr ve büyümedir. işletmeler çeşitli nedenlerle büyümeye zorlanırlar. Bazı işletmelerin büyümenin sağlayacağı yararlara karşın, getireceği sıkıntılar ve olumsuzluklar yüzünden büyümeye karşı isteksiz oldukları görülmektedir. Büyüme yaşayan her canlı varlık için doğal bir gelişmedir. işletmeler de canlı bir organizmaya benzediğine göre, kurulması ve büyüme sürecine girmesi doğaldır. işletmeler çeşitli nedenlerle büyümeye zorlanır. Büyüme bir işletmenin varlığı için son derece önemlidir.
Büyüme olmayan bir işletmede yaratıcı faaliyete yer verilemeyeceği için güçlü bir yönetim de olamaz. işletmelerde büyüme her yöneticinin temel düşüncesi olmakta ve her fırsatta büyüme olgusunu sağlamak için yollar aramasına neden olmaktadır. Büyümenin çevre , finansman , üretim ve pazarlama açısından incelenmesi söz konusudur. İşletmeler başlangıçta küçük bir işletme olarak kurulurlar. Çoğunlukla bir tek işletme olarak faaliyete başlanır ve bu işletmeler için işletme seviyesi ile şirket seviyesi aynı anlama gelir. Büyüme biçimlerinden birini seçmek için ele alınacak konulardan bazıları arasında işletmelerin mevcut durumu, işletmenin faaliyet gösterdiği endüstri alanı, üretilen mallara karşı olan talebin trendi, ekip işletmelerin büyüme modelleri ve ekonominin gidişi sayılabilir. İşletmelerde görülen en önemli büyüme çeşidi iç büyümedir. işletmenin kendi kaynaklarıyla büyümesi iç büyümedir. Dış büyüme, işletmenin iç kaynakları yeterli olmadığı durumda başvurduğu bir yoldur. Bazen işletmeler birleşme yoluyla büyürler. Tröstler, işletmelerin birleşmesinde en çok görülen örneklerinden biridir. Tröstte amaç, birleşerek pazarın daha geniş bir bölümüne sahip olmaktır. Tröstte birliğe giren işletmeler hukuki ve ekonomik bağımsızlıklarını kaybederler.
Konsernler tipik bir tekelleşme örneğidir. Konsernde amaç maliyet düşürmedir. Karteller tröstlerden çok farklıdır. Birleşerek tüketicilerin aleyhine çalışan ve kâr arttırmak için faaliyet gösteren birleşme yoludur. Bu özelliği nedeniyle, çok liberal ülkelerde bile yasaklanmaktadır. Kartelin çeşitleri arasında en başta fiyat kartelleri gelir. Burada amaç belli bir fiyatla malların kartele bağlı işletmeler tarafından satılmasıdır. Diğer kartel çeşitleri arasında bölge karteli, miktar karteli sayılabilir. Holdinglerde tamamen bağımsızlık kaybedilmez. Bu birleşmede amaç oy çokluğu sağlayarak bazı işletmelerin yönetimini ele geçirmektir. Farklı bir büyüme biçimi ise satın alma yoluyla büyümedir. işletmelerin pazarını genişletmek veya yeni pazarlar kazanmak amacıyla, tesisleri ve kaynakları uygun olan fakat başarılı bir şekilde çalıştırılamayan işletmelerin satın alınmasını ifade eder. işletmelerde küçülme 1980’li yıllardan sonra gündeme gelmiştir. Küçülme ile ilgili olarak, yanlış düşünceler, küçülmenin iyi anlaşılmasını engellemektedir. Özellikle ülkemizde küçülme, işletmenin olumsuz koşullara itildiğini veya işletmenin iş asa doğru gittiğini anımsatıyordu.
Bu kanı, büyüme ile ilgili varsayımlardan geliyordu. Küçülme için karar verme riskli bir iştir. Küçülme birçok sorunu da beraberinde getirir. Küçülme ile işletmeler bazı beklentilerin içine girerler. Bunlar giderlerin azalması, bürokrasinin azalması, hızlı karar alma, iletişimde açıklık, girişimciliğin gelişimi ve verimlilikte artıştır.
İş Ahlâkı ve Toplumsal Sorumluluk (Etik-Törel Kurallar)
Etik, insanlar için neyin doğru ve iyi olduğunun ortaya konmasıdır. Geniş anlamda etik, herhangi bir eylemin kabul edilebilir biçimde gerçekleştirilmesini sağlayan temel kurallar ya da değişkenlerdir.Etik ve yasalar her zaman için örtüşmez. Kimi konularda etik ve yasalar arasında tam bir uyum vardır. Kimi konularda ise etik ve yasalar arasında farklılıklar ortaya çıkar. İşletme kararları, kimi zaman etik olmayan ama yasal bir yapıya; kimi zaman etik ama yasadışı bir yapıya; kimi zamanda hem etik olmayan hem de yasal olmayan bir yapı ya dönüşebilmektedir. İşletmelerde etik açısından sorgulanacak davranışları; denetim dışı, görevde hatalı davranma, görevi kötüye kullanma, görevi bilinçli olarak sürekli kötüye kullanma olarak sıralayabiliriz.
Bu davranışların her biri, işletme için olumlu veya olumsuz sonuçlara yol açar. Toplumsal sorumluluk, toplumla işletmeler arasındaki bir toplumsal anlaşmadır. Buna karşılık etik bireysel karar almayı ilgilendiren ahlâk kurallarıyla ilgilidir. İşletme etiği, bireysel kararların ahlâki kurallar ve ilkeler üzerindeki etkisiyle ilgiliyken; toplumsal sorumluluk, örgütsel kararları ve bu kararların toplum üzerindeki etkileriyle bağlantılıdır. İşletmelerde etik çatışmaların nedenlerinin başında, bireysel değer yargıları ile çalışılan işin ve yaşanılan toplumun değer yargıları arasındaki çatışma gelir. Ayrıca, işin özellikleri ile örgüt kültürü arasındaki çelişki etik sorunlar yaratabilir. İşletmelerde temel etik sorunları; çıkar çatışmaları, içtenlik ve doğruluk, iletişim örgütsel ilişkiler konularında ortaya çıkar. Kişiler kendi kişisel çıkarlarını, örgütlerin önünde tuttuğunda çıkar çatışması ve etik sorunlar doğar.
İşletmelerin yönetimde doğruluk ve konusunda sapma olduğunda etik sorunlar doğar. İletişim eksikliğinden ya da zamanında bilgilendirilmemekten dolayı etik sorunlar yaşanabilir.Örgüt üyelerinin tüketicilere,girdi sağlayanlara,astlara, üstlere ve çeşitli kişileri karşı davranışlarından dolayı etik sorunlar yaşanabilir. Etik davranışların denetlenmesinde çeşitle teknikler geliştirilebilir. Bu amaçla stratejiler geliştirilmesinde izlenecek aşamalar; örgütleme, eş güdümleme, güdüleme ve iletişim olarak sıralanabilir.
Yönetim Kavramı
Yönetim ve yönetici kavramları başkalarına iş gördürme, başkaları aracılı¤ı ile işi başarma ve amaçlara ulaşmanın söz konusu oldu¤u her durumda kullanılmaktadır. Ailesel yönetim, siyasal yönetim ve profesyonel olarak özetlediğimiz üç yönetim türü birbirinden kesin sınırlarla ayrılmış de¤ildir. Bunların üçü de bir arada bulunabilir; ama önemli olan ekonomik gelişmeye paralel olarak bu türlerin etkinlik ve yaygınlık derecelerinin değişmesidir. Başkaları vasıtasıyla iş görme tanımına yani yönetime daha yakından bakarsak, bunun teknik, beşeri ve kavramsal olmak üzere üç boyutu olan bir faaliyetler topluluğu olduğunu görürüz.
Yöneticilerin sahip olması gereken teknik yetenek; yöneticinin doğrudan yönetmekle sorumlu olduğu alan hakkında gerekli bilgiye sahip olmasını ifade eder. Beşeri ilişkiler yeteneği; insanlarla işbirliği yaparak onları çalışmaya yönlendirme yeteneğidir. Kavramsal yetenek; işletmenin bütününe yönelik, politika ve stratejiler geliştirmeyi ifade eder. Yönetimin incelenmesi ise geçen yüzyılda başlamıştır. Yönetim olayına farklı yaklaşımlar klasik, neo-klasik ve modern olarak gruplanabilir. Klasik yöntemin teorisini Bilimsel Yönetim, Yönetim Süreci Yaklaşımı ve Bürokrasi olmak üzere ayrı akımlar halinde inceliyoruz.
Bilimsel yönetimde, üretim süreçlerinin plânlanması ve kontrolü; yönetsel teoride, hiyerarşik yapılanma ve bürokrasi modelinde bürokratik iç etkinliğe ilişkin kurallar önerilmektedir. Neo klasik teori, ağırlıklı olarak insan unsuru üzerinde durur. Modern teorinin temel yaklaşımı ise, olayları sistem bakış açısı ile ve çevre etkileşimi ile birlikte değerlendirmesidir.
Yönetim İşlevleri
Yönetim bir süreç olarak ele alınır. Bu süreç, bir yöneticinin belirli fonksiyonlarını açıklamak suretiyle konunun anlaşılmasını kolaylaştırır. Bu ünitede ele alınan dört işlevler daha sonra kullanılan kavramlara bir temel oluşturmaktadır. Diğer bir deyişle, bu işlevler yönetimle ilgili kavramlara bir giriş olarak ele alınmaktadır. Yönetim işlevlerinin ayrı ayrı incelenmesi sadece analitik bir amaç taşımaktadır. Bu bölümleme işlevlerin birbirinden bağımsız oldukları anlamına gelmemelidir.Plânlama işlevi; amaçların ve politikaların oluşturulması ve açıklanması, programların saptanması, faaliyetler için yöntemlerin geliştirilmesi gibi ana başlıkları içerir. Örgütleme, işletmenin amaçlarını gerçekleştirmek için gerekli faaliyetleri düzenlenmiş bir yapı içinde bütünleştirme; bu yapıyı nitelikli, yeterli iş görenlerle kadrolaştırma; ve bu iş görenlerin işlevlerini yerine getirmeleri için gerekli fiziksel ortamı sağlama sürecidir. Yöneltme, amaçlara ulaşmak için gerekli olan ayrıntılı faaliyetler konusunda, bireylere yol göstermeyi içerir. Denetim süreci, uygun olup olmadığını belirleme sürecidir. Amaçlara uygun olmayan sonuçlar için düzeltici önlemlere başvurulur.
İnsan Kaynakları Yönetimi
İnsan kaynakları yönetiminin ana konusu, üretim faktörlerinden biri olan emek, bir başka deyişle insandır. İnsan üretimin hem amacı hem de aracıdır. İnsan kaynakları terimi, bir işletmede en üst konumda bulunan yöneticiden en alt konumdaki vasıfsız işçiye kadar tüm çalışanları kapsar. Bu kapsama işletme dışında olan ve ilerde o işletmede çalışabilecek potansiyel işgücünü de dahil etmek mümkündür. İKY’yi işletmenin, insan kaynağının işletmeye ve bireyin kendisine yararlı olacak şekilde, yasal çerçeve içinde, etkin yönetilmesini sağlayan işlev ve çalışmaların tümü olarak tanımlayabiliriz. İKY, özde iki amacı gerçekleştirmeye çalışır. Bunlar:
• Çalışanların bilgi ve becerilerini en iyi biçimde kullanmalarını sağlayarak, onların işletmeye olan katkılarını en üst düzeye çıkarmak. Yani, çalışandan maksimum verim almak,
• İş yaşamının kalitesini yükselterek çalışanların sağlıklı ve güvenli bir ortamda, yaptıkları işten zevk almalarını sağlamak. İKY terimi, son 10 yılda kabul görmüş bir terimdir. Başlangıç noktası personel yönetimidir. Personel yönetimi anlayışından İKY anlayışına geçişteki etkenler şöyle özetlenebilir: Ülkelerin ekonomik, sosyal ve kültürel yönden gelişmeleri, yetişkin insan gücünün artması, davranış bilimlerinde gözlenen gelişme, sendikacılığın gelişimi, çalışma koşullarını düzenleyen yasaların yürürlüğe girmesi, iş görenlerin eğitim ve kültür düzeylerinin yükselmesi, refah seviyelerinin artması, istek ve beklentilerin değişmesi, iletişim ve bilişim teknolojilerinin gelişimi. İKY, iş görenin verimliliğini artırmak ve çalışma yaşamının kalitesini yükseltmek çabası içindeyken iç ve dış çevrenin etkisi ve baskısı altında kalır. İç çevre faktörleri, işletmenin yapısından kaynaklanan, kontrol edilebilir faktörlerdir. Bunlar, bireysel nitelikler, iş nitelikleri,bireylerarası ilişkiler ve örgütsel özelliklerdir. Dış çevre faktörleri, işletmenin faaliyet gösterdiği çevreden kaynaklanan, kontrol edilemeyen faktörlerdir. Bunlar, dış kaynaklar, rakipler
ve yasalardır. İşletmelerde kurulacak olan insan kaynakları bölümlerinin amacı, İKY işlevlerini yürütmek ve diğer bölümlere bu konuda yardımcı olmaktır. İnsan kaynakları bölümü ve yöneticisinin günümüzde üstlenmesi gereken görevleri şöyle sıralayabiliriz.
• İşletmenin hedeflerine uygun insan kaynakları politikalarının saptanması için gerekli araştırmaları yapmak, bilgi ve önerileri üst yönetime sunmak,
• Belirlenen politikalara uygun program ve çalışmaları düzenlemek ve yürütmek,
•Bu program ve çalışmaları denetlemek ve değerlendirmek,
• İnsan kaynakları ile ilgili yenilikleri izlemek ve gerektiğinde uygulamak,
• İnsan kaynakları ile ilgili rutin işleri yürüterek diğer yöneticilerin işlerini hafif etmek
İnsan Kaynakları Yönetimi İşlevleri
İKY’nin iki temel amacı, çalışanlardan maksimum verim almak ve iş yaşamının kalitesini arttırarak çalışanların yaptıkları işten zevk almalarını sağlamaktır. Bu iki temel amacı gerçekleştirme yolunda İKY birtakım işlevleri yerine getirir. Çağdaş bir işletmede İKY Bölümünün üstlenmesi gereken bu işlevler:
Plânlama Kadrolama Değerleme ve ödüllendirme Yetiştirme ve geliştirme Endüstri ilişkileri Koruma ve geliştirme olarak sıralana bilir. İşletmenin bugün ve gelecekteki işgücü ihtiyacını sayı ve nitelik olarak belirlemeye çalışan kişi, bu işlevi yerine getirirken bazı araçlardan yararlanmak zorundadır. Bu araçlar; işgücü envanterleri ve personel dönüşüm oranıdır. İşgücü envanteri; İşletmenin personel arzını nitelik olarak irdeleyen bir çalışmadır, mevcut personeli birtakım kriterlere göre irdeleyerek insan kaynağının profilini ortaya çıkarır.
Plânlamacı, bu bilgilere bakarak gelecekteki insan gücü gereksinimini nitelik açısından ortaya koymaya çalışır. Personel dönüşüm oranı; belli bir dönemde çeşitli nedenlerle (ölüm, iş kazası, emeklilik, işten ayrılma vb.) işletmeden ayrılan personelin sayısını yüzde olarak gösterir. Genellikle bir yıllık dönemler için hesaplanır. Oran şöyle formüle edilir: İKY işlevlerinden biri olan iş analizlerinin en önemli özelliği, diğer İKY işlevlerinin yerine getirilmesinde önemli bir bilgi kaynağı oluşturmasıdır. İş analizleri; işletmede yapılan birbirinden farklı işlere yönelik bilgilerin tek tek toplanması, değerlenmesi ve yorumlanmasıdır. İş analizleriyle toplanan bu bilgiler daha sonra iş tanımları ve iş gerekleri haline getirilerek karar vericilerin kullanımına sunulur. İş analizleri işi yapan kişiyi değil, işi analiz eder.
Analiz bilgilerinden; İnsan kaynakları plânlamasında, İşi alınacak personelde aranması gereken niteliklerin belirlenmesinde, İşe yerleştirme, yükseltme ve atamalarda, Eğitime alınacak personelin belirlenmesinde, Personel değerleme ölçütlerinin saptanmasında, Adil bir ücret sisteminin oluşturulmasında yararlanılır. İşe alma işlevi işletmeler açısından büyük önem taşır. İşletmeler, yaşamlarını sürekli kılmak ve rekabette üstün duruma geçmek istiyorlarsa doğru işlerde doğru kişileri çalıştırmak zorundadırlar. Bu cümlenin anlamı şöyle formüle edilebilir:
İşin gerekleri = Personelin nitelikleri
Bu eşitliğin en az hata payı ile sağlanamaması, yanlış kişilerin işe alındığı anlamına gelir. Personel seçiminin başarı göstergesi, yeni alınan personelin en kısa sürede beklenen performans düzeyine gelmesidir. İşe alma iki aşamalı bir işlevdir. Bu aşamalar iş gören bulma ve seçmedir. İşletmelerde iki farklı eğitimden söz edilebilir. Birincisi, işletmeye yeni alınan personelin işe ve işletmeye alıştırılmasına yönelik çalışmalardır. Bu çalışmalar işe alıştırma (oryantasyon) kapsamında ele alınır.
Diğeri ise eski personelin daha üretken olmasını hedefleyen eğitim faaliyetleridir. Performans değerleme başka bir adla personel değerleme, personelin işinde gösterdiği başarı derecesinin, yaptığı işin gereklerine göre saptanmasıdır. Performans değerleme başarılı ve başarısız personeli biri birinden ayırmak amacıyla yapılır
Pazarlama İlkeleri
Günümüz iş hayatında pazarlama; kendine özgü prensipleri ve diğer bilimlerle de ilişkisi olan bir disiplin olarak bilinir.Gerçekte pazarlama işletmecilik konusudur ve işletmenin diğer faaliyet alanlarıyla doğrudan ilgilidir. Aynı zamanda tüketici davranışlarıyla yakından ilgilenir. Pazarlama rekabetçi bir ortamda müşteri istek ve ihtiyaçlarını karşılayan mal ve hizmetlerin sağlanmasında yapılması gereken faaliyetlerin yerine getirilmesiyle ilgili bir işletme felsefesidir. Pazarlamanın bir işletmecilik disiplini olarak yer alması yenidir. Başta işletmeler olmak üzere insanlar pazarlama uygulamaları içinde yer alırlar. İşletmelerde pazarlama yönetimine olan ihtiyacı kavrayabilmek için pazarlamanın gelişimini, toplumdaki rolünü, son yıllarda pazarlama düşüncesinde meydana gelen gelişmeleri, pazarlamayı ilgilendiren faaliyetleri ve bunların pazarlama yönetiminde nasıl uygulandığını bilmekte yarar vardır.
Bu ünitede, pazarlamanın belirli faaliyetleri kapsayan bir süreç olduğuna ve bugünkü konumuna gelinceye kadar hangi değişiklikleri geçirdiğine değinildi. Pazarlama faaliyetleri birçok değişkenin etkisi altında yürütülür. Bu değişkenlerden işletme yönetiminin denetimi altında bulunanlara "pazarlama karması-4P", yönetimin denetleyemediği değişkenler ise "pazarlamanın çevre koşulları" olarak adlandırılır. Pazarlama karması değişkenleri ile çevre faktörlerinin bir arada düşünülmesi işletmeyi pazarlama sistemi olarak ele almamızı gerektirir. İşletmeler faaliyette bulunacakları pazarlar hakkında bilgiye ihtiyaç duyarlar.
Bu tür bilgileri elde etmek için pazarlama bilgi sisteminden ve pazarlama araştırmasından yararlanırlar. Tüketicilerin satın alma davranışları, bireylerin bir ürünü satın almalarında ve kullanmaları sırasında düşündükleri üzerinde durur. Pazarlama faaliyetlerinin başarısı, tüketicilerin satın alma davranışlarının anlaşılmasına ve analiz edilmesine bağlıdır.
Ürün ve Fiyatlama
Ürün dokunulur ve dokunulmaz niteliklerin oluşturduğu bir bütündür. En genel anlamda belirlenen ihtiyaçları karşılayan işletme sunumları olarak tanımlanabilir. Ürün kavramını üç boyutta ele alabiliriz: Çekirdek ürün, tüketicinin bir ürünü satın alırken neyi satın aldığını ifade eder. Somut ürün, çekirdek ürünü tamamlayan şekil, marka ve ambalaj gibi niteliklerden oluşur. Zenginleştirilmiş ürün, mamulle birlikte sunulan veya işletmenin pazarlama sistemini sağladığı ek yarar ve hizmetler bütünüdür. Ürünleri değişik ölçülere göre gruplandırırız. Bunların başlıcaları dayanıklılık durumlarına göre ve hedef alınan kitleye göre yapılan gruplandırmalardır. Dayanıklılık durumuna göre mallar; dayanıksız, dayanıklı mallar hizmetler olarak ele alıyoruz. Hedef alınan kitle ya da Pazar bölümüne göre; tüketim malları ve endüstriyel mallar olarak gruplandırma yapılır. Birden fazla ürün üreten işletemeler de bir ürün karması mevcuttur. Ürün karması, üretici işletme tarafından satışa sunulan ürün dizilerinden oluşur.
Ürün karmasını oluşturan ürün dizisi ise, ürün karması oluşturan çeşitlerin ve işlevlerin aynı olması, aynı tüketici grubuna aynı tür aracı işletmelerce satılması ya da belirli bir fiyat ölçüsünde olması nedeniyle yakın ilişkisi olan bir grup maldır. Yeni mallar dört biçimde ortaya çıkar: Bir benzeri olmayan, gerçek anlamda mallar; pazar için yeni mallar; işletme için yeni mallar ve pazarda olan bir malın yerini alan mallar. Ürün yaşam eğrisi, ürün satış tarihçesini grafik olarak gösterir. Ürün yaşam eğrisi; giriş, gelişme, olgunluk ve gerileme olmak üzere dört aşamadan oluşur. Giriş aşaması,ürünün pazarda ilk kez yer aldığı, satışların çok az ve kârlılığın negatif olduğu aşamadır. Gelişme dönemi, satışların hızla arttığı, kârlılığın en üst düzeye ulaşarak ardından gerilemeye başladığı dönemdir. Olgunluk döneminde, satışlar azalma eğilimi gösterir ve pazarda rakiplerin sayısı artar. Ürün yaşam eğrisinin son aşamasında ise, satışlar ve kârlılık artan hızla azalmaya devam eder. Markalama ve ambalajlama ürüne ilişkin özelliklerdir. Marka, bir ürünü diğerlerinden ayırmak için kullanılan bir isim, sözcük, tasarım, sembol ya da bunların bileşimidir. Ambalajlama, üretilen malların pazarlanmasında önemli yeri olan ekonomik faaliyetlerdendir. Ambalajlamanın; motivasyon, kolaylık ve koruma olmak üzere üç temel işlevi vardır.
Ürünlerin fiyatlandırılmasında, işletme içi ve işletme dışı faktörler etkilidir. İşletmelerin uyguladığı başlıca fiyatlama yaklaşımları; maliyeti temel olan fiyatlama, pazarı temel alan fiyatlama ve rekabeti temel alan fiyatlamadır. Yeni ürünlerin fiyatlamasında uygulanan başlıca yöntemler ise, pazarın kaynağını alma ve pazara nüfuz etme yöntemleridir.
Pazarlama Kanalları ve Tutundurma
Ürünlerin üretilmesinden ve fiyatlandırılmasından sonra sıra dağıtımına gelir. Ürünün özellikleri ne kadar iyi olursa olsun, tüketiciye uygun yerde ve zamanda ulaştırılamayan ürün bu özelliklerini yitirecektir. Dağıtım bu anlamda zaman ve yer faydası yaratarak bu olumsuzluğu ortadan kaldırır. Dağıtım kanalları gazın ve suyun aktığı boru yollarına benzetilebilir. Ürün ve hizmetlerin üreticiden aracıya doğru iletilmesini olanaklı hale getirir. Dağıtım kanalları, ticari ilişkilerin, ürünlerin zilyetlik ve mülkiyetinin üreticiden nihai tüketiciye geçişinin olanaklı kılınmasında sistemin etkili birimlerinden oluşur. Üretimin ve tüketimin sınırlı olduğu, insan ihtiyaçlarının basit ürünlerle ve tekdüze karşılandığı dönemlerde alıcılar, ürün bilgilerini kolaylıkla elde edebiliyor, alıcı ile işletme arasında bir iletişim sorunu yaşanmıyordu.
Ancak ekonomik yaşamdaki gelişmelere bağlı olarak pazarın büyümesi, ihtiyaçların daha fazlalaşması ve bu ihtiyaçları karşılayacak ürün çeşitlerinin artmasıyla birlikte işletmeler ile alıcılar arasında bir iletişim sorunu ortaya çıktı. Bu iletişim sorunu ise işletmeler tarafından yerine getirilen tutundurma faaliyetleriyle giderilmektedir. Tutundurma, tüketicilerin satın alma kararlarını etkilemek amacı ile onları bilgilendirmeyi ve ikna etmeyi amaçlayan eylemlerdir. Tutundurma faaliyetlerini yerine getirmekle, işletme, doğru malın doğru biçimde fiyatlanarak doğru yerlerde satışa sunulduğunu, alıcılara bildirir.
Üretim Sistemleri ve Yönetimi
Üretim sistemi, makine, araç-gereç, malzeme, enerji, işgücü, zaman gibi girdileri, mal ve hizmet şeklindeki çıktılara dönüştüren ve sonuçları geribildirim kanalıyla görüntüleyen bir süreçtir. Üretim sistemi, işletmenin iç ve dış çevresiyle etkileşim içindedir. Üretim sistemini, ekonomi, devlet düzenlemeleri, rekabet, teknoloji ve di¤er dış çevre koşulları olumlu ve olumsuz biçimde etkiler. Üretim süreci, girdileri, dönüşüm sürecini, çevre etkilerini görüntüleyen, standartlarla karşılaştırıp girdiler üzerinde, dönüşüm süreci üzerinde ve çıktılar üzerinde düzeltici kararlar alınmasını sağlayan alt sistemlerden oluşur. Girdileri, işletmenin hedef pazarına uygun çıktılara dönüştürmekten sorumlu olan üretim yönetimi, bütün örgütlerin en temel işlevlerinden biridir. Üretim yönetimi kavramı; üretim stratejisi, dönüşüm sürecinin tasarımı, stok kontrolü, üretim planlaması ve programlaması gibi birçok alt konuyu içerir.
Üretim yönetiminin pazarlama, finans, muhasebe, personel, yönetim bilgi sistemi ve mühendislik gibi diğer işlevleriyle çok yakın ilişkileri ve etkileşimleri vardır. Ancak, üretim yönetimi, diğer işlevlerden farklı olarak, işletmenin aktif varlıklarının yaklaşık %80’inden ve insan kaynağının % 60-80’inden sorumludur. Üretim sisteminin temel öğesini, dönüşüm süreci oluşturur.
Dönüşüm sürecinde girdiler, şekil değişikliği, taşıma, depolama, denetleme gibi birçok faaliyet sonunda ilk durumlarından daha fazla bir değere (katma değer) dönüşür. Hizmetlerin üretim süreci, malların üretim sürecinden önemli ölçüde farklılıklar gösterir. Hizmetler, mallara oranla daha soyuttur, tüketicilerin yüksek oranda katılımını gerektirir, üretilirken tüketilir, depolanamaz, emek, yoğun nitelik ve kendine özgü kalite özellikleri taşır. Türkiye’de mal üretiminde ve malların kalitesinde tüketici sızlanmaları oldukça azalmıştır. Buna karşılık, hizmet üretiminden, hemen her alanda yakınmalar vardır. Türkiye, dünya standartlarında hizmet üretemediği için halkın tepkisi ve mutsuzluğu artmaktadır. Tek üretim, parti üretimi, akıcı üretim, sipariş üretimi, sürekli üretim, kitle üretimi, grup teknolojisi ve sıfır stoklu üretim, başlıca üretim sistemleridir.
JIT sisteminde, işletmeye malzeme satanlarla işletmenin proje takımlarının birlikte hareket etmeleri sağlanmalıdır. Satıcılar da sisteme dahil edilerek, girdi kalite kontrolünde ve JIT programlarının hazırlanmasında ortak hareket edebilmelidirler. JIT sistemi, planlamadan daha çok kontrole ağırlık verir. Planlama zaman israfına yol açar. Oysa, iyi bir kontrolle değişikliklere kolayca uyum sağlanmıştır. Basit gözle kontrol sistemleri, karmaşık bilgisayar destekli kontrol sistemlerine tercih edilir.
Üretim Sistemlerinin Tasarım Kuruluş ve İşleyişi
Üretim sistemi, makine, araç-gereç, malzeme, enerji, işgücü, zaman gibi girdileri, mal ve hizmet şeklindeki çıktılara dönüştüren ve sonuçları geribildirim kanalıyla görüntüleyen bir süreçtir. Üretim sistemi, işletmenin iç ve dış çevresiyle etkileşim içindedir. Üretim sistemini, ekonomi, devlet düzenlemeleri, rekabet, teknoloji ve di¤er dış çevre koşulları olumlu ve olumsuz biçimde etkiler. Üretim süreci, girdileri, dönüşüm sürecini, çevre etkilerini görüntüleyen, standartlarla karşılaştırıp girdiler üzerinde, dönüşüm süreci üzerinde ve çıktılar üzerinde düzeltici kararlar alınmasını sağlayan alt sistemlerden oluşur. Girdileri, işletmenin hedef pazarına uygun çıktılara dönüştürmekten sorumlu olan üretim yönetimi, bütün örgütlerin en temel işlevlerinden biridir. Üretim yönetimi kavramı; üretim stratejisi, dönüşüm sürecinin tasarımı, stok kontrolü, üretim planlaması ve programlaması gibi birçok alt konuyu içerir.
Üretim yönetiminin pazarlama, finans, muhasebe, personel, yönetim bilgi sistemi ve mühendislik gibi diğer işlevleriyle çok yakın ilişkileri ve etkileşimleri vardır. Ancak, üretim yönetimi, diğer işlevlerden farklı olarak, işletmenin aktif varlıklarının yaklaşık %80’inden ve insan kaynağının % 60-80’inden sorumludur. Üretim sisteminin temel öğesini, dönüşüm süreci oluşturur.
Dönüşüm sürecinde girdiler, şekil değişikliği, taşıma, depolama, denetleme gibi birçok faaliyet sonunda ilk durumlarından daha fazla bir değere (katma değer) dönüşür. Hizmetlerin üretim süreci, malların üretim sürecinden önemli ölçüde farklılıklar gösterir. Hizmetler, mallara oranla daha soyuttur, tüketicilerin yüksek oranda katılımını gerektirir, üretilirken tüketilir, depolanamaz, emek, yoğun nitelik ve kendine özgü kalite özellikleri taşır. Türkiye’de mal üretiminde ve malların kalitesinde tüketici sızlanmaları oldukça azalmıştır. Buna karşılık, hizmet üretiminden, hemen her alanda yakınmalar vardır. Türkiye, dünya standartlarında hizmet üretemediği için halkın tepkisi ve mutsuzluğu artmaktadır. Tek üretim, parti üretimi, akıcı üretim, sipariş üretimi, sürekli üretim, kitle üretimi, grup teknolojisi ve sıfır stoklu üretim, başlıca üretim sistemleridir.
JIT sisteminde, işletmeye malzeme satanlarla işletmenin proje takımlarının birlikte hareket etmeleri sağlanmalıdır. Satıcılar da sisteme dahil edilerek, girdi kalite kontrolünde ve JIT programlarının hazırlanmasında ortak hareket edebilmelidirler. JIT sistemi, planlamadan daha çok kontrole ağırlık verir. Planlama zaman israfına yol açar. Oysa, iyi bir kontrolle değişikliklere kolayca uyum sağlanmıştır. Basit gözle kontrol sistemleri, karmaşık bilgisayar destekli kontrol sistemlerine tercih edilir.
İşletme Bilgi Sistemi
Küresel işletmecilikte bilgisayar, bilgi işlem, bilgi ve iletişim, bir rekabet koşulu durumuna gelmiştir. Bilgi gereksinimini
hızlı bir şekilde karşılayamayan işletmeler, önemli ölçüde rekabet zayıflığına düşmektedir. İşletmenin iç ve dış çevresiyle olan her tülü etkileşimleri, çeşitli bilgi sistemleriyle denetim altına alınır. İşletim bilgi sistemleri, işletmenin çevresi, işletmenin girdileri, işletmenin süreçleri ve işletmenin çıktılarıyla, işletmenin yönetim birimleri arasında, her türlü iletişimi sağlar. Veri, bilgiye ulaşmak için yapılan gözlemlerdir. İşletme kararları alınırken, veriler değil, verilerin süreçlenmesi sonunda ortaya çıkan bilgiler kullanılır. Dolayısıyla, veriler bilgilerin hammaddesi olarak görülebilir. Verilerin derlenmesi ve bilgiye dönüştürülmesi, işletmelere, planlama, uygulama ve denetim yapma olanağı sağlar. İşletmeler, stratejik amaçlarla, işlem amacıyla ve denetim amacıyla bilgiye gereksinim duyarlar. Verilerin bilgi haline gelmesini sağlayan işlemler dizisine, bilgi işleme denir. Bir süreç olarak bilgi işleme, kaydetme, sınama, sınıflandırma, düzenleme, özetleme, matematiksel veya mantıksal hesaplama, saklama, erişme, çoğaltma ve iletme aşamalarından oluşur. Küresel işletmecilikte, bilgisayar destekli bilgi sistemleri yürürlüktedir. Bilgisayar destekli bilgi sistemi, bilgisayar olanaklarıyla işletmenin bilgi gereksinmesini karşılayan bütünleşik bir yapıdır. Donanım, yazılım, uzman bilgisayar
personeli ve veri tabanı, elektronik bilgi sisteminin başlıca öğelerdir.
İşletme yönetiminin bilgi gereksinimini karşılamak için, verilerin derlenmesi, sınıflandırılması, veri tabanlarının oluşturulması, verilerin bilgiye dönüştürülmesi ve ilgili birim
ve kişilere ulaştırılması işlevine, bütünleşik işletme bilgi sistemi denir. İşlem süreçleme bilgi sistemi, karar destek sistemi, yapay zeta, uzman sistemler, son kullanıcı bilgi sistemi, bütünleşik işletme bilgi sisteminin başlıca alt sistemleridir. İşletme işlevleri bilgi sistemi, pazarlama, üretim, insan kaynağı, finans, üst yönetim gibi işletme işlevlerini destekleyen çeşitli bilgi sistemlerini içerir. Günümüzde, bilgilerin girilmesi, işlenmesi, depolanması ve ulaştırılması teknolojileri, dünya ölçüsünde bütünleştirilmiş ve birbirine bağlanmıştır. Böylece, işletmeler, dünyanın her yerindeki bilgiye elektronik araçlarla erişebilmekte ve istediği bilgiyi aynı yöntemle istediği adrese ulaştırabilmektedir. İşletmeler, rekabet üstünlüğü sağlayabilmek için, çağdaş iletişim olanaklarını kullanmak durumunda kalmışlardır. Bu olanakların en başında ofis otomasyonu, internet ve intranet gelmektedir.
Geleneksel ofislerde, bürolarda ya da iş yerlerinde yapılan işlerin, elektronik araçlarla yapılmasına ofis otomasyonu denir. Dünyadaki bilgisayarların birbirine bağlanmış durumuna, internet veya uluslararası ağ denir. İşletmeler internet olanaklarından yararlanarak, her türlü adrese elektronik bilgi aktarmaktadır. Ayrıca, internet sayesinde sanal işletmecilik ve sanal işletme yönetimi de gerçekleştirilmektedir. Dünyadaki sanal işletme pazarlarının sayısı, her geçen gün hızla artmaktadır. İnternet teknolojisinin işletme içinde kullanılmasına, intranet denir. İnternetle işletmeler, dışa kapalı olarak, işletme içinde, elektronik veri ve bilgi akışını kolayca gerçekleştirmektedir. Ayrıca çalışanlar, eskiden işletme içindeki ofislerde ya da odalarda yaptıkları işleri, hiç işletmeye gelmeden, intranet ile evlerinde, taşıt araçlarında ya da dünyanın herhangi bir yerinde yapabilmektedirler.
Muhasebe
Birer ekonomik birim olarak işletmelerin iyi yönetilebilmeleri, ortakların ve di¤er ilgililerin desteklerini kazanabilmeleri
kendileri hakkında onları devamlı bilgilendirmeleriyle olur. Bu görevi muhasebe üstlenmiştir. Bu amaçla işletme içinde, işletmeden dışarıya veya dışarıdan işletmeye doğru gerçekleşen kıymet hareketlerinin kaydedilmesi ve ilgililere raporlanması gerekir. Bu, muhasebenin birinci işlevidir.
Muhasebe bilgisinin işletme içine ve dışına raporlanması yeterli değildir. Bu bilginin analizi ve yorumlanması gerekir. Finansal analiz yoluyla, işletmenin mevcut finansal durumunu daha iyi yorumlayabilmek mümkün olur. Böylece, işletme ile ilgili taraflar, işletmeden beklentilerinin karşılanıp karşılanamayacağı konusunda karar verebilirler. Finansal analiz ve yorum, muhasebenin ikinci işlevidir.
Bilginin doğru ve güvenilir olarak üretilip raporlanması için işletmede iç kontrol sisteminin kurulması; bilgi kullanıcılarının bilgiye güven duymaları için de bağımsız denetimin gerçekleştirilmesi gerekir.
Finansal Yönetim
Finansal yönetim, işletme için gerekli fonların belirlenmesi, sağlanması ve yönetilmesini ifade eder. Finansal yönetimle ilgili temel fonksiyonlar iki ana grupta toplanmakla birlikte, gerçekte çok sayıda karar alanlarından oluşur. Yatırımlarla ilgili olarak; ne tür yatırımlar, ne zaman, ne miktarda, nasıl yapılmalıdır sorularına cevap aranır. Finansmanla ilgili olarak; yapılacak yatırımlar için en uygun fon nereden, ne miktarda, nasıl sağlanmalıdır gibi sorulara cevap aranır. Yine işletme faaliyetleri sonucunda elde ettiği kârların ne kadarını ortaklarına , ne kadarını işletmede bırakmalıdır gibi sorulara cevap aranır. Finansal yönetim muhasebe ve iktisatla doğrudan, pazarlama,üretim ve kantitatif yöntemlerle dolaylı ilişki içerisindedir. Yukarıda belirtilen finansal kararları vermek için gerekli veriler muhasebe departmanınca sağlanır. Bu verilerin sağlıklı ve doğru olması gerekliliği muhasebenin önemini arttırmaktadır. Bir finansman yöneticisi piyasalardaki gelişmelerle, iktisadi prensiplerle yakın ilişki içersindedir. Bu nedenle finans ve iktisat bilimleri arasında da önemli bir ilişki mevcuttur. Finans yöneticisi ayrıca karar verirken pazarlama ve üretim sürecindeki değişiklikleri de izlemelidirler.
Bu süreçlerdeki değişiklikler işletmenin nakit akışlarında değişikliğe yol açabilir. Ayrıca finansal yönetimde son yıllarda artan bir biçimde kantitatif yöntemler kullanılmakta olup, bu disiplinin finans için önemi gün geçtikçe artmaktadır. Finansal kararlar alınırken birinci amaç, işletmenin piyasa değerini ya da ortakların varlıklarını maksimum yapmaktır. Bir şirketin değeri, şirket anonim şirketse hisse senetlerinin değeri ile ölçülür. Bu amaç önceleri birinci amaç olarak belirlenen kârı maksimum yapma amacından farklıdır. Muhasebe kârı gerçek nakit akışlarını göstermeyebilir. İşletmenin piyasa değerini maksimize etme amacı nakit akışlarının zamanını ve bunların gerçekleşme
olasılıklarını, yani risklerini de göz önünde bulundurarak, kâr maksimizasyonu amacına göre öne çıkmaktadır. Finansal analiz, finansal tablolardaki çeşitli kalemler arasındaki ilişkilerin kurulmasını, ölçülmesini ve yorumlanmasını kapsayan bir faaliyettir. Bu şekilde iyi bir finansal planlama yapılması için işletmenin cari ve geçmiş dönemleri değerlendirilebilir. Finansal analizde en çok kullanılan tablolar; işletmenin belirli bir tarih itibariyle varlıklarını ve kaynaklarını gösteren bilanço ile faaliyet dönemiyle ilgili sonuçların gösterildiği gelir tablosudur. Finansal analizde yapılan analizin amacına göre farklı niteliklerdeki analizler yapılabilir ve farklı yöntemler uygulanabilir. Etkin bir planlama finansal başarı için önemlidir. Beklenmeyen problemlerle karşılaşmamak için iyi bir analiz ve uygun finansal planlar gereklidir. Finansal planlamanın üç önemli aktivitesinden ilki, finansal ihtiyaçların belirlenmesidir. Bu aşamada kısa ve uzun dönemli gelir ve giderler belirlenmeye çalışılır.
Bu da genellikle proforma finansal tablolar hazırlanarak yapılır. İkinci aktivite, bu ihtiyaçları karşılamak için bütçelerin geliştirilmesi ve üçüncü olarak da finansal kontrolün yapılmasıdır. Proforma finansal tablolar hazırlanırken en çok kullanılan yöntem satışların yüzdesi yöntemidir. Bu yönteme göre her kalemin geçmiş dönemlerde satışlar içindeki ağırlığı belirlenerek aynı yüzdelerle proforma tablolara yansıtılır. Oranlar ve regresyon yöntemleriyle de proforma tablolar hazırlanabilir. Finansal kontrol ise belirlenen politikaların uygulanmasını denetim altına almak ve piyasa koşullarındaki değişmelere bakarak gerekli düzeltmeleri hızla yapmak amacıyla yapılır. Finans yöneticisinin en önemli görevlerinden birisi fonların nereye yatırılacağını belirlemektir. Bir başka deyişle dönen varlıklara ve sabit varlıklara ne düzeyde yatırım yapılacağını belirlemektir. Sabit varlıklara yatırım yaparken olağanüstü finansal planlar hazırlanır ve buna sermaye bütçelemesi denir. Sabit varlıklar, ekonomik ömrü en az bir yıl olan değerlerdir. Dönen varlıklara yatırım ise çalışma sermayesi yönetimi başlığında incelenir. Dönen varlıklar çabuk paraya dönüşen likit varlıklardır. Riski sevmeyen bir finans yöneticisi çalışma sermayesine daha fazla yatırım yaptıkça işletmenin karlılığının azalmasına neden olacaktır. Çalışma sermayesinin düzeyini; işletmenin faaliyet konusu, büyüklüğü, satışlarındaki düzenlilik ile, satışlarındaki artış ve azalış oranı etkiler.
Finansal Sistem ve Kurumlar
Tüketim fazlası olan bireylerin tasarruflarının, tüketim açığı olan bireylerin kullanımına sunduğu piyasalara finansal
piyasalar denir. Bu piyasalarda fonların el değiştirmesi kıymetli evrak da denilen finansal varlıklarla olur. Bir ekonomide fon arz edenler, fon talep edenler, yatırım ve finansman araçları, yardımcı kuruluşlar ile hukuki ve idari
düzen finansal sistemi oluşturur. Finansal piyasalar; süreye göre, para ve sermaye piyasası; örgütlenme şekline göre, organize olmuş ve olmamış piyasalar; finansal varlıkların piyasaya çıkış durumuna göre de birincil ve ikincil piyasa şeklinde sınıflandırılabilir. Finansal piyasalarda fon arz ve talebinin buluşması genellikle finansal kurumlar aracılığıyla gerçekleşir. Finansal kurumlar fon maliyetini azaltmak, risk ayarlaması, vade ayarlaması ve miktar ayarlaması yapmak, danışmanlık yapmak gibi fonksiyonlar üstlenmişlerdir.
Finansal kurumlar, para yaratan ve para yaratmayan kurumlar olarak gruplandırılabilir. Para yaratan finansal kurumlar merkez bankası ve ticari bankalardır. Para yaratmayan finansal kurumlar ise yatırım ve kalkınma bankaları, sigorta kurumları, kollektif yatırım kurumları, factoring, forfaiting, leasing şirketleri, risk sermayesi şirketleridir. Finansal varlıklar, ortaklık veya alacaklılık hakkı veren, belli bir meblağı temsil eden hisse senetleri, tahviller, finansman bonoları ve hazine bonoları gibi varlıklardır. Finansal araçlar; paraya çevrilebilirlik, bölünebilirlik, geri dönülebilirlik, getiri, vade, risk gibi özellikleri açısından
farklılıklar gösterirler. Vadesi bir yıla kadar olan fon arz ve talebin karşılaştığı piyasaların başlıca finansal varlıkları, hazine bonoları, REPO, banka mevduatı,finansman bonosu, banka bonosu ve varlığa dayalı menkul kıymetlerdir. Sermaye piyasasının temel finansal varlıkları hisse senedi ve tahvillerdir.
Çokuluslu İşletmeler
Uluslararası işletmecilik ve çokuluslu işletmeler son yıllarda globalleşme ile işletmecilik konularının vazgeçilmez bir parçası olmaya başladı. 2. Dünya Savaşı’ndan sonraki dönemde ekonomik ve sosyal gelişmelere paralel olarak işletmelerin ekonomik güçlerinin çok artması ve bazı ülkelerin GSMH’dan daha fazla satış hacmine ulaşmaları globalleşmenin başlangıcı olmuştur. Çokuluslu işletmeler bugün artık, çeşitli ülkelerin vatandaşları gibi görülmekte, ülkelerin yasal, politik koşullarına uymakta ve vergi vermektedirler. Çokuluslu işletmeleri etkileyen üç çevreden söz edebiliriz. Bunlar ülke içi çevre, yabancı çevre ve uluslararası çevredir.
Çokuluslu işletmenin tanımında bazı ölçütler vardır. Bunlar iki veya daha fazla ülkede faaliyet gösterme, ülke dışında mülkiyet, üst yönetimin milliyeti ve benzer ölçütlerdir. "Çokuluslu işletme ülke içi ve ülke dışındaki yatırımları işletme amaçlarına ve işletme sahiplerinin çıkarlarına uygun bir biçimde yöneten ticaret ve sanayi işletmesidir". Çokuluslu işletmelerin ülke dışında faaliyet göstermelerinde ilk adım ihracat yapmaktır. Bu aşamadan sonra lisans anlaşması, franchising, dış ticaret işletmelerini kullanma, ülke dışında şube açma ve joint venture ile diğerleri gelir.
Çokuluslu işletmeler yabancı ülkelere girişleri ve faaliyetleri sırasında değişik koşullarla karşılaşırlar. Toplumsal, kültürel, ekonomik, yasal veya siyasi farklılıklar işletmelerin yabancı ülkelere yatırım kararlarında etkili olur. Çokuluslu işletmelerin yönetiminde ilk adım planlamadır. Ulusal planlama ile uluslararası planlama arasında büyük farklar vardır
Genel Işletme özet GENEL İŞLETME
"Gün ışığı ve yağmur suyu" Serbest mallar (ekonomik olmayan mallar) grubuna girer.
İşletmelerin geleneksel iki temel amacı Kar elde etmek(kar sağlama) ve topluma hizmettir.
İşletmeler işlevlerine göre gruplandırıldığında, Muhasebe ve Ar-Ge , Destekleyici işlev arasında yer alır.
Yapılabilirlik (ön proje) projesi araştırmaları(fizibilite) arasında yer alanlar: Ekonomik, Teknik, Finansal , Yasal, Örgütsel araştırma içinde yer alır.
Birbirinin aynı olan malları üreten ve pazarlayan işletmelerin birleşmesine yatay birleşme denir.
Ana etik sorunların ortaya çıktığı alanlar: Çıkar çatışmaları, içtenlik ve doğruluktan sapma, iletişim, örgütsel ilşkiler
Çıktı(üretilen mal ve hizmetler) / Girdi (işgücü, sermaye,doğal kaynaklar) = verimlilik (prodüktivite)
Gıda maddeleri gibi bir kez kullanıldığında tüketilen mallar Dayanıksız mallar grubuna girer.
İşletmenin iç çevre unsurları : Sermaye sahipleri, yöneticiler, personel, örgüt kültürü
İşletmelerin Türk hukuk sistemindeki gruplandırılması gözönüne alındığında limited şirket , sermaye şirketleri grubuna girer.
Kuruluş karar sürecinde, arsa, makina,araç ve gerecin satın alınması Projenin uygulanması aşamasında gerçekleştirilir.
Kuruluş karar sürecinde, projenin somutlaştırılması ve ayrıntıların belirlenmesini içeren aşama Yatırım aşamasıdır.
İşletmelerin aynı üretim dalında faaliyet boyutlarını genişletmesine Yatay büyüme denir.
İşletmeler kendi iç kaynakları yeterli olmadığı zaman , dış kaynaklardan yararlanma yoluna giderler. Dış büyüme genellikle Birleşme şeklinde olur.
Etik açısından yerinde olmayan davranış biçimleri gözönüne alındığında "harcamalarda sahtecilik yapma" , Denetim dışı davranış biçimi içinde ele alınır.
Herhangi bir eylemin kabul edilebilir biçimde gerçekleştirilmesini sağlayan temel kurallara Etik denir.
Bölüm müdürleri ve müdür yardımcıları , orta yönetim basamağında yer alır.
Bir organizasyon yapısı içinde çalışan insan unsurunu anlamak, yeteneklerden yararlanmak, motivasyon gibi konular üzerinde duran yönetim teorisi Neo-Klasik Yönetim Teorisi (Davranışsal) dır.
Bir politikayı uygulamak için ayrıntılı olarak yapılması gereken işleri belirten plan türüne Genyöntem denir.
Çift faktör teorisine göre İş başarma , tanıma, sorumluluk, gelişme, ilerleme "güdüleyici etmenler" dir.
İnsan kaynakları yönetimini etkileyen iç çevre unsurları: İş güvencesi, işgören beklentileri, biçimsel gruplar, çalışma ortamı
İnsan kaynakları yöneticisinin diğer bölümlerdeki insan kaynakları yönetimi işlevlerinin uygulanabilmesi için kullandığı yetki " İşlevsel yetki" dir.
İş analizleri ve iş tanımları insan kaynakları yönetimi işlevlerinin Planlama işlevi içinde yer alır.
İşletmelerin kuruluşundaki yatırım kararı aşamaları: Yatırım düşüncesi, Yapılabilirlik araştırmaları, Kesin proje, Projenin uygulanması
Aynı sektördeki iki işletmenin tüketici aleyhine olarak, karlarını artırmak için birleşmelerine Kartel denir.
Ana etik sorunların ortaya çıktığı alanlar: Çıkar çatışmaları, İçtenlik ve doğruluktan sapma, İletişim, Örgütsel ilişkiler
Etkinliğin ve verimliliğinin artırılması için hangi ilkelere uyulması gerektiğini araştıran yönetim teorisi Klasik Yönetim Teorisidir.
İnsan kaynakları yönetimini etkileyen iç çevre unsurları: Bireysel nitelikler, İş nitelikleri, Bireylerarası ilişkiler, Örgütsel özellikler
İnsan kaynakları yönetimini etkileyen dış çevre unsurları: Dış kaynaklar, Rakipler, Yasalar
İş analizlerinin kullanım alanları: İnsan kaynakları planlaması, İşe yerleştirme yükseltme, Eğitime alınacak personelin belirlenmesi, Adil bir ücret sisteminin oluşturulması
Pazar bilgisi toplama işlemi pazarlama sisteminin Kolaylaştırıcı fonksiyon içinde yer almaktadır.
İşletmenin pazarlama sisteminin sağladığı ek yarar ve hizmetler bütününe Zenginleştirilmiş ürün denir.
Bir kurumun malları, hizmetleri ve genellikle de kurum hakkında topluma iletiler sunulmasına Halkla İlişkiler denir.
Ürüne dayalı süreç tasarımı: Tüm üretim işlem ve aşamaları yalnızca bir üretim bölümünde gruplandırılır. Üretim süreci belirli bir rota izleyecek şekilde organize edilir. Ürüne dayalı süreçte farklı üretim biçimleri uygulanabilir. Üretim sürecinde ürün geri dönmeksizin doğrusal bir yönde ilerler.
İşletmelerin dahili ağına İnternet protokollerinin ve www yaklaşımının uygulanmasına İntranet denir.
Ortakların, sağladıkları fonlar karşılığında işletme varlıkları üzerindeki hak sahipliği Öz kaynaklardır.
Varlıkların paraya dönüştürülme yeteneğine Likidite denir.
Organize olmamış piyasaların özellikleri: Tezgah üzeri piyasa olarak da adlandırılması, Piyasa işlemlerinin açık olmaması, Yatırımcıların risklerinin daha yüksek olması, Yerel ve menkul kıymetleri fazla bilinmeyen kurumlar için önemli işlev görebilmesi
Üretim sisteminin temel öğeleri: Girdiler, Dönüşüm süreci, Çıktılar, Geribildirim
Üretim öğeleri: Emek(İşgücü), Girişimci,Sermaye(Kapital), Teknoloji
İşletmenin iç çevre unsurları: Sermaye sahipleri, Yöneticiler, Personel, Örgüt kültürü
Kuruluş karar sürecinde, arsa, makine, araç ve gerecin satın alınması Projenin uygulanması aşamasında gerçekleştirilir.
Aynı ürünün değişik özelliklerle piyasaya sürülmesine Ürün farklılaştırması denir.
Etik açısından yerinde olmayan davranış biçimleri göz önüne alındığında; "yetersiz çalışanlara göz yumma" Görevde hatalı davranma davranış biçimi içinde ele alınır.
Yöneticinin, çalışma hayatındaki bireylerle ilişki kurma becerisini ifade eden yetenek Beşeri ilişkiler yeteneğidir.
Bir politikayı uygulamak için ayrıntılı olarak yapılması gereken işleri belirten plan türüne Genyöntem denir.
İşdışı eğitimin üstün yanları: Öğrenmenin belli bir disiplin altında gerçekleşmesi, Eğitimin uzmanlar tarafından verilmesi, Teorik bilgileri öğretmenin kolay olması, Personelin öğrenme isteğini artırması
Tüm pazar içindeki farklı grupların ortak satın alma davranışları ve gereksinimler doğrultusunda homojen (benzer) gruplara ayrıştırılmasına Pazar bölümleme denir.
Fiyatlamada işletme içi faktörler: Maliyetler, Pazarlama karması, Pazarlama amaçları
Fiyatlamada işletme dışı faktörler: Pazarın yapısı, Rekabet, Diğer çevresel faktörler(Ekonomi, aracılar, yasalar)
Örgütsel imajın , düşüncelerin ve politik konuların sunumuna yönelik reklam türüne Kurumsal reklam denir.
Demir-Çelik fabrikaları örneğinde olduğu gibi çok büyük hacimli üretimi gerçekleştiren, bütünüyle sermaye yoğun üretim sistemlerine Sürekli üretim sistemi denir.
Süreç tasarımını etkileyen faktörler: Ürün talebi, Otomasyon düzeyi, Ürün kalitesi, Üretim esnekliği, Tüketici ile ilişki düzeyi
Bütünleşik bilgi sisteminin özellikleri: Ortak bir bilgi akışı olması, Kapsamlı bir planlama sonucu or
Bankacılık ve finans alanında çalışacak elemanların yetiştirilmesine yönelik eğitim ve araştırma yapmaktır.
Programda Okutulan Belli Başlı Dersler
Muhasebe, işletme ekonomisi,işletme,iktisat,para ve banka,ticari yazışma,vergi teorisi ve uygulaması, bilgi işlem ve programlama, dış bankacılık ve iflas hukuku, borçlar hukuku, matematik, istatistik, kambiyo sistemleri ve mevzuatı ve sermaye piyasası gibi dersler okutulmaktadır.
Çalışma Alanları
Bankalarda ve şirketlerde finans bölümünde çalışılabilir. Bankalarda, muhasebe şirketlerinde ve özel bürolarda;işletmeci,iktisatçı,hukukçular ve meslektaşlarıyla birlikte çalışırlar
Eurobond, devlet ya da şirketlerin, kendi ülkeleri dışında kaynak sağlamak amacıyla, uluslararası piyasalarda yabancı para birimleri üzerinden satışa sundukları, genellikle uzun vadeli borçlanma aracıdır. TC Eurobondları ise Türkiye Cumhuriyeti Hazinesi tarafından uluslararası piyasalarda genellikle USD veya EUR cinsinden ihraç edilmektedir.
Bankaların sermaye yeterliliklerinin ölçülmesine ve değerlendirilmesine ilişkin olarak Uluslarası Ödemeler Bankası (BIS) bünyesinde oluşturulan Basel Bankacılık Denetim Komitesi (BCBS) tarafından yayımlanan ve yakın tarihte (2007-2008 yılı başında) birçok ülkede yürürlüğe girmesi beklenen standartlar bütünüdür.
BASEL-II KRİTERLERİNİN AMACI
- Bankaların maruz kaldıkları riskleri daha iyi ölçmek ve bunu en az sermaye düzeyi ile ilişkilendirmek,
- Ulusal ve Uluslararası denetim uygulamalarını güçlendirmek,
- Şeffaf ve Uluslararası genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine uyumlu finansal tablolar yolu ile piyasa disiplinini sağlamak.
BASEL II’DEN BEKLENEN FAYDALAR
* Bankalarda risk yönetimi ve kültüründeki etkinliğin arttırılması,
* Bankaların aracılık fonksiyonlarını daha etkin bir biçimde yerine getirmesi ,
* Bankaların sermaye düzeylerinin maruz kaldıkları risklere paralel hale getirilmesi,
* Bankalar tarafından kamuya açıklanacak bilgiler aracılığıyla piyasa disiplininin arttırılması,
* Bankaların müşterileri konumundaki kişi ve kuruluşların kurumsal yönetişim yapılarının iyileştirilmesi.
TÜRK BANKACILIK SİSTEMİ BASEL II’ YE HAZIR MI?
Türk Bankacılık sektöründe Basel-II’nin uygulanabilmesi yolunda önemli mesafe kaydedilmiştir. Başta BDDK ve TBB olmak üzere, banka ve özel finans kurumlarının genel merkezlerinde Basel II ile ilgili çalışma grupları oluşturularak mevcut eksikliklerin giderilmesi ve olası sorunların aşılması yönünde test çalışmalarına yoğun bir şekilde devam edilmektedir.
Ancak, sözkonusu kriterlerden direkt olarak etkilenecek olan kişi ve kuruluşlar (KOBİ) ile meslek örgütlerinin son derece yetersiz bilgilere sahip olduğu ve yeni kredilendirme süreçlerine hazırlıksız oldukları ortaya çıkmaktadır.
6
BASEL II’NİN AVRUPA BİRLİĞİ SÜRECİNDEKİ YERİ
Avrupa Birliği ve G-10 Ülkeleri Basel-II hükümlerini 2007 yılında (31.12.2006 finansal tablolarına göre) tüm Bankalar ve Menkul Kıymet Şirketleri için uygulamayı planlamaktadır.
Basel-II’ye uyum Ülkemizde faaliyet gösteren finans kuruluşları ile reel sektör kuruluşlarının Avrupa Birliği standartlarına da uyumunu sağlayacaktır.
7
BASEL II’NİN REEL SEKTÖR İLE İLİŞKİSİ
-Bankalarda risk yönetimi ve kültürünün gelişmesini, dolaylı olarak ta, bankaların müşterisi konumunda bulunan reel sektör firmalarını olumlu yönde etkilemesi beklenmektedir.
-Basel-II, derecelendirme notu bulunmayan şirketler için mevcut duruma herhangi bir değişiklik getirmemektedir. Ancak, Basel-II ile birlikte yüksek derecelendirme notuna sahip şirketler diğerlerine göre daha avantajlı konuma geçecektir.
-Şirketlerde kurumsal yönetişimin artması ve kayıtdışılığın azalması yönünde doğal bir teşvik mekanizması oluşturacaktır.
-Basel II risk yönetiminde ortaya çıkan gelişmelerin, şeffaf olmayan ve yeterince kurumsallaşamayan reel sektör kuruluşlarının bankalarla yaşayabilecekleri sorunların, Basel II uygulamasından bağımsız olarak Uluslararası standartlara yükseltilmesi zorunluluğu bulunan risk yönetimi uygulamalarının doğal ve zorunlu bir sonucu olarak görülmelidir.
8
BASEL II’YE GÖRE FİRMA BÜYÜKLÜKLERİ
9
BASEL II KRİTERLERİNE GÖRE KOBİ ÖLÇÜTLERİ
-250’den az işçi çalıştıran,
-Yıllık cirosu 50 milyon EUR’dan az ve
-Bilanço aktif toplamı 43 milyon EUR’dan küçük olan firmalar KOBİ (Küçük ve Orta Büyüklükte İşletme) tanımına girmektedir.
Bu durumda, Ülkemizde faaliyet gösteren reel sektör kuruluşlarının istatistikleri incelendiğinde; İstanbul Sanayi Odası’nın 2004 yılı sonu rakamlarına göre ilk 1000 firmasından 660’ının, TCMB’nin bilanço verilerini topladığı 7500’ü aşkın firmanın ise 6800’ünün Basel II kriterlerine göre KOBİ sayıldığı bir ortamda ne kadar büyük bir kitlenin etki alanına girdiği ortaya çıkmaktadır.
Halen Ülkemizde değişik kuruluşların uygulamış olduğu KOBİ tanımının yeknesak hale getirilmesi, BASEL II kriterlerine ve AB normlarına uyumun gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
10
STANDART YÖNTEME GÖRE FİRMA SINIFLAMALARI
11
RİSK AĞIRLIKLARI I
12
RİSK AĞIRLIKLARI II
13
Yıllık cirosu 50 milyon Euro veya daha az olan bir işletme
- Bir bankadan 1 milyon Euro’nun üzerinde kredi kullanırsa, o bankada “Kurumsal-KOBİ” olarak,
- Diğer bir bankadan da 1 milyon Euro’nun altında kredi kullanırsa, o bankada da “Perakende-KOBİ” olarak,
dikkate alınacak ve farklı risk ağırlıklarına tabi tutulacaktır.
Bu durum, yüksek tutarlarda kredi kullanan birden fazla banka ile çalışan işletmelerin kaynak kullanım maliyetlerini etkileyebilecektir.
14
FİNANS SEKTÖRÜNDEN REEL SEKTÖRE KAYNAK AKTARIMI
Bankalar riske daha duyarlı analizler yapacak
(İçsel Risk Derecelendirme )
Kredi maliyetleri düşecek
Az Riskli Firmalar
Yüksek Riskli Firmalar
Kredi maliyetleri yükselecek
Bağımsız kredi dış
derecelendirme
kuruluşları
* Basel II uygulamaları ile birlikte Bankalar kredi kullandırımında daha seçici olacak, risk ratingi yüksek, mali raporlamaları şeffaf ve güvenilir firmaları tercih edeceklerdir. * Firmaları değerlendirirken Bankaların içsel risk derecelendirme sistemleri önemli olacaktır.
15
KOBİ’LERİN YAŞAYABİLECEĞİ ZORLUKLAR
Şeffaflık Sorunları
- Kayıt dışı işlemlerin kayıt içine alınmasının talep edilmesi,
- Bankalar tarafından daha fazla bilgi ve belge istenerek firmaların daha yakın izlemeye alınması,
- Finansal tabloların firmaların gerçek kapasitelerini ortaya koymaktan uzak olması.
16
KOBİ’LERİN YAŞAYABİLECEĞİ ZORLUKLAR
Finansman Sorunları
- KOBİ’lerin çalıştıkları bankaların değişen ve değişmekte olan kredi tahsis ve kullandırım süreçlerine uyum sağlayamamaları nedeniyle finansal olanaklarının daralması,
- Firmanın sahip olduğu işhacminin üzerinde banka ile çalışması veya tek banka ile çalışmasının getireceği sıkıntılar,
- Bilançoda yeralan aktif ve pasif kalemler arasındaki vade, döviz kuru, parite ve faiz oranı uyumsuzluğunun finans kuruluşları tarafından daha detaylı değerlendirilmesi nedeniyle ortaya çıkabilecek sorunlar.
17
KOBİ’LERİN YAŞAYABİLECEĞİ ZORLUKLAR
* Risk Bazlı Fiyatlama ve Teminatlandırma
* Kredi derecelendirme notuna göre faiz ve teminat verme zorunluluğu, * Geleneksel teminatlardan müşteri çek ve senetleri ile firma ortaklarının ve grup şirketlerinin kefaletinin teminat kapsamında değerlendirilmemesi, * Nakit, banka teminat mektupları ve gayrimenkul (İkamet amaçlı) ipoteklerinin teminat olarak bankalar tarafından talep edilmesi.
18
KOBİ’LERİN YAŞAYABİLECEĞİ ZORLUKLAR
* Risk Bazlı Fiyatlama ve Teminatlandırma
* Faaliyet gösterilen sektörler, bölgeler ve uluslararası
piyasalardaki gelişmeler ile sosyo-ekonomik gelişmelerin
gözönünde bulundurulması,
* Operasyonel, bölgesel ve siyasal risklerin firmalara
getirebileceği olumsuzlukların değerlendirilmesi.
19
TEMİNATLAR
• Nakit, mevduat veya mevduat sertifikası
• Altın
• Borçlanma senetleri
(derecelendirme notuna veya likit ve bankalarca çıkartılmış
olmasına göre)
• Ana endeksteki (İMKB 100) hisse senetleri
• Yatırım fonları
• Ana endeks dışında, ancak organize piyasalarda işlem gören
senetler
• Ana endeks dışında, ancak organize piyasalarda işlem gören
senetleri de kapsamakta olan fonlar
• Gayrimenkul ipoteği
(söz konusu ipoteğin ikamet amaçlı ya da ticari amaçlı bir
gayrimenkul üzerinde olmasına göre değişmektedir.)
20
BASEL II GEÇİŞ SÜRECİNDE KOBİLERE ÖNERİLER
* Firmaların ana faaliyet konularında çalışmaları,
* Kayıt dışı işlemlerin kayıt içine alınması,
* Basel II’nin öngördüğü teminat
yapısına uyum sağlamaları,
* Sermayelerin güçlendirilmesi,
* Uluslararası kabul görmüş standartlarda, güvenilir mali tabloların üretilmesi,
21
BASEL II GEÇİŞ SÜRECİNDE KOBİLERE ÖNERİLER
* Raporlama ve veri tabanı konularında yeni teknolojik yatırımların tamamlanması,
* Kurumsal yönetim kültürünün yerleştirilmesi,
* Risk yönetimi konusunda uzmanlaşmayı sağlamak üzere özellikle muhasebe ve finansman konusunda nitelikli insan kaynağına yatırım yapmaları.
Bankalara veya finans kurumlarına kredi almak üzere başvuran firmaları, mal ve para kaynakları yönünden (para, sermaye, mal varlığı vb.) değerlendiren ve en uygun finansal (parasal) destek seçeneğine karar vermesinde firmaya danışmanlık yapan kişidir.
GÖREVLER
- Kredi isteminde bulunan firmaların finansal tablolarının (mali tablolarının) analizini yapar, - Hangi alanlara yatırım yapılırsa ne ölçüde kâr elde edileceğini inceler ve bu doğrultuda önerilerde bulunur, - Firmayı üretim yapma ve aldığı krediyi ödeyebilme gücü yönünden değerlendirir, - Firmanın likidite politikası dahil finansal planlamasını yapar.
KULLANILAN ALET VE MALZEMELER
- Bilgisayar, - Çağdaş iletişim araçları (faks, telefon, teleks, internet ),
MESLEĞİN GEREKTİRDİĞİ ÖZELLİKLER
Finans uzmanı olmak isteyenlerin; - Üst düzeyde genel yeteneğe ve sayısal düşünme gücüne sahip, - Mali konulara ilgi duyan, - Durumu iyi analiz edip, doğru karar verebilen, uzak görüşlü, - Tertipli ve düzenli çalışabilen, - İkna gücü ve sorumluluk duygusu yüksek kimseler olmaları gerekmektedir.
ÇALIŞMA ORTAMI VE KOŞULLARI
Finans uzmanı görevini büro ortamında yürütür ve birinci derecede verilerle ilgilidir. Çalışırken düşünme, araştırma gibi zihinsel faaliyetlerde bulunur ve firma sahipleri, muhasebe müdürleri ve üst düzey yöneticilerle, firmaların üretim müdürleriyle, bankaların istihbarat birimi çalışanlarıyla ve müşterilerle iletişimde bulunur.
ÇALIŞMA ALANLARI VE İŞ BULMA OLANAKLARI
- Sermaye Piyasası Kurulunda, bankalarda, özel finans kurumlarında, danışmanlık şirketlerinde, firmaların yatırım veya finansman bölümlerinde çalışırlar. - Ülkemizde, son yıllarda yatırıma yönelik girişimcilerin her geçen gün artıyor olması, ekonomimizin dünya piyasasına açılma eğilimi, finans sektörünün tüm Türkiye genelinde büyümesini sağlamakta, dolayısıyla da her geçen gün yeni iş alanları artmaktadır.
MESLEK EĞİTİMİNİN VERİLDİĞİ YERLER
Eğitimin doğrudan verildiği bir örgün eğitim kurumu yoktur. Ancak, üniversitelerin işletme, iktisat, maliye, bankacılık, bankacılık ve finans, sermaye piyasası, muhasebe – finansman gibi bölümlerinden mezun olanlar çeşitli enstitüler ve özel eğitim kuruluşları ile üniversiteler bünyesinde sunulan eğitimden yararlanarak “Finans” konusunda uzmanlaşabilirler.
MESLEK EĞİTİMİNE GİRİŞ KOŞULLARI
Finans uzmanı olabilmek için, öncelikle üniversitelerin işletme, iktisat, maliye, bankacılık, finans, sermaye piyasası, muhasebe – finansman gibi bölümlerinden mezun olmak, bu bölümlere girebilmek için ise lise veya dengi okul mezunu olmak ve Öğrenci Seçme Sınavında (ÖSS) ilgili bölümler için yeterli “Eşit Ağırlıklı (EA)” puan almak gerekir. Çalıştıkları finans kurumlarında iyi performans göstermek gerekir. Başarı gösterenler, bankalar, özel finans kurumları ve özel eğitim kurumlarında finans konusunda açılan hizmet-içi eğitime katılma hakkını elde ederler.
EĞİTİMİN SÜRESİ VE İÇERİĞİ
Mesleğin örgün bir eğitim kurumu yoktur. Finans kurumlarında çalışmaya başladıktan sonra, gerekli formasyonları kazandıracak geliştirici eğitime tabi tutulurlar. Bu eğitimde; Organizasyon Teorisi ve Uygulamaları, Uygulamalı Bilgisayar Programı, Maliyet Düşürme Teknikleri ve Savurganlıkların Önlenmesi, Uzun Vadeli ve Stratejik Planlama, İşletmelerde Finansal Planlama, Yatırım Kararları, Yatırım Projelerinin Düzenlenmesi , İşletme Sermayesinin Finansmanı, Fizibilite Etütleri ve Yenileme Analizleri, Mamul Maliyetlerini Hesaplama Yöntemleri ve Üretim Kararlarında Kullanılması, Bilgisayar Destekli Proje Yönetimi, Yeni Finans Teknikleri, Temel Finansman Bilgileri gibi konularda dersler verilir.
MESLEKTE İLERLEME
Finans uzmanı olarak çalışanlar ilgili kurumlarda finansman bölüm şefliği, müdür yardımcılığı, müdürlük, genel müdürlük gibi idari kadrolarda çalışabilirler. BENZER MESLEKLER: Fon yöneticiliği, mali müşavirlik, yatırım uzmanlığı.
Tebliğin uygulamaya ilişkin usul ve esasları, Madde 30 da da belirtildiği üzere nakit akım tablosu ve satılan malın maliyet tablosu dahil olmak üzere tüm mali tabloların bilanço günündeki paranın cari satın alma gücü üzerinden düzeltilmesini gerektirir. Takip edilmesi gereken matematiksel yöntemlerin yanısıra esasları ile ilgili muhakeme gerektiren uygulamalar da enflasyon muhasebesinin doğru ve etkin tatbiki açısından son derece önemlidir.
Mali tabloların enflasyona gore düzeltilmesinde uygulanması gerekli temel yöntem ve esaslar aşağıdaki şekilde özetlenebilir.
Ø Fiyat endeksinin belirlenmesi
Ø Parasal ve parasal olmayan kalemlerin ayırımı
Ø Parasal olmayan kalemlerin enflasyona gore düzeltilmesi
Ø Gelir tablosunun enflasyona gore düzeltilmesi
Ø Net parasal pozisyon karı ve zararının hesaplanması ve doğrulanması
Ø Nakit akım tablosunun enflasyona gore düzeltilmesi
Ø Geçmiş dönem mali tablolarının enflasyona gore düzeltilmesi
- Enflasyon muhasebesiuygulanmış mali tablolar, UMS ye uygun olarak hazırlanmış mali tablolar anlamına mı gelir?
Enflasyon muhasebesi içeren yüksek enflasyonlu ekonomilerde Finansal Raporlama (UMS29) standardı şu anda yürürlükte olan 34 UMS den sadece bir tanesidir. Bu nedenle enflasyon muhasebesi uygulanmış ancak Ums nin tüm standartları uygulanmış mali tablolar UMS ye uygun mali tablo anlamına gelmemektedir.
5.1. Fiyat Endeksinin Belirlenmesi
Tebliğ, mali tablo kalemlerinin enflasyona gore düzeltilmeleri aşamasında DİE tarafından Türkiye için hesaplanan TEFE nin kullanılmasını öngörmektedir. 1976 ve sonraki yıllarda gerçekleşen işlemlerin enflasyona gore düzeltilmesinde bir örneği Seri XI, No:20 Ek/3 de yer alan fiyat endekslerinden hesaplanacak düzeltme katsayıları kullanılır.
Düzeltme katsayısının hesaplanması le ilgili örnek
Aralık 2000 tarihinde 10,000 milyon TL ye satın alınan bir arsanın 31 Aralık 2001 tarihindeki paranın satın alma gücü esasına gore düzeltilmiş değeri nedir?
Fiyat endeksi Düzeltme Katsayısı
31 Aralık 2000 2.626,0 1,886 (=4.951,7/2.616,0)
31 Aralık 2001 4.961,7 1,000 (=4.951,7/4.951,7)
söz konusu arsanın 31 Aralık 2001 tarihindeki paranın satın alma gücü esasına gore düzenlenmiş değeri 18.860 milyon TL dir. (10.000X1.886)
- Karşılaştırmalı mali tablolar verilirken önceki dönem mali tabloları paranın hangi satın alma gücü ile ifade edilmeli?
Önceki dönem mali tabloları, karşılaştırmanın sağlıklı olması açısından cari satın alma gücü cinsinden ifade edilmelidir. Önceki dönem mali tablolarının karşılaştırma amacıyla düzeltilmesi, mali tabloların parasal kalemler de dahil olmak üzere tüm kalemlerinin dönemin düzeltme katsayısı ile çarpılması yoluyla yapılır.
2003 Yılı Enflasyon Düzeltmesine İlişkin Esaslar
2003 Yılı Mali Tabloları Söz konusu uygulamadan önceki esaslara göre düzeltilecek, vergi matrahı da bu tablolar üzerinden hesaplanacaktır.
Daha sonra 2003 Yılı Mali Tablolarından Sadece Bilanço 5024 sayılı Kanuna eklenen geçici 25. madde uyarınca düzeltilecektir.
Enflasyon Düzeltmesi yapabilmek için iki koşul vardır
1 – Gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olmak
2 – Bilanço esasına göre defter tutmak
Bu iki şart aynı anda gerçekleşmelidir.
Ayrıca Enflasyon Düzeltmesinin Söz konusu olması için
- İçerisinde bulunulan dönem dahil olmak üzere son üç dönemde fiyat endekslerindeki artış topl*****n % 100 ün üzerinde olması, içerisinde bulunulan hesap döneminde de % 10 dan fazla olması gereklidir.
Bakanlar Kurulu % 100 oranını % 35 e kadar indirmeye, % 10 oranını ise % 25 e kadar çıkartmaya yetkilidir.
- Geçici vergi dönemlerinde ise üçer aylık dönemlerin son ayı dahil önceki otuzaltı ay içerisinde bulunulan hesap dönemi yerine ise oniki ay alınmaktadır.
Enflasyon Düzeltmesi Yaparken;
Parasal Kıymetlerin enflasyon düzeltmesi yapılmasına gerek yoktur.
Örneğin Kasada bulunan para bir parasal kıymettir. Enflasyon muhasebesinin amacı, iktisadi kıymetleri paranın satın alma cinsine göre ifade etmektir.
31.12……. Tarihinde, Tarihi Maliyetler Muhasebesine göre düzenlenmiş bilançoda Kasa Hesabında bulunan paranın 31.12…… tarihi itibariyle satın alma gücüde aynıdır.
Dolayısıyla enflasyon düzeltmesine tabi tutulmasına gerek yoktur.
Stoklar Parasal olmayan kıymetlerdendir.
Söz konusu tarihli bilançoda bulunan stokların bilançoya kayıtlı değeri ile bilançonun düzenlendiği tarihteki değeri enflasyonist koşullarda (satın alma gücü) aynı değildir ve enflasyon düzeltmesine tabi tutulması gerekir.
Parasal Olmayan Kıymetler ise enflasyon düzeltmesine tabi tutulacaktır.
Parasal Olmayan Kıymetlerin Enflasyon Düzeltmesinde Dikkate Alınacak Tutarları
Düzeltme işleminde Vergi Usul Kanununda Yer Alan Değerleme Hükümlerine Göre Tespit Edilen Tutarlar esas Alınır.
Maddi duran varlıklar maliyet bedelleri - mali duran varlıklar ise alış bedelleri üzerinden düzeltmeye tabi tutulur.
Reel Olmayan Finansman Maliyetleri ;
Maddi duran varlıklar, mali duran varlıklar ve özel tükenmeye tabi varlıklar ile stokların maliyet ve alış bedelleri içinde yer alan ve tevsik edilebilen reel olmayan finansman maliyeti, ilgili varlığın maliyet veya alış bedellerinden düşülür. (Geçici Md . 25/C)
Reel Olmayan Finansman maliyetleri; Her türlü borçlanmada, borcun kullanıldığı döneme ait TEFE artış oranının uygulanması suretiyle bulunan tutarı ifade eder. (VUK 328. GT 6.2.1)
31.12.2003 Tarihli bilançolarda enflasyon düzeltmesi yapılırken; tevsik edilmek şartıyla bazı parasal olmayan varlıkların içerisinde yar alan reel olmayan finansman maliyetleri varlığın maliyet veya alış bedellerinden düşülür. Bunun sonucunda ortaya çıkan tutar üzerinden düzeltme işlemi yapılır.
Stoklar, Maddi duran Varlıklar, Mali Duran Varlıklar, Özel Tükenmeye Tabi Varlıklar reel olmayan finansman maliyeti ihtiva edebilen iktisadi kıymetlerdir. (Reel olmayan finanman maliyeti ihtiva edebilecek kıymetler VUK 328 sıra numaralı tebliğin ekinde (EK-3) verilmiştir.
Reel Olmayan Finansman Maliyetlerinin Tevsik Edilememesi Hali
Mükellefler VUK 328 sıra numaralı tebliğ EK 3 de sıralanmış olan kıymetlerin içerisinde yer alan reel olmayan finansman maliyetlerini tevsik edemiyorlarsa; reel olmayan finansman maliyetleri aşağdaki şekilde hesaplanacaktır.
1 – Son Beş Hesap Dönemi İçinde Aktife Giren Kıymetler
Toplam Finansman Maliyetleri * (İlgili Hesap Dönemine Ait TEFE Artış oranı * İlgili Hesap
Dönemine Ait Ortalama Ticari Kredi Faiz oranı )
İlgili Hesap Dönemine İlişkin TEFE Artış Oranı İse;
Finansman Maliyetinin Oluştuğu Yılki TEFE - Finansman Maliyetinin Oluştuğu Yıldan Bir
Önceki Yılki TEFE
Formül sonucu Çıkan Oran bir den büyük ise reel olmayan finansman maliyeti yok kabul edilecek ve oran bir olarak uygulanacaktır.
2 – Son Beş Hesap Döneminden Önce Aktife Giren Kıymetler
Beş hesap döneminden önce aktife giren iktisadi kıymetlerin maliyet ve alış bedellerine dahil edilen finansman giderleri, enflasyon düzeltmesi yapılırken iktisadi kıymetlerinin bedelinden düşülmez.
Birikmiş Amortismanların Düzeltilmesi
Bilindiği üzere enflasyon muhasebesi uygulaması gelene dek, enflasyon karşısında uygulamada Yeniden Değerleme, Maliyet artışı gibi uygulamalar bulunmaktaydı.
Enflasyon muhasebesi yürürlüğe girince bu tip lokal uygulamalar son bulmakla birlikte enflasyon düzeltmesi yaparken, eski uygulamalara tabi tutulan kalemler için özel yöntemler belirlenmiştir.
Yeniden Değerlemeye Tabi Tutulan Bir İktisadi Kıymetin Enflasyon Düzeltmesi Aşağıdaki şekilde yapılacaktır:
1 – Düzeltme katsayısı bulunur
(Dönem Sonu Endeksi / Kıymetin Aktife Girdiği Tarihteki Endeks)
Kıymet Aktife 1990 Ocak Ayında girdi, Düzeltme işlemi 2003 yılında yapılıyorsa
Düzeltmeye Esas Tutar Kıymetin Aktife Giriş Tutarıdır3 – Düzeltme İşlemi Yapılır ( 1 * 2 )
4 – Kıymetin Düzeltilmiş Değerinden, En son kayıtlı değeri ( Yeniden Değerleme Sonrası ) çıkartılır. Aradaki fark en son kayıtlı değerine (YD sonrası ) bölünmek suretiyle artış oranı bulunur.
5 – Düzeltilmiş Birikmiş amortisman tutarını bulmak için de, bir önceki madde de bulunan artış oranıyla, son bilançoda görülen amortisman tutarı çarpılır.
ÖRNEK :
İktisadi Kıymet : Taşıt
Aktife Giriş Tutarı : 2.000.000.-
Aktife Giriş Tarihi : OCAK – 2000
Yeniden Değerleme Sonrası Değeri : 6.000.000.- (31.12.2003 Tarihinde)
Bugüne Dek Ayrılan B.Amortisman : 900.000 (31.12.2003 İtibariyle)
(Not : Amortisman ve Yeniden Değerleme Hesaplaması, oranlar dikkate alınmadan verilmiştir.)
Söz konusu Taşıta İlişkin Birikmiş Amortismana Enflasyon Düzeltilmesi Yapılma Aşamaları
Enflasyon düzeltmesinde ana mantık olarak iktisadi kıymetin Aktife Giriş Tarihindeki Endeks in Cari Dönem Endeksine bölünmesi sonucu çıkan düzeltme katsayısıyla, aktife giriş tutarının çarpılması sonucu düzeltme işlemi yapılır.
Ancak tüm kıymetlerin tek tek aktife giriş tarihlerini , tutarlarını bulmam mümkün olmayabilir. Maliye bakanlığı da bunu göz önüne alıp sadece stoklarla sınırlı olmak üzere toplulaştırılmış yöntemlerin kullanılmasına izin vermiştir.
***Ayrıca Toplulaştırılmış yöntemlerle düzeltmeye tabi tutulan kıymetlerin alış ve maliyet bedellerine intikal ettirilen reel olmayan finansman maliyetlerin düşülmesi ihtiyaridir. (Mük. Md 298)
(*** Yukarıda bahsedildiği gibi Geçici 25. madde 31.12.2003 tarihli finansal tabloların , Mükerrer 298. madde ise genel olarak finansal tabloların düzeltilme esaslarını belirler.
Geçici 25. maddeye göre toplulaştırılmış yöntemler kullanılsa dahi reel olmayan finansman maliyetlerinin iktisadi kıymetlerin alış bedellerinden düşülmesi zorunludur. Mükerrer 298. maddeye göre ise ihtiyaridir. Yani 31.12.2003 finansal tabloları düzeltilirken stokların düzeltilmesinde toplulaştırılmış yöntemler seçilmiş olsa bile reel olmayan finansman maliyetleri stokların maliyetlerinden düşülecektir. )
Stoklarımızın düzeltilmesi işleminde toplulaştırılmış yöntemleri seçmemiz halinde , seçilmiş olan hesap dönemi dahil üç hesap dönemi bu yöntem değiştirilemez.
Maliye Bakanlığı iki tür toplulaştırılmış yöntem belirlemiştir
Ortalama Stokta Kalma Süresi = ------------------------------
Stok Devir Hızı
Öz sermaye Kalemlerinin Düzeltilmesi
01.01.2004 Tarihinden önce ayrılmış olan ve sermayeye ilave edilen yeniden değerleme değer artış fonu gibi fonlar öz sermayeden düşülür. Bu tip fonların sermayeye ilavesiyle oluşan artışlar sermaye artışı olarak dikkate alınmaz. Dolayısıyla bu fonlar enflasyon düzeltmesine tabi tutulmaz.
Kalan tutarlar düzeltme işlemine tabi tutulur. Burada dikkat etmemiz gereken en önemli hususlardan bir tanesi Sermaye ye ilişkin enflasyon fakının ayrı olarak gösterilmesidir. Sermayede meydana gelen değişiklikler, tescile tabi işlemlerdir. Sermayede enflasyon düzeltmesi nedeniyle oluşacak farklılıklar tescil gerektirmemesi için ayrı olarak gösterilmelidir.
Geçmiş Yıl Kar ve Zararlarının Düzeltilmesi
31.12.2003 tarihli bilançoda yer alan ve indirilemeyen geçmiş yıl zararları ile cari yıl zararı matrahın tespitinde mukayyet değerleri ile dikkate alınacaktır.
İletmelerde Kar iki şekilde tespit edilir. Birincisi gelir tablosu esasına göre, ikincisi ise bilanço esasına göre.
31.12.2003 tarihli bilançonun düzeltilmiş sermaye, düzeltilmiş hisse senetleri ihraç primleri, düzeltilmiş hisse sentleri iptal kararları ile borç topl*****n çıkarılması suretiyle bulunan fark geçmiş yıl kar/zararları hesabına kaydedilecektir.
Şayet işlemler sonucu ortaya çıkan farklar sonucu oluşan geçmiş yıl karları vergiye tabi değildir , aynı şekilde geçmiş yıl zararlarını da vergi matrahından düşmek gibi bir şansımız yoktur.
Pasif kalemlere ait enflasyon fark hesapları herhangi suretle başka bir hesaba nakledildiği, veya işletmeden çekildiği taktirde, bu işlemin yapıldığı dönemin kazancı ile ilişkilendirilmeksizin, bu dönemde vergiye tabi tutulacaktır.
Ancak öz sermayeye kalemlerine ilişkin enflasyon fark hesapları , kurumlar vergisi mükelleflerince sermayeye ilave edilebilecek ve bu işlem kar dağıtımı sayılmayacaktır.
Yani enflasyon düzeltmesinden oluşan farkları Kurumlar Vergisi mükelleflerinin sermayeye ilave etmek dışında herhangi hesaba nakletmesi veya işletmeden çekmesi , gelir vergisi mükelleflerinin de, sermayeye ilave etmek dahil, herhangi hesaba nakletmesi, işletmeden çekmesi kar dağıtımı sayılacak, döne kazancı ile ilişkilendirilmeksizin vergiye tabi tutulacaktır. Bu madde işletmelerin Öz sermaye yoğunluklu çalışmasını teşvik etmek amacıyla konulmuş olup, oluşan enflasyon farkların işletme bünyesinde kullanılmasını teşvik etmektedir.
31.12.2003 tarihi İtibariyle Öz Kaynak Kalemleri Düzeltilirken
Maddi duran Varlık Yeniden Değerleme Artışları
İştirakler Yeniden Değerleme Artışları
Maliyet Artış Fonu
Geçmiş Yıl Zararları
Geçmiş Yıl Karları
Kalemleri düzeltilmiş bilançoda yer alamayacak , başka bir ifadeyle sıfırlanacaktır. Zaten bu kalemlerin bir kısmı lokal olarak enflasyonun etkilerini arındırmaya ilişkin önlemlerdi. Gelen köklü uygulamayla bu kalemler ortadan kalkıyor. Geçmiş yıl kar/zararları da düzeltme sonucu tekrar şekil alacağı için sıfırlanmaktadır.
SONUÇ
Enflasyon düzeltmesinin amacı mali tabloların paranın satın alma gücünü ifade edecek şekilde düzeltilmesidir. Bu düzeltme endeksler yardımıyla yapılır. Kullanılabilecek endeksler Genel fiyat endeksleri ve özel fiyat endeksleri olabilir. Genel Fiyat endeksleri genel fiyat değişimlerini içeren endekslerdir (TEFE , TÜFE gibi ) , özel fiyat endeksleri ile sektörer mal guruplarındaki fiyat değişimlerini gösterir endekslerdir Örneğin sadece mobilya sektöründeki fiyat değişimlerini gösteren bir endekstir. Ancak bizim vergi kanunlarımıza getirilen düzenlemelerde kullanılacak endeks Toptan Eşya Fiyat Endeksidir. (TEFE)
Enflasyon düzeltmesine ilişkin esaslar 5024 sayılı kanun ile getirilmiş olup kanunda (mükerrer 298 .madde ile) süreklilik arz eden enflasyon düzeltme işlemleri ve (Geçici 25. madde ile) 31.12.2003 tarihli finansal tabloların düzeltilmesine ilişkin esaslar belirtilmiştir.
Gene 328 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile 31.12.2003 tarihli finansal tabloların düzeltilmesine ilişkin esaslar açıklanmıştır.
5.2. Parasal ve Parasal Olmayan Kalemlerin Ayrımı
Enflasyon muhasebesi parasal olmayan kalemlerin bilanço tarihindeki paranın satın alma gücü esas alınarak, düzeltilmiş tutarlar ile ifade edilmesini öngörmektedir. Parasal kalemler paranın değerindeki değişmeler karşısında nominal değerleri sabit kalan ancak satın alma güçleri değişen (dolayısıyla “azalan”) kalemlerden oluşur. Parasal kalemler bilanço tarihinde halihazırda paranın cari satın alma gücünde ifade edildiklerinden enflasyona gore düzeltilmezler. Parasal olmayan kalemler ise parasal kalemler dışında kalan kalemlerden oluşur.
Herhangi bir kalemin parasal olup olmadığına karar verilirken o kalemin gösterdiği karakteristik özellikleri de göz önünde bulundurmak gerekmektedir. Örneğin “Şüpheli Alacaklar Karşılığı” kalemi “Ticari Alacaklar” kaleminin parasal kalem olması nedeniyle, parasal kalem olarak dğerlendirilmelidir. Diğer taraftan “Stok değer Düşüklüğü Karşılığı” kalemi ise “stokların” paasal olmayan kalem olması nedeniyle, parasal olmayan kalem olarak değerlendirilmelidir.
Parasal olmayan kalemlerden bazıları aşağıdaki gibidir;
Ø Stoklar,
Ø Maddi duran varlıklar,
Ø Maddi olmayan duran varlıklar,
Ø Peşin ödenmiş giderler,
Ø Satın alımlar için ödenen avanslar,
Ø Satışlar için alınan avanslar,
Ø Ertelenmiş gelirler ve
Ø Özsermaye kalemleri.
5.3. Parasal Olmayan Kalemlerin Düzeltilmesi
Tüm parasal olmayan varlık ve yükümlülüklerin malitablolarda paranın bilanço tarihindeki satın alma gücü üzerinden ifade edilmeleri gerektiğinden, işlem tarihinden bilanço tarihine kadar geçen sürede gerçekleşen Toptan eşya Fiayatları Genel Endeksindeki artıştan hesaplanan düzeltme katsayısı kullanılarak enflasyona gore düzeltilirler.
Enflasyon muhasebesinin uygulandığı ilk dönemde, geçmiş yıl karı veya zararları ile dönem net karı veya zararıhariç olmak üzere, parasal olmayan tüm bilanço kalemleri işlemn gerçekleşmiş olduğu tarihteki düzeltme katsayısı kullanılmak suretiyle enflasyona gore düzeltilirler. Bu uygulama sonucunda geçmiş yıl karı veya zararları ile net dönem karı veya zararlarının toplamı olan bilanço tarihi itibariyle birikmiş bilançoda dengeleyici kalem olarak hesaplanır.
5.3.1 Geri Kazanaılabilir Tutar veya Maliyetin Düşüğü Kuralı
Enflasyon muhasebesi uygulaması sırasında dikkat edilmesi gereken önemli hususlardan biisi enflasyona gore düzeltilmiş mali tablolarda parasal olmayan kalemlerin geri kazanılabilir tutarları veya enflasyona gore düzeltilmiş maliyet bedelinin düşük olanı üzerinden gösterilmesidir. Bu amaçla, öncelikle bilanço tarihinde paranın cari satın alma gücü üzerinden gösterilmiş tarihsel maliyetler ile, ilgili kalemlerin geri kazanılabilir tutarları karşılaştırılır. Bir varlığın geri kazanılabilir tutarının, enflasyona gore düzeltilmiş değerinden düşük olması durumu söz konusu ise, enflasyona gore düzeltilmemiş mali tablolarda böyle bir karşılığa ihtiyaç olmamasına rağmen, iki değer arasındaki fark değer düşüklüğü karşılığı ayrılması suretiyle gelir tablosuna yansıtılır. Geri kazanılabilir tutar bir varlığın net satış fiyatı ile kullanım değerinden yüksek olanı olarak tanımlanmıştır. Kullanım değeri ise bir varlığın sürekli kullanımından ve faydalı ömrü sonunda elden çıkarılmasından elde edilmesi beklenen nakit akımlarının tahmin edilen bugünkü değeri olarak tanımlanmıştır.
- Enflasyon muhasebesi uygulanmış mali tablolar, varlıkların veya şirketin rayiç bedelini gösterir mi?
Enflasyon muhasebesi tarihi maliyet yöntemini temel almaktadır. Bu nedenle ve buna ek olarak piyasalardaki reel fiyat dalgalanmalarının göz önüne alınmaması nedeniyle enflasyon muhasebesi yapılmış varlık değerlerinin varlıklarının rayiç bedelini göstermesi beklenmez ve hedeflenmez. Aynı şekilde, enflasyon düzeltmesi yapılmış bir mali tablonun net aktif değerinin de şirketin rayiç bedelini göstermesi beklenmez ve hedeflenmez.
5.3.2 Peşin Ödenmiş Giderler
Enflasyon muhasebesi uygulaması sırasında tarihsel maliyet bedelleri üzerinden gösterilen peşin ödenmiş giderler ödeme tarihlerine gore yaşlandırma sonuunda tespit edilen ayın düzeltme katsayısı ile enflasyona gore düzeltilerek bilanço tarihinde paranın satın alam gücü üzerinden ifade edilir.
5.3.3 Satın Alımlar İçin Ödenen Avanslar
Peşin ödenmiş giderlerde olduğu gibi satın alımlar (sabit kıymetler vaya stoklar) için ödenen avanslaırın da yaşlandırma tablosu düzenlenir ve ödemelerin gerçekleştiği ilgili ayların düzeltme katsayısı ile enflasyona göre düzeltilerek bilanço tarihinde paranın satın alma gücü üzerindengösterilir. Sabit kıymet veya stok fiziki olarak işletmeye geldiğinde, ilgili kalemlerin maliyeti yukarıda belirtilen enflasyona gore düzeltilmiş tutarlar üzerinden ifade edilmelidir.
- Personel avansları da enflasyona gore düzeltilmeli midir?
Avansların enflasyona gore düzeltilmesinde dikkat edilmesi gereken nokta söz konusu parasal olan bir kalem ile mi yoksa parsal olamayan bir kalem iel mi ilişkili olduğunun belirlenmesidir.
Personele verilen avans, genellikle herhangi bir parasal olmayan kalem ile ilişkilendirilemediği için bilanço tarihinde söz konusu personelin işletmeye ödemekle yükümlü olduğu tutarolarak değerlendirilmeli ve parasal olarak dikkate alınmalıdır.
Bu sebepten ötürü personele verieln avans, işlemin gerçekleştiği tarihteki düzeltme katsayısı ile enflasyona gore düzeltilmez.
Ancak verilen avans personle avansı olarak değil de, sabit kıymet veya stok alımı için verilmiş ise işlemin gerçekleştiği tarihteki düzeltme katsayısı ile düzeltilir.
Ödenen avansların enflasyona gore düzeltilmesi ile ilgili örnek
31 aralık 2001 tarihi itibariyle, bir işletmenin, sabit kıymet alımlarına ilişkin vermiş olduğu avansların detayı aşağıdaki gibidir.
Tutar Düzeltme Enflasyona
Avansın verildiği tarih (Milyon TL) Katsayısı gore düzeltilmiş değer
Eylül 2000 35.000 2.023 70.805
Kasım 2000 65.000 1.921 124.865
Mart 2001 90.000 1.632 146.880
Mayıs 2001 110.000 1.342 147.620
Temmuz 2001 55.000 1.263 69.465
Ekim 2001 145.000 1.085 157.325
500.000 716.960
5.3.4 Stoklar
Tebliğin 12. maddesinde belirtildiği üzere hammadde, emtia, yarı mamul ve maul stokları, işletmelerin stok değerleme politikaları ile uyumlu olarak enflasyona gore düzeltme işlemine tabi tutulur. Genel uygulama, ilgili kalemlerin tarihsl maliyet değerinin ve iktisap tarihinin bulunması ve anflasyona gore düzeltilmesinden ibarettir. Ancak aynı madde, yoğun olarak işem gören stoklar ile ilgili düzeltme katsayılarının saptanmasından stok değerleme yöntemine bağlı olarak dönem sonunda ortalama maliyetine eşit ve en yakın alım maliyetinin gerçekleştirdiği ayın, stokların alım tarihi olarak Kabul edilmesi gibi toplu yöntemlerin kullanılabileceğinden bahsetmektedir. Stok kalemlerinin enflasyon düzeltmesinin usul ve esasları şöyle özetlenebilir:
Ilk madde ve malzeme
Ilk madde ve malzemenin düzeltilmesinde öncelikle ilgili kalemin tarihsel maliyet değerinin ve iktisap tarihinin bir yaşlandırma tablosu hazırlanarak tespit edilmesi ve ilgili tarihlerdeki düzeltme katsayıları ile enflasyona gore düzeltilmesi gerekmektedir. Ancak bu detayda bir yaşlandırma tablosu eldeedilemiyorsa, önemlilik ilkesinin gözönünde bulundurulması şartı ile, stok devir hızlarının kullanılmasıyla tahmini bir yaşlandırma tablosu elde edilebilir. Stok devir hızının bulunmasında Türk Lirası değerler değil, dönem içinde gerçekleşen işlemler ile ilgili birimlerin (kg,adet,m3 gibi) kullanılması daha doğru sonuç verecektir. Bu yöntemin kullanılması sırasında dikkat edilmesi gereken husus önemlilik ilkesinin gözden kaçırılmaması ve düzeltilmesi yapılacak ilk madde ve malzemenin mahiyetinin gözönünde bulundurulmasıdır. Örneğin, stokta uzun sure kalan maddeler için yada devir hızı değişkenlik gösteren stoklar için stok devir hızı yönteminin uygulanması sağlıklı sonuçlar vermeyebilir.
Ilk madde ve malzemelerin iktisap tarihlerinin detaylı olarak takip edilmesi durumunda enflasyona gore düzeltilmesi ile ilgili örnek
31 Aralık 2001 tarihi itibariyle A ilk madde ve malzemesinin yaşlandırma tablosu ve enflasyona gore düzeltilmesi aşağıdaki gibidir.
Tarihi elde Enflasyona
Birim etme maliyeti Düzeltme gore düzeltilmiş
Iktisap tarihi (kg) (TL) katsayısı değer
Mart 2001 10 100,000 1.632 163,200
Haziran 2001 30 450,000 1.305 587,250
Ağustos 2001 40 680,000 1.22 829,600
Kasım 2001 60 1,500,000 1.041 1,561,500
Aralık 2001 90 2,340,000 1,000 2,340,000
230 5,070,000 5,481,550
ilk madde ve malzemelerin devir hızlarının esas alınması durumunda enflasyona gore düzeltilmesi ile ilgili örnek
B ilk madde ve malzemesi Dönem başı stok 150 kg
Dönem sonu stok 200 kg
Dönem içi kullanılan stok 2500 kg
Dönüzş hızı = (((150+200)/2)/2500) x 360 = 25 gün
Dönüş Tarihi elde etme Enflasyona
Ilk madde ve hızı maliyeti Düzeltme gore düzeltilmiş
Malzeme cinsi (gün) (TL) katsayısı değer
B 25 2,370,000 1,000 2,370,000
C 43 3,650,000 1,041 3,799,650
D 88 1,756,000 1,085 1,905,260
7,776,000 8,074,910
günlük endekslerin yayımlanmaması sebebiyle hesaplamalarda aylık endeksler kullanılmaktadır.
Yarı mamul ve mamul stokları
Yarı mamul ve mamul stoklarının düzeltilmesinde de ilk madde ve malzeme stoklarının düzeltilmesinde kullanılan yöntemler kullanılır. Ancak, yarı mamul ve mamul tutarlarını oluşturan ilk madde ve malzeme, işçilik giderleri, genel üretim giderleri ve amortisman gideri gibi maliyet bileşenlerinin ortalama stokta kalış süresi farklı olacağından, bu farklılık gözetilerek hesaplama yöntemi gözden geçirilmelidir.
Yarı mamul ve mamul stoklarının enflasyona gore düzeltilmsi işlemi sırasında dikkat edilmesi gereken en önemli husu, tarihsel maliyetler esas alınarak hesaplanan genel üretim giderleri ile ilişkilendirilen amortisman giderinin yerine enflasyona gore düzeltilmiş maddi duran varlıklar üzerinden hesaplanan düzeltilmiş amortisman giderinin genel üretim giderleri ile ilişkilendirilebilen kısmının konulmasıdır.
Stoklar enflasyona göre düzeltildikten sonra “net gerçekleştirebilir değerin veya malietin düşük olanı “ kuralı ışıgında değer düşüklüğü karşılığı açısından tekrar fözden geçirilmelidir.
Stokların maliyeti olşana kadar kur farkları dahil, finansının giderlerinin reel kısmı bu maliyete ilave edilebilir. Finansman giderlerinin reel kısmı katlanılan finansman maliyetinin ilgili dönemde gerçekleşen enflasyon oranının üstünde kalan tutarı olark hesaplanır.
· Enflasyon Stokların enflasyona göre düzeltilmesi sırasında stokların maliyenelnin belirlnenirlen maddesinde kullanılan yöntemin (FİFO, LİFO ve ağırlıklı ortalama) etkisi nedir?
Fiyat değişiminin dönemin enlasyon oranı kadar olduğu durumlarda sokların enlasyona göre düzenlenmişdeğerlerinin belirlenmesinde stokların maliyetlendirme yönteminin etkisi olmaz. Öreneğin ister LİFO ister FİFO maliyet yöntemi kullanılmış olsun stoklar enflasyona göre düzeltilmeli ve bilanço tarihindeki paranın satın alma güzünde ifade edilmelir. Ancak uygulanan toplu yönteminin kullanılması sonucunda enflasyona göre düzeltilen sok değerindeki değişikli ile dönem boyunca stok maliyetlerine temel oluşturan fiyat endeksindedeki değişim arasında parasal önemsellik arz etmeyen farklar çıkabilmektedir.
Fiyat değişiminin enflasyonu takip etmediği durumlarda maliyetlendirme yöntemi stoların eflasyona göre düzeltilmiş değerlerinin belirlenmesinde etkili olur. FİFO uygulayan bir şirket stokların enflasyon düzelmesini yaparken so satın aldığı stokların ilgili maliyetini malitelerinin oluştuğu tarihi dikkate alarak endeklemeye tabi tutmalidır. Fit değişimleri enflasyonu takip etmedğinden endekslenmiş değerler LİFO ve FİFO için birbirinden farlı sonuçlar verecektir. Böylece şirkey maliyet yönetimine uygun olarak soklarına düzeltmesi yapmış olacaktır.
Mamüllerin Enflasyona Göre Düzeltilması ile İlgili Örnek “F” mamülünün üretimde kullnılan ilk madde ve malzemein ortalama devir hızı 55 dündür ve “F” mamülünün üretim süresi 10 gün stokta kalış süresi ise 45 gündür. “F” mamülünün maliyet bileşkeleri aşağıdaki gibidir.
Maliyet Bileşkesi Maliyet Maliyetin Düzeltme Enlasyona göre
(TL) Oluşturduğu Ay Katsayısı düzeltilmiş değer
İlk madde ve malzeme 7.500.000 Eylül 2001 1.158 8.685.000
Direkt İşçilik 1.700.000 Kasım 2001 1.041 1.769.700
Genel Üretim Gideri 3.200.000 Kasım 2001 1.041 3.331.200
Amortisman 600.000 (‘) 825.000
13.000.000 14.610.900
(‘) Amrortisman giderinin ilgili esaslara uygulanarak efnlasyona göre düzeltilmiş değerdir.
Stokların bilanço tarihini takiben satıldıklarında, bilanço tarihi itibariyle mevcut olan değer düşüklüğü karşılığı nasıl muhasebeleştirilir.?
Stoklar ile ilgili stok değer düşülüğü karşılıkları parasal olmayn kalemkerdir. B u sebepten dolayı satış tarifinde dikkete alınması gereken tutar, stok, ve ilğili değer düşüklüğü karşılığının ebflasyona göre satış tarihi baz alınarak düzeltilmiş tutar olmalıdır.
5.3.5. Maddi Duran Varlıklar :
Maddi duran varlıklar enflasyona göre düzeltilirken izlenecek yol aşağıdaki gibidir.
ü Varlığın iktisap tarihi ve tutarı bulunur, eger varlık aktifleştirme yoluyla kaydedildiyse aktifleştirme öncesi bulunduğu hesap kalemimde erçekleşen iktisabı ile ilgili tarih ve tutar dikkate alınır.
ü Varlıkların maliyetlerine ilave edilmiş finansman giderleri , kur, farkları ve yniden değerleme artışları varlığın enflasyona göre düzeltilmemiş mali tablolardaki kayıtlı tutarından düşülür. Ancak finanman giderlerinin reel kısmının varlığın maliyetine ilave edilmesi mümkün olabilir. Tebliğin 11.maddesinde de belirtildiği üzere finansman giderlerinin reel kısmı, katlanılan finansman maliyetinin ilgili dönemimde gerçekleşen enflasyon oanının üstünde kalan tutarı veya bir borçlu ilgili katlanılan finansman maliyetinin borcun reel değerindeki azalmadan fazla olan tutarı olarak hesaplanır.
ü Varlığın orijinal iktidap tutarı, ilgili tarihe isabet eden düzeltme kat sayısı ile enflasyona göre düzeltilerek bilanço tarihinde paranın satın alma gücüne getirilir.(Vadeli alalımlar için bkz. 5.4 gelir tablosunu enflasyona göre düzeltilmesi. Paragraf 4)
ü Amortisman hesaplanması enflasyona göre düzeltilmiş değerler üzerinden ekonomik ömürleri esas alınarak kıst uzulüne göre yapılarak gelir tablosu ile ilişkilendirilir. Açılış birikmiş amortisman tutarıda yine enflasyona göre düzeltilmiş değerler üzerinden hesaplanarak devredilen tutar olacaktır.
ü Dönem içinde gerçekleşen çıkışlar enlasyona göre düzeltilmiş değerleri üzerinden hesaplanan net defter değerleri dikkate alınarak işleme tabi tutulur.
ü Mali tablo kalemlerine bağlanmış olan enflasyona göre düzeltilmemiş maddi duran varlık tutarları üzerinden hesaplanan amortisman giderleri tamamen ayılanarak enflasyona göre düzeltilmiş maddi duran varlık tutarları üzerinden hesaplanmış amotisman giderleri ilgili kalemlere dağıtılır.
Yapılmakta olan yatırımların tarihi maliyetleri ve iktisap tarihleri bulunur ve iktisap tarihine isabet eden düzeltme kat sayısı ile enflasyona göre düzeltilir. Böylelikle gelecek dönemlerde maddi duran varlık kalemlerine, yapıl***ta olan yatırımlar kaleminde aktifleşme olduğudunda söz konusu varlık enlasyona göre düzeltilmiş şekilde transfer edilir.
Duran varlıkların enflasyona göre düzeltilmiş tutarları hesaplanırken enlasyona göre düzeltilmemiş malı tablolarda kullanılan amortisman oranlardaki farklı bir oran kullanılabilir mi?
Enflasyon muhasebesi uyarınca, amortisman hesaplarında SPK ‘nın muhasebe standartlarında yer alan “vergi mevzuatının amortisman süresine ilişkin düzenlemelerine uyulması bu hükme aykırılık teşkil edemez.” Hukmu uygulayamaz. Daha önce bu şekilde bulunan oranlardan amortismana tabi tutulmuş varlıklar duran varlıkların ekonomik kullanılabilir ömürleri süresince amortismana tabi tutulmak zorunda olmaları nedeniyle bulunucak yeni ornalar üzeriden amortismana tabi tutulurlar.
Duran Varlıkların Enflasyona Göre Düzeltilmesi ile İlgili Örnek
Enflasyona
Göre Düzeltilmiş
Duran Varlık Kalemi İktisap Düzeltme Değer
Yılı Ayı Değeri(TL) Katsayısı
Yapılm***ta olan yatırım 2001 Şubat 500.000 1.796 898.000
Yapılm***ta olan yatırım 2001 Mart 400.000 1.532 652.000
Yapılm***ta olan yatırım 2001 Nisan 100.000 1.427 142.700
1.00.0 1.693.500
1.01.0
Enflasyona
Göre Düzeltilmiş
Duran Varlık Kalemi İktisap Düzeltme Değer
Yılı Ayı Değeri(TL) Katsayısı
Demirbaş 2001 Şubat 50.000 1.796 89.000
Demirbaş 2001 Mayıs 250.000 1.342 335.500 Makine (‘) 2001 Haziran 1.000.000 ortaklı katsayısı(‘) 1.693.500
Demirbaş 2001 Eylül 10.000 1.156 11.580
1.330.000 2.130.000
(‘) Bu durum varlık Haziran ayında yapılmakta olan yatırımlardan aktifleştirilmiştir. Dolayısıyla söz konusu kalemi enflasyone göre düzeltilirken aktifleştirme tarihi değil yatırımın tarihi dikkate alınır.
Enflasyona Enfasyona
Göre Cari yıl göre
Düzeltilmemiş Ekonomik amortisamnı Birikmiş düzeltilmiş
Duran Varlık Kalemi Değer Ömrü (yıl) gideri Amortis. net defter
Değer
Demirbaş 89.800 5 16.463(‘’) 16.463 73.337
Demirbaş 335.500 5 44.733 44.733 290.767
Makine(‘) 1.693.500 10 98.788 98.788 1.594.712
Demirbaş 11.580 5 772 772 10.808
2.130.380 160.756 160.756 1.960.624
(‘’) Düzeltilmiş değer/(ekonomik ömür x 121 x 11 x 59.800/ (5x 12) x 11 = 16.463
5.3.6 Maddi Olmayan Duran Varlıklar
Maddi duran varlıklar için uygulanan düzeltmeye ilişkin usul ve esaslar, şerefiye de dahil olmak üzere , maddi olmayan duran varlıklar için de geçerlidir.
5.3.7 Satışlar İçin Alınan Avanslar
Alınan avansların düzeltme yöntemi satın alımlar için ödenen avansalara ayrılır. Ancak, burada dikkat edilmesi gereken husus alınan avans ile ilgili satış gerçekleştiğinde gelir tablosu içindekş satış kalemi enflasyona göre düzeltilmemiş yeni tutar ile ifade edilmelidir.
5.3.8 Ertelenmiş Gelirler
Ertelenmiş gelirler fatura tarihlerine göre bakiyelerin yaşlandırılması yapıldıktan sonra ilgili düzeltme katsayısı ile çarpılarak bilanço tarihindeki paranın satın alma gücü üzerinden yansıtılacak tutarlar enflasyona göre düzeltilmiş değerleri üzerinden işleme tabi tutulurlar.
Vadeli alım-satımlar ile ilgili enflasyon düzletmesi yapılırken enflosyona göredüzeltilmemiş mali tablolardaki üç aydan uzun vadeli alacak ve borçlar için ayrılmış olan reeskont gideri ve geliri enflasyona göre düzeltilmiş mali tablolarda aynı şeklide ayrılmaya devametmeli midir?
SPK Xl. 20. Maddede 23 göre vadeli alım satımlar enflasyona göre düzeltilirken vadeli alım satım üzerindeki enflasyon payı, vadeli alım satım tarihi itibariyle ilgili borç ve alacağın vadesine denk gelen vadelerdeki devlet iç borçlanma senetlerinin faiz oranı kullaılarıak düzeltilir. Bu nedenle enflasyona göre düzeltilmemiş mali tablolardaki reeskont gideri ve geliri nitelik olarak devlet iç borçlanma senetlerinin faiz oranı kullanılmış olması ve vadeli alım satım tarihini dikkate alması sebebiyle enflasyona göre düzeltilmiş tablolarda dikkate alınmaz. Vadeli alım satımlardan doğan alacak ve borçların üzerindeki enflasyon payının düzeltilmesi in reeskont gideri ve geliri SPK XI 20 Maddede 23 teki usül ve esaslarına göre yeniden hesaplanır ve tahakkuk ettirilir.
SPK Xl. 20. Maddede 23 te belirtilen reeskont hesaplamasıyla ilgili yöntemlerin arasındaki fark nedir?
SPK Xl. 20. Maddede 23 2 ci fıkrada belirtilen yöntemin uygulaması durumunda alım veya satım tarihi ile alacak veya borcun tahsilat veya ödeme tarihleri arasına isabet eden enflsyon payı varlık, borç ve alacak. Satış; satışların maliyeti gibi ilgili kalemlerden indirilir, indirilen reeskont tutarı vade tarihine kadar finansman geliri veya gideri olarak muhasebeleştirilir. Ancak SPK Xl. 20. Maddede 23 3 cü fıkrada belirtilen yöntem uygulanırsa vadeli alım ve satımın gerçekleştiği tarih ile bu tarihi takip eden ilk bilanço tarihi arasındaki enflasyon payı ve dönem içerisinde gerçekleşmiş olan diğer alım satımlardan kaynaklanan enflasyon payı, ilgili varlık (örneğin stoklar), satış ve satışların maliyeti gibi ilgli kalemlerden indirilmemiş olur. Bu yöntemle hesaplanan reeskont tutarıda vadeye kadar finansman geliri veya gideri olarak muhasebeleştirilecektir.
5.3.9. Özsermaye Kalemlerinin Düzletilmesi
Mali tabloların enflasyona göre düzeltilecekleri ilk dönemin açılış bilançosunda geçmiş yıl kar/(zararları) dışındaki özsermaye kalemleri, arttırılmaların oluştuğu, başka bir deyişle ödenen tutarların tahsil tarihindeki düzeltme katsayısı kullanılmak suretiyle enflasyona göre düzeltilir. Açılış bilançosunda enflasyona göre düzeltilmiş tutarları ile olmak üzere, aktif kalemlerden, borçların ve özsermaye kalemlerinin çıkarılması sonucunda kalan kısım özsermaye hesap gurubu içinde, “geçmiş yıl kar/(zararları)” hesabında izlenir.
Geçmiş dönemlerde, işletmenin enflasyonun kısmi etkilerinin ortadan kaldırılabilmesi amacıyla oluşturduğu yeniden değerleme fonu gibi fonlar özsermayeden çıkarılır. Bunun yanısıra yeniden değerleme fonundan kaynaklanan sermaye arttırımlarında da artış ortakların özsermayeye katkısı olarak dikkate alınmaz. Ancak,yedek akçelerin ve dağıtılmamış karların sermeyeye ilave edilmesi, orkatlar tarafından konulan sermaye olarak dikkate alınır.
Sermaye arttırımında aynı sermaye olaması durumunda, ayni sermayenin sermayeye ilave edildiği tarihteki makul değeri esas alınır ve ilgili düzeltme katsayısı ile bilanço günündeki paranın cari satın alma gücüne getirilir.
Sermaye ilave edilimiş olsun veya almasın, emisyon primlerinin düeltilmesinde ise tahsil tarihleri dikkate alınır.
Dönem içinde ödenen temettü varsa, temettü tutarı hissedarların kar payına hak kazandığı tarihteki düzeltme katsayısı dikkate alınarak enflasyona göre düzeltilir ve enflasyona göre düzeltilen dağıtılmamış karlar rakamından düşülür.
Net dönem kar/(zararları) ise, temettü ödemesini de dikkate almak kaydıyla cari dönem ile önceki dönem birikmiş karları arasındaki farktan oluşur.
Enflasyona göre düzeltilmesi gereken özsermaye kalemleri nelerdir? Bu düzeltmeler için hangi tarihteki katsayılar kullanılmalıdır?
İşletmelerin enflasyondan korunmak maksadıyla oluşturdukları yeniden değerleme fonu gibi fonlar dışındaki tüm özsermaye kalemleri enflasyona göre düzeltilmelidir. Bu ve benzeri fonlar, düzeltme işlemi sırasında dikkate alınmaz.
Ödenmemiş sermayenin enflasyona göre düzeltilmessi ile ilgili örnekler
Ödenmemiş sermayesi 3.000.000 TL olan ve 10 Nisan 1998 tarihinde kurulmuş bir işletmenin, ödenmiş sermayesinin enflasyona göre düzeltilmesi aşağıdaki gibidir.
Arttırım tarihi Arttırım Tutar (TL) Kaynak Düzeltme katsayısı Enflasyona göre düzeltilmiş değer
10 Nisan 1998 750.000 Nakit 5.216 3.912.000
2 Mayıs 1999 1.000.000 VDE (“) 3.369 -
16 Mart 2000 1.250.000 Nakit 2.204 2.765.000
3.000.000
6,667,0000
(“) Yeniden değerleme fonu
Temettü gelirleri için hangi tarih baz alınarak düzeltme yapılmalıdır?
Temettünün gelir olarak muhasebeleştirilebilmesi için ortakların hak kazanması esastır. Temettü, gelir olarak genel kurul kararını takiben mali tablolara yansıtılır. Bu sebepten dolayı temettü gelirinin düzeltilmesinde genel kurul karar tarihi esas alınır.
Ortaklara ödenen temettünün enflasyona göre düzeltilmiş tutarı nasıl hesaplanır?
İşletmeler, ortaklarına ödenecek temettü tutarını, ödeme kararının alındığı Genel Kurul tarihindeki düzeltme katsayısı ile enflasyona göre düzeltir ve geçmiş yıl kararından düşer. Ortaklara, Genel Kurul tarihini takiben ödeme yapılmaması durumunda, işletme için bir yükümlülük doğuran ortaklara temettü borçları, iyletmeye parasal kazanç sağlayacaktır. Oluşan parasal kazanç gelir tablosu ile ilişkilendirilir.
5.4. Gelir Tablosunun Enflasyona Göre Düzeltilmesi
Tarihsel maliyete dayalı muhasebe kayıtları baz alınarak düzenlenen gelir tablosunda gelir ve gider muhasebede ilk kayıt edildikleri bedelle izlenir. Mali tabloların enflasyona göre düzeltilmesi durumunda ise gelir tablosundaki büün kalemlerin bilanço tarihindeki paranın satın alma gücü üzerinde ifade edilmesi öngörülmektedir. Bu yüzeden geler tablosunun bütün kalemileri işleminin gerçekleştiği tarihler baz alınarak ilgili düzeltme katsayıları ile düzeltilir ve bilanço tarihndeki pharanın satın alma gücü üzerinden ifade edilir.
Gelir tablosunun enflasyona göre düzeltilmesi sarısında dikkat edilecek önemli bir husus gelir tablosunda parasal olmayan kalemlerle ilişkili olarak ortaya çıkan, amortisman gideri, satılan malın maliyeti gibi kalemlerin aylık düzeltme katsayıları kullanılark enflasyona göre düzeltilmeyeceğidir. Bu kalemlerin tarihsel tutarları gelir tablosundan çıkarılır ve enflasyona göre düzeltilmiş ilgili bilanço kalemleri üzerinden yeniden hesaplanmış değerleri gelir tablosuna yansıtılır. Enflasyona göre düzeltilmemiş gelir tablosundaki dağılım yüzdeleri esas alınarak gelir tablosunun düzeltilmesi sırasında bu açıdan önemli olan satışların maliyeti ile ilgili yöntemler örnek olarak aşağıda açıklanmıştır.
Gelir tablosunun enflasyona göre düzeltilmesi sırasında dikkate alınacak diğer önemli bir husus da gelir tablosunda yer alan ertelenmiş gelir ve peşin ödenen giderlerin gerçekleşen kısımlarının enflasyona göre düzeltilmiş tutarı üzerinden yeniden hesaplanarak gelir tablosuna yansıtılması gerekliliğidir.
Yüksek enflasyon dönemlerinde, Türk Lirası üzerinden vadeli olarak alınan veya satılan varlıkların fiyatı enflasyondan korunmak amacıyla bir enfllasyon payını da içermektedir. Bu pay, alım satım tarihi itibariyle ilgli borç veya alacağın vadesine denk gelen vadelerde devlet için borçlanma senetleri için borsalarda veya teşkilatlanmış diğer piyasalrda oluşan faiz haddi olarak tespit edilir ve ilgili kalemler bu tutar düşüldükten sonra kalan tutarlar üzerinden enflasyona göre düzeltme işlemine tabi tutulur. Tabliğ alım satım ve işlem yoğunluğu gibi nedenlere enflasyona göre düzeltme yapılmasında zorluk bulunması durumunda, enflasyona göre düzeltmenin alım satım tarihleri itibariyle değil, ödeme tahsil tarihleri dikkate alınarak yapılmasını öngörmektedir. Bu yönteme göre, vadeli bilanço tarihinden sonra olan borç ve alacaklar reeskont tabi tutalur ve reeskont tutarı varlık, borç ve alacak, satış, satışların maliyeti gibi ilgli oldukları kalemlerle işikilendirilir.
Kur farkı ve faiz gelir/gider enflasyon düzeltmesine tabi tutulmakta mıdır? Gelir tablosunda parasal olmayan kalemlerle ilişkili olmayan tüm kalemler işlem tarihindeki düzeltme katsayısı kullanılark düzeltilirler. Bu uygulamanın istisnası yoktur.
Gelir tablosu enflasyona göre düzeltilirken yıllık ortalama düzeltme katsayısının kullanılmasının kullanılması doğru mudur?
Eğer gelir tablosu işlemleri yıl içerisinde eşit ağırlıklı olarak dağılmışsa, yani mevsimsel bir etki barındırmıyorsa, enflsayona göre düzeltmelerde kolaylık sağlanması amacıayla yıllık ortalama endeks kullanılabilir.
Gelir tablosu kalemlerinin enflasyona göre düzeltilmesi (satışlar) ile ilgili örnek
2001 yılı 12 aylık satış rakamlarının aylık detaylar ve aylık düzeltme katsaya-ıları kullanılarak enflasyona göre düzeltilmesi
Düzeltilmemiş mali tablolarda aylar itibariyle satışlar Düzeltme katsayısı Enflasyona göre düzeltilmiş değerler
Ocak 90,000 1,843 165,870
Şubat 100,000 1,796 179,600
Mart 105,000
1,632 171,360
Nisan 135,000 1,427 192,645
Mayıs 130,000 1,342 174,460
Haziran 145,000 1,305 189,225
Temmuz 150,000 1,263 189,450
Ağustos 180,000 1,220 219,600
Eylül 292,500 1,158 338,715
Ekim 357,500 1,085 387,888
Kasım 162,500 1,041 169,163
Aralık 140,000 1,000 140,000
Toplam satışlar 1,987,500
2,517,976
Satışların Maliyeti
Saışların maliyetinin enflasyona göre düzeltilmesi için öncelikle üretim maliyeti içindeki kalemlerin aylık bazda dökümlerinin elde edilmesi gerekmektedir. Üretim malyetine giren ve tarihsel değerlerinin baz alındığı aortisman gideri ve ilk madde ve malzeme gideri haricindeki kalemler ilgili ayların endeksi ile enflasyona göre düzeltilir. Üretime giren enlasyna göre düzeltilmiş ilk madde ve malzeme giderinin tutarı enflasyna göre düzeltilmiş ilk madde ve malzeme açılış bakiyesi ile enflasyona göre düzeltilmiş ilk madde ve malzeme açılış bakiyesi ile enlasyına göre düzeltilmiş ilk madde ve malzeme kapanış bakiyesi arasındaki farkın mutabakatından hesaplanır.
Satışların maliyeti içindeki enflasyona göre düzeltilmemiş mali tablolardan gelen amortisman gideri çıkarılarak yerine enflasyona göre düzeltimiş amortisman giderinin üretimle ilişkilendirilen kısmı konulur.
Üretim Şirketi Ticaret Şirketi
İlk madde ve mazeme Dönem başı satok
bu döenem satın alınan
kullanılan
dönem sonu stok
Yarı mamül Dönem başı stok
Hammadde kullanım
İşçilik ve diğer üretim giderleri
Amortisman gideri
Mamüllere transfer
Satılan (SMM)
Dönem sonu stok Giderlere enflasyona göre düzeltmek amortisman gideri ise enflosyana göre düzenlenmiş maliyetlerden hesaplamaktır
Ticari malların (devir hızlarının esas alınması durumunda) ve satılan ticari mal maliyetinin enflasyona göre düzeltilmesi ile ilgili örnek
İşletmenin 31 Aralık 2000 tarihi itibarıyle ticari mallarının stokta kalış süresi 20 gündür. İşletmenin dönem başı ve dönem sonu ticari mal miktarı aşağıdaki gibidir. İşletme Haziran 2001 tarinde alım yapmıştır. Satılan ticari mal maliyetinin enflasyona göre düzeltilmesi aşağıdaki gibidir;
Dönem başı stok: 100 adet
Dönem sonu stok: 150 adet
Dönem içi satılan stok: 1100 adet
Dönüş hızı= (((100+150)/2)/1.100x360=41gün
Tarihi elede etme maliyeti (TL) Düzeltme katsayısı Enflasyona göre düzeltilmiş değer
(+) dönem başı stok 35.000 1.886 66.010
(+) dönem içi alışlar 462.000 1.305 602.910
(-)dönem sonu stok (70.000) 1.041 (72.870)
(=) satılan ticari mal maliyeti 427.000
596.050
5.5. Net Parasal Pozisyon Kar veya Zararının Hesaplanması
Enflasyon muhasebesinin temel amaçlarından biri, dönem içinde parasal varlıkları veya yükümlülükleri elde bulundurmaktan dolayı oluşan net parasal pozisyon kar ve zararının muhasebeleştğerilmesidir. Net parasal pozisyon kar veya zararı, işletmelerin parasal yükümlülükler ve varlıklar bulundurmalarından doğar ve gelir tablosunda “net parasal pozisyon karı/(zararı)” adı altında ayrı bir kalem olarak gösterilir.
Net parasal pozisyon aşağıda görülen basit denklem ile de açıklanabilir:
VARLIKLAR
· Parasal
· Parasal olmayan ÖZSERMAYE YÜKÜMLÜLÜKLER
· Parasal
· Parasal olmayan
= +
Parasal
varlıklar Parasal olmayan yükümlülükler Parasal
yükümlülükler
Parasal
yükümlülükler
Parasal
yükümlülükler
ÖZSERMAYE Parasal olmayan yükümlülükler
Parasal olmayan yükümlülükler
Parasal olmayan yükümlülükler
Parasal olmayan varlıklar Parasal olmayan varlıklar
Parasal olmayan varlıklar
Parasal olmayan varlıklar
Parasal
yükümlülükler
Parasal
yükümlülükler
Parasal olmayan yükümlülükler
Parasal olmayan varlıklar
ÖZSERMAYE
- = - +
Parasal pozisyon Parasal olmayan pozisyon
Yüksek enflasyon dönemlerinde işletmeler, parasal varlıklar ve yükümlülükler nedeniyle oluşan kazanç ve kayıpları birbirinden mahsup etmek suretiyle, net parasal pozisyon kar veya zararını hesaplarlar. Bu hesaplama, parasal olmayan bilanço kalemlerinin, özsermayenin ve gelir tablosunun düzeltme işlemine tabi tutulması sonucunda aktif ve pasif arasında ortaya çıkan fark olarak da yapılabilir.
Enflasyona göre düzeltilmiş mali tabloların düzenlenmesinde çok önemli olan bir husus da net parasal pozisyon kar ve zararının hesaplanması ve düha sonra enflasyona göre düzeltmelerin sonucunda oluşan tutarın doğruluğunun ispatlanabilmesidir.
Net parasal pozisyon kar veya zararı, genel fiyat endeksindeki değişikliklerin, ağırlıklı ortalama yöntemine göre bulunan net ortalama parasal pozisyona uygulanması suretiyle yaklaşık olarak tahmin edilebilir. Dönem başı net ortalama parasal pozisyonu ve dönem sonu net ortalama parasal pozisyonu bu yöntemde kullanılabi
Kişi ve şirketlere ait işletmelerin muhasebe sistemlerini kuran, geliştiren; muhasebe, finans ve mali (para ile ilgili) konularda belgelere dayanarak inceleme ve denetim yapan, mali tabloların ve beyannamelerin yasa ve yönetmelik hükümleri, muhasebe prensipleri ile muhasebe standartlarına uygunluğunu ve hesapların denetim standartlarına göre incelendiğini onaylayan kişidir. (Yeminli Mali Müşavirler defter tutamazlar.)
GÖREVLER
- Meslek elemanlarının Serbest Muhasebeci - Mali Müşavirlerin yaptığı görevlerin dışında asıl işlevleri tasdik işlemlerini yapmaktır. (Yeminli mali müşavirlerin tasdik edecekleri belgeler, tasdik konuları ile tasdike ilişkin usul ve esaslar; gerçek ve tüzel kişilerin mükellefiyet şekilleri, işkolları ve ciroları, döviz kazandırıcı işlemleri, ithalat ve ihracatları, yatırım miktarları ve nevileri ile belgelerin ibraz edileceği merciler esas alınmak suretiyle Maliye ve Gümrük Bakanlığınca çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir.) - Yeminli Mali Müşavirler yaptıkları tasdikin doğruluğundan sorumludurlar. Yaptıkları tasdikin doğru olmaması halinde, tasdikin kapsamı ile sınırlı olmak üzere, kayba uğratılan vergilerden ve kesilecek cezalardan yükümlülerle birlikte ve zincirleme sorumlu olurlar. Yeminli Mali Müşavirler yaptıkları tasdikin kapsamını düzenleyecekleri raporda açıkça belirtirler.
KULLANILAN ALET VE MALZEMELER
- Bilgisayar, hesap makinesi, - Yasal defterler, beyannameler, makbuzlar, - Çeşitli kırtasiye malzemeleri.
MESLEĞİN GEREKTİRDİĞİ ÖZELLİKLER
Yeminli Mali Müşavir olmak isteyenlerin; - Sayısal düşünme yeteneğine, - Ayrıntılara dikkat edebilme gücüne sahip, - Büro işlerinde çalışmaktan ve verilerle (sayılarla) uğraşmaktan hoşlanan, - Düzenli, sorumlu, sabırlı ve dikkatli kimseler olmaları gereklidir.
ÇALIŞMA ORTAMI VE KOŞULLARI
Yeminli Mali Müşavirler, büro ortamında ve oturarak görev yaparlar. Görev sırasında birinci derecede verilerle ilgilidirler. Çalışma koşulları düzenlidir. Kişi çalışırken, zaman zaman işletme sahipleriyle, Maliye Bakanlığı personeliyle, bağlı olduğu meslek kuruluşlarıyla ve meslektaşlarıyla etkileşim halindedir.
ÇALIŞMA ALANLARI VE İŞ BULMA OLANAKLARI
- Yeminli Mali Müşavirler yasa gereği olarak muhasebe bürosu açamamakta ve muhasebe bürolarına ortak olamamaktadır. Kendilerine özel Yeminli Mali Müşavirlik bürosu açabilirler. - Özel işletmelerde çalışabilirler. - Vergi ilişkileri, ticaret, hukuk, finans ve endüstri sektöründe meydana gelen gelişmelerin yarattığı mali ve ekonomik sorunların her geçen gün giderek daha karmaşık hale gelmesi meslek elemanlarına duyulan ihtiyacı artırmaktadır.
MESLEĞE EĞİTİMİNİN VERİLDİĞİ YERLER
3568 sayılı Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci - Mali Müşavirlik, Yeminli Mali Müşavirlik kanunu gereğince; - Hukuk, İktisat, Maliye, İşletme, Muhasebe, Bankacılık, Kamu yönetimi, İktisadi ve İdari Bilimler ve Siyasal bilimler dallarında eğitim veren fakülteler, - Yukarıda yazılı bölümlerle denkliği yüksek öğretim kurumunca tasdik edilmiş yabancı yüksek öğretim kurumları, - Yukarıdaki yazılı bölümlerde yüksek lisans eğitimi veren fakülteler.
EĞİTİMİN SÜRESİ VE İÇERİĞİ
Yeminli Mali Müşavir olabilmek için; En az 10 yıl Serbest Muhasebeci - Mali Müşavir olarak çalışmış olmak. (Bu süre bir anlamda Yeminli Mali Müşavirlik için staj alarak düşünülebilir.) Ayrıca, 13 Haziran 1989’da çıkarılan 3568 sayılı Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirlik Meslek kanunu uyarınca vergi inceleme yetkisi almış olanların, bu yetkiyi aldıkları tarihten itibaren kamu kurum ve kuruluşlarında geçen hizmet süreleri ile hukuk, iktisat, maliye, işletme, muhasebe, bankacılık, kamu yönetimi ve siyasal bilimler dallarında öğretim üyeliği veya görevliliği yapmış olanların bu hizmetlerinde geçen süreleri serbest muhasebeci mali müşavirlikte geçmiş süre olarak kabul edilir. Yapılan Yeminli Mali Müşavirlik sınavında başarılı olmak. (Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirlik Meslek kanunu uyarınca vergi inceleme yetkisi almış ve mesleki yeterlilik sınavını vermiş olanlar ile yukarıda sayılan bölümlerde profesörlük unvanı almış bulunanlar için sınav şartı aranmaz.) Yeminli Mali Müşavirlik sınavı konuları: 1. İleri düzeyde Finansal Muhasebe 2. Finansal Yönetim 3. Yönetim Muhasebesi 4. Denetim ,Raporlama ve meslek hukuku 5. Revizyon 6. Vergi tekniği 7. Gelir üzerinden alınan vergiler 8. Harcama ve Servet üzerinden alınan vergiler, 9. Dış Ticaret ve Kambiyo Mevzuatı 10. Sermaye Piyasası Mevzuatı
MESLEKTE İLERLEME
Yeminli Mali Müşavirlik genel adı muhasebecilik olan mesleğin ilerleme açısından son basamağı olup Yeminli Mali Müşavirlerin ilerleyebilecekleri bir aşama bulunmamaktadır. BENZER MESLEKLER : Noter, Vergi kontrolörü, Hesap uzmanı, Maliye ve sigorta müfettişi, Bankacı.
BURS, KREDİ VE ÜCRET DURUMU
Yeminli Mali Müşavir adayları Serbest Muhasebeci-Mali Müşavir olarak çalışırken değişiklik gösterebilen oranlarda gelir elde etmektedirler.
Her Yeminli Mali Müşavirin kazanç durumu ise denetimini yaptığı işyerine, işteki tecrübesine, başarısına ve iş kapasitesine göre değişebilmektedir.
DAHA AYRINTILI BİLGİ İÇİN BAŞVURULABİLECEK YERLER
- İlgili Eğitim Kurumları, - Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü Ankara Meslek Danışma Merkezi, - Bünyesinde Meslek Danışma Merkezi bulunan Türkiye İş Kurumu İl ve Şube Müdürlükleri.
Bir kurumun ya da işletmenin para ile ilgili işlemlerini yürüten ara insan gücüdür.
GÖREVLER
- Maliye (para) konusu ile ilgili işlerini yürürlükteki kanun, tüzük, yönetmelik ve diğer mevzuata uygun olarak yapar, - İşyerinin ekonomik raporunun hazırlanmasında kendisine verilen görevleri yapar, - İşyeri ve müşterilerine muhasebe ve mali konularda danışmanlık yapar, - İşyerinin diğer kurum ve kuruluşlarla ilgili mali işlemlerinin kayıtlarını tutar, - Ödenecek vergileri hesaplayarak ödenmesini sağlar, - Kurumun giderleri ile alacaklarını izler, bunlarla ilgili tablo ve rapor hazırlar, - Gelen hesap ekstrelerinin doğruluğunu kayıtlardan kontrol eder, - Mali işlerle ilgili gerekli yazılı ve diğer ilgili evrakların bastırılmasını temin eder.
KULLANILAN ALET VE MALZEMELER
- Bilgisiyar, - Daktilo, - Büro araç ve gereçleri, - Yazıcı.
MESLEĞİN GEREKTİRDİĞİ ÖZELLİKLER
Maliye meslek elemanı olmak isteyenlerin; - Matematik ve ekonomiye ilgi duyan ve bu alanlarda başarılı, - Ayrıntıyı algılayabilen, dikkatli, sorumluluk sahibi, - Başkaları ile iyi ilişkiler kurabilen, - Kapalı ortamda çalışmaktan rahatsız olmayan kişiler olmaları gerekmektedir.
ÇALIŞMA ORTAMI VE KOŞULLARI
Maliye meslek elemanları daha çok bürolarda çalışmakla beraber zaman zaman vergi mükelleflerini yerinde ziyaret ederler.
Meslektaşları ve vergi mükellefleri ile iletişimde bulunur.
ÇALIŞMA ALANLARI VE İŞ BULMA OLANAKLARI
Maliye Meslek Elemanları, Maliye Bakanlığının merkez ve taşra teşkilatları ile mal müdürlükleri ve diğer kamu kurumlarının bütçe ve gelirle ilgili birimlerinde çalışabilmektedirler.
Ayrıca özel sektör kuruluşlarının mali birimlerinde, Yeminli Mali Müşavir, Serbest Muhasebeci –Mali Müşavir ve Muhasebe bürolarında çalışabilirler.
MESLEK EĞİTİMİNİN VERİLDİĞİ YERLER
Mesleğin eğitimi çeşitli üniversitelere bağlı meslek yüksekokulların maliye programında verilmektedir.
MESLEK EĞİTİMİNE GİRİŞ KOŞULLARI
- Meslek liselerinin Maliye bölümünden mezun olanlar “Maliye” ön lisans programına sınavsız geçiş için başvurabilirler. Gereken koşullara sahip oldukları takdirde yerleştirilebilirler. - Meslek liselerinin sınavsız geçiş için belirlenen bölümleri dışındaki bölümlerden ya da liselerden mezun olanlar/olacaklar ise sınavsız yerleştirme sonunda kontenjan kalırsa ek yerleştirme ile açık olan programlara isteklerine ve ÖSS puanlarına göre yerleştirilebileceklerdir. Bunun için bu kişilerin ÖSYM Başkanlığınca yapılan Öğrenci Seçme Sınavına (ÖSS) girmeleri ve yeterli “Eşit Ağırlıklı (EA)” puanı almaları gerekir.
EĞİTİMİN SÜRESİ VE İÇERİĞİ
- Bu mesleğin eğitimi lise eğitimi üzerine 2 yıldır.
Eğitim süresince; - I.ve II. Yarıyılda; Atatürk İlkeleri ve İnkilap Tarihi, Türk Dili, Yabancı Dil gibi genel kültür derslerinin yanında Ticari Matematik, Genel Muhasebe, Hukukun Temel Kavramları, Mikro Ekonomi, Genel İşletme, Kamu Maliyesi, Makro Ekonomi, Temel Bilgisayar Teknolojisi, - III.ve IV.yarıyılda; Şirketler Muhasebesi, Vergi Hukuku, Devlet Bütçesi, Yönetim Hukuku, Maliyet Muhasebesi, Türk Vergi Sistemi, Mahalli İdareler maliyesi, Türkiye Ekonomisi, Yerel Yönetim, Envanter Bilanço, Ticari İşletme Hukuku, Maliye Politikası, İstatistik vb. dersler verilmektedir.
MESLEKTE İLERLEME
- Maliye meslek elemanları, ÖSYM tarafından yapılan Dikey Geçiş Sınavı’nda başarılı oldukları takdirde; Bankacılık, Bankacılık ve Finans, Bankacılık ve Finansman, Kamu Yönetimi, Maliye, Sermaye Piyasası, Sigortacılık, Sigortacılık ve Risk Yönetimi, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi, Uluslararası Finans, Uluslararası İşletmecilik, Uluslararası Ticaret, Uluslararası Ticaret ve İşletmecilik lisans programlarından birine dikey geçiş yapabilirler. - Kamu kurumlarında gerekli şartlara sahip olmak ve çalışma sürelerine (kıdem), almış oldukları hizmet içi eğitimler ve görevde yükselme yönetmelikleri doğrultusunda bir üst pozisyonlara atanabilmektedirler. Ön lisans eğitimlerini lisans düzeyine (4 yıllık) tamamlamaları durumunda müdür yrd, müdür vb. yönetici pozisyonlarda çalışabilirler. - Bununla birlikte kişisel başarı ve gelişim de mesleki kariyerde etkili olmaktadır.
BURS, KREDİ VE ÜCRET DURUMU
Eğitim süresince herhangi bir maddi kazanç söz konusu değildir. Öğrenciler Kredi ve Yurtlar Kurumu tarafından verilen öğrenim ve harç kredisinden yararlanabilirler. Kredi ve Yurtlar kurumuna ait yurtlarda barınma ihtiyacını giderebilirler. Kamu kurum ve kuruluşlarında 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre ücret alırlar. Kıdeme göre ve yıllık belirlenen oranlara göre ücret artışları yapılmaktadır.
Özel sektör kuruluşlarının mali birimleri ile muhasebe bürolarının etkinlik ve büyüklüğüne, meslek mensubunun iş deneyimlerine göre alınan ücret asgari ücretin 3-4 katı arasında değişmektedir.
DAHA AYRINTILI BİLGİ İÇİN BAŞVURULABİLECEK YERLER
- İlgili eğitim kurumları, - Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü Ankara Meslek Danışma Merkezi, - Bünyesinde Meslek Danışma Merkezi bulunan Türkiye İş Kurumu İl ve Şube Müdürlükleri.
Emin olmadığınız zamanlarda işlem yapmayın. Kendinizi her gün alım/satım yapmak zorunda hissetmeyin. Başarılı sonuca ulaşabilmek için disiplinli olmanız ve sabırla iyi fırsatları beklemeniz gerekir. Bir pozisyona girmişseniz sonucunu bekleyin. Şüpheleriniz varsa pozisyonunuzu kapatıp kenara çekilin. Serbest fiyatlı emir vermeyin. Kısa vadede alım/satım yapan spekülatörlerin serbest fiyatlı emirlerden kaçınması gerekir. Limitli fiyat emirleri kullanmak daha doğrudur. İnandığımız hissede birkaç basamak ucuz alma hesabını yapmayın.
Kendi kendinizi tanıyın. Spekülatif hareketlerde duygulara hakim olmak gerekir. Eğer girdiğiniz bir pozisyon gece uykularınızı kaçırıyorsa o pozisyonu mutlaka kapatmalısınız. Küçük başlayın. Bilmediğiniz bir alanda para kaybetme tehlikesi yerine kağıt üzerinde alım satım yaparak başlayın. Borsada tecrübeniz yoksa ilk alışlarınızı küçük miktarlarda ve fazla hareketli olmayan hisselerle yapın. Bu işe ilk defa başlıyorsanız hareketli hisselere girmeden alım satımdaki zamanlamanın önemini kavrayın.
Ara verin. Her gün yapılan alım satımlar kişinin karar verme yeteneğini köreltebilir. Başarılı spekülatörler, hatalı kararlarının artmaya başladığını hissettiklerinde borsayı unutup tatile giderler. Seans içinde karar vermeyin. Kararlarınızı, etkilenmeyeceğiniz bir ortamda verin. Seans anında görüşlerinize ters düşen hareketlerin planlarınızı etkilemesine izin vermeyin. Daha önce düşünmediğiniz yeni fikirler oluşturmayın. İyice incelenmeden yapılan hareketlerin genellikle zararla sonuçlandığı gözlenir.
Çoğunluğa uymayın. Yapılan istatistikler, çoğunluğun her zaman yanlış düşündüğünü göstermiştir. Herkesin bildiği fikirlerden, haberlerden kaçının. Bazı istatistik büroları aracı kurum ve bankaları arayarak borsa hakkındaki görüşlerini düzenli olarak sorar. Bu görüşler iyimserlik yüzdesi olarak her hafta yayınlanır. Yüzde 85'in borsayı çok iyi görmesi, düşüş belirtisi olarak kabul edilir. İyimserliğin yüzde 25 in altına düşmesi ise yükseliş belirtisidir. Kendi fikrinizle başkalarının fikrini birbirinden ayırın. Kendi kararlarımızı verdikten sonra başkalarının sizi etkilemesine müsaade etmeyin. Dış görüşlerden etkilenirseniz sürekli karar değiştirmek zorunda kalabilirsiniz. Çevrenizde her zaman sizi ikna edecek mantıklı sebepler olacaktır. Kararınızı değiştirirseniz daha sonra ilk kararınızın yenisinden daha doğru olduğunu göreceksiniz.
Emin olmadığınız zamanlarda işlem yapmayın. Kendinizi her gün alım/satım yapmak zorunda hissetmeyin. Başarılı sonuca ulaşabilmek için disiplinli olmanız ve sabırla iyi fırsatları beklemeniz gerekir. Bir pozisyona girmişseniz sonucunu bekleyin. Şüpheleriniz varsa pozisyonunuzu kapatıp kenara çekilin. Serbest fiyatlı emir vermeyin. Kısa vadede alım/satım yapan spekülatörlerin serbest fiyatlı emirlerden kaçınması gerekir. Limitli fiyat emirleri kullanmak daha doğrudur. İnandığımız hissede birkaç basamak ucuz alma hesabını yapmayın.
Aşağı doğru ortalama yapmayın. Önceden aldığınız bir hisse ucuzlayınca ek alımlar yaparak maliyetinizi ucuzlatmaya çalışmayın. Aşağı giden fiyatlarda hiçbir zaman ortalama yapılmaz. Eldekilerin satışı daha doğrudur. Yükselen fiyatlarda ek alım yapılması mümkündür. Bunun da piramit gibi kademeli yapılması gerekir. Yüksek miktarlardaki alımı tek fiyattan yapmayın. Büyük portföyler için yapılan alımları bir kaç güne ve değişik fiyatlara yayın. İlk alım yapıldıktan sonra hareketin doğru olup olmadığını gözleyin. Pazarın yönünde aksi bir değişiklik yoksa alıma devam edin.
Kaybeden bir pozisyona hiç bir zaman ek alım yapmayın. Kendinize ve aldığınız hisseye ne kadar güvenirseniz güvenin eğer zarar ediyorsanız ek alım yapmayın. Aldığınız hissenin düşüyor olması, sizin piyasanın yönüne uyum sağlayamadığınızı gösterebilir. Maliyet düşürme çabası pozisyonu daha da kötüleştirebilir. Zararı kesin. Piyasa sizin düşüncenize ters hareket ediyorsa hata yaptığınızı kabul edin. Elinizdekini satın. Zararın neresinden dönülse kardır. Borsaya yeni girenlerin başarısız olmalarının en büyük etkeni hata yapmış olabileceklerini kabullenmemeleridir. Piyasa istediğiniz yöne dönsün diye beklemek yerine, pozisyonu zararla kapatmak disiplin ve irade gerektirir. Başarının sırrı buradadır.
Zararı sevin. Zararda iken satış yapmak çok zordur fakat zararı sevmeyi öğrenmelisiniz. Çünkü zarar, karın kardeşidir. Onurunuzu zedelemeden zarar etmeyi kabullenirseniz, zararınız sınırlanacak ve başarınız artacaktır. Beklenenin tersini yapın. Piyasada beklenen bir olayın beklenen reaksiyonu görmemesi al/sat sinyalidir. Beklenen olumlu bir haberin açıklanmasından sonra sonra fiyatlar hala yükselemiyorsa düşüş olacaktır. Olumsuz olay ve haberler piyasayı aşağı doğru etkileyemiyorsa yükseliş olacaktır.
Tepe ve dip noktalardan kaçının. Alçalan trendde fiyatın her yukarı çıkışı, trendin o seviyeden değişeceğini göstermez. Her dönüş noktasında burası en düşük yerdi diye alim yapmak size çok pahalı bir ders olabilir. Tepe ve dip noktalarının kendilerini ispat etmelerini beklemek daha az zararlıdır. En tepede satmak, en dipte almak çabasında olmayın. Söylentiyi alın, gerçeği satın. Eğer bir hisse için olumlu söylentiler yayılmaya başlıyorsa alın. Söylentilerin kesinleştiği anlaşılınca satın. Söylentiler ilk duyulduğunda hisseye talebi artırır. Dedikodular resmiyet kazandığında fiyat zaten yükselmiştir. Satış yapın. Siz yine de söylentilerle hareket etmeyin.
Çok kısa vadede oluşan karı alıp hisseden uzaklaşın. Bazen satın aldığımız hisse birden hiç beklemediğimiz kadar hızlı yükselmeğe başlar. Yükselişin hep aynı tempoda devam edeceğini sakın düşünmeyin. Satış yaparak mutlaka kan realize etmelisiniz. Küçük hesaplar yapmayın. Seçtiğiniz hissenin yükseleceğine gerçekten inanıyorsanız ucuz almaya çalışmayın. Piyasa fiyatının 1000 lira altında almaya çalışırken hisseyi kaçırabilirsiniz. Bir kaç kademe ucuz almaya çalışmak bazen çok önemli fırsatların kaçmasına neden olur. Kararlı olun. Karar verdiğiniz zaman beklemeyin, uygulayın.
İçinde bulunduğunuz trendleri izleyin. Fiyat trendi en iyi dosttur. Bir hissenin uzun trendi, orta vadeli trendi ve kısa vadeli trendi hakkında bilginiz olmalıdır. Bazen biri yukarı, diğeri aşağı doğru olabilir. Hangi zaman zaman diliminde alım satım yapmak istediğinizi tayin etmelisiniz. Trend dönüşlerini kollayın. Bazı spekülatörler alım satım kararlarını oluştururken dikkatlerini bu noktaya toplarlar. Fiyatın trend çizgisi dışına çıkması ve orada kendini ispat etmesi çoğunlukla trend dönüşünü ortaya koyar. Yükselen çizginin aşağı doğru geçilmesi sat, alçalan çizginin yukarı doğru geçilmesi al sinyali sayılır.
Fiyat hareketleri ile birlikte işlem miktarlarını da izleyin. Fiyat ile işlem miktarının birlikte artması, alış sinyalidir. Yükselişin devam edeceğini gösterir. Fiyat azalırken işlem miktarının artış göstermesi satış işaretidir. Kararsız fiyat hareketlerinde miktar artıyorsa fiyatın yönü belli olana kadar bekleyin. Pazarın değişen momentumuna bakın. Eğer borsa her gün yükseliyor fakat yükseliş her gün daha azalıyorsa bu pazarın aşağı döneceğini gösterir. Momentum zayıflamaktadır. Borsa günlerdir düşüyor fakat düşüş hızı gün geçtikçe azalıyorsa yön değiştirme zamanı yaklaşmaktadır. Pazarın momentumu artmaktadır.
Kuvvetli hareketlerin ardından düzeltme geleceğini unutmayın. Bir hisse kısa zamanda çok hızlı yükselmişse alım için gerilemesi beklenmelidir. Bazen bu gerileme toplam yükselişin yüzde 60'ına varabilir. Hızlı bir düşüşte satış kararı alındıysa düzeltme yaparak fiyatın biraz yükselmesi beklenir. Alım/satım kararlarınızı o günkü fiyata dayandırmayın. Fiyat çok düştü, atık düşmez veya çok yükseldi artık yükselmez sanmayın. Fiyatların alt ve üstüne kendiniz sınır koymayın. Çünkü fiyatlar sınır tanımaz. Bir kaç senede hiç ummadığınız kadar yükselebilir veya alçalabilir.
Banka bugünkü iktisadi ve ticari hayatta çok önemli bir yeri olan, sermaye, para ve kredi üzerine her çeşit işlemi yapan, halkın belirli bir zaman içinde harcamadığı paraları kabul ederek bunları nema getirir şekilde plase eden, özel ve tüzel kişilerin, devletin ve işletmelerin bu alandaki tüm ihtiyaçlarını karşılamak üzere çalışan ayrıca mevduat alarak ve borç vererek bu kurumların karlarının yatırılan ve kredi olarak verilen paralara uygulanan faizler arasındaki fark ve hizmetlerden alınan harçlardan ibaret olduğu finansal kurumlardır.
2-Risk Kavramı
Bankalar açısından risk, planlanan ve arzu edilen başarının gerçekleşmemesini ifade etmektedir. Kar maksimizasyonu amacını güden işlemler olan bankaların bu amaçlarında meydana gelebilecek sapmalar risk unsurunu ortaya çıkarmakta ve riskin bankacılıkta önlenemeyen ve giderilemeyen bir faktör olarak ele alınmasını zorunlu hale getirmektedir.